… deyüp Bilâl-i Habeşî ile müselsel mü’ezzinlik hidmetinde olup ba‘de'd-du‘â bir
tevhîd-i Sultânî
olmuşdur kim aşk-ı ilâhî ile 7b mest [ü] medhûş olup gûyâ hâbdan bîdâr idim.
aşr-ı şerîfin tilâvet edüp cümle cemâ‘at sâmi‘înden olup Hazret imâmet etdi. Ba‘de's-selâm hakîr Âyetü'l-kürsî, Bilâl Sübhânallâh; hakîr Elhamdü lillâh ve Bilâl Allâhu ekber deyüp Bilâl-i Habeşî ile müselsel mü’ezzinlik hidmetinde olup ba‘de'd-du‘â bir tevhîd-i Sultânî olmuşdur kim aşk-ı ilâhî ile 7b mest [ü] medhûş olup gûyâ hâbdan bîdâr idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a–7b ·
metinde göster ·
… llerdir. Her birinin birer köşede savma‘aları vardır. Ba‘de salâti'l-cum‘a eyle
tevhîd-i sultânî
olur kim istimâ‘ eden âşıklar sermest olurlar.
Evsâf-ı tekye-i dervîş-i dil-rişân-ı zîşân: Cümle kırk yedi tekyedir. Ammâ cümleden tekye-i Hazret-i Mahmûd Efendi, tarîk-i Halvetî'de eyle bir âsitâne-i azîm yokdur kim şeb [u] rûz üç yüz fukarâsı zikrullâh ile meşgûllerdir. Her birinin birer köşede savma‘aları vardır. Ba‘de salâti'l-cum‘a eyle tevhîd-i sultânî olur kim istimâ‘ eden âşıklar sermest olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b ·
metinde göster ·
… z-ı fakrı ve sılalarına vâsıl olup tuğ u alem ve def ü kudûm ü nefiriyle erre-i
tevhîd-i sultânî
ederek bu kûh-ı bülendi cây-ı me’men edinüp ber seccâde olup yedi sene niçe bin …
Ziyâret-i Hazreti-i Kademli Baba Sultân: Hacı Bektâş-ı Velî hizmetiyle tâ Horâsân'dan bile Rûm'a gelmiş Fağfûr diyârı hâkinde Kozak kavmi memlûklarından bir çâker-i hâkister-emkinde muhibb-i hânedân ârif-i billah-ı zî-şân kimesne imiş. Bektâş-ı Velî'nin cihâz-ı fakrı ve sılalarına vâsıl olup tuğ u alem ve def ü kudûm ü nefiriyle erre-i tevhîd-i sultânî ederek bu kûh-ı bülendi cây-ı me’men edinüp ber seccâde olup yedi sene niçe bin cânlar andan me’zûn olup âhir dâr-ı âhirete min muhabbetillah yönelüp bu mürtefi‘ cihânnümâ püşte üzre fukarâları cesed-i azîzi defn ederler. Sultân Çelebi Mehemmed Hân azîzin fevti haberin istimâ‘ edüp Edirne'den ılgar ile gelüp Kademli Baba hazretleri üzre bir kubbe-i pür-nûr binâ eder. Sâfî rasâs-ı hâs ile mestûr bir kubbe-i ma‘mûrdur. Ve bir âşiyân-ı Bektâşiyân ve bir imâret ü kilâr ü mescid ve meydân inşâ edüp yedi pâre kurâ vakf eder. Hâlâ ma‘mûr [u] âbâdân cihân-nümâ bir tekye-i Bektâşiyân'dır. Cümle a‘yân-ı vilâyet bu Kademli Baba'ya mu‘tekid olup nezerâtları gelüp âyende vü revende züvvâr-ı müsâfirîne ol nezerâtdan fukarâlar ni‘met çeküp hizmet ederler. Kubbe-i pür-nûru içre azîzin cânib-i erba‘asında çerâğlar ve şem‘dânlar ile müzeyyendir. Hattâ azîz-i merhûm çobanlık etmeğile kaval-ı Mûsâ çalarmış, başları ucunda durur, ulu sultândır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-aziz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı münâsib: Dahi Edirne şehri dest-i küffâr-ı hâksârda iken Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velî