Ve Kostantîn'in ümm-i şümmi İslâmbol kal‘asının ta‘mîr [ü]
termîmi içün
cedd-i nâ-pâkinden intikâl eden mâl-ı mevrûs-ı habîsden bin milyon mâl Kostantî …
Ve Kostantîn'in ümm-i şümmi İslâmbol kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmi içün cedd-i nâ-pâkinden intikâl eden mâl-ı mevrûs-ı habîsden bin milyon mâl Kostantîn'e verüp kendi terk-i dünyâ olup Hazret-i Meryem tarîki üzre keşîşe olup lâ-yu‘ad ve lâ yuhsâ mâl-ı Kârûn ile deryâdan yüz pâre gemi ile arz-ı Filistîn'de Akka kal‘asına varup ibtidâ anı binâ edüp bir sûr-ı metîn ve bir liman-ı azîm inşâ edüp andan Arz-ı Mukaddes'de Kudüs-i Şerîf içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda bî-misâl ve bî-bedel bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ teşbîh kıblegâhlarıdır kim her sene niçe bin nasârâ varup Kumâme'de pür gumâm olup ziyâret edüp hâşâ sümme hâşâ hac etmiş olalar. Ammâ haç edüp haç-perestlik etdükleri mukarrerdir. Bu deyr-i bî-direk evsâfı Seyâhatnâme cild (---) mizde mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… şmenin serdâbiyle serdâbı memlû etdiler. Ve sahrîcin câ-be-câ yerlerin ta‘mîr ü
termîm içün
kayıklar peydâ etdiler. Hâlâ mezkûr kayıklar durup tâ Â’işe Sultân sarâyına ve …
Ve sahrîcin kırk çeşmenin serdâbiyle serdâbı memlû etdiler. Ve sahrîcin câ-be-câ yerlerin ta‘mîr ü termîm içün kayıklar peydâ etdiler. Hâlâ mezkûr kayıklar durup tâ Â’işe Sultân sarâyına ve Hasan Paşazâdeler ve Kudde Mehemmed Kethudâ ve Arslanhâne ve Sarây Meydânı ve Cebehâne-i Enderûn ve Sovuk Çeşmelere varınca merkûm sarâyların altı serâpâ boş olup âb-ı rakîk ile mâl-â-mâldır. Ve Ayasofya'nın tâ vasatında bir bakır kapaklı kuyu ağzı vardır, andan delveler ile su çekilüp cemâ‘at nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… olup bin yüz aded harâc verici keferelerdir. Ancak yüz kefere kal‘anın ta‘mîr u
termîmî içün
mu‘âflardır. Ve cümle (---) bin altmış aded kat-ender-kat kâr-ı kadîm kârgîr bi …
Her şeb böyle deyüp nevbet beklerler. Cenge âmâde kal‘a-i pür silâhdır. Niçe giceler küffâr-ı dûzah-karâr gelüp muhâsara edüp niçe bini dendân-ı tîğdan geçüp hâ’ib ü hâsir gidüp hamd-i Hudâ Murâd Hân-ı Râbi'den beri gelmediler. Ve bu mertebe metânet üzre olan kal‘a-i hısn-ı hasînin enderûn [u] bîrûnunda 246b cümle yigirmi dörd mahalledir ve kefere mahallesi cümle leb-i deryâya vâki olup bin yüz aded harâc verici keferelerdir. Ancak yüz kefere kal‘anın ta‘mîr u termîmî içün mu‘âflardır. Ve cümle (---) bin altmış aded kat-ender-kat kâr-ı kadîm kârgîr binâ hânedân-ı kadîmlerdir, umûmen (---) -gûn örtülüdür, cümle hâneleri cânib-i garba deryâya nâzırdır. Ve bu şehr cümle (---) mihrâbdır, cümleden ma‘bed-i kadîm kal‘ada Sultân Alâeddîn Câmi‘i kurşum kubbeli ve bir minâreli câmi‘dir, tûlu kâmil yüz adımdır, ve bir cirm-i latîfi var kim misli bir diyârda yokdur, (---) kapusu vardır, mihrâbı ve mü’ezzin mahfili musanna‘dır. Ammâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a–246b ·
