Evsâf-ı kal‘a-i şehr-i Serîrü'l-lân: Kadîm-i evvelde kal‘ası Hürmüz-i Tâcdâr ibn Enûşirvân binâsıdır. Bu şehr üzre niçe mülûk mâlik olmağiçün ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ide ide Dağıstân şâhı elinden Acem Şâhı Kör Hudâbende istîlâ etdikde bir dahi Dağıstân ve Gürcîstân ve Âl-i Osmân tama‘ edüp istîlâ etdükde mütehassın olmasınlar deyü kal‘asın münhedim edüp hâlâ şehri dest-i Acem'de Eriş kal‘ası hâkimi hükmünde kûh-ı Elburz dâmeninde zamân-ı kadîmde Dağıstân pâdişâhının taht-ı kadîmi bu şehr-i azîm idi. Tevârîh-i Dağıstân'da bu şehri ibtidâ Hazret-i Süleymân kûh-ı Elburz'u Belkıs Hâtûn ile ve yer götürmez ins [u] cîn ve cemî‘î emrine râm olan mahlûkât ile kûh-ı Elburz'u seyr [u] temâşâya geldikde ber-hevâ tayarân eden serîrin bu şehrde koyup andan kûh-ı Elburz'ı temâşâ edüp bu şehri imâr edüp serîri bunda kalmağile şehr-i Serîrü'l-lân deyü tesmiye olunmışdır. Ya‘nî serîr-i taht-ı Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın içün şehr-i Serîrü'l-lân derler. Hâlâ bir püşte-i hevâdâr üzre hıyâbân-ı Acem bir mesîregâh yerdir, serîr-i Süleymân'ın yeridir, derler, sahîhdir. Bâbü'l-ebvâb ve Şemahı ve Niyâzâbâd şehirlerinin mâbeynine vâkı‘ olmuş şehr-i kadîmdir. Lâkin üç serhad mâbeyninde kalmak ile ol kadar imâristân değildir. Ve hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğı ve bâğçesi azdır. Cümle üç bin hâk-ı pâk ile mestûr hânelerdir. Câmi‘leri vardır, lâkin dest-i Acem'de olmağıla cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Yedi hammâm ve on bir kârbânsarâyı ve yetmiş aded çârsû-yı bâzâr dükkânları vardır. Bir şeb müsâfir olmağıla ol kadar temâşâ edemedik. Ammâ yine hânlıkdır ve kadılıkdır. Kelenteri ve münşî ve darûgası ve bin mikdârı nökeri ve dizçökeri ve şâhçöreği yiyüp bende-i şâhdırlar, lâkin Sünnî âdemleri çokdur. Cümlenin kâr [u] kesbleri pembe bezi cüllâhlarıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden Serîrü'l-lân mahbûbu gâyet memdûhdur. Cümle pembe mezâri‘lerini ve müşebbek bostânlarını rey edecek âb-ı hayâtları cânib-i garbîsinde kûh-ı Elburz'dan tulû‘ edüp cereyân ederek nehr-i Kür'e rîzân olur. Âb-ı hayâtdan nişân verüp niçe yüz âsiyâbları vardır. 318b Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318a–318b ·
metinde göster ·
… al‘a üzre dikmeyelim" der, Melik Gâzî "Lâ, dik" sancağı der. Ol ismile bu kal‘a
tesmiye
olunup Lâdik şehri derler. Hükm-i Âl-i Osmânda üç Lâdik şehri vardır. Biri Kony …
Amasiyye kayâsıralarından Havik nâm bir cehelenin binâsıdır. Niçe mülûk eline girüp âhir Âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî hazretleri Mâhân diyârından Selçûkiyân ile gelüp Nîkhisâr'ı ve bu Lâdik'i sene (---) târîhinde feth etdükde vezîri Salmân Hân, "Sancakı kal‘a üzre dikmeyelim" der, Melik Gâzî "Lâ, dik" sancağı der. Ol ismile bu kal‘a tesmiye olunup Lâdik şehri derler. Hükm-i Âl-i Osmânda üç Lâdik şehri vardır. Biri Konya Lâdik'i, şehr-i kebîr iken celâlî ve cemâlî ve paşalar zulmünden hâlâ bir kasabacıkdır. {Biri dahi Van eyâletinde Kör Lâdik sancağıdır}. Biri dahi bu Amasiyye Lâdik'i şehridir. Vakfullah olmağıla harâb olmamışdır. Ba‘dehû dest-i Âl-i Osmâniyân'dan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân Amasiyye kal‘asın feth etdikde bu Lâdik kal‘ası emân ile bilâ-ceng ü cidâl kal‘ayı Timurtaş Paşa'ya teslîm edüp miftâhların Bâyezîd Hân'a teslîm etdiğinde Lâdik ahâlîlerine "Mu‘ammer olup refâhiyyet üzre safâ ideler" deyü hayr du‘â eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b ·
