… ptılar taŋrıḳa hem yalavaçıŋa yana şek bolmadılar ḳatlandılar malları birle hem
tenleri
birle taŋrı yolı içinde olar anlar könike tapuġlılar
15 bütünlükin müʾminler anlar kim taptılar taŋrıḳa hem yalavaçıŋa yana şek bolmadılar ḳatlandılar malları birle hem tenleri birle taŋrı yolı içinde olar anlar könike tapuġlılar
gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. V …
Ve mihmânhânemize karîb Zâl Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve gayrı huddâmları mergûb hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve ferşi serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir hammâm-ı münevverdir kim cemî‘î camları billûr ve necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi var, cümle dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı beher yevm birer şele, ya‘nî birer sepet berk-i verd-i handân döküp gûyâ cümle dilberân gülâb içinde şinâverlik edüp beyâz vücûdlarına gül yaprakları yapışup sîmîn tenleri gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. Ve cemî‘î dilberânları bî-bâk u bî-pervâ havz içre perr-i tâvûsî perendeler ve kebûterî perendeler atup şivekârlığ ve çâresâzlığ edüp arz-ı 295b ma‘rifet edüp ırz [u] vakârların setr eder bir alay mahbûbândır. Hulâsa-i kelâm bu hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binânın midhatinde ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî içre ankâ hâcegiyân ve mün‘im sevdâgerânlar vardır kim her biri niçe yüz bin tümen mâl-ı firâvâna ve gencîne-i Kârûn'a mâlik mâldâr tüccâr-ı berr u bihâr âdemler vardır. Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir kim rûz-merre birer bâğda ıyş [u] ışret ederler. Hattâ Nahşivân Hânı Rızâeddîn Hân bize istikbâle çıkdıkda elçisiyle hakîri doğru bir bâğa götürüp nâme ve muhabbetnâmeler bâğda kırâ’at olunup cümle a‘yân-ı kibâr-ı Nahşivân anda hâzır olup bir ziyâfet-i uzmâ ve bir meclis-i sâz u söz-i hânendegân u mutrıbân sohbeti olmuşdur kim gûyâ meclis-i Hüseyn-i Ba[y]kara oldu. Meğer Hân-ı âlî-şân, sâhib-i tab‘, hoş-sohbet cân imiş. Sultân Murâd'a Bağdâd'ı veren Şâh Safî'nin hazînedârbaşılığından hân olmuş Gürcî-peçe Aristo-fikr kimesnedir. İsmine Devlet Mirza Hân nâm vermişler, bir nâmdâr er idi. Bu bâğda ba‘de'z-ziyâfe ibtidâ kendüye paşa efendimiz tarafından elçilik ile gelen Alacaatlı Hasan Ağa'ya ve hakîre birer hil‘at-i fâhire ve onar tümen hammâm-bahâ Abbâsî ve birer at ihsân edüp kendi elçisine dahi hil‘at-i fâhire giydirdi. Böyle bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve fâzıl u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehriyârîlerdir. Bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı lisân-ı Dihkan'ı kelimât ederler, ammâ ârif şâ‘irleri ve nedîm ve zarîfleri, zarâfet ve nezâketle lisân-ı Pehlevî ve lisân-ı Moğolî kelimât ederler kim lisân-ı kadîmlerdir. Ve şehirleri dahi kadîmdir kim böyle kelimât ederler. Evvelâ lisân-ı Dehkanî ve lisân-ı Derî ve lisân-ı Fârisî ve Pârisî ve lisân-ı Gâzî ve lisân-ı Pehlevî kelimât etdikleri dahi mahalliyle terkîm olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a–295b ·
metinde göster ·
… Acem lâşelerin yedi yerde püşte etdik. Ammâ cümlesinin başları Ucân yaylasında
tenleri
bî-cân sahrâsındadır. Ve Osmânlı bedenlerin başlarıyla üç bin âdemi bir püşte e …