metinde göster ·
gülbâng-i Muhammedîler çeküp bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem hâfız-ı Kelâmull …
Menzil-i karye-i Umudum: Bundan cümle guzât-ı zafer-me’ser alay-ı azîm ile Erzurûm'a girecek mahalde Defterdârzâde efendimizin kethüdâsı Alî Ağa Paşa'nın cümle askeriyle ve cümle Revân derneğine cem‘ olan muhâfazacı asker ile Seydî Paşa'ya istikbâle çıkup bir tantana ve debdebe ve gulgule-i azîm alay ile cümle üsârâlar dest-ber-kafa keşân-ber-keşân çekerek Erzurûm Vâlisi Mehemmed Paşa efendimizin otâğına Gümüşli Künbet nâm mahalde nüzûl edüp Paşa-yı zî-şân "Gazân kutlu olsun" deyü Seydî Ahmed Paşa'ya otak kapusuna dek piyâde istikbâle çıkup birbirini bağrına basup Bâkî Paşa'yı soluna, Seydî Paşa'yı sağ cânibine alup meks etdiler. Ve Ketağaç Paşa ve sâ’ir mîr-i livâlar dahi cümle paşanın dest-bûsiyle şerefyâb olup cemî‘î guzâta 333b bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ba‘dehû cümle gâzîlere yüz yetmiş pâre zerdûz hil‘at-i fâhireler ihsân olunup Seydî Paşa'ya ve Bâkî Paşa'ya ve Ketağaç Paşa'ya birer semmûr kürk ihsân olunup cümle guzât haymelerine mesrûr [u] şâdmân gidüp her mîr-i livâdan gazâ mâlı hedâyâlar gelmeğe başladı. İbtidâ Seydî Paşa hedâyâsı gelüp ibtidâ yüz elli Kazak dilîri ve on bir Hatman-ı Kazak ve Başsirke Kazak ve iki yüz Mikril Kazak ve yüz elli gulâm-ı nâresîde-i mahbûb-ı civân ve kırk vukıyye sîm-âvân ve yüz aded duhter-i pâkîze-ahter bintân ve bir katır ile zerdeva ve sansar postu ve yedi görüge zırh ve niçe zî-kıymet eşyâlar hedâyası geldi. Ba‘dehû Ahıçka Paşası Sefer Paşa hedâyâları bî-hisab geldi. Ba‘dehû Bâkî Paşa hedâyâsı geldi. Ba‘dehû Ketağaç Paşa tuhefâtı gelüp paşa sürûr [u] şâdmânından cümle pîşkeşleri cemî‘î kapucubaşılarına ve a‘yân-ı vilâyete ve pes-pâye tevâbi‘ [u] levâhıkına bezl edüp cümle tevâbi‘ini mesrûr [u] handân edüp kendiler dahi şâdân oldu. Ammâ günden güne şiddet-i şitâ müştedd olup cümle haymeleri kar basdı ve asâkirin kuvvet [ü] gümânları yasdı, deyü müşâvere olup Revân derneğine zamân kalmayup şimden gerü rûz-ı kasımı sicl edüp Erzurûm'da meştadır, deyü sâ’ir eyâlet mîr-i livâlarına destûr verilüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne olup cânib-i Revân'a revân olmadan ferâğat olunup yine Gümüşlü Künbet nâm mahalde serâperdeler ile meks olunup hikmet-i Hüda hevâlar küşâde olup şeb [u] rûz zevk u safâya meşgûl olduk. Meğer Paşa efendimiz bu hakîre sehl dilgîr olmuş. Hakîr Seydî Ahmed Paşa'ya ricâ edüp ol dahi bir mahalde hakiri hüsn-i ta‘bîr ile paşadan ricâ edüp "Emr-i şerîfiniz ile bize hizmete geldikde hakîr Evliyâ Çelebi'yi Gönye istıhlâsına götürdüğümüz cürm ise afv eylemeniz ricâ ederiz. Zîrâ Gönye fethinde ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Evliyâ Çelebi okuyup niçe kerre guzât-ı müslimîni cenge terğîb içün gülbâng-i Muhammedîler çeküp bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem hâfız-ı Kelâmullah ve mücâhid-i fî-sebîlillah kulunuzdur, cürm bizimdir, afv eylesin" deyü latîfe-âmîz güft [u] gûlar edüp bizi Paşadan ricâ etdikde paşa efendimiz eydür "Ânın cürmü afv olunmaz. Zirâ biz anı sancakbeğlerinin Revân derneğine gönderdik. Ol me’mûr olmaduğu yere gider. Anın cürmü sekiz sâ‘atde bir hatm-i şerîf indirirse afv olunur. Ve illâ ana ta‘zîr-i lisân cerâhâtü's-sinândan eşedd lâzımdır" dedikde dest-bûs edüp Bismillah ile tûl-ı nehârda tokuz sâ‘atden ziyâdecede bir hatm-i şerîf edüp tekrâr zemîn-bûs edüp bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâfinâtü'l-ciyâd misillü bir kula at ve bir kat esvâb ve iki pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb-âsâ çaker-i bâkir ihsân edüp Erzurûm eyâletinin bî-namâz hizmetin dahi ihsân edüp şeb [u] rûz zevk u şevke meşgûl olduk. Hikmet-i Hudâ her izzet [u] sürûrun sonu nâ-kâmlık imiş ve her günün âkıbeti telh-kâmlık imiş. Âdet-i mukarrere-i nâ-fercâm idüğüne şübhe yokdur. Hikmet-i İlâh işbu bin elli (---) senesinin mâh-ı (---) günü Âsitâne tarafından Tatar Alaş ulaklığile gelüp "Vezîr-i a‘zam Sâlih Paşa'yı Sultân İbrâhîm Hân bi-gayr-i hakkın katl edüp Tezkireci Ahmed Paşa vezîria‘zam oldu" deyince Paşa müte’ellim olup aslâ bir ferd-i âferîdeye haber etmeyüp şeb [u] rûz sâz [u] sözü sohbetin bozmayup eyâlet-i Erzurûm'da olan bekâyâlara mukayyed oldu. Zîrâ Sâlih Paşa, bizim paşanın pederi Mustafâ Paşa'nın gulâm-ı hâssalarından idi kim mahsûsan Paşa efendimize eyâlet-i Erzurûm'ı anlar ihsân etdi. Ve Hezârpâre Ahmed Paşa, Kara Mustafâ Paşa'nın baş tezkireciliğinden berü bizim Defterdârzâde efendimizin adüvv-i cânı idi. Bu ahvâli bir kimseye keşf-i râz etmeyüp Seydî Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile serâperdelerinde şeb [u] rûz Hüseyn-i Baykarâ meclisleri olup sâz [u] söz fasılları olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a–333b ·
metinde göster ·
… sı nâm mahalden tuğra-yı garrâ ile emr-i pâdişâhî yazup Van kal‘asının ta‘mîr ü
termîmi içün
bir kapucubaşı kulların Van'a göndermiş idi. Ol günden cümle Van halkının etekl …
Zîrâ bu kal‘a-i Van dest-i Âl-i Osmân'a girelden beri eyâlet-i Van'a mutasarrıf olmuş Melek Ahmed Paşa gibi mühürden ma‘zûl ve iki kerre kâ’immakâm olmuş ve dâmâd-ı şehriyârî olmuş bir vezîr gelmemişdir. Pâdişâhlar ve mühür sâhibi serdâr-ı mu‘azzamlar ve gayrı gûne sipehsâlârlar gelmişdir ammâ sadrıa‘zamlıkdan ma‘zûl Van vâlîsi gelmemişdir. Paşa dahi kevkeb-i taht-ı sa‘âdet sâhibi müte‘azzım ve dârât-ı Bermekîy-yi zîşân bir âsaf-ı Âl-i Osmân olduğundan ta Diyârbekir kurbünde Tercil kal‘ası nâm mahalden tuğra-yı garrâ ile emr-i pâdişâhî yazup Van kal‘asının ta‘mîr ü termîmi içün bir kapucubaşı kulların Van'a göndermiş idi. Ol günden cümle Van halkının etekleri dutuşup cümle kavm-i Kürdistân ve asâkir-i Van ta Diyârbekir ve Hazzo ve Bitlîs câniblerinde istikbâle gelirlerdi. Hatta