metinde göster ·
… lurdı. Bu şehir bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü
tesmiye
etdiler, ammâ zamân-ı keferede bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâheli …
Kılıç Arslan Şâh'ın bu şehir tahtgâhı olmağıla (---) nâm mahallinde bir sarây-ı azîm binâ eder kim niçe yerde kasr-ı İremleri ve kasr-ı Havernâkları ve kâh-ı ekâsireleri ve eyvân-ı hakanîlere mânende kâ‘alar ile ârâste ve Merâm-misâl cenîn ü hıyâbânlar ile pîrâste edüp bu sarây-ı azîmîn yedi bin aded manzara ve dakka ve revzenleri ve üç bin aded müte‘addid nakş-ı bûkalemûn hücreleri var idi. Ve Kılıç Arslan binâsı olmağıla dârü's-sa‘âdesinin yemîn [u] yesârında tucdan iki aded arslan-ı mehîb timsâli inşâ etdirmişdi ve mağrib-zemîn üstâdlarından iki üstâd-ı kâmil bu esedlere birer ilm ile tılsım edüp bir arslanın ağzından âteş feşân olurdı. Bir sübû‘ın ağzında bir sayha-yı mühlik sâdır olurdu. Tâ ki bir âdem bu sarâyâ kem kasd ile girse yâ sarâydan bir şey serika edüp taşra çıkarken bu arslan-ı âteş fişânın şerâresinden ve öbür esedün na‘rasından harâmî ve sârık herîfler helâk olurdı. Bu şehir bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler, ammâ zamân-ı keferede bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâhelinâ derler. Hazret-i İsâ asrında imâr olduğun Rûmlar sıhhat üzre yazmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrde Frenk ve Yahûdî ve Kıbtî ve Acem sâkin olmaz ve Yahûdî aslâ mu‘ammer olmaz, ticâret edüp giderler. Cümle şehrin Nasârâ harâcı (---) aded harâc-güzâr keferesi vardır ve cümle (---) aded hâne avârıza bağlıdır ve cümle otuz bir tekâlîf-i örfiye verir mutî‘ [u] münkâd re‘âyâ vü berâyâsı vardır. Beher sene taraf-ı pâdişâhîye bu şehirden cümle mâl-i pâdişâhî bin yüz kîse hâsıl olur. İki yüz kîse de vezîrine hâsıl olur. Cenâb-ı İzzet mâllarına ganîmet u bereket vermiş bir dâr-ı diyârdır. Cemî‘i müverrihler bu şehr-i Sivas'a ümmehât-ı bilâd demişler ve sevdâgerân [u] seyyâhân mâbeyninde medîne-i Rûm demişler. Acem lisânında Arpaçukuru deyü tesmiye etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
… -ı bilâd olan vilâyet-i Sivas ol vilâyetleri ganîmet etdiginden ümmehât-ı bilâd
tesmiye
etmişlerdir. Hakkâ ki bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr vilâyet-i vâsi‘ …