Bursa şehrinde bir alay kibâr-ı evliyâullah ile müşâvere ederken esnâ-yı kelâmda buyururlar kim "İdrivne şehrin üç ejdehâ-yı nehr-i azîm derâğûş edüp belde-i İdrivne'yi helâk etmek isterler. Âhir gark-ı âb ederler. Ammâ seyecî sene 762 târîhînde dest-i Âl-i Osmân'a girüp zamîme-i dâr-ı İslâm olacakdır. Ayâ bizden Edirne'ye kim gider kim onda âmâde olup üç su bir olup tuğyân ile geldiklerinde du‘â edüp ol du‘â sebebiyle sular teskin ola?. Ba‘de'l-feth İdrivne şehrinde âsitâne-i azîm sâhibi ola" buyurduklarında hemân Sefer Şâh Sultân eydür "Pâdişâhım, eğer nutk-ı dürer-bârınız olursa bu abd-i kemter ve hakîr-i ahkar gidelim" dedikde hemân Bektâş-ı Velî Sultân "Hak mübârek eyleye!" deyü Sefer Şâh'a post u alem ve çerâğ u def [u] kudûm ü kalem ve nakkâre ü zil ve nefîr ü sadem ve seccâde ve hırka ve peşmine-i adem [ü] sofra ve gülbank ü bî‘at-ı perem ve kırk halîfe-i sâhib-kerem verüp Sefer Şâh Sultân'ı Rûm ereni olmağa lâyık erzânî görüp huzzâr-ı meclisde gülbang-ı Muhammedî çekilüp Hazret-i Pîr'den Sefer Şâh me’zûn olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek şehr-i Edirne'ye alem kaldırup def ü kudûm ü tablın döğdürüp tevhid [ü] tezkîr-i erre ile nefîrlerin çalarak derûn-ı Edirne'den ubûr etdiklerinde cümle nasârâlar engüşt ber-dehan edüp âlem-i hayretde kalırlar. Sefer Şâh Sultân bu hâl ile tevhîd-i sultânî ederek Hıdırlık nâm mevzi‘de karâr edüp subh [u] mesâ tevhîd [u] tezkîr edüp bâb-ı tevekkülde Kâf-ı kanâ‘at ile fakr [u] fâka çille-i merdânın çekmeğe müdâvemet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla
tevhîd-i sultânî
edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘a …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
… Gülşenî dervîşân-ı zîşândır. Her salât-ı cum‘adan sonra cem‘iyyet-i kübrâ olup
tevhîd-i sultânî
olur. Ammâ evkâfı ne mertebede imâr olduğu ma‘lûmum değildir, ve's-selâm.
Ba‘dehû bu Edirne'deki tekyesinin halîfesi mazanne-i kerâme kimesne olup Edirne şehrinin cemî‘i halkı fukarâ-yı Gülşenî olur. İlâ hâze'l-ân bir tekye-i Gülşenî dervîşân-ı zîşândır. Her salât-ı cum‘adan sonra cem‘iyyet-i kübrâ olup tevhîd-i sultânî olur. Ammâ evkâfı ne mertebede imâr olduğu ma‘lûmum değildir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159b ·
metinde göster ·
… kerre azîz Şeyh Safî mumu söndürüp merd ü zen karış katış olup kâmil yedi sâ‘at
tevhîd-i sultânî
olup Şeyh Safî "Ve salli alâ cemî‘i enbiyâ’i ve'l-mürselîn" deyüp el yüze sürüp …
