Bu hâlde iken paşa buyurdular kim "Ayâ bizden bir âkıl u hamûl u halûk kimesne kim var kim bu tâ’ife-i mütemerridîn huzûrumuzda sizden râzı olduk, deyü tesellî-i hâtırla gitdiler. Ayâ aslı ne ola, bundan kim haber getirebilir" dedikde cânib-i erba‘asına bir hayli nigerân edüp aslâ bir merd-i meydân gelüp, sultânım fermânınız olursa ben giderim, demediler. Hemân Kudde Mehemmed Kethüdâ eydür "Sultânım, bu eşirrâ-yı ecnâs def‘ine çâre budur kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve cemmâl u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühân ve Gülistân u Bostân ve Râbi‘a vü Fâtıma'sından geçmezler. Bu bizim sarâyda hâlâ bin yedi yüz harc alır ağavât ve karakollukçu vardır ve karşu hânımızda Daşnık Mirza ve Hanifi Halîfe cengin görmüş ve Diyârbekir'de Sincâr dağında Saçlı Kürdü kırdığımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve Arnavud yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları var. Cümle altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. Andan bostâncıbaşıya haber edelim, Servikapusu içre bostâncılar silâhlarıyla hâzır-bâş olsunlar. Hemân biz sarây kapusun açup üç bin atlı ve piyâde Bâb-ı hümâyûna doğru üç bin yiğit dahi Cebehâne yoluna çıkup bu halkın ardın alup Ayasofya kapusu kapanmış üç askerin ortasında kalan bakkâl ve çakkal gidilerini ortaya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış ola. Bu tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsunlar. Bir zamân dâsitân-ı dûstân söylene. Hemân sultânım, cümle tevâbi‘ât [u] levâhıkâta cebehâne verelim. Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve tîr [ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp herkes cenge âmâde iken ayâ görelim dahi ne zuhûr eder, deyü müterakkıb iken Koskafurûnlu Muhzır Ağa tebdîl-i câme olup aşağı baltacıların Harem kapusundan taşra firâr etdiği haberi paşaya gelüp paşa hayli müte’ellim olup bed-du‘â edüp "iflâh olmasın" buyurdular. Yine Bâb-ı hümâyûn önünde dahi ziyâde sadâ-yı Allah Allah evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b–103a ·
metinde göster ·
… de bir kutu kapağı içre mezkûr sıkıt vâkı‘ olup beğceğizin na‘şe-i pâkini cümle
tevâbi‘ât
u lavâhıkâtlara o ciğerpâre beğceğizi gösterince anlar da feryâd u figâna başla …
Gördüm ki paşa haremden taşra çıkup elinde bir kutu kapağı içre mezkûr sıkıt vâkı‘ olup beğceğizin na‘şe-i pâkini cümle tevâbi‘ât u lavâhıkâtlara o ciğerpâre beğceğizi gösterince anlar da feryâd u figâna başladılar. Bu kerre paşaya Van mansıbının mübârek-bâdı gelen vüzerâ vü vükelâlar bu hâl-i pür-melâli görünce anlar dahi müteellim olup bükâ-âlûd oldular ve paşaya tesellî verdiler. Paşa dahi "Bak ağalar, ne cüvân yiğit olacak imiş. Bakın kaşlarına ve âhû gözlerine ve bakın kadd [u] kâmetine" deyüp feryâd ederek "Âh yiğitliğine doymayan beğ oğlum, âh at binüp kılıç kuşanmağa doymayan oğlum!" deyü hakîrin yanına gelüp kutu kapağı içre beğin vücûdun gösterdi. Anı gördüm bir kızıl ciğerpâre, gerçi kaşı gözü ma‘lûm ammâ dahi nâ-tamâm bir ciğerpâredir. Hemân hakîr