paşanın yanı sıra ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîden Kabakulak Mustafâ Ağa nâm bir benâm kapucubaşı kırk kapucusu ile Van ağalarından Hüsrev Paşa yeğeni Süleymân Beğ ve (---)(---)(---) ve Hasan Ağa ve oğulları Van'dan menfâ iken kapucubaşı anları Van'a komağa getirdiğin Van kulu istimâ‘ edüp ve niçe yüz aded Van a‘yânının katllerine fermân-ı şerîfler sâdır olduğun cümle Van eyâleti beğleri Van a‘yânının yeğleri istimâ‘ edüp havf [u] haşyetlerinden mezkûr Çaybaşı nâm mahalde bir gün bir gicede ol kadar hedâyâ ve mâl-ı bî-hisâb geldi kim ta‘bîr olunmaz ve paşa ağavâtları dahi cümle hedâyâlar ile 247a muğtenim oldular. Bu Çaybaşı mahallinde ale's-sabâh alây ile Van'a revâne olup girilmesi fermân olundu. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246b–247a ·
metinde göster ·
… svândan Hadîce-i kübrâ müslime olup ümmetleri bin aded oldukda ümmetlerin cenge
terğîb içün
Arapça deyü İslâmbol ve Rûmiyye ve Kurtuba ve Mısır ve Şâm ve Kudüs ve Haleb …
Ba‘dehû Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında Mekke-i Mükerreme'de Hazret-i Cibril-i Emîn vesâtatıyla Arapça yarlığıyla nübüvvet geldikde ibtidâ Hazret-i Ebâbekir İslâm ile müşerref olup ba‘dehû nisvândan Hadîce-i kübrâ müslime olup ümmetleri bin aded oldukda ümmetlerin cenge terğîb içün Arapça deyü İslâmbol ve Rûmiyye ve Kurtuba ve Mısır ve Şâm ve Kudüs ve Haleb ve Antakiyye ve Irâk-ı Basra ve Nihâvend ve Kazvîn içün hadîs-i şerîfler deyüp sahâbe-i kirâmların cenge terğîb edüp ekseriyyâ diyâr-ı Acem'de Kazvîn ve Nihâvend'i medh ederlerdi. Ammâ ol asırda bu Nûh-âvînd üç günde devr olunur bir sevâd-ı mu‘azzam imiş. Hâlâ cânib-i etrâfında kat-ender-kat âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308a ·
metinde göster ·
… r çâre gerek’ deyü Mısır şehrinin cemî‘i a‘yân [u] eşrâfın cem‘ edüp ta‘mîr [ü]
termîmi içün
gûnâ-gûn müşâvereler eylediler. Kimi ‘Minâresi havâledir, yıkalım’ der. Kimi ‘K …
{Hakîr eyitdim}: "Sultânım, anı gördüm ki, sultânım bir al ata binüp cümle ağavâtlarınız ile ve câmi‘-i Süleymâniyye ahvâlin sultânıma i‘lâm eden âdemlerle Mısır'ın iç kal‘asındaki Süleymâniyye câmi‘ine varup gördünüz kim mihrâbın sol tarafı taşra yıkılıyor. ‘Bire meded, buna bir çâre gerek’ deyü Mısır şehrinin cemî‘i a‘yân [u] eşrâfın cem‘ edüp ta‘mîr [ü] termîmi içün gûnâ-gûn müşâvereler eylediler. Kimi ‘Minâresi havâledir, yıkalım’ der. Kimi ‘Kubbesi büyükdür, küçük edelim’ der. Kimi ‘Eğri olan yerlerine bordınar direkleri ile pâyeler uralım’ der. Kimi ‘Taşradan dibin kazup birez yerin yıkup yeniden yapalım’ der. Kimi ‘Taşradan bir kat yanından dîvâr edelim’ deyüp niçe bin güft [ü] gû etdiler. Aslâ ve kat‘â bir âdem bir netîce cevâb vermediler. Gördüm ki bu cem‘iyyet-i kübrâ içinde merhûm pederimin elinde Sultân Süleymân Hân'ın ihsân etdiği arka kaşağısı ile câmi‘ içinde gezer gibi olup câmi‘in ba‘zı yerlerine ta‘mîr ü termîm eder şekilli işâretler edüp mi‘mârlık eder şeklinde câmi‘in harâb olan yerlerin gösterir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32b ·
