… deyüp Bilâl-i Habeşî ile müselsel mü’ezzinlik hidmetinde olup ba‘de'd-du‘â bir
tevhîd-i
Sultânî olmuşdur kim aşk-ı ilâhî ile 7b mest [ü] medhûş olup gûyâ hâbdan bîdâ …
aşr-ı şerîfin tilâvet edüp cümle cemâ‘at sâmi‘înden olup Hazret imâmet etdi. Ba‘de's-selâm hakîr Âyetü'l-kürsî, Bilâl Sübhânallâh; hakîr Elhamdü lillâh ve Bilâl Allâhu ekber deyüp Bilâl-i Habeşî ile müselsel mü’ezzinlik hidmetinde olup ba‘de'd-du‘â bir tevhîd-i Sultânî olmuşdur kim aşk-ı ilâhî ile 7b mest [ü] medhûş olup gûyâ hâbdan bîdâr idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a–7b ·
metinde göster ·
… âğçesi önünde üç yüz Zeyneddîn Hâfî fukarâları ile deryâ üzre postların döşeyüp
tevhîd-i
erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak azharu …
Ve bu Cübbe Alî hazretleri Okmeydânı'ndan enen gemilere süvâr olmayup hemân Tershâne bâğçesi önünde üç yüz Zeyneddîn Hâfî fukarâları ile deryâ üzre postların döşeyüp tevhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak azharun mine'ş-şems deryâ üzerinden piyâde ve post-nişîn ubûr etdüğin kal‘adan küffâr-ı dûzah-karâr görünce ru‘b u bîmden akılları çâk olup Cübbe Alî hazretleri postların deryâdan alup Cibâlikapusu'ndan sarıldılar. Ba‘de'l-feth keşf-i kerâmet etdüğiyçün kendüleri şehîd olup Gül Câmi‘ sâhasında defn olunup cümle fukarâları ol âsitânede münzevî oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… llerdir. Her birinin birer köşede savma‘aları vardır. Ba‘de salâti'l-cum‘a eyle
tevhîd-i
sultânî olur kim istimâ‘ eden âşıklar sermest olurlar.
Evsâf-ı tekye-i dervîş-i dil-rişân-ı zîşân: Cümle kırk yedi tekyedir. Ammâ cümleden tekye-i Hazret-i Mahmûd Efendi, tarîk-i Halvetî'de eyle bir âsitâne-i azîm yokdur kim şeb [u] rûz üç yüz fukarâsı zikrullâh ile meşgûllerdir. Her birinin birer köşede savma‘aları vardır. Ba‘de salâti'l-cum‘a eyle tevhîd-i sultânî olur kim istimâ‘ eden âşıklar sermest olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b ·
metinde göster ·
… p kâmil bir sâ‘at-i nücûmî âteş-i semender germâ-germ olup cümle fukarâlar dahi
tevhîd-i
erre ile mest ü medhûş olup yüz mikdârı fukarâ-yı billah uryân u büryân u giryâ …
Evsâf-ı menzil-i Âsitâne-i Çağırkanlı Sultân kuddise sırruhu: Sene (---) târîhinde (---) Hân meşâyihlerinden ulu sultânmış. Niçe yüz keşf [u] kerâmâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Bir binâ-yı pür-envârın içinde medfûnlardır. Kabr-i şerîfinin etrâfında gûnâ-gûn şem‘dânlar ile çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gülâbdânlar ile zeyn olup niçe hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı İzzetler ile müzeyyendir. Bir âsitâne-i rûhânîdir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut olup elbette hayr murâdât-ı makbûledir. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp bir Yâsîn-i şerîf tilâvet etdik. Bu azîzin rûhâniyyeti sebebiyle kurâsı ma‘mûr olup dağlarında kırk bin koyun ve sığırı ve câmûsu ve kısrak ve taylakları vardır. Ve iki aded ma‘mûr çiftlikleri vardır. Selef pâdişâhlarından mu‘âf ve müsellem olmalariyçün her pâdişâhdan mu‘âfnâme hatt-ı şerîfleri vârid (---) üç yüz hâneli ma‘mûr köydür. Bir câmi‘i ve bir tekyesi vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Cümle ahâlîsi pây-bürehne ve ser-bürehne ve giysûdâr dervîş-i dil-rîşân fukarâları vardır. Cümle evlâd-ı sığâr u kibârının ellerinde birer ağaç topuzları ve niçesinün birer eğri başlı demir asâları vardır. Paşaya cümle fukarâları hedâyâlarıyla ve evkâfnâmeleriyle gelüp hizmetde olup du‘â-i hayr niyâ[z] etdiler. Paşa-yı [sâhib]-re’y [u] tedbîr eyitdi: "Ey fukarâ! Bu kadar mu‘âf ve müsellem olmağa neden müstahak oldunuz?" deyince "Sultânım sehilce semâ‘hâne meydânımıza teşrîf buyurun" dediler. Paşa dahi da‘vete icâbet deyüp vardık. Bir meydân-ı muhabbete kırk elli araba mikdârı oduna âteşler urup cânib-i erba‘asında kırk aded kurbânları kebâb edüp niçe fukarâ çevirmede. Paşaya âteşden ba‘îde bir mastaba üzre yer gösterüp karâr edüp binden mütecâviz fukarâ-yı billah âteş kenarına cem‘ olup kat kat âteşi ihâta edüp tabl, def [ve] kudûmler ile zikrullaha meşgûl olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî âteş-i semender germâ-germ olup cümle fukarâlar dahi tevhîd-i erre ile mest ü medhûş olup yüz mikdârı fukarâ-yı billah uryân u büryân u giryân, dillerinde Hazret-i Kur‘ân tilâvet ederek evlâd-ı sağîrelerinin ellerine yapışup "Yâ Hayy" ismiyle hemân ol alev-ber-alev