eyitdim "Behey Sultânım! Ne şekil kaş ve göz sâhibi ve ne şekil kadd u kâmet sâhibi beğdir. Bunda rûh yokdur ve nâ-tamâm düşdü cân yok, alay mı bozdu, kâfir mi akdardı, kelle mi kesdi, ya dünyâya hayy mı geldi. Bu ne şekil yiğitliğine doymayan beğdir. Ancak bir et pâresidir. Tamâm yiğit olmağa dünyâya hayy gelse kırk yıl gerekdir. Bu hod henüz yedi aylık bir ciğerpâredir. Siz ise kırk sene mukaddem târîh ile sıkıt gelmiş bir kan pâresiyçün feryâd edersiz. El-hükmü lillah, hemân cenâbımız ile Kaya Sultân efendimiz sağ olsun" deyü paşaya tesellî-i hâtır verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a ·
metinde göster ·
… başında muhzır ağa süpürgesiyle çıkdı kim gûyâ bir vezîr-i mükerrem alayı idi,
tevâbi‘ât
[u] levâhikatında aslâ ve kat‘â kefere yok idi. Cümle pâk ve mülebbes ve muhteş …
"Ayâ Eflâk beğliği kime ihsân olsa?" deyü müşâvere olundukda cümlenin ittifakıyla Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Boynudoğru İslâmbol'da Ken‘ân Paşa'nın Âtike Sultân'ı yanında neşv ü nemâ bulup perverde olmuş Fârisîhân ve hattât ve şi‘r fehim Rûm kiritsisi necîb ü reşîd Mihne Çelebi ve Cüvân Çelebi nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup erbâb-ı dîvân mâbeyninde hayli vak‘ u vakârı var idi. Ana Eflâk beğliği sadaka olunup tuğ ve tabl [u] alem verildikden mâ‘adâ ber-vech-i karz-ı hasen Âtike Sultân bu Mihne Çelebi'ye yüz kîse verüp cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtların görüp İslâmbol'dan bir acâ’ib pâk alay ile başında muhzır ağa süpürgesiyle çıkdı kim gûyâ bir vezîr-i mükerrem alayı idi, tevâbi‘ât [u] levâhikatında aslâ ve kat‘â kefere yok idi. Cümle pâk ve mülebbes ve muhteşem ve müselmân kapucubaşılarıyla alay edüp Melek Ahmed Paşa'nın Topçular nâm sarâyında meks edüp andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek her menzilde firâvân kefere ve fecerelerin cünd-i cünübün başına cem‘ edüp bî-hadd ü bî-ad va‘de-i bâtılalar ile başına bî-mezheb müslim şeklinde âdemleri dahi kapucubaşılar ve sâ’ir tevâbi‘ u levâhıklar yazup ve yollar üzre niçe yüz aded mâldâr bâzergânlara va‘de-i dürûğlar ederek Eflâk tahtı olan Bükreş şehrine varup karâr-dâde oldukda cümle re‘âyâ vü berâyânın ve cümle boyarların metâ‘larına narh verüp ucuz bahâ ile bey‘ [ü] şirâ edüp sûret-i Hak'dan görünüp adl [ü] adâlet-i Enûşirvân'ı gösterdi ve kendi metâ‘ların dahi borçlularına yok bahâya verüp herkese ve her tüccâra iltifât ve ihsân ü in‘âmlar eyleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
ü levâhikâtlar ederse eğer kefere ve eğer müslim eder ol kadar ruhsat verilmişd …
Bunlardan mâ‘adâ ne kadar tevâbi‘ât ü levâhikâtlar ederse eğer kefere ve eğer müslim eder ol kadar ruhsat verilmişdir, zîrâ mansıb-ı âlîdir. Beğine beher sene sekizer bin kîse-i Rûmî ve iki bin kîse hedâyâ ve iki bin kîse zehâyir hâsıl olup İslâmbol'un erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâların ganîmet eden bu Boğdan ve Eflâk diyârıdır. Hakîr bu diyârların ahvâllerine eyle muttali‘ olmuşumdur kim bu Boğdan ve Eflâk mansıbları Bağdâd ve Mısır'dan mahsûldârdır, ammâ kefere beğlerine mahsûs olmuş bir mansıb-ı cevrdir. Hudâ-yı Lem-yezel Âl-i Osmân vüzerâlarına nasîb eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
