… ded âyet-i şerîfi savt-ı a‘lâ ile on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz
terkîb
üzre itmâm edüp ba‘de'd-du‘â Sultân Osmân'ı ve pederi Sultân Ahmed'i ve Âl-i Os …
"Bir aşr-ı Kur’ân-ı azîm tilâvet eyle" deyü hitâb etdikde üstâdımız Evliyâ Efendi'den gördüğümüz üzre leyle-i Kadir'de Ayasofya-i Kebîr'de sûre-i En‘âm âhirinde kalup bism-i İlâh ile sûre-i A‘râf'ın ibtidâsından bed’ edüp iki yüz altı aded âyet-i şerîfi savt-ı a‘lâ ile on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîb üzre itmâm edüp ba‘de'd-du‘â Sultân Osmân'ı ve pederi Sultân Ahmed'i ve Âl-i Osmâniyân'ın selâtîn-i seleflerinin rûh-ı şerîflerin yâd edüp savâb-ı Kur’ân-ı azîmi rûhlarına hibe eyleyüp Fâtihatü'l-kitâb ile hatm-i kelâm edüp dest-i şerîflerinde yek pâre mücevher balık dişinden bir arka kaşağısı var idi, hakîre ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70b ·
metinde göster ·
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a–202b ·
metinde göster ·
… u mahleb ve sükker şerbeti ve leben-i hâlis pişirirler. Ve niçe bin edviye ile
terkîb
olunmuş mukavvî ve müferrihâtdan ma‘âcîn-i gûnâ-gûnlar bezl ederler. Her kahved …
Cümleden pâk u müzeyyen dükkânçeler berberler ve derziler ve sarrâclardır ve cemî‘i esvâkları sadranç nakşı tarh olunmuşdur. Ve kahvehâneleri Şâm u Haleb gibi havz u şadırvânlı kahâvîlerinde hânende vü sâzende ve mutrıbân u kışmirân ve rakkâsân [u] mahbûbânları vardır ve gâyet müzeyyendir. Kahve-i Yemen'den gayrı çay u bâdyân ve sa‘leb u mahleb ve sükker şerbeti ve leben-i hâlis pişirirler. Ve niçe bin edviye ile terkîb olunmuş mukavvî ve müferrihâtdan ma‘âcîn-i gûnâ-gûnlar bezl ederler. Her kahvede şükûfe râyihasından ahibbâ-yı dûstânların dimâğları mu‘attar olur ve her kahvenin elbette cânib-i erba‘ası 295a gül-i gülistân ve hadîka-i çemenistândır kim her kûşesi birer gûne mecma‘-ı irfândır. Beher dükkânları hemçünân kân-ı kân-ı fândır. Ve pençe-i âfitâb Selmân-ı Pâk köçekleri hamı serbendleri üzre çiçekleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b–295a ·
metinde göster ·
… u tarab mahallerinde destine müdevver dâ’ireyi alup on iki makâm ve kırk sekiz
terkîb
ve yigirmi dörd usûl ile savt-ı hoş-elhân ve fasl-ı makâm-ı Isfahân etdikde ist …
Ve bu ahâlî-i şehr-i Cerbân Kan nice gûne ulûm-ı acîbe ve garîbe ve felsefiyyâta mâliklerdir ammâ zâlimler gâyetü'l-gâye Şî‘îlerdir. Cümle halkı kalemkârî ve halkârî iki peşli haftân giyüp başlarında tâc-ı Revâc ve pâylarında yeşil don ve yeşil kîmhat-ı pây-pûş-ı mihâc giyerler ve ekseriyyâ halkı ilm-i edvâr üzre hânendelerdir kim her biri ayş u tarab mahallerinde destine müdevver dâ’ireyi alup on iki makâm ve kırk sekiz terkîb ve yigirmi dörd usûl ile savt-ı hoş-elhân ve fasl-ı makâm-ı Isfahân etdikde istimâ‘ eden yârân-ı hâzırân hayât-ı câvidân bulur. Ekseriyyâ murabba‘ât u kâr ü nakş tasnîfâtları tarz-ı Horasân üzre beste olunup ekseriyyâ güfte ve besteleri bu sûret şehrengîz kelâmlarıdır. Makâm-ı sabâ, usûleş evfer beste-i kara karçığa:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu
terkîb
ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükd …
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… 'l-mü'minîn halledallâhu mülkehû fî sene erba‘a ve erba‘în ve tis‘i mie." [944]
terkîb
olunmuşdur.
"Hâza emera bi-amelihi Mevlânâ es-sultânu'l-âlem el-âdil el-melik en-nâsır Salâhu'd-dünyâ ve'd-dîn Yûsuf bin el-meliki'l-azîz Muhammed bin el-meliki't-tâhir bin Gâzî Yûsuf bin Eyyûbiyân nâsıri emîri'l-mü'minîn halledallâhu mülkehû fî sene erba‘a ve erba‘în ve tis‘i mie." [944] terkîb olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168a ·
metinde göster ·
… aş nerdübân ile çıkılır musanna‘ kapudur. P 193a Ve bu kapu üzre târîhi böyle
terkîb
olunmuşdur:
Âl-i (---) bir azîmü'ş-şân pâdişâhdır. Çârsû içre câmi‘i fevkânîdir. Kapusundan beş kademe taş nerdübân ile çıkılır musanna‘ kapudur. P 193a Ve bu kapu üzre târîhi böyle terkîb olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y97b ·
metinde göster ·
… i te’lîf beste etdüği üzre on iki makâmda ve yigirmi dörd şu‘bede ve kırk sekiz
terkîb
üzre hoş-âvâz ile tilâvet edüp mâbeyninde zâkirânlar niçe savt u zikirler tilâv …
mevlûduna sâhib-i te’lîf beste etdüği üzre on iki makâmda ve yigirmi dörd şu‘bede ve kırk sekiz terkîb üzre hoş-âvâz ile tilâvet edüp mâbeyninde zâkirânlar niçe savt u zikirler tilâvet edüp tâ sabâha dak bu üslûb üzre sohbet-i hâs olur. Ve Hazret-i Risâlet'in rahm-ı mâderden sa‘âdetle müştak oldukları mahal gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y221b ·
metinde göster ·
midir, nâ-ma‘lûm bir turfa hacerlerdir. Ve harem etrâfiyle enderûn [u] bîrûnda …
Ve mihrâbının iki cânibinde bir gûne musaykal u mücellâ taş amûdcikler var kim cemî‘i seyyâhân-ı cihân gelüp temâşâ ederler. Âlem-i hayretde kalup ma‘lûmları değildir kim ma‘âdin midir, yohsa amelî terkîb midir, nâ-ma‘lûm bir turfa hacerlerdir. Ve harem etrâfiyle enderûn [u] bîrûnda olan cümle otuz altı sütûn-ı hamrâdır. Ve cümle kemerler üzre nakş-ı Mânî zer-ender-zer münakkaş işlerdir. Q 347bP 341b Ve bir yan kapu ve bir kıble kapu. Ve mihrâb dîvârında bir kapu dahi var, andan on dörd kademe taş nerdübânlar ile enilüp âbdest alınur, Yûsuf bahrı cereyân eder. Ve harem ortasında bir âb-ı hayât kuyusu var. Ve bu câmi‘ serâpâ kemerler üzre binâ olunmuşdur, altından Yûsuf denizi geçer. Ve üç tabaka bir musanna‘ serâmed minâresi vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·