metinde göster ·
… şa ve kal‘a-i Kılburun fetihnâme müjdesi emrlerin verüp ve Özü kal‘ası ta‘mîr ü
termîmi içün
Yûsuf Kethüdâ'ya ve Özü beğlerine ve Kılburun beğine birer mektûb ve birer hil‘ …
Ve ol gün Melek Ahmed Paşa-yı müdebbir üç yüz kıt‘a buyurdular tahrîr edüp eyâlet-i Özü'de cümle kazâlara ve şehir [ve] kurâ vü kasabâtlara birer mükellef ağa ile fetihnâme sûretleri müjdesi her ağa ile gitdikde Paşa efendimiz hakîre kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun fetihnâme müjdesi emrlerin verüp ve Özü kal‘ası ta‘mîr ü termîmi içün Yûsuf Kethüdâ'ya ve Özü beğlerine ve Kılburun beğine birer mektûb ve birer hil‘at verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b ·
metinde göster ·
… re olmak içün bu kal‘a sadaka olunup taraf-ı pâdişâhîden bu kal‘anın ta‘mîr [ü]
termîmi içün
otuz bin mümessek sikke-i hasene verildikde cümle guzât-ı müslimîn kol kol meci …
olup Bosna'dan ma‘zûl Semendire sancağına mutasarrıf olan Küçük Balı Beğ'e pây-ı taht Semendire olmak içün bu kal‘a sadaka olunup taraf-ı pâdişâhîden bu kal‘anın ta‘mîr [ü] termîmi içün otuz bin mümessek sikke-i hasene verildikde cümle guzât-ı müslimîn kol kol meci ile üşüp zamân-ı kalîlde metânet üzre binâ olunup muhâfazasına kırk bin asker ile Vezîr Mustafâ Paşa kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111b ·
metinde göster ·
… âfdır, ammâ mezkûr Berdaşiş köyü Elbasan nehri üzre olan ağaç cisrin ta‘mîr [ü]
termîmi içün
mu‘âf [u] müsellem bir ma‘mûr köydür.
Karye-i Lolat andan karye-i Payova andan karye-i Peşkim andan karye-i Kures andan karye-i Berdaşiş: Bunlar cümle Elbasan nâhiyesi köyleridir. Kimi tîmâr ve kimi ze‘âmet ve kimi mu‘âfdır, ammâ mezkûr Berdaşiş köyü Elbasan nehri üzre olan ağaç cisrin ta‘mîr [ü] termîmi içün mu‘âf [u] müsellem bir ma‘mûr köydür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
… urclardır. Ammâ iç el olmak ile dizdârı ve neferâtları yokdur. Lâkin ta‘mîri ve
termîmi içün
evkâfı çokdur.
Sene 1007 târîhinde Celâlî Karayazıcı ve karındaşı Deli Hasan havfinden fermân-ı şehriyârî ile ahâlî-i vilâyet cem‘ olup fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed-i Sâlis asrında müceddeden bu kal‘ayı binâ eden kimesneler ile kelimât edüp anların nakliyle tahrîr etdik. Karîbü'l-ahd binâ olunmuşdur. Be-dest-i vâlî Macar Alî Paşa. Bir düz vâsi‘ sahrânın tâ ayne'l-fi‘linde kerpiçden şekl-i müdevver bir alçak dîvârlı ve (---) kapulu (---) kulleli kal‘a-i müfîd [u] muhtasardır. Ammâ dâ’iren mâdâr mazgal delikleri vardır. Ve dâ’iren mâdâr cirmi sekiz bin altı yüz adımdır. Ve cümle kulleleri kiremit örtülü birer toplu ma‘mûr burclardır. Ammâ iç el olmak ile dizdârı ve neferâtları yokdur. Lâkin ta‘mîri ve termîmi içün evkâfı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29b ·
metinde göster ·