Netîce-i kelâm mum söndürme sene (---) târîhinde Hazret-i Şeyh Safî şehr-i Erdebil'de kutbu'l-aktâb mertebesine kadem basdıkda bir gün câzibe-i İlâhî ile vecde gelüp niçe bin ümmet-i Muhammedi tevhîd-i Muhammedîye da‘vet eder ve cümle tevhîde hâzır olanların ehl [ü] ıyâllerin dahi tevhîde da‘vet edüp cümle nisvân burka‘ları ve sarâveşleri ve dutakları ile ve ellerinde eldîvânlarıyla gelüp bir kûşede bu kadar havâtînler tevhîde meşgûl olurlar. Ba‘de'l-gurûb olup ol şeb-i muzlimde {Şeyh Safî bir şem‘-i münevver âşikâre edüp} eydür: "Gelin kızlarım siz de oğlan kuzularımla tevhîde girin" derler. Hemân cümle merd ü zen tevhîd ü tezkîre karışdıklarında bir kerre azîz Şeyh Safî mumu söndürüp merd ü zen karış katış olup kâmil yedi sâ‘at tevhîd-i sultânî olup Şeyh Safî "Ve salli alâ cemî‘i enbiyâ’i ve'l-mürselîn" deyüp el yüze sürüp eydür: "Herkes bu karanlıkda yanında olanları kucaklayup hânesine gitsin" buyurduklarında be-keşf-i kerâmet-i Şeyh Safî cümle halk ol cahrahûn(?) karışıklığında kendi ehlini ve kızını kucaklamış bulunup hânelerine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… n oldu. Ve bu hay hûdan sonra cümle muhibbân-ı dûstân kanların revân ederek bir
tevhîd-i sultânî
etmişlerdir kim cümlesi mest [ü] hayrân oldu. Ba‘de't-tevhîd meydân-ı muhabbete …
Netîce-i kelâm ol gün yevm-i âşûrada fezâ-yı Dergezîn hûn-ı insân ile rengîn olup zemîn-i Dergezîn lâle reng olurdu. Ve cemî‘i âşıkân-ı sâdıkânın dâğları üzre dâğ dâğ oldu. Ve her birinin sîne ve bâzûlarından ahmergûn hûnlar revân oldu. Ve bu hay hûdan sonra cümle muhibbân-ı dûstân kanların revân ederek bir tevhîd-i sultânî etmişlerdir kim cümlesi mest [ü] hayrân oldu. Ba‘de't-tevhîd meydân-ı muhabbete deste-hânlar gelüp niçe bin sahûn mümessek âşûralar ve ta‘âm-ı hûşek pilav u muza‘fer pilav-ı dûzde büryânlar geldiler ve cümle mahlûk-ı Hudâ tenâvül etdiler. Ve bu sahrâda ol gün niçe bin yerde âşûra ve sâ’ir ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup ba‘de'l-asr şehr-i Dergezîn'e gitdiler. Bu dahi bir gûne bir mesîregâh idi kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313a ·
metinde göster ·
… dur. Ve Zeytûnlu câmi‘i kurbunda Halvetî tekyesinin fukarâsı gâyet çokdur. Azîm
tevhîd-i sultânî
olur, zîrâ bu şehrin halkı cümle ehl-i tevhîdlerdir.
Bu tahrîr olunan cevâmi‘ ve mesâcidlerden mâ‘adâ kal‘a içinde câmi‘ yokdur. Ve Zeytûnlu câmi‘i kurbunda Halvetî tekyesinin fukarâsı gâyet çokdur. Azîm tevhîd-i sultânî olur, zîrâ bu şehrin halkı cümle ehl-i tevhîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58b ·
metinde göster ·
… lardır. Her leyle-i mübârekelerde fukarâları cem‘ olup âyîn-i Muhammedî sürülüp
tevhîd-i sultânî
olur. Âsitânesinde tabl ve sırâf ve tabl [u] kudüm ve nakkâre ve def ve nefîr v …
Ve Şeyh Muhammedü'l-Acemî el-Bektûtî bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır. Her leyle-i mübârekelerde fukarâları cem‘ olup âyîn-i Muhammedî sürülüp tevhîd-i sultânî olur. Âsitânesinde tabl ve sırâf ve tabl [u] kudüm ve nakkâre ve def ve nefîr ve zilleri hâzırdır. Âyîn mahallinde icrâ edüp cem‘iyyet-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188a ·
metinde göster ·
… bâb-ı Rahmet üzre tekye-i Bâyezîd-i Bestâmî fukarâsı ile her cum‘a gecesi aceb
tevhîd-i sultânî
olur.
