Nefs-i Tebrîz'in enderûn [u] bîrûnunda niçe yüz kibâr-ı kümmelînler vardır, ammâ îrâdı tatvîl-i kelâm ve kesret-i kitâbet verdiğiyçün bu kadar ile iktifâ etdik. Temmet bi's-selâm (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b ·
metinde göster ·
… kırk batman-ı Osmânî gelir bir salkım hıstâvîyi akkâmbaşının eline verüp "Hazâ
temme'l-Bağdâd
" deyüp Şeyh Bekkâr sehel gidüp gülerek Murtezâ Paşa'nın yanına gelüp tebessüm e …
Şeyh Bekkâr Uryân: Şeyh Bekkâr cânib-i şarkdan berü pâ-bürehne ve ser-bürehne ve bî-pîrehen Şeyh Bekkâr iki ellerin kitiflerine komış zengûle ve hurde ve türtelleri salınup zâhir olup asker-i İslâm içre "Ene câ‘e'l-Bağdâd!" diyerek ubûr ederken Akkâmbaşı Halîl Ağa, gâyet sulehâ-yı ümmetden kimesne idi. Ol eyitdi: "Yâ Şeyh Bekkâr! Eyne hedâ-yı Bağdâd?" deyince hemân Şeyh Bekkâr'ın iki elleri omuzunda iken "Bismillah" deyüp sağ eliyle omuzundan bir salkım Bağdâd'ın hıstâvî hurması kim henüz Bağdâd'ın Rûm nahiye şehrinden kopmuş gibi kırk batman-ı Osmânî gelir bir salkım hıstâvîyi akkâmbaşının eline verüp "Hazâ temme'l-Bağdâd" deyüp Şeyh Bekkâr sehel gidüp gülerek Murtezâ Paşa'nın yanına gelüp tebessüm ederek "Yâ Murtezâ! Rûh ile'r-Rûm ba‘dehû râh ile'l-Kostantiniyye ve râh Arzırûm, râh ilâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) râh ile'l-Bağdâd ve râh ilâ bilâdi'l-Ekrâd, mâte min muhabbetillah, eş-şehîd fî kılâ‘ı'd-Dühük" deyüp bu gûne rumûz [u] künûz kelimâtlar edüp Şeyh Bekkâr'ın bu kelâm-ı rumûzundan bir ferd-i âferîde haberdâr olmayup Şeyh Bekkâr Şâm'a doğru teveccüh edüp ân-ı vâhidde zıll-ı zâ’il gibi gâ’ib oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50a ·
metinde göster ·
… -ı ibret-nümâları vardır ammâ tahrîrinde aczimiz vardır. Bu kadar iktifâ etdik,
temme'l-hayr
.
Evvelâ Küçük hammâm önünde Tohum Baba Sultân, ve bâğlar içinde Durhan Baba Sultân ve Doğan Dede Sultân ve Tabahâne mahallesinde Karaca Ahmed Dede, andan şehrin nîm sâ‘at garbına ba‘îd karye-i Ahad Evren'de Abdülmü’min Baba; bir mesîregâh-ı teferrücgâh tekye-i dervîşân-ı Bektâşiyândır. Bundan gayri Eski Zağra şehrinin yetmiş seksen aded mesîregâh-ı ibret-nümâları vardır ammâ tahrîrinde aczimiz vardır. Bu kadar iktifâ etdik, temme'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133b ·
metinde göster ·
Ve haftada iki gün ma‘âcin kârhânesi küşâde olup şehr-i Edirne'de ne kadar sâhib-i ilel kimesne var ise dâr-ı şifâya gelüp niçe bin elvân ma‘âcin-i dermân bezl olunur. Sâ’ir haşîşât makûlesi hisâbdan âricdir. Ve besbâse ve kebâbe ve kakule [ve] zencebil ve emlec ve kebbât-ı mürabba‘ât perverdelerinin bezl olunduğu aslâ hisâba gelmez ammâ bâb-ı şifâhânenin atebe-i ulyâsı üzre şart-ı vâkıf eyle tahrîr etmiş kim "Tendürüst olan âdem bu mezkûr edviyelerden bir kırat şey alırsa alîl olup Fir‘avn [u] Kârûn'un la‘neti üzre ola" deyü la‘netnâme tahrîr olunmuşdur, ve's-selâm. Rahmetullahi aleyhim, temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166a ·
metinde göster ·
… çeküp ol zemînden kanlu yaşlar çıkduğu içün ol yere Hınâne deyü ad komuşlardır.
Temmet
bi'l-hayr ve'l-bereke, ammet bi-hakkı Muhammed ve âlihî ve ashâbihî ecma‘în.