olmuş âteş-i Nemrûd içine girüp "Yâ Hayy, yâ Kayyûm" ismiyle semâ-ı safâ edüp âteşi depe depe nîm sâ‘at tevhîd edüp taşra çıkup ancak başlarında cümle saçları ve sakalları yanmış, bi-emrilllah rûhâniyyet-i pîr ile kendülere bir maraz isâbet etmemiş, bu hâl ile kimi paşa huzûruna geldi, kimi aslâ gelmeyüp savma‘asına gitdi. Paşa ve sâ’ir temâşâcılar âlem-i hayretde kalup ol mahalde paşaya bir ziyâfet-i azîm çekdiler kim Taban Ahmed Ağa ziyâfetine gâlib idi. Garâ’ib bunda kim paşa bu âsitâneye ale'l-gafle geldi. Zîrâ yoldan sapa dağlar içinde bir nihânî genc-i nihân gibi künc-i râhda kalmış bir âsitânedir. Bu kadar ta‘âmı bir sâ‘atde niçe yetişdirdiler, paşa hayrân kalup mu‘âfnâmeleri üzre buyurdı-ı şerîf verüp yüz altun, fukarâsına tasadduk edüp hayr du‘âlarıyla behre-mend olduk. Andan 12 sâ‘atde Tercân Ovası'na gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… z-ı fakrı ve sılalarına vâsıl olup tuğ u alem ve def ü kudûm ü nefiriyle erre-i
tevhîd-i
sultânî ederek bu kûh-ı bülendi cây-ı me’men edinüp ber seccâde olup yedi sene …
Ziyâret-i Hazreti-i Kademli Baba Sultân: Hacı Bektâş-ı Velî hizmetiyle tâ Horâsân'dan bile Rûm'a gelmiş Fağfûr diyârı hâkinde Kozak kavmi memlûklarından bir çâker-i hâkister-emkinde muhibb-i hânedân ârif-i billah-ı zî-şân kimesne imiş. Bektâş-ı Velî'nin cihâz-ı fakrı ve sılalarına vâsıl olup tuğ u alem ve def ü kudûm ü nefiriyle erre-i tevhîd-i sultânî ederek bu kûh-ı bülendi cây-ı me’men edinüp ber seccâde olup yedi sene niçe bin cânlar andan me’zûn olup âhir dâr-ı âhirete min muhabbetillah yönelüp bu mürtefi‘ cihânnümâ püşte üzre fukarâları cesed-i azîzi defn ederler. Sultân Çelebi Mehemmed Hân azîzin fevti haberin istimâ‘ edüp Edirne'den ılgar ile gelüp Kademli Baba hazretleri üzre bir kubbe-i pür-nûr binâ eder. Sâfî rasâs-ı hâs ile mestûr bir kubbe-i ma‘mûrdur. Ve bir âşiyân-ı Bektâşiyân ve bir imâret ü kilâr ü mescid ve meydân inşâ edüp yedi pâre kurâ vakf eder. Hâlâ ma‘mûr [u] âbâdân cihân-nümâ bir tekye-i Bektâşiyân'dır. Cümle a‘yân-ı vilâyet bu Kademli Baba'ya mu‘tekid olup nezerâtları gelüp âyende vü revende züvvâr-ı müsâfirîne ol nezerâtdan fukarâlar ni‘met çeküp hizmet ederler. Kubbe-i pür-nûru içre azîzin cânib-i erba‘asında çerâğlar ve şem‘dânlar ile müzeyyendir. Hattâ azîz-i merhûm çobanlık etmeğile kaval-ı Mûsâ çalarmış, başları ucunda durur, ulu sultândır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-aziz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı münâsib: Dahi Edirne şehri dest-i küffâr-ı hâksârda iken Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velî Bursa şehrinde bir alay kibâr-ı evliyâullah ile müşâvere ederken esnâ-yı kelâmda buyururlar kim "İdrivne şehrin üç ejdehâ-yı nehr-i azîm derâğûş edüp belde-i İdrivne'yi helâk etmek isterler. Âhir gark-ı âb ederler. Ammâ seyecî sene 762 târîhînde dest-i Âl-i Osmân'a girüp zamîme-i dâr-ı İslâm olacakdır. Ayâ bizden Edirne'ye kim gider kim onda âmâde olup üç su bir olup tuğyân ile geldiklerinde du‘â edüp ol du‘â sebebiyle sular teskin ola?. Ba‘de'l-feth İdrivne şehrinde âsitâne-i azîm sâhibi ola" buyurduklarında hemân Sefer Şâh Sultân eydür "Pâdişâhım, eğer nutk-ı dürer-bârınız olursa bu abd-i kemter ve hakîr-i ahkar gidelim" dedikde hemân Bektâş-ı Velî Sultân "Hak mübârek eyleye!" deyü Sefer Şâh'a post u alem ve çerâğ u def [u] kudûm ü kalem ve nakkâre ü zil ve nefîr ü sadem ve seccâde ve hırka ve peşmine-i adem [ü] sofra ve gülbank ü bî‘at-ı perem ve kırk halîfe-i sâhib-kerem verüp Sefer Şâh Sultân'ı Rûm ereni olmağa lâyık erzânî görüp huzzâr-ı meclisde gülbang-ı Muhammedî çekilüp Hazret-i Pîr'den Sefer Şâh me’zûn olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek şehr-i Edirne'ye alem kaldırup def ü kudûm ü tablın döğdürüp tevhid [ü] tezkîr-i erre ile nefîrlerin çalarak derûn-ı Edirne'den ubûr etdiklerinde cümle nasârâlar engüşt ber-dehan edüp âlem-i hayretde kalırlar. Sefer Şâh Sultân bu hâl ile tevhîd-i sultânî ederek Hıdırlık nâm mevzi‘de karâr edüp subh [u] mesâ tevhîd [u] tezkîr edüp bâb-ı tevekkülde Kâf-ı kanâ‘at ile fakr [u] fâka çille-i merdânın çekmeğe müdâvemet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla
tevhîd-i
sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup i …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
… lkâdir Cîlânî'dir. Yohsa diyâr-ı Acem'de Gîlân'dan değildir. Bu tekye-i makâm-ı
tevhîd-i