… ve ağalar cümle rencûr ve hâtır-mehcûr oldular. Paşa gördü kim cümle ağavât ve
tevâbi‘ât
ve levâhikat bu sefer üzre rû-gerdân oldular. Âhir bunlara ümîd-i istimâletler …
Bi-emr-i Hayy-ı Kadîr ol ân paşa-yı kâmkâr-ı şemşîrkâr ten-dürüst olup Yûsuf Kethüdâ'yı ve cümle ağavâtları içeri otağa da‘vet edüp ordu monlası ve cümle ümerâlar huzûrunda bir şer‘î celb-i celb dîvânı etmişdir kim ta‘bîr olunmaz. İbtidâ hazînedârı çökerüp boynun urmak isteyüp, cümle ağavât ve ümerâlar zemîn-bûs edüp hazînedârı bin aded asâ-yı pîrâna sulh edüp bin tâzıyâne urdular. Netîce-i kelâm mukaddemâ işde bulunan Abazalardan ve peşkircibaşı ve Gürcî Zülfikâr'dan mâ‘adâ üç yüz seksen 143b aded gılmân-ı enderûna beşer yüz aded kızılcık hoşâbı şerbetin nûş etdirüp lezzet-i telhleri tabanlarından çıkdı. Ve otak nöbetcisi olan Mîr Kapucubaşı ve altı aded kapucuları cümle ağavâtlar ricâ edüp ricâları aslâ ve kat‘â makbûle geçmeyüp serâperde önünde yedisinin de kellelerin galtân eyledi. Efvâh-ı nâsda kimi "Ey eyledi" ve kimi "Kem eyledi" deyü böyle sefer üzre gûnâ-gûn güft u gûyâ bâ‘is olup paşa bu husûsda te’ennî eylemedi ve tarîk-i mudârâya gitmedi deyü bu hâl-i pür-melâli cümle kapucubaşılar ve kırk altı aded bölükbaşılar el-hâsıl aşcıbaşı ve seyisbaşıya varınca akûr akrebe dönüp paşanın bu vaz‘-ı nâ-hemvârından gâyet bî-huzûr ve ağalar cümle rencûr ve hâtır-mehcûr oldular. Paşa gördü kim cümle ağavât ve tevâbi‘ât ve levâhikat bu sefer üzre rû-gerdân oldular. Âhir bunlara ümîd-i istimâletler vermeğile mütesellî etdi. Ol gün nehr-i Çetine sâhilinden kalkup sekiz sâ‘atde giderken Sin kal‘ası sol cânibimizde dağlar başında nümâyân görünüp kaldı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a–143b ·
metinde göster ·
… lüp bizi krala da‘vet etdiler. Biz dahi esb-i sabâ-reftârımıza süvâr olup cümle
tevâbi‘ât
ile cümle üç yüz çift yiğitler önümüz sıra atbaşı berâber giderken şehr[i] seyr …
Ba‘dehû alay ile Zirin ban kilisesi yanındaki sarâya konup ertesi beş yüzden mütecâviz yaşı belli ve gûnâ-gûn semmûr kalpaklı mülebbes kefereler hakîre gelüp bizi krala da‘vet etdiler. Biz dahi esb-i sabâ-reftârımıza süvâr olup cümle tevâbi‘ât ile cümle üç yüz çift yiğitler önümüz sıra atbaşı berâber giderken şehr[i] seyr [ü] temâşâ edüp Zirinoğlu sarâyı havlısına vardıkda ban piyâde dîvânhânesinden taşra çıkup hakîr dahi bî-bâk ü bî-pervâ atdan inüp ban ile ol ân öpüşüp ve görüşüp dîvânhâneye varup ayru[k] birer sandalyede karâr etdik. Bunların dahi dîvânhâneleri döşeli değildir. Mücellâ ve musaykal hurde ruhâm taş döşelidir. Cümle erbâb-ı dîvânlar iskemleler üzre otururlar. Hemân hakîr gayret-i Muhammedî'yi gözedüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161b ·
metinde göster ·
… r, kat-ender-kat hücre ve kâ‘a ve dîvânhâneler ile ârâste ve matbah ve kilar ve
tevâbi‘ât
hücreleriyle pîrâste olmuş sarây-ı hâssadır.