Andan yine Osmânlı epsem durmayıp tâ Isfahân'a ve Hemedân u Dergezîn'e ve sâ’ir büldân-ı güzîne ve şehr-i Karakan'a ve Kum u Kâşân'a tâ bâb-ı Bağdâd'a varınca Osmânlı ili vilâyeti âlân u tâlân ve halkını esîr ü nâlân etdiler. Ba‘dehû biz bu Sercem deştinde Acem lâşelerin yedi yerde püşte etdik. Ammâ cümlesinin başları Ucân yaylasında tenleri bî-cân sahrâsındadır. Ve Osmânlı bedenlerin başlarıyla üç bin âdemi bir püşte etmişih. Men ol çağda on üç yaşı çağında yiğit idim. Bu cengi yahşı bilirmen" deyü refîkımız olan yasavul ağası {bu garâbeti} nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304b ·
metinde göster ·
… adar dilberân-ı sıbyânları var ise cümle uryân hammâma girüp beyâz billûr-misâl
tenleri
var kim gûyâ vücûdları pâlûde-i ter gibi dir dir ditrerler. Tâ şol mertebe nerm …
Temâşâ-yı garîbe: Bu hammâmların cümle hüddâmları ve dellâkleri cümle kocakarılardır kim her biri gûyâ Restâlîs ve Câlinûs ve Bokrât ve Sokrât misilli pîrezen hukemâ karılardır. Kîseyi anlar sürüp şerbetler ve ihtikânlar ve kırık ve çıkık olan kimselere mu‘âlece edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olanlara bu dellâk karılar hacamatlar edüp gûnâ-gûn şîşeler ve yakılar koyup dâ-i devâ ederler, ammâ bir garîb temâşâdır kim bu hammâma giren keferelerin ihtiyârları beyâz fota kuşanırlar, ammâ ne kadar dilberân-ı sıbyânları var ise cümle uryân hammâma girüp beyâz billûr-misâl tenleri var kim gûyâ vücûdları pâlûde-i ter gibi dir dir ditrerler. Tâ şol mertebe nerm ü râm şahme gibi yumuşak vücûdları vardır. Cümlesi geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm mergûle mergûle edüp hammâmda zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
… yılan ve çıyan ve akreb ve mûr ve peşşe ve meges ve gayri kes yokdur. Anıniçün
tenleri
çürümez, kadîd dahi değillerdir. Cümle tenâsüb a‘zâları ve şevârib lıhyeleri ye …
Bî-medh-i manastır-ı acâ’ibât: Bu mezkûr Deli dağın eteğinde bir deyr-i ibret-nümâ-yı atîk vardır. Cemî‘i kâfiristânda Koçbaşı manastırı nâmıyla meşhûr bir âyîngâh-ı millet-i Mesîhiyyedir kim âb [u] hevâsı ve binâsı rub‘-ı meskûnda yokdur. Niçe yüz bin hukemâ-yı kudemâ kendülerin defn etdirmeğe vasıyyet ederler, zîrâ lâşeleri aslâ ve kat‘â çürümeyüp beyâz ter ü tâze gârlar içre yatırlar, zîrâ bu kehflere hukemâ-yı kudemâlar tılsım edüp yılan ve çıyan ve akreb ve mûr ve peşşe ve meges ve gayri kes yokdur. Anıniçün tenleri çürümez, kadîd dahi değillerdir. Cümle tenâsüb a‘zâları ve şevârib lıhyeleri yerli yerinde durup vücûdları nerm ü râm dururlar, zîrâ bu kenîse-i mu‘tebereyi Hazret-i Îsâ'nın havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ gelüp binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
humrete mâ’ildir. Bunlar ekseriyyâ altun tibri getürüp gömlek bezi alırlar.
Ve bu ecnâs-ı mahlûkâtın reng-i rûyların görmeyen rûy-ı arzda bir şey görmüş değildir. May Bornu kavminin Y 310a gözleri kızıl kızıl. Ve Afnu kavminin gözleri sarıdır, gûyâ yerekân zahmetine mübtelâ olmuşlardır, ammâ tenleri humrete mâ’ildir. Bunlar ekseriyyâ altun tibri getürüp gömlek bezi alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309b–Y310a ·
metinde göster ·
Ve Bağanıskı kavmi gözlerinin beyâzı çokdur, gâyetü'l-gâye
tenleri
siyâhdır. Ammâ eyle kadîd-i mahzdır kim gûyâ Ahlât şehrinin kadîdidir. Kaçan pe …
Ve Bağanıskı kavmi gözlerinin beyâzı çokdur, gâyetü'l-gâye tenleri siyâhdır. Ammâ eyle kadîd-i mahzdır kim gûyâ Ahlât şehrinin kadîdidir. Kaçan pertâb etse ceyrân ana hem-pâye olamaz. Bu kavmin haymelerinde bir tüğlü asfer âdem var idi. Cümle halk temâşâsına vardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y310a ·
metinde göster ·