erre onların rûhâniyyeti sebebiyle imâr olmuşdur. Kurd Bayırı nâm mahalde cânib …
Tekye-i eş-Şeyh Hazret-i Abdülkâdir Cîlânî: Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbunda Cîlân nâm bir büleyde-i benâmdan tulû‘ edüp şeyh-i hümâm olup Rûm u Hindistân'da velvele-ârâ kutb-ı Rabbânî ve ârif-i Samedânî eş-Şeyh Hazret-i Abdülkâdir Cîlânî'dir. Yohsa diyâr-ı Acem'de Gîlân'dan değildir. Bu tekye-i makâm-ı tevhîd-i erre onların rûhâniyyeti sebebiyle imâr olmuşdur. Kurd Bayırı nâm mahalde cânib-i cenûba nâzır bir mürtefi‘ zemînde bir ulu âsitâne-i sa‘âdetdir kim âşıkân-ı sâdıkândan bin aded fukarâ-yı ehl-i tevhîd olur bir tevhîd meydânıyla ârâste ü müte‘addid hücreler ile pîrâste olmuş matbahı ve kilârı ve sâ’ir imâreti ma‘mûr âsitâne-i Kâdirî'dir. Her rûz-ı cum‘a niçe bin ârif-i billâh cem‘ olup tevhîd [ü] tezkîr edüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle uşşâka ni‘meti mebzûldür. Niçe kerre ehl-i şer‘ "Tevhîd ve raks harâmdır" deyü bu tâ’ifeye seng-sâr-ı ta‘n-ı ağyâr etdiler. Bunlar cümle hâmûş-bâş olup aslâ âyînlerin bozmayıp âyet Arapça nassı ile âyet-i şerif
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
erre ile arş-ı Rahmân'ı deverân eder gibi devr ederek semâ‘-ı Safâ edüp âyîn-i …
deyüp tevhîd-i erre ile arş-ı Rahmân'ı deverân eder gibi devr ederek semâ‘-ı Safâ edüp âyîn-i Kâdirî ederlerdi. Niçe kerre emr-i şerîfler vârid olup aslâ ve kat‘â tetiklerin bozmayup Cenâb-ı Bârî'yi birlemeden bir ân ârâm etmediler. Mazınna-i kirâme bir e‘azze-i kirâm vâ‘ız [u] nâsıhı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… Gülşenî dervîşân-ı zîşândır. Her salât-ı cum‘adan sonra cem‘iyyet-i kübrâ olup
tevhîd-i
sultânî olur. Ammâ evkâfı ne mertebede imâr olduğu ma‘lûmum değildir, ve's-selâ …
Ba‘dehû bu Edirne'deki tekyesinin halîfesi mazanne-i kerâme kimesne olup Edirne şehrinin cemî‘i halkı fukarâ-yı Gülşenî olur. İlâ hâze'l-ân bir tekye-i Gülşenî dervîşân-ı zîşândır. Her salât-ı cum‘adan sonra cem‘iyyet-i kübrâ olup tevhîd-i sultânî olur. Ammâ evkâfı ne mertebede imâr olduğu ma‘lûmum değildir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159b ·
metinde göster ·
erre ile semâ‘ [u] safâ ederek bu kabirleri mahallinde ikisi de birbirine sarıl …
Menâkıb-ı Sultâneyn: Bu iki azîz refîk [u] yâr-ı sâdıklar imiş. Birbirleriyle esnâ-yı kelâmda "Eş bürâder, Edirne şehrinin bir kenarında emânetlerimiz sâhibine teslîm edelim!" deyüp Gelibolu'dan şehr-i Edirne'ye dâhil olup birbirlerin der-âgûş edüp tevhîd-i erre ile semâ‘ [u] safâ ederek bu kabirleri mahallinde ikisi de birbirine sarılmış rûh teslim ederler. Bir ferd-i âferîde bunları mümkün olup birbirinden ayıramazlar ve hâkim havfından defn edemeyüp sabâha kalırlar. Hikmet-i Rabbânî, nâzil-i âsumânî matar-ı rahmet-vâr semâdan ol gice üzerlerine bir gûne hâk-ı amberpâk türâb-ı rahmet yağup iki aziz ol gubâr-ı kudret ile defn olunur ammâ bunların na‘ş-ı şerîfinden gayri zemîne bir zerre türâb yağmaz ve bir hâk-i müşk-bûyun râyiha-i tayyibesi Edirne şehrin değil cânib-i erba‘asında olan kurâlara râyiha-i hâk-i pâk şâyi‘ olup şemm edenlerin dimâğları mu‘attar olup bu ahvâl-i pür-me’âl cümle ahâlî-i vilâyete şâyi‘ olup ziyârete gelirler. Zamâneleri şeyhülislâmı fetvâ verüp "Yed-i kudret ile defn olunmuşdur. Hâli üzre âsûde kalsınlar" deyü izn-i şerîf olup üzerlerine bir türbe-i pür-envâr binâ olunup hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı marîzdir. Hâlâ masrû‘ olan kimesneler onların mezkûr türâb-ı amber-i pâkinden alup suya koyup âbından nûş edüp yine türâb-ı pâkin kabr-i şerîflerine kosa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Edirne içre meşhûr ziyâretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167a ·
metinde göster ·
Her şeb sâhil-i Şat kanâdîl ü fânûs u şem‘-i rîh meş‘aleler ile çerâğân olup Şatt üzre niçe bin san‘atlar ile şem‘-i revgân ve şem‘-i aselleri tahtalar üze[re] zeyn edüp bir tarafdan bir tarafa çerâğlar cereyân edüp şeb-i muzlimleri gûyâ rûz-ı rûşen olup her külbede hânende vü sâzende vü kaşmerân [u] mutrıbân [u] meddâhân ve avvâd u çârtâyî ve şeştârî vü berbûtî ve kânûnî vü çengî ve rebâbî vü mûsikârî ve tanbûrî ü santûrî ve nefîrî vü belebânî ve neyzen ü dehenkzen; hulâsa-ı kelâm cemî‘i sâzendegân u mizmeregân, cümlesi tâ vakt-ı Şâfi‘îye dek fasl-ı Baykara edüp ba‘dehû mü’ezzinân-ı müselmân asvât-ı hazînleriyle temcîd ü temhîdler tilâvet edüp cümle ehl-i tarîk u âşıkân-ı sâdıkân Fisagores-i Tevhîdî tevhîdi ederler, zîrâ ahâlî-i Diyârbekir cümle tarîk-ı Hâcegândan ve tarîk-ı Gülşenî'den olmak ile zevk ü şevk-i tevhîd vecdinden dahi hâlî değillerdir. Netice-i merâm bu bâğ-ı İrem'de gûy-gûy ve güm-güm cân sohbetleri olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye müdâvemet ederler. Hudâ mertebelerin âlî ede. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… âsitâne-i Koçağa Sultân'ı bir imâr etmişdir kim hakîrin konağına karîb olmağile