Hakkâ ki ümmehât-ı bilâddır. Cümle Arabistân'da kaht [u] galâ olsa ümm-i dünyâ Mısır cemî‘i Arz-ı Mukaddes'i ve arz-ı garbî ve şarkî ve arz-ı Irâk'ı ganîmet eder, ammâ diyâr-ı Rûm'da ve diyâr-ı 76b Yunaniyân'da ve bilâd-ı Makedoniya'da kaht-ı hınta olsa bu ümmehât-ı bilâd olan vilâyet-i Sivas ol vilâyetleri ganîmet etdiginden ümmehât-ı bilâd tesmiye etmişlerdir. Hakkâ ki bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr vilâyet-i vâsi‘ ma‘mûr ve cemî‘i halkı mesrûr buk‘aları hûb u mergûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât u berekâtları mütekâsir ve halkının ni‘metleri firâvân ve her tarafda uyûn [u] enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır. Gerçi diyâr-ı Türkmân ve Ermenîyân'dır ammâ ahâlîsi gâyet garîb-dost olduklarından her gice hânlarla sâkin olan garîb [u] gurebâları hânelerine da‘vet edüp ikrâm edüp üç dörd gün hizmetinde olup du‘â-yı hayr alırlar. Tâ bu mertebe her husûsda ganîmet-i şehr-i azîmdir. Bu şehr-i Sivas'ın cânib-i şarkîsinde şehr-i Erzurûm, Niksâr tarafından sekiz konakdır. Cânib-i şimâline kal‘a-i Amasiyye ve Merzifon ve Lâdik dörder konakdır ve cânib-i garbına kal‘a-i Tokat üç menzildir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a–76b ·
metinde göster ·
olunur ve cemî‘i nehr-i azîmler Akdeniz'e ve Karadeniz'e ve bahr-i Harez'e ve b …
Evvelâ ihvân-ı bâ-safâya hafî olmaya, bu abd-i pür-hatâ, ya‘nî Evliyâ-yı bî-riyâ, manzûru olduğu üzre ve cemî‘i nehirlerin menba‘ı ibtidâ cüz’îdir. İçe uyûn-ı sağîreler munsabb olarak deryâ olup ummân olur. Ammâ kankı nehir mesâfe-i ba‘îdeden gelirse ana mahlût olanlar tufeyl olup ba‘îdden gelen serçeşme olup cümlesi ba‘îdden gelen su ismiyle müsemmâ olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu Şatt'ın başı dörd yerden tulû‘ edüp dördü de birbirlerine karîbdir. Eyâlet-i Diyârbekir'de cümle anlara Şat derler. Gerçi cemî‘i enhârlara şat tesmiye olunur ve cemî‘i nehr-i azîmler Akdeniz'e ve Karadeniz'e ve bahr-i Harez'e ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus'a ve bahr-i Muhît'e mahlût oldukları mahalle merace'l-bahreyn derler ve her nehr-i azîme şat derler ammâ bu nehr-i Şattu'l-Arab Diyârbekir'dekidir kim nehr-i Furât bu mâ-i Şat ile hayât bulup deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… mle kavm-i Ubbâdân tecdîd-i îmân etdiler. Anınıçün bu kavme kavm-i Ubbâdân deyü
tesmiye
olunmuşdur. Ba‘dehû Hazret-i Resûl'e kırk yaşında nübüvvet geldikde bu kavim cü …
Ba‘dehû Bağdâd'da Tâk-i Kisrâ münhedim olup Urfa'da âteşgede-i Nemrûd sönüp niçe bin alâmetler zuhûr edüp Hazret-i Resûl vücûda geldiği gice cümle kavm-i Ubbâdân tecdîd-i îmân etdiler. Anınıçün bu kavme kavm-i Ubbâdân deyü tesmiye olunmuşdur. Ba‘dehû Hazret-i Resûl'e kırk yaşında nübüvvet geldikde bu kavim cümle Hazret'e varup tecdîd-i İslâm etdiklerinde Hazret buyurdular kim "Yâ kavm-i ibâdullah-i âbidân-ı Ubbâdân! Size müjde olsun kim Cenâb-ı Allah sizin üzerinize ve şehriniz üzre cennetden bir kapu açdı kim subh u mesâ size ve hayvânlarınıza ve türâb-ı pâkinize ve cümle mevtânıza ol rahmet kapusundan rahmet saçılup yetmiş aded âfât-ı semâvî ve âfât-ı arızîden halâs oldunuz." deyü bu kavm-i Ubbâdân'a tebşîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
… tları olduğundan niçe müverrihân-ı Rûm-ı ân merzbûm bu kal‘aya "Dâr-ı hût" deyü
tesmiye
etdiler. Zamân-ı kadîmde hakkâ ki metîn kal‘a imiş.