Andan mescid-i Hınâne, Kûfe'nin yolu üzre vâki‘ olup ve İmâm Hüseyin hazretleri başını ol yerde koyup kaldırdıkları demde bir âh-ı serd çeküp ol zemînden kanlu yaşlar çıkduğu içün ol yere Hınâne deyü ad komuşlardır. Temmet bi'l-hayr ve'l-bereke, ammet bi-hakkı Muhammed ve âlihî ve ashâbihî ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
… Dili Hersek'inin ısıtması serçe kuşun bile dutduğu meşhûr-ı âfâkdır ve's-selâm,
temme'l-kelâm
.
mısra‘ı üzre yine sadede gelelim. Ol zamân ki Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldiği gün ecinne pâdişâhı Sırfeyâîl'in ervâh-ı habîse ve kavm-i şeyâtîn ile da‘vâların fasl edüp şehr-i Nasîbîn'den ecinne kavmin sürüp kavm-i ecinne bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ta‘ahhüd edüp gitdilerdi. Hikmet-i Hudâ ol zamândan berü bir sar‘a dutan âdem her kankı diyârdan gelüp şehr-i Nasîbîn'e girse bi-emrillahi Ta‘âlâ dutarıkdan halâs olur. Ammâ hâlâ şehr-i Nasîbîn'in hevâsı eyle beddir kim ısıtması, âdemi dutarıkdan eşedd dutar. Husûsan rub‘ ısıtması diyâr-ı Irâk'da ve diyâr-ı İrân u Turan'da Nasîbîn'in ve Rûm'da İznik Dili Hersek'inin ısıtması serçe kuşun bile dutduğu meşhûr-ı âfâkdır ve's-selâm, temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b ·
metinde göster ·
… olmadan kurbân-ı nâ-hakk edüp kendinin dahi ol sâ‘at hakk ve nâ-hakk kanı akdı.
Temme'l-kelâm
.
Me’âl-i kelâm kişi kulûb yıkmamak gerek ve nâ-hakk yere kurbân kanı dökmemek gerek. İmdi Çavuşbaşı halâs olmadan kurbân-ı nâ-hakk edüp kendinin dahi ol sâ‘at hakk ve nâ-hakk kanı akdı. Temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
Kırım'a giden hânlar bu kal‘ada cem‘ olup bin iki bin âdem olup pür-silâh Kılburun üzre cânib-i şarka on iki sâ‘at seğirdüp andan büyük Heyhat'a çıkup anda dahi iki gün iki gece yine şarka çöl ü çölistân ve berr ü beyâbân içre seğirdüp dâr-ı amân Kırım diyârının Orağzı nâm kal‘asına varup selâmet bulunur. Yohsa Allâhümme âfinâ bî-amân yoldur. Tatar kavmi bile havf ederler, zîrâ Kazak kâfirleri ormanlar içre pusu edüp âdem alup nehr-i Özü'de kayıklarına giderler ve's-selâm temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56b ·
metinde göster ·
… an diyârlara bu yüzden müyesser oldukları alâ kadri't-tâka bu gûne tahrîr oldu.
Temmet
.
İşte bu mahalde bu Çerâkise aslı ve fer‘i ve haseb [ü] nesebleri kavm-i Kureyş Arabından olup fırka fırka olup hikmet-i Rabbü'l-İzzet ile tahrîr olunan diyârlara bu yüzden müyesser oldukları alâ kadri't-tâka bu gûne tahrîr oldu. Temmet.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
" deyüp dest-bûs etdikde üzerime bir kerre nice "üf "dedi ise cümle çamurlar esb …
"İşte Evliyâm otuz iki dişim fedâ edüp cemî‘i ervâh-ı enbiyâ ve evliyâları şefî‘ dutup otuz iki dişlerim adedince bu kal‘a otuz iki ayda feth olur. Var git, sende bu haber Allâh emâneti olsun, ammâ ba‘de'l-feth kal‘a-i Kandiye'[de] cenâzeme gelüp hâzır olup Yeşil El Sultân şehîdimizi defn etdiğin gibi beni de anın yanına defn edüp du‘â hırmeni mahsûliyçün seng-i mezârıma bir fâtiha yaz, ve's-selâm, temme'l-kelâm" deyüp dest-bûs etdikde üzerime bir kerre nice "üf "dedi ise cümle çamurlar esbâblarım üzerinden gubâr-ı yâbis gibi dökülüp ol mülevves olmuş libâslarım henüz hayyât elinden çıkmış gibi pâk ü pâkîze olup cemî‘i libâslarım ûd u amber kokup râyiha-i misk [ü] anber-i tayerândan(?) demâğım mu‘attar oldu. Ve kendinin dâ’imâ mezkûr demir gülleyi kendünün âbdest makraması içine koyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
fî şehri Şevvâl sene seb‘a ve ışrîn ve tis‘i mie." [L. 927] tahrîr olunmuşdur.
"Etemme'l-emre'ş-şerîfe'l-âlî es-Sultân el-melikü'l-muzafferî es-Sultân Süleymân Hân ibn es-Sultân Selîm Hân halledallâhu mülkehu temme fî şehri Şevvâl sene seb‘a ve ışrîn ve tis‘i mie." [L. 927] tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185b ·
metinde göster ·
… t olunup bi-hamdillâhi te‘âlâ bu arada seyâhatnâmemizin (---) cildi tamâm oldu.
Temme
elhamdü lillâh. Y 388a Beyt:
Ba‘dehu bu hakîr Ümm-i dünyâ olan Mısır'ın alâ-kadri't-tâka ahvâlâtına vâkıf olup ba‘zı tevârîhâtlar tetebbu‘ ederek ve alâyimât-ı âsârların görerek ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etdiğimiz üzre tahrîre cür’et olunup bi-hamdillâhi te‘âlâ bu arada seyâhatnâmemizin (---) cildi tamâm oldu. Temme elhamdü lillâh. Y 388a Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y387b–Y388a ·
metinde göster ·