Ve yine bu sırada kal‘a dîvârına muttasıl makâm-ı bâb-ı Tevbe ve makâm-ı bâb-ı Rahmet. Benî İsrâ’îl bu kapuda tevbe edüp bâb-ı Rahmet'den çıkdılar, azâbdan halâs oldular. Ve bu bâb-ı Rahmet üzre tekye-i Bâyezîd-i Bestâmî fukarâsı ile her cum‘a gecesi aceb tevhîd-i sultânî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217b ·
metinde göster ·
Bu zikr olunan iki âsitânenin mâbeyninde câmi‘ içre bir
tevhîd-i sultânî
olur kim cümle uşşâkân-ı müştâkân mest [u] medhûş olurlar. Ve minberin sağ câni …
Bu zikr olunan iki âsitânenin mâbeyninde câmi‘ içre bir tevhîd-i sultânî olur kim cümle uşşâkân-ı müştâkân mest [u] medhûş olurlar. Ve minberin sağ cânibinde çâr-kûşe bir alçacık kubbecik içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
… kerre yedi aded minârelerde salâlar verildikden sonra cümle huddâm-ı Beytullâh
tevhîd-i sultânî
ile hatîb hazretlerini Kademü'n-Nebî kubbesinden çıkarup örf-i izâfetiyle vak‘ …
Ve her yevm-i Cum‘a makâm-ı hatîbin cânibeyninde yeşil sancaklar ile zeyn ederler. Ve iki kerre yedi aded minârelerde salâlar verildikden sonra cümle huddâm-ı Beytullâh tevhîd-i sultânî ile hatîb hazretlerini Kademü'n-Nebî kubbesinden çıkarup örf-i izâfetiyle vak‘ [u] vakârıyla boğazında ridâ-yı Muhammedî ile ve destinde şemşîr-i ateştâb ile hırâmânî reftâr ederek önünde alem-i Resûlullâh ile tevhîd ederek cümle hulefâları getirüp minber dibinde seccâdesinde karâr etdükde ezân-ı Muhammedî tilâvet olunup âb-ı Zemzem kasrından cümle mü’ezzinân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347b ·
metinde göster ·
… ltı bin âdem cem‘ olup sûre-i Kehf'i tilâvet edüp evrâd [u] ezkârlarından sonra
tevhîd-i sultânî
olup aşr-ı şerîfler tilâvet olunmağa başlar kim cemî‘i hoş-elhân hâfız-ı Kur’ân …
Her cum‘a namâzından sonra beş altı bin âdem cem‘ olup sûre-i Kehf'i tilâvet edüp evrâd [u] ezkârlarından sonra tevhîd-i sultânî olup aşr-ı şerîfler tilâvet olunmağa başlar kim cemî‘i hoş-elhân hâfız-ı Kur’ân imtihânen murâd edindikleri aşr-ı şerîfden tilâvet edüp câna safâ verirler. Andan cemî‘i hoş-âvâz bülend savt-ı hazîn ile Şeyh Ömer'in Tâ’iyye kasîdesin âgâze-i hicâz uşşâk ile tilâvet etdiklerinde cümle uşşâk mest [u] medhûş bî-hûş olurlar. Zîrâ ol gün anda cümle uşşâkân [u] sâdıkân büdelâ ve ümenâ ve evtâd ve nücebâ vü nükabâ ve mecâzibûn melâmiyyûn andadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109a ·
metinde göster ·
olurken cümle zâkirân [u] şâkirânlar hoş-âvâz ile kavl [ü] edvâr üzre on iki ma …
Yedi sekiz sâ‘at bu tertîb üzre tevhîd-i sultânî olurken cümle zâkirân [u] şâkirânlar hoş-âvâz ile kavl [ü] edvâr üzre on iki makâm ve yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîbi ve yigirmi dörd usûl üzre icrâ edüp savt-ı hazîn ile zâkirler birbirlerine hasmâne müselsel kâr ve nakş ve zikr ve amel ve zecel ve dübeyt ve taksîm ve savt ve haznegîr şekilli tasnîfâtlar okuyarak dervîşân-ı âşıkânı sermest ederler. Zâkirin biri tevhîde fâsıla olup fukarâ sehel râhat olsun içün savt-ı Dâvûd ile Fuzûlî ve Rûhî ve Örfî ve Hayyâm ebyâtlarından bir dübeyt yâhûd penç beyt taksîm edüp cümle fukarâ kendüden geçüp bir gayrı makâmda tevhîd [ü] tezkîre âheng edüp ilâ-mâşaallâh bu üslûb üzre tevhîd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
… sâlih kimesne tarîk şeyhi vardır. Bunda dahi yılda bir kerre mevlûd-ı azîm olup
tevhîd-i sultânî
olur.