Kal‘ası nehr-i Esim kenârında (---)(---) üzre çâr-kûşe ve çâr-kulle bir kârgîr seng-binâ-yı köhne kal‘a-i atîkdir. Bu kal‘a altından cereyân eden nehr-i Esim'de yılda bir kerre ol kadar balık çıkar kim hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Kibriyâ bilir. Bâzergânlar bu balıkları tuzlayup cemî‘i kâfiristâna götürürler. Gâyet lezîz hûtları olduğundan niçe müverrihân-ı Rûm-ı ân merzbûm bu kal‘aya "Dâr-ı hût" deyü tesmiye etdiler. Zamân-ı kadîmde hakkâ ki metîn kal‘a imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Sudak: İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn havfinden bir Ciniviz kralzâdesi cezîre-i Girid'de kal‘a-i Suda'yı bırağup gelüp bu kal‘ayı binâ edüp ismine Suda deyü tesmiye eder, ammâ kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr Sudak kirmân derler. 135b Hâlâ kal‘ası Karadeniz kenârında evc-i âsumâna kehkeşân-vâr ser çekmiş bir tell-i refî‘ üzre bir pilav depesi gibi halk olmuş bir mavî kaya üzre çâr-kûşe bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı refî‘u'ş-şân ve halkı azîmü'ş-şân hâl sâhibi kimesneler vardır kim bir serâmed Kahkahâ-âsâ iç kal‘aya mâliklerdir, ammâ içinde aslâ evler ve imâretler yokdur. Ancak bir karavulhânesinde birkaç âdem nevbet ile beklerler, zîrâ Kazak-ı âk keferesinden havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a–135b ·
metinde göster ·
ederler. Ba‘dehu "Karım"dan Kırım galat-ı meşhûr kalır.
"Varın murâd edindiğiniz yerde bir kal‘a ve şehir yapup sâkin olun" deyü izin alup gâret oldukları yerde bir kal‘a bünyâd etmeğe başlayup ismine Karım kirmân derler, ya‘nî Karım hasımlarından mâllar tahsîl edüp intikâm aldıklarıyçün Karım kirmân deyü tesmiye ederler. Ba‘dehu "Karım"dan Kırım galat-ı meşhûr kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… e Belh u Buhârâ ve niçe yüz bin diyârlarda sâkin olan ümmet-i Muhammedlere Acem
tesmiye
olunur. Anıniçün "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" denildikde cümleye şâmil bir kelâm- …
Andan kabâ’il-i memdûh Acem'dir kim ibtidâları kavm-i Tatar'dır kim bu iki kavimden edîm-i arz müzeyyen olup benî âdemle ma‘mûr olmuşdur. Anınçün Hazret-i Kevneyn'e "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" derler, zîrâ ibtidâ Arab'dan mâ‘adâ Tatar ve Acem ve Türk-i Türkmân ve Moğol ve Boğol ve Dağıstân ve Kumuğ u Kozak ve Heşdek ve Yakayça ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Hind ü Sind ve Laristân ve Moltân ve Sultâniyye ve Semerkand ve Kâbilistân ve Zâvilistân ve Bâbil ve Ermenistân u Mâzenderân ve Fâris ü Horâsân ve Kâşkar ve Hârizm ve Taberistân [ve] Türkistân ve Gîlân ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem ve Irâk-ı Dâdyân [ve] vilâyet-i Kirmân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Mekrân ve Sîstân ve Bedahşân ve Âzerbâycân ve Îrân u Tûrân ve Belh u Buhârâ ve niçe yüz bin diyârlarda sâkin olan ümmet-i Muhammedlere Acem tesmiye olunur. Anıniçün "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" denildikde cümleye şâmil bir kelâm-ı dürer-bârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… îr ü kebîr cibâllerin aslı budur kim müverrihân-ı Arab bu kûha Ebü'l-cibâl deyü
tesmiye
etmişler, zîrâ cemî‘i cibâller tâ Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Hind …
