… ldup şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine
teslîm eder
. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu şeydir kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘at …
Hikmet-i acîb: A‘mâ Mehemmed Efendi nâm bir azîz-i hümâmı var, mâder-zâd nâ-bînâdır. Üstâd-ı kâmil sâ‘atcidir. Hücresinde oturup cemî‘i bisât-ı âvân engâzların yemîn ü yesârına zeyn edüp çekici ve küreği ve maşası ve kelpedanı ve çiftesi ve eğeleri ve'l-hâsıl cemî‘i âleti yerli yerinde durup bir kimesnenin meksûr sâ‘ati olsa ibtidâ elbette alup koklar, ba‘dehû zarfın açıp yoklar, dizi üzre bir sarı levn meşin koyup cümle sâ‘at besâtlarının ermudeleri ve rakkâsı ve baskısı ve tulumbası ve zembereklerin başka başka koyup eğrilerin doğruldup şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine teslîm eder. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu şeydir kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘atçi ola, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Ve yine kendüsü yârândan bir sahiyyü'l-vücûd, ni‘meti mebzûl hoş-sohbet cândır. Ve bu şehir halkının dahi ni‘metleri mebzûldür ve ucuzluk ganîmet şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a ·
metinde göster ·
… vî-i Şerîf Şeyh Abdî Efendi'nin hattı ve imzâsı ve mühriyle kitâbı Abdî Dede'ye
teslîm eder
.
Ba‘dehû üçüncü gün Sarâyburnu'nda Süleymân Hân huzûrunda vardıkda selâm verüp ba‘de aleyke's-selâm eş-Şeyh Hazret-i Ümmî Sinân ve eş-Şeyh Hazret-i Merkez Efendi ve eş-Şeyh Bâkî Efendi ve eş-Şeyh Kâsımpaşa Tekkesi Şeyhi Abdî Dede ile cümle görüşüp öpüşüp bilişirler. Hemân İbrâhîm Gülşenî koynundan Mesnevî-i şerîfi çıkarup Kâsımpaşa Şeyhi Abdî Dede'ye "Alın bize gönderdiğiniz emâneti" deyü kitâbı teslîm ederken Süleymân Hân "Nedir ol kitâb-ı müstetâb" deyü su‘âl ederken hemân haseki ağa "Pâdişâhım, Akdeniz engininde bu kitâb rûy-ı deryâda şînâverlik ederek evrâkların perîşân edüp bizim geminin kenarına gelüp şeyh alıp koynuna koyup hünkâr huzûrunda yine sâhibine teslim ederim, deyüp kîtâbı deryâdan aldı. Cümle keştîbân ve re’îs gördü. Şimdi kitâbı bu şeyhe verdi" deyü haseki ve re’îs-i zevrak şehâdet edince Süleymân Hân'ı dehşet alup Ebussu‘ûd'a eydür "Allah'ı seversen efendi, şu fakîrlere dahl edüp bunları rencîde-hâtır eyleme" dedikde yine Ebussu‘ûd eydür "Şer‘in iktizâsı sihriyle bu asıl keşf [u] kerâmet misilli şey’i gösterenleri it necîsiyle âteşe göyündürmek gereklidir" deyü dibelik inadına musırr olur. Süleymân Hân görse kim Mesnevî-i Şerîf Şeyh Abdî Efendi'nin hattı ve imzâsı ve mühriyle kitâbı Abdî Dede'ye teslîm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159b ·
metinde göster ·
… melik vezîr eder ve hil‘at-i fâhireler geydirüp kal‘a miftâhların Yanoş gulâma
teslîm eder
.