Mısır'ın şarkında bir sâ‘at ba‘îd bir âsitâne-i tarîk-ı Bedevî içün binâ olunmuşdur. Bu dahi Tophâne tekyesi gibi nigârhâne-i nakş-ı Çîn gûyâ nakş-ı mihr-i nigîn gibi hurde bahâr ile münakkaşdır. Ve ferşi eyle hurde ruhâmdır kim ta‘bîr ü tavsîfi mümkin değildir.Ve bu âsitânede mihrâb [u] minber dahi vardır, cum‘a edâ olunur. Ve bu Gavrî başka esvâk-ı muhtasarı ile bir mahalledir. Cümle bin mikdârı fukarâ-yı Bedevîdir. Evkâf-ı za‘îf olmağile ni‘metleri yokdur, kendiler kifâflanırlar. Ammâ sulehâ-yı ümmetden bir sâlih kimesne tarîk şeyhi vardır. Bunda dahi yılda bir kerre mevlûd-ı azîm olup tevhîd-i sultânî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115b ·
metinde göster ·
… ve sulehâ ve meşâyih niçe bin fukarâlar ile deff ü kudüm çalarak üç gün üç gece
tevhîd-i sultânî
ederler.
Mısır a‘yânlarının biri dahi Şeyh Bekrîlerdir kim pâdişâhâne zevk [u] safâları var. Husûsâ Şeyh Bekrî hazretinin mu‘tâd-ı kadîmleridir kim her sene mâh-ı Rebî‘ü'l-evvelin on ikinci gece isneyn gecesi oldukda mevlûdü'n-Nebî aleyhi's-selâm ederler kim vasfında lisân kâsırdır. Ol mahallerde şiddet-i hârdan bürkenin suyu altı ay durup kurur, bir çemenzâr fezâ olur, ol mevlûd günleri yüz kırk tarîk meşâyihleri bu bürke sahrâsına hayme ve sâyebânları ve sahâbeleri ile gelüp beş altı yüz çadır ulemâ ve sulehâ ve meşâyih niçe bin fukarâlar ile deff ü kudüm çalarak üç gün üç gece tevhîd-i sultânî ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a ·
metinde göster ·
Andan yüz yetmiş tarîkın meşâyihleri ve kırk elli bin fukarâları ile
tevhîd-i sultânî
ve zikrullâh-ı Yezdânî edüp niçe bin alem ü sarâf ve def ü kudüm ve nefîr ve zi …
Andan yüz yetmiş tarîkın meşâyihleri ve kırk elli bin fukarâları ile tevhîd-i sultânî ve zikrullâh-ı Yezdânî edüp niçe bin alem ü sarâf ve def ü kudüm ve nefîr ve zil ü bem ve nakâre ve tabl [u] kös ü kudümler çalarak cümle âşıkân mest [u] medhûş olup tarîk-ı âm üzre umûmen tevhîd-i erreler ederek ubûr ederler. Ve hoş-elhân savt-ı hazînli ve hoş-elhânlı zâkirûn ve şâkirûnlar zikir ve mevâl uzzâl ve gazeller okuyarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a ·
metinde göster ·
… îk tarîk meşâyihleri atlar üzre cânib-i erba‘ası alemler ile zeyn olup gûnâ-gûn
tevhîd-i sultânî
ederek def [ü] kudümlerin çalarak eyle tevhîd ederler kim sadâ-yı hû'dan Mısır …
Bunlardan sonra tarîk-ı Vâhidî ve Hamzavî ve Bayramî ve Samûdî ve Uşşâkî ve Mevlevî ve şemsî ve Veledî ve Alevî ve Veysî ve Sâdâtî ve Bekrî ve Edhemî ve Abâyî ve Abbâsî ve Yesevî ve Burhânî ve Dessûkî: bunlar cümle niçe bin fukarâlar alemlerin kaldırup Y 202a tarîk tarîk meşâyihleri atlar üzre cânib-i erba‘ası alemler ile zeyn olup gûnâ-gûn tevhîd-i sultânî ederek def [ü] kudümlerin çalarak eyle tevhîd ederler kim sadâ-yı hû'dan Mısır içi mâl-â-mâl olur. Bu tarîk içre Dessûkî ve Burhânî fukarâsından çok yokdur. Beyâz ve neftî sancakları ve şukka-i alemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y201b–Y202a ·
metinde göster ·
… eleri ve nakîbler ve çavuşları cümle Q 234aP 231a meşâyihler ile cem‘ olup
tevhîd-i sultânî
ile ubûr edüp niçe bin alemler içinde mahmel-i şerîfi ortaya almışlar. Bir hây …
Bunların akabince bir azîm (---)(---)(---) kıyâmet kopup bir hatîf-i Rabbânî sadâsı gibi bir mehîb sadâ zâhir olup içinde aslâ (---)(---) cümle (---)(---)(---) böyle yüz kırk tarîk meşâyihleri niçe bin sancağ u bayrağ u alemleri altına girdiklerinde rızâ-yı [[(---) (---) (---)]] ehl-i hâl ve ehl-i sülûk meşâyihlerin yanları sıra halîfeleri ve nakîbler ve çavuşları cümle Q 234aP 231a meşâyihler ile cem‘ olup tevhîd-i sultânî ile ubûr edüp niçe bin alemler içinde mahmel-i şerîfi ortaya almışlar. Bir hây hûdur kim gûyâ gulgule-i Mısır'dır. Mahmel-i şerîf devesi ise zer-ender-zere müstağrak olup tâvûs-ı bağ-ı Cennet-misâl hırâmânî hırâmânî iki cânibe reftâr ederek ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203b ·