Ve bu kûh-ı Elburz'un etrâfında on bir aded {ülke sâhibi} pâdişâhlar sâkinlerdir. Ve yetmiş nev‘a lehçe-i mahsûsalarıyla tekellüm eder elsine-i muhtelifeli benî âdemler vardır kim birbirlerinin 159b lugat [ü] ıstılâhâtların tercümânlar ile güc ile fehm ederler. Hakkâ ki vech-i arzda olan sağîr ü kebîr cibâllerin aslı budur kim müverrihân-ı Arab bu kûha Ebü'l-cibâl deyü tesmiye etmişler, zîrâ cemî‘i cibâller tâ Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Hindistân'a varınca cümle dağlar bu kûh-ı Elburz'a mülâsıkdır. Ve bu cebelin cânib-i şarkîsi Îrân-zemîndir, ya‘nî Acem vilâyetidir kim Âzerbâycân ve Tiflis ve Tomanis ve Serîrü'l-lân ve Gîlân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a–159b ·
metinde göster ·
… öpürlüzâde Fâzıl Vezîria‘zam Ahmed Paşa hayrâtı olmak ile ismine Ahmedâbâd deyü
tesmiye
etdiler. Ammâ henüz niçe bin aded ummâl ve bennâ ve üstâdânlar cem‘ olup amâr e …
Menzil-i kasaba-i Ahmedâbâd: Bu dahi Köpürlüzâde Fâzıl Vezîria‘zam Ahmed Paşa hayrâtı olmak ile ismine Ahmedâbâd deyü tesmiye etdiler. Ammâ henüz niçe bin aded ummâl ve bennâ ve üstâdânlar cem‘ olup amâr etmededirler. Hâlâ cümle iki yüz aded kiremit ve saz örtülü bâğsız ve bâğçesiz nev-binâ hânelerdir. Ve bir câmi‘-i muhtasarı ve bir zâviyesi ve 2 aded nev-binâ kiremitli hânları ve 25 aded çalaş ve malaşdan mebnî müfîd [u] muhtasar dükkâncıkları var, henüz amâr ol[ma]dadır. Hudâ-yı müte‘âl dahi ziyâde ma‘mûr edüp inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola. Bu rabta-i nev-binânın şimâlindeki püşte-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
… gânbaşısı binâsı olmak ile müverrihîn-i Rûm merzibûm bu şehre dâr-ı tüccâr deyü
tesmiye
etmişler. Mürûr-ı eyyâm ile dest-i Âl-i Osmân'da dahi artık amâr olmağile Yeniş …
İbtidâ bu şehir Leka kralın bâzergânbaşısı binâsı olmak ile müverrihîn-i Rûm merzibûm bu şehre dâr-ı tüccâr deyü tesmiye etmişler. Mürûr-ı eyyâm ile dest-i Âl-i Osmân'da dahi artık amâr olmağile Yenişehir nâmıyla müsemmâ bir şehr-i ra‘nâdır. {Sene 848 târîhinde ibtidâ Koca Murâd Hân-ı Sânî ibn Çelebi Mehemmed Hân fethidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235b ·
metinde göster ·
… da cümle müverrihîn-i milel bu şehre "Dâr-ı medîneti'l-hukemâ ve'l-kudemâ" deyü
tesmiye
etdiler. Hattâ hukemâlardan Fisagores-i Tevhîdî ve Bokrât ve Sokrât ve Feylekos …
Ba‘dehu bu Feylekos asrında İskender-i Kübrâ vücûda gelüp Feylekos İskender'i perveriş edüp ol dahi cihân-ârâ bir pâdişâh-ı Zülkarneyn olup bu Atina şehrini dahi ziyâde amâr edüp bu şehir içre yedi bin aded hukemâ-yı Rûmiyyûnlar cem‘ olduğunda cümle müverrihîn-i milel bu şehre "Dâr-ı medîneti'l-hukemâ ve'l-kudemâ" deyü tesmiye etdiler. Hattâ hukemâlardan Fisagores-i Tevhîdî ve Bokrât ve Sokrât ve Feylekos ve Feylesûf ve Restâlîs ve Câlinûs ve Eflâtûn-ı ilâhî ve Batlîmûs ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)251a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250b–251a ·
metinde göster ·