tevhîd-i
Hâcegânda bulunup bâğ u bâğçe ve imâretlerin temâşâ ederdik. Hâlâ ravza-i Rıdvâ …
Ba‘dehû Hudâbende Şâh âsitâne-i Koçağa Sultân'ı bir imâr etmişdir kim hakîrin konağına karîb olmağile tevhîd-i Hâcegânda bulunup bâğ u bâğçe ve imâretlerin temâşâ ederdik. Hâlâ ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir tekye-i dervîşân-ı zîşân-ı Hâcegândır. Ammerallahu Ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… adem basdıkda bir gün câzibe-i İlâhî ile vecde gelüp niçe bin ümmet-i Muhammedi
tevhîd-i
Muhammedîye da‘vet eder ve cümle tevhîde hâzır olanların ehl [ü] ıyâllerin dahi …
Netîce-i kelâm mum söndürme sene (---) târîhinde Hazret-i Şeyh Safî şehr-i Erdebil'de kutbu'l-aktâb mertebesine kadem basdıkda bir gün câzibe-i İlâhî ile vecde gelüp niçe bin ümmet-i Muhammedi tevhîd-i Muhammedîye da‘vet eder ve cümle tevhîde hâzır olanların ehl [ü] ıyâllerin dahi tevhîde da‘vet edüp cümle nisvân burka‘ları ve sarâveşleri ve dutakları ile ve ellerinde eldîvânlarıyla gelüp bir kûşede bu kadar havâtînler tevhîde meşgûl olurlar. Ba‘de'l-gurûb olup ol şeb-i muzlimde {Şeyh Safî bir şem‘-i münevver âşikâre edüp} eydür: "Gelin kızlarım siz de oğlan kuzularımla tevhîde girin" derler. Hemân cümle merd ü zen tevhîd ü tezkîre karışdıklarında bir kerre azîz Şeyh Safî mumu söndürüp merd ü zen karış katış olup kâmil yedi sâ‘at tevhîd-i sultânî olup Şeyh Safî "Ve salli alâ cemî‘i enbiyâ’i ve'l-mürselîn" deyüp el yüze sürüp eydür: "Herkes bu karanlıkda yanında olanları kucaklayup hânesine gitsin" buyurduklarında be-keşf-i kerâmet-i Şeyh Safî cümle halk ol cahrahûn(?) karışıklığında kendi ehlini ve kızını kucaklamış bulunup hânelerine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… kerre azîz Şeyh Safî mumu söndürüp merd ü zen karış katış olup kâmil yedi sâ‘at
tevhîd-i
sultânî olup Şeyh Safî "Ve salli alâ cemî‘i enbiyâ’i ve'l-mürselîn" deyüp el yü …
Netîce-i kelâm mum söndürme sene (---) târîhinde Hazret-i Şeyh Safî şehr-i Erdebil'de kutbu'l-aktâb mertebesine kadem basdıkda bir gün câzibe-i İlâhî ile vecde gelüp niçe bin ümmet-i Muhammedi tevhîd-i Muhammedîye da‘vet eder ve cümle tevhîde hâzır olanların ehl [ü] ıyâllerin dahi tevhîde da‘vet edüp cümle nisvân burka‘ları ve sarâveşleri ve dutakları ile ve ellerinde eldîvânlarıyla gelüp bir kûşede bu kadar havâtînler tevhîde meşgûl olurlar. Ba‘de'l-gurûb olup ol şeb-i muzlimde {Şeyh Safî bir şem‘-i münevver âşikâre edüp} eydür: "Gelin kızlarım siz de oğlan kuzularımla tevhîde girin" derler. Hemân cümle merd ü zen tevhîd ü tezkîre karışdıklarında bir kerre azîz Şeyh Safî mumu söndürüp merd ü zen karış katış olup kâmil yedi sâ‘at tevhîd-i sultânî olup Şeyh Safî "Ve salli alâ cemî‘i enbiyâ’i ve'l-mürselîn" deyüp el yüze sürüp eydür: "Herkes bu karanlıkda yanında olanları kucaklayup hânesine gitsin" buyurduklarında be-keşf-i kerâmet-i Şeyh Safî cümle halk ol cahrahûn(?) karışıklığında kendi ehlini ve kızını kucaklamış bulunup hânelerine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… n oldu. Ve bu hay hûdan sonra cümle muhibbân-ı dûstân kanların revân ederek bir
tevhîd-i
sultânî etmişlerdir kim cümlesi mest [ü] hayrân oldu. Ba‘de't-tevhîd meydân-ı m …
Netîce-i kelâm ol gün yevm-i âşûrada fezâ-yı Dergezîn hûn-ı insân ile rengîn olup zemîn-i Dergezîn lâle reng olurdu. Ve cemî‘i âşıkân-ı sâdıkânın dâğları üzre dâğ dâğ oldu. Ve her birinin sîne ve bâzûlarından ahmergûn hûnlar revân oldu. Ve bu hay hûdan sonra cümle muhibbân-ı dûstân kanların revân ederek bir tevhîd-i sultânî etmişlerdir kim cümlesi mest [ü] hayrân oldu. Ba‘de't-tevhîd meydân-ı muhabbete deste-hânlar gelüp niçe bin sahûn mümessek âşûralar ve ta‘âm-ı hûşek pilav u muza‘fer pilav-ı dûzde büryânlar geldiler ve cümle mahlûk-ı Hudâ tenâvül etdiler. Ve bu sahrâda ol gün niçe bin yerde âşûra ve sâ’ir ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup ba‘de'l-asr şehr-i Dergezîn'e gitdiler. Bu dahi bir gûne bir mesîregâh idi kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313a ·