metinde göster ·
… yle saf saf ve gürûh gürûh alay-ı azîm ile paşa sarâyı meydânına varup anda bir
tevhîd-i sultânî
ederler kim cemî‘i münkirîn âlem-i hayretde dembeste ve vâlih [ü] hayrân kalırl …
Ba‘dehu Nîl kesimine elli beş gün kalarak meşhûr-ı âfâk kutb-ı ale'l-ıtlak Hazret-i Seyyid Ahmed el-Bedevî Ebülyetâmîn hazretlerinin fukarâ çavuşları üç gün üç gece Mısır içinde cümle meşâyihâna ve dervîşâna haber edüp mâh-ı mezbûrun evvelki gün on beş yigirmi bin fukarâları ve meşâyihleri niçe bin kırmızı sancağ u bayrak ve alemler ile esvâk-ı sultânîler lâlezâra dönüp altun alemler baş kaldırup tabl u kudüm ve deff ü nefîr ü nakâre ve sûrlar sûr-ı İsrâfîl-vâr nefh-i sûr urarak yedi yüz meşâyih-i kirâm ve niçe bin bî-pîrehen sîne-çâk ser-bürehne ve bî-pâk fukarâ-yı bâbullâh tevhîd-i erreye meşgûl olarak ve "Yâ Rezzâk" ismiyle saf saf ve gürûh gürûh alay-ı azîm ile paşa sarâyı meydânına varup anda bir tevhîd-i sultânî ederler kim cemî‘i münkirîn âlem-i hayretde dembeste ve vâlih [ü] hayrân kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu üslûb üzre on iki makâmda on iki fasıl
tevhîd-i sultânî
olur kim yüz kırk tarîk-ı meşâyihânın birinde olmaz. Meğer tarîk-ı Mutâvi‘î'de …
Hulâsa-i kelâm bu üslûb üzre on iki makâmda on iki fasıl tevhîd-i sultânî olur kim yüz kırk tarîk-ı meşâyihânın birinde olmaz. Meğer tarîk-ı Mutâvi‘î'de veyâhûd tarîk-ı Burhânî'de ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y221a ·
metinde göster ·
… i ile varup ol Cîze sahrâsın çetr-i mülemma‘lar ile lâlezâr edüp üç gün üç gece
tevhîd-i sultânî
ile sohbet-i hâs ederler. Ve niçe kerre yüz bin kanâdîl ve fânûs ve meş‘aleler …
Bu âsitâne-i Ebû Hüreyre'de senede bir kerre mâh-ı Temmûz'da mevlûdü'n-nebî olup cemî‘i a‘yân [u] ulemâ ve sulehâ ve kibâr-ı eşrâf haymeleri ile varup ol Cîze sahrâsın çetr-i mülemma‘lar ile lâlezâr edüp üç gün üç gece tevhîd-i sultânî ile sohbet-i hâs ederler. Ve niçe kerre yüz bin kanâdîl ve fânûs ve meş‘aleler ile çerâğân edüp taraf taraf zevk olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271a ·
metinde göster ·
… erreye meşgûl olarak taraf taraf mecâzibûn na‘ralar urarak sarây meydânında bir
tevhîd-i sultânî
olmuşdur kim bi-rabbi Ka‘be sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup fel …
El-azametullâh, on binden mütecâviz fukarâ-yı Bedevî deff ü kudümleri ve direfş-i Kâviyânî-misâl şukka alemleri ile ba‘zısı âlât-ı harbe müstağrak olup ellerinde zerdeste ve nobutlar, bellerinde pâlheng tennûreler, dillerinde zikrullâh ile niçe yüz bin sancağ u bayrağ ile sarây meydânın ve esvâk-ı sultânîlere fukarâ mâl-â-mâl olup gûnâ-gûn sancağlar ile şehr-i Mısır'ı Y 278a lâlezâr edüp sarây meydânında paşa huzûrunda baş halîfe fukarâlarına "Üzkürullâh" deyince bir ağızdan niçe bin fukarâ tevhîd-i sultânîye rehâ buldurup altun mutallâ alemler baş kaldırup deff ü kudüm ve nakâre ve tabllar çalınup ve sûr-ı İsrâfîl-vâr nefîrler nefh olunup üç bin yedi yüz meşâyih ve on bin mikdârı pâ-bürehne ve ser-bürehne fukarâ-yı bâbullâhlar tevhîd-i erreye meşgûl olarak taraf taraf mecâzibûn na‘ralar urarak sarây meydânında bir tevhîd-i sultânî olmuşdur kim bi-rabbi Ka‘be sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup felekde melekler dahi reşk edüp ta‘accübâne "Sübhânellâ"h dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y277b–Y278a ·
metinde göster ·
… mle meşâyih hâzır olup fânûs kanâdîller ile leb-i Nîl'i zeyn edüp tâ sabâha dek
tevhîd-i sultânî
ile mevlûd-ı şerîf oldu.