Mezkûr Berak adası Mora cezîresine pek yakındır kim kurşum yetişir. Ve Anavarin kal‘asıyla mâbeyne-h[üm]âları tokuz mîldir kim karayel üzre Anavarin'den gidilir. İçinde bir imâretden eser yok bir küçük sâfî kayalı cezîrecikdir. Bu adaya Bâyezîd Hân'ın Moton, Koron seferinde Berak adası deyü tesmiye etmişler ammâ lisân-ı Freng'de ismine keştîbânlar Peradna derler. Ammâ asıl liman gibi bayağı keşişlemeye mukâbil olan kenârda bir harâb kenîsecik yeri vardır, palamarı kilise önüne bağlayup gemiler demirlerin keşişleme tarafına yigirmi iki kulaç suda korlar. Ve mezkûr adanın kara tarafı kırk kulaç amîk denizdir. Barça kalyonlar murâd edinse geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266b ·
metinde göster ·
… berr [ü] bihârân tevârîh-şinâsân bu kal‘a hakkında kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm deyü
tesmiye
etmişler. Aslâ bir tarafından bu kal‘aya zafer mümkin olmayup şekl-i murabba‘ v …
El-hâsıl cemî‘i seyyâhân-ı berr [ü] bihârân tevârîh-şinâsân bu kal‘a hakkında kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm deyü tesmiye etmişler. Aslâ bir tarafından bu kal‘aya zafer mümkin olmayup şekl-i murabba‘ vâki‘ olup şimâle nâzır bir küçücük demir kapucığı var. Ol tarafı gâyet metîn ve yigirmi arşın yüksek Şeddâdî dolma rıhtım dîvârdır. Ammâ cânib-i cenûba ve taraf-ı kıbleye nâzır olan yerlerinde aslâ ve kat‘â kal‘a dîvârı yokdur. Bu taraflardan âdem aşağı baksa ödü sıdar. Ne‘ûzü billâh uçurum derk-i esfel kayalardır kim gûnâ-gûn hûş [u] tuyûrlar âşiyân etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281b ·
metinde göster ·
… i küffârların depelerin deldikleriyçün bu kal‘aya ba‘de'l-feth "Depedelen" deyü
tesmiye
etdiler. Hâlâ Avlonya sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır.
Âsî Arnavud Venedik Frengiyle bir olup bu kal‘a içine kapanup guzât-ı müslimîn dahi kal‘aya havâle tabyalar yapup kal‘a içindeki küffârların depelerin deldikleriyçün bu kal‘aya ba‘de'l-feth "Depedelen" deyü tesmiye etdiler. Hâlâ Avlonya sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b ·
metinde göster ·
… hîn esmâ tevzî‘âtına bir isim komuşlar. Bu şehr-i Elbasan'a "Dâr-ı şu‘arâ" deyü
tesmiye
etmişler.
deyü tenmîk etdik. Her şehre ale'l-ittifâk cemî‘i müverrihîn esmâ tevzî‘âtına bir isim komuşlar. Bu şehr-i Elbasan'a "Dâr-ı şu‘arâ" deyü tesmiye etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… ol üstü Rûmca hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü
tesmiye
ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'dan galat Usturumça ve Üstürûmca derler. Ba‘dehu bir m …
Ba‘de'l-feth kal‘a kapusu üzre ol rumûz künûz hatları Etrâk tâ’ifesi kapu üstünden kal‘ edüp ol üstü Rûmca hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü tesmiye ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'dan galat Usturumça ve Üstürûmca derler. Ba‘dehu bir münâsebet ile ol taşı Gâzî Sultân Murâd'a gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
… rde mütemekkin olup vâfir hayrât [u] hasenât etdiklerinden dahi Hayri bolu deyü
tesmiye
etmişlerdir. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Edirne bostâncıbaşısı hükmünde iken hâlâ bu …
Ammâ bu kal‘adan guzât-ı müslimîn ol kadar mâl-ı Kârûn'a müstağrak olup ol kadar gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve mâl-ı ganâ’imler alup bu şehirde mütemekkin olup vâfir hayrât [u] hasenât etdiklerinden dahi Hayri bolu deyü tesmiye etmişlerdir. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Edirne bostâncıbaşısı hükmünde iken hâlâ bu şehirde Âl-i Osmân'ın niçe bin katar develeri meştâsı olup bu kadar kârbânsarây deve âhûrları olduğundan hâlâ Dergâh-ı âlî emîr-i âhûr ağalarının hükmünde olup hâss-ı hümâyûn tarafından sârbân şütürbân başı hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 380b ·