Cümle sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî cümle seng binâ bir kasaba-i zîbâdır kim nısfı kiremit ve nısfı kayağan örtülü evlerdir. Cümleden sarây-ı mu‘azzam Yûsuf Beğzâde sarâyıdır kim Ebü'l-feth Mehemmed Hân'dan berü cedd-i izâmı Koca Yûsuf Beğ'den berü kendülere irs ile intikâl etmiş sarây-ı milk-i mevrûslarıdır, kat-ender-kat hücre ve kâ‘a ve dîvânhâneler ile ârâste ve matbah ve kilar ve tevâbi‘ât hücreleriyle pîrâste olmuş sarây-ı hâssadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 35a ·
metinde göster ·
… olur, ammâ kabza-i tasarrufunda olan mâl-ı ganâ’imden bir şey komayup cümlesin
tevâbi‘ât
u levâhıkât ve fukarâ ve mesâkînlere bezl eder.
Bu sultân-ı Cem-cenâb üç aded bürâderlerdi. Biri Mübârek Geray Sultân, Çerâkese vilâyetinde Zaba kabîlesi içinde ösmüşdür, ya‘nî perveriş bulup büyümüşdür. Biri Dede Mehemmed Geray Sultân'dır, ammâ bu Selîm Geray Sultân bu bürâdereynlerden uluca olup Dede Geray ile şehr-i Bâğçesarây'da neşv [ü] nemâ bulup cemî‘i ulûm-ı garîbe-i acîbeye mâlik olduğundan gayri hâfız-ı hamele-i Kur’ân ve Fârisî ve Mesnevî-hân bir şûh ve hezârfen pâdişâh-ı zekîdir kim her ne cânibe teveccüh etse bi-emrillâhi te‘âlâ mansûr u muzaffer olup sâlimîn ü gânimîn Kırım'a dâhil olur, ammâ kabza-i tasarrufunda olan mâl-ı ganâ’imden bir şey komayup cümlesin tevâbi‘ât u levâhıkât ve fukarâ ve mesâkînlere bezl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·
levâhıkât hayvânâtları bir sâ‘atde geçdiler. Hakîrin dahi ağırlığı cüz’î ve kül …
Nâm mahalle paşa vâsıl olup kızakdan çıkup bir seccâde üzre meks edüp sâ’ir askerin beri Kırım cezîresine geçmelerine muntazır olup durdu. Ba‘dehu paşanın cümle ağırlığı tevâbi‘ât levâhıkât hayvânâtları bir sâ‘atde geçdiler. Hakîrin dahi ağırlığı cüz’î ve küllî cümle beri tarafa ubûr edüp selâmete erdiler ve Kırım hâkine yüzler sürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 194b ·
metinde göster ·
… diye kal‘ası içinde bir beğimiz otursun ve liman kurbunda bir mahalle beğimizin
tevâbi‘ât
[u] levâhıkâtları sâkin olsunlar. Ve bir ricâmız dahi oldur kim bizim Suda kal‘ …
"Vallâhi evvellerde size bir elçimiz gönderüp, Tamaş dağından ötesi Hanya tarafları sizin olsun, Tamaş dağından beri Kandiye tarafları bizim olsun, demişdik. Geçen sene elçimizi kovup hâlâ Hanya kal‘anız içre elçimiz mahpûsdur. Ammâ şimdi Kandiye'yi size verelim, ammâ sizden ricâ ve temennâmız oldur kim Şibenik'de ve İspilet'de ve Zadra ve Marina ve Ribniçse ve Mandalina ve Kamin nâmân kal‘alarımızda sizin Bosna vezîri tarafından birer gümrük emînleriniz oturup gümrük mâlı tahsîl ederler. Ve sizin dahi cemî‘i bender iskelelerinizde meselâ Mısır İskenderiyyesi'nde ve Akye ve Sayda ve Berut ve Şâm-ı Tarabulus ve Haleb ve İskenderûn, Alanya ve İzmir ve'l-hâsıl cemî‘i iskelelerinizde dostluk içün bizim birer balyoz ve konsoloz ve beğzâdelerimiz otururlar. Bizim dahi bu Kandiye kal‘ası içinde bir beğimiz otursun ve liman kurbunda bir mahalle beğimizin tevâbi‘ât [u] levâhıkâtları sâkin olsunlar. Ve bir ricâmız dahi oldur kim bizim Suda kal‘amız bir cezîre taşlık yerdedir. Aslâ bir zirâ‘at edecek yeri yokdur. Ve ispirlonka adamız Karambusa cezîresimizde dahi eyle zirâ‘at edecek yerler yokdur üçü dahi bî-hâsıl yerlerdir. Sizden ricâmız oldur kim bu zikr etdiğimiz üç pâre adalarımıza Girid adasından anlara karşu yerlerde altışar mîl tûlen ve arzen topraklar verin, zirâ‘at etsinler, sizin dostluğunuzdan kesilmesinler. İşte bir ricâ ve temennâmız budur" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302a ·