metinde göster ·
erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal …
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
… etirüp öğrenirim" dedikde Mu‘âz ibn Cebel gazab-âlûd olup Cingiz Hân'a kelime-i
tevhîdi
ve îmân du‘âsın okudup bâtıl dînden çıkup hak dîne girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın …
"Biz ümmî âdemiz, henüz dîn-i İslâm ile müşerref olup Allâh bir peygamber hak bilirim. Öbür dediğin sünnetleri de Buhârâ'dan bir fakîh getirüp öğrenirim" dedikde Mu‘âz ibn Cebel gazab-âlûd olup Cingiz Hân'a kelime-i tevhîdi ve îmân du‘âsın okudup bâtıl dînden çıkup hak dîne girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın kulu ve Meryem Ana câriyesi ve dörd kitâba inandım, dedirmeği ferâmûş edüp gazabından atlarına süvâr olup kat‘-ı menâzil ederek Medîne-i Münevvere'ye geldikde {hikmet-i Hudâ} Hazret-i Risâlet-penâh altmış üç yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye intikâl etmiş olup Hazret-i Resûl'ün vasıyyeti üzre na‘ş-ı şerîf-i Resûl-i Kibriyâ'yı Hazret-i Alî tenhâ yerde Hazret'i gasl edüp Hazret-i Abbâs'ın iki aded oğlu Fazl ve Kusem Hazret üzr[e] su 132a döküp Hazret-i Alî Hazret’in vücûd-ı şerîflerine el değirmeden mübârek kamîsleri üzr[e] gasl edüp kamîs-i şerîfleri üzre iki kat kefenler sarup hâlâ Medîne-i Münevvere'de Ravza-i Mutahhara içre defn etdiler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b–132a ·
metinde göster ·
… p mü’min olmuş, ammâ tîz bu bizim nâmemiz götür, selâmımız teblîğ edüp kelime-i
tevhîdi
ve âmentü billâhi ve me[lâ’i]ketihî ve kütübihî ve rusulihî âyetlerin ta‘lîm ed …
"Cümle şerâ’it-i İslâmın elzem-i levâzımların kabûl edüp mü’min olmuş, ammâ tîz bu bizim nâmemiz götür, selâmımız teblîğ edüp kelime-i tevhîdi ve âmentü billâhi ve me[lâ’i]ketihî ve kütübihî ve rusulihî âyetlerin ta‘lîm edüp gelesin" deyü dîvân-ı Resûl'den Mu‘âz'ı kovup yine Mu‘âz kat‘-ı menâzil ederek bir yılda vilâyet-i Kazan'a gelince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
… inden bay u gedâ-yı pîr [ü] cüvâna ni‘meti mebzûldur. Ammâ bunda olan zikrullâh
tevhîd-i
erre bir tekyede olmaz, zîrâ Dâmâd Efendi hazretler[i] bir pîşvâ-yı reh-nümâ-yı …
Andan Dâmâd Efendi tekyesi: Bu dahi bir ulu âsitâne-i dervîş-i dil-rîşândır. Bunun dahi subh u mesâ imâret-i dâru'z-ziyâfesinden bay u gedâ-yı pîr [ü] cüvâna ni‘meti mebzûldur. Ammâ bunda olan zikrullâh tevhîd-i erre bir tekyede olmaz, zîrâ Dâmâd Efendi hazretler[i] bir pîşvâ-yı reh-nümâ-yı Âl-i Abâ'dır kim rûhâniyyetlerinden cemî‘i âşıkân-ı sâdıkânlar sermest olup aşk-ı İlâhî ile kendülerden geçerler, bir gûne tekye-i mehîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140b ·
metinde göster ·
… kadîm ve dâru't-tedrîs-i âlimân ve mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve tekye-i ehl-i
tevhîd-i
dervîşân ve hammâm-ı râhat-ı cân ve esvâk-ı muhtasar-ı ehl-i hıref-i esnâfân ve …
Buhayre-i Beşik sâhili kurbunda bir düz çemenzâr lâle‘ızâr mahsûllü ve dağları korulu bir ma‘mûr ve müzeyyen kasaba-i şîrîndir, ammâ mukaddemâ bir küçük belîde imiş. Sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında Sokollu Koca Vezîr Mehemmed Paşa mâl-ı firâvân sarf edüp bir câmi‘-i pür-envâr-ı azîm ve mesâcid-i kadîm ve dâru't-tedrîs-i âlimân ve mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve tekye-i ehl-i tevhîd-i dervîşân ve hammâm-ı râhat-ı cân ve esvâk-ı muhtasar-ı ehl-i hıref-i esnâfân ve hân-ı tüccârân-ı sevdâgerân ve imâret-i ıt‘âm-ı dâru'z-ziyâfe-i âyende vü revendegânlar ile bu rabtayı ihyâ edüp hâlâ bir şehr-i mu‘azzam-misâl olup cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden ahâlîsi mu‘âf [u] müsellem olduklarından ilâ yevminâ hâzâ günden güne amâr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
Kral dahi bu hâli görüp ol dahi şehâdet parmağın götürüp kelime-i
tevhîdi
yâd edüp İslâm ile müşerref olup cümle evlâd [u] ıyâlleri dahi mü’min ü muvahhi …
Kral dahi bu hâli görüp ol dahi şehâdet parmağın götürüp kelime-i tevhîdi yâd edüp İslâm ile müşerref olup cümle evlâd [u] ıyâlleri dahi mü’min ü muvahhid olup diyâr-ı Rûm'da 245a ibtidâ İslâm ile müşerref olan bu ahâlî-i Mudunuç'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244b–245a ·
metinde göster ·
… le üç aded mu‘allimhâne-i sıbyân-ı ebced-hândır. Ve cümle üç aded tekye-i ehl-i
tevhîd-i
fakîrândır.