metinde göster ·
… ine Şekerbınarı ve birine Aynü'l-hayât bunarı ve birine Mürde-hayât bınarı deyü
tesmiye
etmişlerdi. Q 40b
Ve bu mesîregâhda üç âb-ı hayât dahi vardır. Anlardan dahi nûş edüp birine Şekerbınarı ve birine Aynü'l-hayât bunarı ve birine Mürde-hayât bınarı deyü tesmiye etmişlerdi. Q 40b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78b ·
metinde göster ·
Orhân Gâzî Bayındırân kavmin bu mahalde iskân etdirdiğiyçün Bayındır lafzı
tesmiye
olmuşdur. Sire hudûdunda seksen akçe kazâdır ve nâhiyesi on sekiz kurâdır. Ve k …
Orhân Gâzî Bayındırân kavmin bu mahalde iskân etdirdiğiyçün Bayındır lafzı tesmiye olmuşdur. Sire hudûdunda seksen akçe kazâdır ve nâhiyesi on sekiz kurâdır. Ve kasabası Bayındır cebelinin zeylinde vâki‘ olmuş bâğ u bâğçeli, iki yüz hâneli ve bir câmi‘ ve üç zâviye ve bir mekteb ve bir hammâm ve bir hân ve yedi dükkânlı bir şîrîn kasabacıkdır. Ve paşa hâssıdır, hâkimi voyvadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85b ·
metinde göster ·
… mahbûbesi gâyet ziyâde olup nâz [u] istiğnâları ziyâde olduğundan "Nâzlı" deyü
tesmiye
olunmuşdur kim müverrih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh …
Gerçi sevâhil diyârıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet ziyâde olup nâz [u] istiğnâları ziyâde olduğundan "Nâzlı" deyü tesmiye olunmuşdur kim müverrih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh etdikleri Y 91b bu tîn şehridir kim incîr ile meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Hevâsı şiddet-i hâr üzre olmak ile âb-ı cârîleri germâcadır. Ammâ kûzelerde sehel kesb-i hevâ edince âb-ı hayât suları vardır. Nûş eden halkı sarhoş olup zinde olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91a–Y91b ·
metinde göster ·
… uğla kal‘asın feth etdükde mezkûr şehri ismiyle müsammâ edüp Muğla deyü sebeb-i
tesmiye
olmuşdur. Sonradan îmâna gelmek ile Muğla Beğ derler. Lügat-i Pârsîde mûğ kefer …
Sene (---) târîhinde Rûm keferesi destinden Menteşe oğlu Dârâhikey vezîri Mûğlı Beğ feth etmişdir. Azîm ceng ü cidâl olmuşdur. Mezkûr Mûğlı Beğ Mâhân memleketinde Hazret-i Risâlet-penâh'ı vâkı‘asında görüp izn-i şerîfleri ile sultânü'l-ulemâ huzûrunda İslâm ile müşerref olup Menteşe oğlu Dârâhikey'e boybeği edüp Muğla kal‘asın feth etdükde mezkûr şehri ismiyle müsammâ edüp Muğla deyü sebeb-i tesmiye olmuşdur. Sonradan îmâna gelmek ile Muğla Beğ derler. Lügat-i Pârsîde mûğ kefereye derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y98a ·
metinde göster ·
… nehrin üstüne iki göz bir cisr-i latîf inşâ edüp Miskli cisir ve Misk suyu deyü
tesmiye
olunmuşdur. Ammâ mezkûr yağ Dârâhiyye kazâsında cümleden a‘lâ ve kuvvetli hâsıl …
