… zmûnunca her biri bu felek-i kec-reftâr-ı gerdûn-ı devvârın germ ü serdin çeküp
terk ü
tecrîd ihtiyâr etmişler kim, kimi mîr ve kimi emîr ve kimi mîr-i mîrân ve kimi …
Mazmûnunca her biri bu felek-i kec-reftâr-ı gerdûn-ı devvârın germ ü serdin çeküp terk ü tecrîd ihtiyâr etmişler kim, kimi mîr ve kimi emîr ve kimi mîr-i mîrân ve kimi tâ’ife-i kuzâtdan olup, âhir fânî dünyânın ahvâline vâkıf olup cümle raht ü baht u dârât [u] ihtişâmdan geçüp "Bir dost ve bir post" deyüp Memi şâh Sultân matbahında sûhte olup giryân ü nâlân ve biryân olmağı ihtiyâr edüp evkât-ı hamseleriyle mukayyed ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at bir alay âşıkân-ı sâdıkân-ı Rûm cânlardır, ey cânımın cânı ve ey ömrümün varı eyliğim îmânım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… bir şeyhi var ve pâk ü pâkîze fakr-ı fâka çille-i merdânın çeker elli beş aded
terk [ü]
tecrîd semâ‘-zen fukarâları var. Meydân-ı semâ‘ [u] safâgâhı ve fukarâ hücreler …
Der-vasf-ı hânkâh-ı dervîşân: Cümle on yerde tekye-i erbâb-ı tarîk-i dervîşân-ı Âl-i Abâ vardır. Cümleden cisir başında nehr-i Kösdem'in kenârında bir teferrücgâh Mevlevîhânesi var. Fuzalâu'd-dehrden Cenûbî Efendi nâm bir şeyhi var ve pâk ü pâkîze fakr-ı fâka çille-i merdânın çeker elli beş aded terk [ü] tecrîd semâ‘-zen fukarâları var. Meydân-ı semâ‘ [u] safâgâhı ve fukarâ hücreleri ve matbah-ı Keykâvus'u ma‘mûr ve ni‘meti mebzûl hânkâh-ı Celâleddîn-i Rûmî'dir. Ve tekye-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a ·
metinde göster ·
tecrîd erenlerinden aceb halûk u halîm ü selîm cânlar vardır kim her biri birer …
Yetmiş aded fakr [u] fâka sâhibi erbâb-ı ma‘rifet fenâ-fillâh terk [ü] tecrîd erenlerinden aceb halûk u halîm ü selîm cânlar vardır kim her biri birer gûne hidmete me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla to …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
tecrîd cânları var. Andan Hacı Hasan tekyesi, bir hânkâh-ı fukarâdır kim niçe r …
Der-tekye-i erbâb-ı tarîk-i Âl-i Abâ-yı dervîşân: Cümle on bir aded hânkâh-ı fakîrândır. Cümleden kal‘a içinde Sinân Paşa'nın tekye-i Halvetî'si bir şehirde yokdur. Fukarâsı ve evkâfı çokdur. Ve anda Hunkâr câmi‘i tekyesi, fakr [u] fâka sâhibi çille-i merdân sâhibi ârif-i billâh terk [ü] tecrîd cânları var. Andan Hacı Hasan tekyesi, bir hânkâh-ı fukarâdır kim niçe riyâzet-keş halkdan münzevî kûşe-nişîn merdleri var. Kendü der[d]leriyle ciğer-hûn ile tevhîd-i erreye meşgûllerdir. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
Ve ser-i sa‘âdetlerinde tâc-ı bozdoğanî ki beş terkdir. Mâsivâyı
terk [ü]
tecrîd alâmetidir. Ol kisbet Y 129b üzre yeşil imâmeleri vardır ki ırk-ı tâhi …
Ve ser-i sa‘âdetlerinde tâc-ı bozdoğanî ki beş terkdir. Mâsivâyı terk [ü] tecrîd alâmetidir. Ol kisbet Y 129b üzre yeşil imâmeleri vardır ki ırk-ı tâhirden olup Horasân erenlerinden Hacı Bektaş-ı Velî fukarâsıdır. Ve kubbe-i münevveri içi gûnâ-gûn kıt‘alar ile her birin birer erbâb-ı ma‘ârif âsâr edüp tahrîr etmişler. Ve Rûm u Arab ve Acem ve Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Semerkand ve Horasân seyyâhları gelüp "Alâmetlerimiz olsun" deyü, pâlhenk ve zerdeste ve nefîr ve keşkül ve sapan-ı Dâvûdîler asmışlar. Hakîr dahi bâb-ı mu‘allâsı üzre celî hatt ile bu beyti tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129a–Y129b ·
metinde göster ·
… bunlardır: {Ziyâret-i el-Mevlâ Ahmed ibn Mahmûdü'l-Asam: Mevleviyyeti terk edüp
terk [ü]
tecrîd iken maskat-ı re’si olan Lârende içre "Lâ redde li-kazâih" deyüp kazâya …
Ziyâretgâhları bunlardır: {Ziyâret-i el-Mevlâ Ahmed ibn Mahmûdü'l-Asam: Mevleviyyeti terk edüp terk [ü] tecrîd iken maskat-ı re’si olan Lârende içre "Lâ redde li-kazâih" deyüp kazâya rızâ verüp vâsıl-ı cinân oldu. Kuddise sırruh. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs u âmdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y146a ·
metinde göster ·
… er-bürehne mutarraş çâr-darb cânlar vardır kim herbiri filân ibn filândır, ammâ
terk [ü]
tecrîd olup mâsivâdan el çeküp künc-i uzletde gencîne-i râza mâlik olup herbiri …
Ve bu dergâhın matbah-ı Haydarîsinde pâ-bürehne ve ser-bürehne mutarraş çâr-darb cânlar vardır kim herbiri filân ibn filândır, ammâ terk [ü] tecrîd olup mâsivâdan el çeküp künc-i uzletde gencîne-i râza mâlik olup herbiri bir işe me‘mûrlardır. Ve habbâzîn furununda kâl olup kıyl-ı ayıbdan müberrâ hâssu'l-hâs olmuş cânlar hâs beyâz nân puhte edüp âşıkâna bezl ederler. Ve matbah-ı Halîlîde sofra-i bî-imtinânı subh [u] mesâ âyende vü revendeye ve cümle dervîşâna herse ve pilâvı bî-minnet dâ’im bâkî ihsânından dâ’imdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a ·
metinde göster ·