Ve yeniçeriyân tekyesiyle risâle ağası sarâyı önündeki meydânda bir gece cümle meşâyih hâzır olup fânûs kanâdîller ile leb-i Nîl'i zeyn edüp tâ sabâha dek tevhîd-i sultânî ile mevlûd-ı şerîf oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y278b ·
metinde göster ·
… unca ibtidâ baş halîfe-i Bedevî'nin tabl [u] kudümleri ve zîl ü bemleri çalınup
tevhîd-i sultânî
ederek Nîl cereyânı ile cârî olarak kös [ü] nefîrler çalarak fukarâ-yı muvahhid …
Ve niçe bin züvvâr ve meşâyihân bu evkâf akabelerine girmeyüp başka gemilere ve kayasa ve kayıklar dutup herkes ahbâbıyla zevraklara girüp cümle iki yüz pâre gemi olup rûy-ı nehr-i Nîl keştîler ile zeyn olup bu tertîb üzre on iki akabe ve altı yedi yüz kayık ve kayasa kırk elli bin âdem ile vakt-i kuşlukda şehr-i Bulak'dan avm edüp mütevekkilen alallâh ile deryâya çıkdukda cümle keştîler içre olan askerî tâ’ifesi bir kat tüfeng ve bir yaylım top atup sadâları teskîn olunca ibtidâ baş halîfe-i Bedevî'nin tabl [u] kudümleri ve zîl ü bemleri çalınup tevhîd-i sultânî ederek Nîl cereyânı ile cârî olarak kös [ü] nefîrler çalarak fukarâ-yı muvahhidîn gemiler ile İnbaba şehrine mukâbil vardıkda İnbaba içün cümle fukarâ gülbâng-i Muhammedî çeküp birer Fâtiha tilâvet ederler ve azm-i Bedevî deyüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279a ·
metinde göster ·
… ken ba‘zı ârif-i billâh ehl-i bâtınlar ile nısfu'l-leylde Hak katında bâkî olan
tevhîd-i sultânî
ve temcîd-i Rabbânî ederler.