"Bire benim mümessek Gökâbâd'ım" deyüp ol mahalde bir nehir ubûr edüp ayn-ı misk deyüp ol nehrin üstüne iki göz bir cisr-i latîf inşâ edüp Miskli cisir ve Misk suyu deyü tesmiye olunmuşdur. Ammâ mezkûr yağ Dârâhiyye kazâsında cümleden a‘lâ ve kuvvetli hâsıl olur, zîrâ âb [u] hevâsının letâfetinden azîm dıraht-ı müntehâlardan hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128b ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘deki makâmında bir beyâz taşdan bir tekne-i çârkûşe (---)(---)(---)(---)(---)(---) var idi. İneği anın içine sağup yoğurd edüp kifâflanırlardı. Ba‘de'l-kifâf ümmetine bezl edermiş. Ve ibtidâ yoğurd ve peynir yapmak Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve yoğurdcuların pîri ana müntehîdir. Ve beyâz ineği bunda sağduğu içün Haleb, "süd sağmağa" derler. Şehb, "beyâz"a derler. Anıniçün (---)(---)(---)(---)(---)(---) "Halebü'ş-şehbâ" deyü tesmiye olunur. Q 76bP 76b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
olunmasının aslı oldur kim Fir‘avn sâhirlerinden bir sâhir arz-ı ma‘rifet edüp …
Ve bu bürkeye Fîl bürkesi tesmiye olunmasının aslı oldur kim Fir‘avn sâhirlerinden bir sâhir arz-ı ma‘rifet edüp kendüyi fîl sûretine koyup bu bürkede ve sâhilinde otlayup sulanırmış, anıniçün Fîl bürkesi derler. Bir rivâyetde Bağdâd'dan Me’mûn Halîfe Mısır'a geldükde iki yüz fîl getürüp bu mahalle koyup kesb-i tarâvet ederlermiş, anıniçün Fîl bürkesi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132b ·
metinde göster ·
… n Hâm bin Nûh Nebî'dir. Cümle ta‘allukâtıyla otuz kişi idi, anıniçün Menûf deyü
tesmiye
etmişlerdir. Menûf, mâfeden galatdır, Kıbtî lisânınca mâfe otuz adedine derler. …
Ba‘dehu bu Menûf'u taht edinüp evvelkiden ziyâde amâr etmişdir. Ammâ ibtidâ imâreti Tûfân'dan sonra Hazret-i Nûh'un oğlu Hâm'dır, Hâm oğlu Bayzar'dır, ve Bayzar kayın babası Kalîmûn Hakîm Kâhin ile ba‘de't-tûfân Hazret-i Nûh'dan me’zûn olup Eski Mısır'ın karşusundaki cebel-i Ehrâmlar'a gelüp Tûfân'dan evvel ma‘mûr olan şehirlerinden âsâr-ı binâ ancak Ehrâm dağların buldular, gördüler kim süknâ mümkün değil, ol mahalden kalkup Menûf olan yere gelüp âsâr-ı binâlar etmeğe başladılar. Tûfân'dan sonra arz-ı Mısır'a kadem basan bu Bayzar bin Hâm bin Nûh Nebî'dir. Cümle ta‘allukâtıyla otuz kişi idi, anıniçün Menûf deyü tesmiye etmişlerdir. Menûf, mâfeden galatdır, Kıbtî lisânınca mâfe otuz adedine derler. Ba‘dehu Bayzar niçe yüz yıl mu‘ammer olup Menûf şehrinde azîm binâlar ihdâs edüp rûy-ı zemîn-i Mısır'da ibtidâ hâkim olan bu Bayzar bin Hâm'dır ve ibtidâ binâ olunan bu Menûf'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282a ·
metinde göster ·
… yim oğlanlarından Dimyât nâmında bir ulu pâdişâh binâ etmişdir, anıniçün Dimyât
tesmiye
olunmuşdur. Lafz-ı dimyât lisân-ı Süryânîde kuvvete ve kudrete derler; kuvvetli …
Bu şehr-i müzeyyen hakkında niçe müverrihler evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ kavl-i esah oldur kim Tûfân-ı Nûh'dan sonra İşma‘ûn bin Mısrâyim oğlanlarından Dimyât nâmında bir ulu pâdişâh binâ etmişdir, anıniçün Dimyât tesmiye olunmuşdur. Lafz-ı dimyât lisân-ı Süryânîde kuvvete ve kudrete derler; kuvvetli, cihân-ârâ melik idi. Ammâ Kitâb-ı Tevrât'da şehr-i Dimyât'ın ismi beled-i Âlüş'dür. Kitâb-ı Zebûr'da ed-Derdemiyye ve el-Beytâvefrâğa'dır. Ve Kitâb-ı İncîl'de el-Hazra'dır. Ve lisân-ı Arab'da yine ed-Derdemiyye'dir. Lisân-ı Kıbtî'de Dimyât'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344b ·
metinde göster ·
olunmasının aslı oldur kim bu kal‘anın cânib-i garbında kâmil üç sâ‘at ba‘îd ye …
Ve bu kal‘aya Kenîse ismiyle tesmiye olunmasının aslı oldur kim bu kal‘anın cânib-i garbında kâmil üç sâ‘at ba‘îd yerde bir ferah-fezâ ve hoş-havâ yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406b ·
metinde göster ·