Ve cümle üç aded medrese-i sûhtegânlardır, ammâ aşkıyâ yiğit sûhteleri olur. Andan cümle üç aded mu‘allimhâne-i sıbyân-ı ebced-hândır. Ve cümle üç aded tekye-i ehl-i tevhîd-i fakîrândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352b ·
metinde göster ·
… hte olmuş fakr [u] fâka sâhiblerinin savma‘aları nûr-ı tevhîd ile münevver olup
tevhîd-i
erre ıtrıyyâtiyle âdemin demâğları mu‘attar olur kim cümle kırk aded hücrelerdi …
Der-zikr-i tekye-i dervîşân-ı erbâb-ı tarîk-i zîşân: Cümle üç aded hânkâh-ı Âl-i Abâ-yı meczûbândır. Evvelâ Hunkâr câmi‘inin mihrâbı önünde Hazret-i eş-Şeyh (---) Efendi hânkâhıdır kim sekiz köşe fevkânî ve tahtânî bir tekye-i Halvetî'dir kim bir diyârda bu tarz [u] tarh üzre bir tevhîdgâh-ı makâm-ı hânkâh görülmemişdir. Hattâ câmi‘in sağ tarafında dervîşân hücreleri var kim mecmer-i tevhîd ile sûhte olmuş fakr [u] fâka sâhiblerinin savma‘aları nûr-ı tevhîd ile münevver olup tevhîd-i erre ıtrıyyâtiyle âdemin demâğları mu‘attar olur kim cümle kırk aded hücrelerdir. Ve Uzkurlu tekyesi ve (---)(---)(---)(---)(---). Bunlar ma‘rûflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a ·
metinde göster ·
… -keş halkdan münzevî kûşe-nişîn merdleri var. Kendü der[d]leriyle ciğer-hûn ile
tevhîd-i
erreye meşgûllerdir. Andan
Der-tekye-i erbâb-ı tarîk-i Âl-i Abâ-yı dervîşân: Cümle on bir aded hânkâh-ı fakîrândır. Cümleden kal‘a içinde Sinân Paşa'nın tekye-i Halvetî'si bir şehirde yokdur. Fukarâsı ve evkâfı çokdur. Ve anda Hunkâr câmi‘i tekyesi, fakr [u] fâka sâhibi çille-i merdân sâhibi ârif-i billâh terk [ü] tecrîd cânları var. Andan Hacı Hasan tekyesi, bir hânkâh-ı fukarâdır kim niçe riyâzet-keş halkdan münzevî kûşe-nişîn merdleri var. Kendü der[d]leriyle ciğer-hûn ile tevhîd-i erreye meşgûllerdir. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… le bir aded mektebi var ammâ sıbyânları azdır. Ve cümle bir aded hânkâh-ı ehl-i
tevhîdi
var. Ve cümle bir aded hammâm-ı hoş-hevâsı var, gâyet şîrîn binâdır.
Ve cümle bir aded mektebi var ammâ sıbyânları azdır. Ve cümle bir aded hânkâh-ı ehl-i tevhîdi var. Ve cümle bir aded hammâm-ı hoş-hevâsı var, gâyet şîrîn binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373a ·
metinde göster ·
… dur. Ve Zeytûnlu câmi‘i kurbunda Halvetî tekyesinin fukarâsı gâyet çokdur. Azîm
tevhîd-i
sultânî olur, zîrâ bu şehrin halkı cümle ehl-i tevhîdlerdir.