Cümle ehl-i zâhir bir semte sâlik olup hâb-ı gafletde iken ba‘zı ârif-i billâh ehl-i bâtınlar ile nısfu'l-leylde Hak katında bâkî olan tevhîd-i sultânî ve temcîd-i Rabbânî ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293b ·
metinde göster ·
… ilrîşân-ı zîşân-ı pür-nişân-ı bî-nişân uşşâklar pây-bürehne ve ser-bürehne olup
tevhîd-i sultânî
ile cümle tabılların ve zillerin ve kudümlerin döğerek kisve-i şerîfi Nîl kenâr …
Ve bu mevlûdun sekizinci çehârşenbe günü Buhayre vilâyetinde Demenhûr kasabasında mevlûd-ı şerîf olmak içün dellâllar nidâ etdükde İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin karındaşı eş-şeyh Mûsâ hazretlerinin kisve-i şerîfin bir sandûkaya geydirüp alay-ı azîm ile yedi yüz meşâyihân-ı Burhâniyân ve yigirmi bin fukarâ-yı dervîşân-ı dilrîşân-ı zîşân-ı pür-nişân-ı bî-nişân uşşâklar pây-bürehne ve ser-bürehne olup tevhîd-i sultânî ile cümle tabılların ve zillerin ve kudümlerin döğerek kisve-i şerîfi Nîl kenârında sâhibü'l-hayrât makâmından götürüp kubbe-i İbrâhîm-i Dessûkî cenbindeki şeyh Mûsâ kubbesinde sandûka-i şeyh Mûsâ'yı setr ederler. Ba‘dehu yevm-i cum‘ada dahi azîm alay ile İbrâhîm-i Dessûk'un kisvesin tecdîd edüp Nîl kenârında sâhib-i makâmdan yedi yüz meşâyihler ve kırk elli bin Burhânî ve Gîlânî ve Rufâ‘î fukarâları ile tevhîd ü tezkîr ederek cem‘iyyet-i kübrâ ile kisve-i şerîfi kubbe-i âliyeye getürüp sandûka-i İbrâhîm'i örtüp sâhibü'l-hayrâtlara ve selef pâdişâhlarına ve âl-i Osmân'a du‘â ve senâlar edüp cümle meşâyihân mesrûr [u] handân şâdân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303b ·
metinde göster ·
Hemân şeyh şemsüddîn bir köşede ihrâmdan bir cibinliği var, kalkup anda girüp içerden tevhîd etmeğe başladı. Dakîka sâ‘at oldukda tevhîd-i sultânî germ-â-germ iken şeyhin mübârek ayakları cibinlikden taşra çıkdı. Allâhu a‘lem azîz vecde gelüp mest oldu, mülâhazasında iken içerden bir "Hây" sadâsı kopunca cibinliğin ipleri dahi kopup perde şeyhin üstüne düşdü. Derhâl baş halîfe ve bizim şeyh şinnâvî perdeyi kaldırdılar. Meğer bi-emrillâhi ta‘âlâ şeyh hazretleri teslîm-i rûh edüp gül çehresi âlü'l-âl verd-i handâna dönüp tebessüm edüp Arapça emrine imtisâl edüp rûh-ı pür-fütûhu cinâna revâne olmuş. Cümle âşıkân mâbeyninde bir gırî vü feryâd kopup keşf [ü] kerâmetlerin ve gûnâ-gûn rumûz-ı künûzların söylemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y308a ·
metinde göster ·
… re mevlûd-ı azîmi olup kırk elli bin âdem cem‘ olup haymelerinde on gün on gece
tevhîd-i sultânî
olur. Mâ-tekaddem Malaka meydânında bu mevlûdu Urbân-ı uryân aşkıyâsı basup ord …
eş-şeyh Hazret-i Kenâniyye es-Sâdât: Bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Cümle kırk bir kibâr-ı evliyâlar bir yerde medfûnlardır. Zamân-ı kadîmde kırk biri de harâmîler imiş, hidâyetullâh erüp cümlesi velî olmuşlardır. Ser-tâcları kutbü'l-aktâb pişvâ-yı tarîk Kenânî hazretleridir. Senede bir kerre mevlûd-ı azîmi olup kırk elli bin âdem cem‘ olup haymelerinde on gün on gece tevhîd-i sultânî olur. Mâ-tekaddem Malaka meydânında bu mevlûdu Urbân-ı uryân aşkıyâsı basup ordu-yı bâzârı nehb [ü] gâret edüp hayli âdem şehîd ederler. Derhâl şehr içinden kırk bir yeşil imâmeli ve eşheb atlı eli mızraklı âdemler zuhûr edüp cümle harâmîleri katl edüp yine şehre girüp gâyib olurlar. Bu menâkıb karîbü'l-ahd olup yetmiş senedir. Ol asırdan berü mevlûda ehl-i züvvâr gelmeyüp cem‘iyyet olmaz imiş. Hakîr bu ahvâli istimâ‘ eyleyüp Mansûre kâşifi Turna Mustafâ Beğ'e hitâben mü’ekkid buyurdular, Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimizden alup eyâlet-i Mansûre'de dellâllar nidâ edüp bin seksen dördde kırk elli bin âdem gelüp cem‘iyyet-i kübrâ oldu. Hamd-i Hudâ hakîr dahi birkaç sene hâzır idim. Her sene terakkîli âdem deryâsı olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y354a ·
metinde göster ·