Süleymân bu gulâm-ı cüvânı görüp merhameti deryâsı cûş [u] hurûşa gelüp bu gulâmı yakasından geçirüp ma‘nâ oğlu edüp Budin krallığın Yanoş gulâma verüp anası dahi bir kral kızı olmağile kal‘anın nâzıru'n-nuzzârı olasın deyü Mayfirav Bânû'yu melike edüp koca irşek Macarı Yanoş'a cümleden melik vezîr eder ve hil‘at-i fâhireler geydirüp kal‘a miftâhların Yanoş gulâma teslîm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
Kal‘a dizdârı her gece kal‘a kapularının miftâhların kapukulu yeniçeri ağasına
teslîm eder
. Cümle-cümle der-defterde mevcûd u murakkam üç bin aded kal‘a kuludur kim Budin …
Kal‘a dizdârı her gece kal‘a kapularının miftâhların kapukulu yeniçeri ağasına teslîm eder. Cümle-cümle der-defterde mevcûd u murakkam üç bin aded kal‘a kuludur kim Budin ve Eğri ve Kanije kal‘alarında böyle güzîde asker yokdur. Bu hisâb üzre cümle-cümle hîn-i uruşda mahsûr olma mahallinde yigirmi bin seksen aded asâkir-i pür-silâh mevcûddur. Yigirmi bin asker dahi hîn-i muhâsarada taşra Varat eyâleti kal‘alarından imdâd gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85b ·
metinde göster ·
… unda paşa kendi eliyle altmış iki bin sikke-i hasene furunî şerîfî altunu ağaya
teslîm eder
.
Kânûn-ı Selîm Hânî'de bu hazîne yok idi. Sene 1082 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle fermân-ı şehriyârî ile (---)(---)(---)(---)(---) Medîne'ye Âsitâne'den surre emîniyle gitmek emr-i asîr olup şâm ile Mısır mâbeyni yigirmi konak yer olmağile (---)(---)(---)(---)(---) gidüp surre emînine teslîm olup teslîm eden müte‘ayyin âdem eline şâm paşası ve surre emîni (---)(---)(---)(---)(---) Âsitâne'ye hafîf gitmesi vech-i hasen görülüp mâh-ı Ramazânü'l- P 228b mübârekin on beşinde (---) şâm surresi ile ma‘an bir (---)(---)(---)Q 231b müdebbir ağaya serdâr olmağıyçün hil‘at-ı fâhire ihsân olup paşa ağalarından on bayrak yiğit cümle üç yüz şehbâz [u] nâmdâra biner para ihsân edüp ve Mısırlıdan yüz pür-silâh yiğide biner para verilir. Ammâ mîrîden terakkîleri yokdur, bu sefer anlara ocaklarından suhre hizmetdir. Ve paşa ağasına bir kîse harcırâh ihsân olunup dîvân-ı Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve a‘yân huzûrunda paşa kendi eliyle altmış iki bin sikke-i hasene furunî şerîfî altunu ağaya teslîm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197a ·
metinde göster ·
[[(---) (---) (---)]] ve hüccet-i şer‘iyye alır. Andan kilâr beği bu kadar piri …
Bu kadar ma‘âcinler ve reçel eşribelerin envâ‘ından paşaya on kavanoz, kethudâya üç kavanoz helvâcıbaşı verüp mâ-bâkîsin helvâcıbaşı kilâr-ı hâssaya teslîm eder [[(---) (---) (---)]] ve hüccet-i şer‘iyye alır. Andan kilâr beği bu kadar pirinc ve şekeri mevsimiyle Âsitâne-i sa‘âdete göndermek içün bender [[(---) (---) (---)]] elli pâre geminin dümenlerin alup mâl-ı pâdişâhî şeker ve pirinç vardır, deyü ta‘cîz edüp yelkenlerin dahi alırlar [[(---) (---) (---)]] halâs eder. Ba‘zı zamân kânûn üzre İskenderiyye'ye on iki pâre kadırga gelüp cümle eşyâyı kilârcı Q 238aP 235a beğ kadırgalara koyup cümle kadırga beğlerinden hüccet-i şer‘iyye alup edâ-yı hizmeti tamâm olur. Bir hazîne-i Mısır dahi kânûn-ı Selîm Hân üzre budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214b ·
metinde göster ·
. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn g …
Hikmet-i Bîçûn meğer kim Hazret-i Mûsâ'nın pederi Fir‘avn'ın hâcibi idi, hemân ilhâm-ı Rabbânî Mûsâ'nın babası İmrân'ın dil-i cânına te’sîr edüp cân pâresi olan sandûkayı Nîl'den çıkarup Âsiye Ana'ya teslîm eder. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn gibi berk urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler bâtıl ilimleri ile Fir‘avn'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·