metinde göster ·
… İşpanya kralının kızını taleb etmeğe gelen Kostantin kralının elçisi ve cemî‘i
tevâbi‘ât
[u] levâhıkâtlarıyla çadırlarda müşâvereler edüp,
"Âyâ ba‘de'l-yevm hâlimiz neye müncer olup İşpanya kralımıza ve Kostantin kralına ne yüz ile varup ne yüzden cevâb verelim" deyüp mağmûm ve müte’ellim olup cemî‘i kızları gemilere koyup kendüleri âlem-i hayretde kalup ol gece cümle küffâr gemilerde yatmayup karada kızlar içün kurulan çadırlara çıkup İşpanya kralının kızını taleb etmeğe gelen Kostantin kralının elçisi ve cemî‘i tevâbi‘ât [u] levâhıkâtlarıyla çadırlarda müşâvereler edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a ·
metinde göster ·
Bu sarây-ı dilküşânın taşra havlısı etrâfında üç yüz adedden mütecâviz
tevâbi‘ât
hücreleri var. Altlarında üç bin at alır ıstabl-ı anterî âhûrları ve matbah-ı K …
Bu sarây-ı dilküşânın taşra havlısı etrâfında üç yüz adedden mütecâviz tevâbi‘ât hücreleri var. Altlarında üç bin at alır ıstabl-ı anterî âhûrları ve matbah-ı Keykâvusları ve kilârları var. Bunda olan kâ‘a ve dîvânhâne ve müte‘addid gılmân-ı hâssa hücreleri ve müte‘addid hammâmları ve harem-i muhteremi ve gül-i gülistânlı bâğ u bâğçesi diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347b ·
metinde göster ·
Ve bir meydân-ı azîmin cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz
tevâbi‘ât
hücreleri altında ıstabl-ı âmir[e]dir. Ve câ-be-câ servi dırahtları vardır. And …
Ve bir meydân-ı azîmin cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz tevâbi‘ât hücreleri altında ıstabl-ı âmir[e]dir. Ve câ-be-câ servi dırahtları vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173a ·
metinde göster ·
… 's-sabâh üç bin Mısır askeri Hüseyin Paşa hazretlerine istikbâle çıkdılar. Ammâ
tevâbi‘ât
[u] levâhikâtları ile sekiz bin nefer pâk ü pâkîze güzîde asker çıkdı kim azame …
Ertesi ale's-sabâh üç bin Mısır askeri Hüseyin Paşa hazretlerine istikbâle çıkdılar. Ammâ tevâbi‘ât [u] levâhikâtları ile sekiz bin nefer pâk ü pâkîze güzîde asker çıkdı kim azametullâh cebe ve cevşene ve zırh u zıreh külâh ve tuğulka ve serpenâha müstağrak piyâdeleri dalyan tüfeng ile kırk yerde kûs-i Mısrîler çalınup bir velvele ve debdebe ile istikbâle çıkdılar kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y311a ·
metinde göster ·
… ar ale't-tertîb ve vâcibü'r-re‘âyâ ağaları ale't-tertîb ve müteferrikabaşı ma‘a
tevâbi‘ât
ale'l-umûm ve delibaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve gönüllü ağası ma‘a tâ’ifetihim ve se …