Bu tahrîr olunan cevâmi‘ ve mesâcidlerden mâ‘adâ kal‘a içinde câmi‘ yokdur. Ve Zeytûnlu câmi‘i kurbunda Halvetî tekyesinin fukarâsı gâyet çokdur. Azîm tevhîd-i sultânî olur, zîrâ bu şehrin halkı cümle ehl-i tevhîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58b ·
metinde göster ·
… lerin döğüp ve sûr [u] tabılların çalup hâlâ âsitânesine havâle olan taşlı tağa
tevhîd-i
erre ile varup,
"N'ola güllerim" deyüp ol gece çerâğ ve meş‘aller yakup deff ü kudümlerin döğüp ve sûr [u] tabılların çalup hâlâ âsitânesine havâle olan taşlı tağa tevhîd-i erre ile varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130a ·
metinde göster ·
… ütecâviz fukarâ-yı bâballâhı vardır. Bir gece anda mihmân olup halka-i zikrinde
tevhîd-i
erreye girüp fukarâlarile kucak kucağa olup mest [ü] medhûş der bucağ olup zevk …
Kasaba-i Zeynî Şerîf: Silifke sancağında yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi otuz sekiz kurâdır. Bin guruş hâsıl olur. Ve iki yüzden mütecâviz toprak örtülü bâğ u bâğçeli ma‘mûr ve şîrîn kasabadır. Ve bir bâğ-ı cinândan nişân verir bir âsitâne-i sa‘âdetin içinde şeyh ale'l-ıtlâk kutb-ı istihkâk âfitâb-ı nihâni kamer zindegânî Hazret-i Şeyh Alî-i Semerkandî kuddise sırruhu'l-azîz hazretleri yedi nefer evlâd-ı zevî'l-ihtirâmları ki ırk-ı tâhir-i Resûlullâh'dırlar bir altun alemli kubbe-i âlî içinde medfûnlardır. Tarîk-ı Zeynîlerdir. Üç yüzden mütecâviz fukarâ-yı bâballâhı vardır. Bir gece anda mihmân olup halka-i zikrinde tevhîd-i erreye girüp fukarâlarile kucak kucağa olup mest [ü] medhûş der bucağ olup zevk [u] safâlar etdik. Andan ale's-sabâh Çelebi Efendi'den me’zûn olup refîklerimiz olan sûhtelere tenbîh edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y147b ·
metinde göster ·
… lardır. Her leyle-i mübârekelerde fukarâları cem‘ olup âyîn-i Muhammedî sürülüp
tevhîd-i
sultânî olur. Âsitânesinde tabl ve sırâf ve tabl [u] kudüm ve nakkâre ve def ve …
Ve Şeyh Muhammedü'l-Acemî el-Bektûtî bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır. Her leyle-i mübârekelerde fukarâları cem‘ olup âyîn-i Muhammedî sürülüp tevhîd-i sultânî olur. Âsitânesinde tabl ve sırâf ve tabl [u] kudüm ve nakkâre ve def ve nefîr ve zilleri hâzırdır. Âyîn mahallinde icrâ edüp cem‘iyyet-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188a ·
metinde göster ·
erre ederek cümle uşşâk mest [ü] medhûş olarak ihyâ ederler. Âyîn-i kadîmleri b …
Bu bâbdan içeri mescid olan mağâra-yı azîmdir. Cânib-i erba‘asında def ve nakkâre ve kudüm zil [ü] bem tabıllar ile müzeyyendir. Ve mihrâbın iki cânibinde alem-i Ya‘kûbî alem-i Abbâsî var, siyâh-gûndur, ale't-tertîb mihrâbın tarafeynine dizilmişdir. Ve gûnâ-gûn çerâğ ve şem‘dân ve kanâdîller ile müzeyyen bir mesciddir. Leyle-i isneynde ve leyle-i cum‘ada ve gayri leyle-i mübârekelerde şehrin cümle meşâyihleri ve serçeşme olan şeyh Abdülkâdirü'l-Gîlânî. şeyhi cümle fukarâsıyla gelüp ol şeb deff [ü] kudüm çalarak tevhîd-i erre ederek cümle uşşâk mest [ü] medhûş olarak ihyâ ederler. Âyîn-i kadîmleri böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
… . Her leyle-i cum‘ada şeyh [ü] meşâyih anda sabâha dek def ü kudüm Y 207b ile
tevhîd-i
ilâhî edüp ihyâ ederler.
Ve şehrin cânib-i garbîsindeki cebel-i müntehâ üzre Âsitâne-i Hazret-i Serîr-i Sakatî [Serî es-Sakatî]: Kutbü'l-aktâbdır. Kuddise sırruh. Azîm ziyâretler var, ammâ kendüler anda medfûn değildir. Kal‘a-i Bağdâd-ı Behiştâbâd'ın mukâbelesinde şattı'l-arab aşırı Kuşlar kal‘ası cânibinde medfûnlardır. Ammâ bu Nâbulus'da sâkin olup bu âsitâneyi anlar binâ etmişler, azîm tekyedir. Her leyle-i cum‘ada şeyh [ü] meşâyih anda sabâha dek def ü kudüm Y 207b ile tevhîd-i ilâhî edüp ihyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207a–Y207b ·
metinde göster ·
… bâb-ı Rahmet üzre tekye-i Bâyezîd-i Bestâmî fukarâsı ile her cum‘a gecesi aceb
tevhîd-i
sultânî olur.