Paşa Kayıtbay odasında sandaliyye üzre destârile oturup ibtidâ kethudâ beğ dest-bûs edüp bir hil‘at semmûr geyüp ber-karâr olur. Andan şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve imâm efendi ve mü’ezzin efendi ve mukâbeleci efendi ve kapucular kethudâsı ve başkapucubaşı ve risâle ağası ve beytü'l-mâl emîni ve hasîl-harc ve on iki merâtib sâhibleri ve ba‘dehu cümle kapucubaşılar ale't-tertîb ve vâcibü'r-re‘âyâ ağaları ale't-tertîb ve müteferrikabaşı ma‘a tevâbi‘ât ale'l-umûm ve delibaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve gönüllü ağası ma‘a tâ’ifetihim ve ser-mehterân-ı çalıcıyân ma‘a neferâtihim ve ser-mehterân-ı hayme ma‘a tevâbi‘ât ve vekîlharc ağa ve aşcıbaşı tevâbi‘iyle ve etmekcibaşı ve matbah emîni ve kilârcıbaşı ve masraf kâtibi ve kilâr kâtibi ve etmek kâtibi ve beytü'l-mâl kâtibi ve arpa emîni kâtibi ve âhûr kâtibi ve mataracıyân ve şâtırân ve çâşnigîrbaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve emîrâhûr ağa ma‘a neferâtihim ve arpa emîni ve şinikcibaşı ve kethudâ-yı ıstabl ve sarrâcbaşı ve yedekcibaşı ve sârbânbaşı ve harbendebaşı ve seyisbaşı ve cilavdâr ve meş‘albaşı ve akkâmbaşı, bunlar cümle yıllık çuka ve kumâş hil‘atlerin geyüp paşanın destin bûs edüp iltifât olunurlar. Zîrâ hîn-i seferde bu karakullukçu lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182a ·
metinde göster ·
… tihim ve ser-mehterân-ı çalıcıyân ma‘a neferâtihim ve ser-mehterân-ı hayme ma‘a
tevâbi‘ât
ve vekîlharc ağa ve aşcıbaşı tevâbi‘iyle ve etmekcibaşı ve matbah emîni ve kilâ …
Paşa Kayıtbay odasında sandaliyye üzre destârile oturup ibtidâ kethudâ beğ dest-bûs edüp bir hil‘at semmûr geyüp ber-karâr olur. Andan şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve imâm efendi ve mü’ezzin efendi ve mukâbeleci efendi ve kapucular kethudâsı ve başkapucubaşı ve risâle ağası ve beytü'l-mâl emîni ve hasîl-harc ve on iki merâtib sâhibleri ve ba‘dehu cümle kapucubaşılar ale't-tertîb ve vâcibü'r-re‘âyâ ağaları ale't-tertîb ve müteferrikabaşı ma‘a tevâbi‘ât ale'l-umûm ve delibaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve gönüllü ağası ma‘a tâ’ifetihim ve ser-mehterân-ı çalıcıyân ma‘a neferâtihim ve ser-mehterân-ı hayme ma‘a tevâbi‘ât ve vekîlharc ağa ve aşcıbaşı tevâbi‘iyle ve etmekcibaşı ve matbah emîni ve kilârcıbaşı ve masraf kâtibi ve kilâr kâtibi ve etmek kâtibi ve beytü'l-mâl kâtibi ve arpa emîni kâtibi ve âhûr kâtibi ve mataracıyân ve şâtırân ve çâşnigîrbaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve emîrâhûr ağa ma‘a neferâtihim ve arpa emîni ve şinikcibaşı ve kethudâ-yı ıstabl ve sarrâcbaşı ve yedekcibaşı ve sârbânbaşı ve harbendebaşı ve seyisbaşı ve cilavdâr ve meş‘albaşı ve akkâmbaşı, bunlar cümle yıllık çuka ve kumâş hil‘atlerin geyüp paşanın destin bûs edüp iltifât olunurlar. Zîrâ hîn-i seferde bu karakullukçu lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182a ·
metinde göster ·
… ğ ve Alî Beğ ve Hasan Beğ üç kubbe içinde medfûnlar ve yanlarında yetmiş seksen
tevâbi‘ât
levâhikâtları medfûnlardır, rahmetullâhi aleyh.
Ve bu mahalle-i Tarranî'ye karîb Nîl kenârında bir kurâda Mısır vâlîsi Kara Mustafâ Paşa asrında sene (---) târîhinde Mısır beğleri isyân edüp ceng olunup niçe bin asker tarafeynden şehîd oldukları sahrâdır. Anda hâlâ şehîd olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Hasan Beğ üç kubbe içinde medfûnlar ve yanlarında yetmiş seksen tevâbi‘ât levâhikâtları medfûnlardır, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y339b ·
metinde göster ·