Ve yine bu sırada kal‘a dîvârına muttasıl makâm-ı bâb-ı Tevbe ve makâm-ı bâb-ı Rahmet. Benî İsrâ’îl bu kapuda tevbe edüp bâb-ı Rahmet'den çıkdılar, azâbdan halâs oldular. Ve bu bâb-ı Rahmet üzre tekye-i Bâyezîd-i Bestâmî fukarâsı ile her cum‘a gecesi aceb tevhîd-i sultânî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217b ·
metinde göster ·
Bu zikr olunan iki âsitânenin mâbeyninde câmi‘ içre bir
tevhîd-i
sultânî olur kim cümle uşşâkân-ı müştâkân mest [u] medhûş olurlar. Ve minberin …
Bu zikr olunan iki âsitânenin mâbeyninde câmi‘ içre bir tevhîd-i sultânî olur kim cümle uşşâkân-ı müştâkân mest [u] medhûş olurlar. Ve minberin sağ cânibinde çâr-kûşe bir alçacık kubbecik içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
… kerre yedi aded minârelerde salâlar verildikden sonra cümle huddâm-ı Beytullâh
tevhîd-i
sultânî ile hatîb hazretlerini Kademü'n-Nebî kubbesinden çıkarup örf-i izâfetiy …
Ve her yevm-i Cum‘a makâm-ı hatîbin cânibeyninde yeşil sancaklar ile zeyn ederler. Ve iki kerre yedi aded minârelerde salâlar verildikden sonra cümle huddâm-ı Beytullâh tevhîd-i sultânî ile hatîb hazretlerini Kademü'n-Nebî kubbesinden çıkarup örf-i izâfetiyle vak‘ [u] vakârıyla boğazında ridâ-yı Muhammedî ile ve destinde şemşîr-i ateştâb ile hırâmânî reftâr ederek önünde alem-i Resûlullâh ile tevhîd ederek cümle hulefâları getirüp minber dibinde seccâdesinde karâr etdükde ezân-ı Muhammedî tilâvet olunup âb-ı Zemzem kasrından cümle mü’ezzinân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347b ·
metinde göster ·
… ltı bin âdem cem‘ olup sûre-i Kehf'i tilâvet edüp evrâd [u] ezkârlarından sonra
tevhîd-i
sultânî olup aşr-ı şerîfler tilâvet olunmağa başlar kim cemî‘i hoş-elhân hâfız- …
Her cum‘a namâzından sonra beş altı bin âdem cem‘ olup sûre-i Kehf'i tilâvet edüp evrâd [u] ezkârlarından sonra tevhîd-i sultânî olup aşr-ı şerîfler tilâvet olunmağa başlar kim cemî‘i hoş-elhân hâfız-ı Kur’ân imtihânen murâd edindikleri aşr-ı şerîfden tilâvet edüp câna safâ verirler. Andan cemî‘i hoş-âvâz bülend savt-ı hazîn ile Şeyh Ömer'in Tâ’iyye kasîdesin âgâze-i hicâz uşşâk ile tilâvet etdiklerinde cümle uşşâk mest [u] medhûş bî-hûş olurlar. Zîrâ ol gün anda cümle uşşâkân [u] sâdıkân büdelâ ve ümenâ ve evtâd ve nücebâ vü nükabâ ve mecâzibûn melâmiyyûn andadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109a ·
metinde göster ·
Hâlâ hayâtdadır. (---)(---) Şeyh ed-Dîn eş-Şeyh ed-Dîn Çelebi efendi niçe yüz aded fukarâsıyla şeb [ü] rûz tevhîd-i Rabbü'l-izzet'e meşgûllerdir. Ve matbah-ı it‘âmında şeb [ü] rûz fukarâya P 197b(---)(---) ni‘meti mebzûldür.} Andan şehir içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109b ·
metinde göster ·
… vet olundukdan sonra cümle uşşâk hâzır olup evrâd [u] ezkârlar tamâmından sonra
tevhîd-i
sultânîye başlayup cümle uşşâk el ele kol kola olup deverân ederek semâ‘-i safâ …
Ve bu hareme her leyle-i cum‘ada ibrîşim zî-kıymet hâlîçeler döşenüp salât-ı ışâ edâ olup sûre-i Mülk tilâvet olundukdan sonra cümle uşşâk hâzır olup evrâd [u] ezkârlar tamâmından sonra tevhîd-i sultânîye başlayup cümle uşşâk el ele kol kola olup deverân ederek semâ‘-i safâ edüp tevhîd-i erreye meşgûl olurlar kim âsitâne-i Gülşenî gülşen-i bâğ-ı İrem olur. İki koldan zâkir ü şâkirler andelîb-âsâ nevâsâzlık ve nağme-perdâzlık edüp makâm-ı uşşâkda cümle uşşâkı mest [ü] medhûş edüp râstı karâr ederler. Ve Hâkî Dede ba‘zı fukarâlar ile micmerler ile ûd-i mülebbesler yakup cümle züvvârın yüzüne gülâb nisâr edüp cümle uşşâkâna sükker şerbeti bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
… nîye başlayup cümle uşşâk el ele kol kola olup deverân ederek semâ‘-i safâ edüp
tevhîd-i
erreye meşgûl olurlar kim âsitâne-i Gülşenî gülşen-i bâğ-ı İrem olur. İki kolda …
Ve bu hareme her leyle-i cum‘ada ibrîşim zî-kıymet hâlîçeler döşenüp salât-ı ışâ edâ olup sûre-i Mülk tilâvet olundukdan sonra cümle uşşâk hâzır olup evrâd [u] ezkârlar tamâmından sonra tevhîd-i sultânîye başlayup cümle uşşâk el ele kol kola olup deverân ederek semâ‘-i safâ edüp tevhîd-i erreye meşgûl olurlar kim âsitâne-i Gülşenî gülşen-i bâğ-ı İrem olur. İki koldan zâkir ü şâkirler andelîb-âsâ nevâsâzlık ve nağme-perdâzlık edüp makâm-ı uşşâkda cümle uşşâkı mest [ü] medhûş edüp râstı karâr ederler. Ve Hâkî Dede ba‘zı fukarâlar ile micmerler ile ûd-i mülebbesler yakup cümle züvvârın yüzüne gülâb nisâr edüp cümle uşşâkâna sükker şerbeti bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
sultânî olurken cümle zâkirân [u] şâkirânlar hoş-âvâz ile kavl [ü] edvâr üzre o …
Yedi sekiz sâ‘at bu tertîb üzre tevhîd-i sultânî olurken cümle zâkirân [u] şâkirânlar hoş-âvâz ile kavl [ü] edvâr üzre on iki makâm ve yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîbi ve yigirmi dörd usûl üzre icrâ edüp savt-ı hazîn ile zâkirler birbirlerine hasmâne müselsel kâr ve nakş ve zikr ve amel ve zecel ve dübeyt ve taksîm ve savt ve haznegîr şekilli tasnîfâtlar okuyarak dervîşân-ı âşıkânı sermest ederler. Zâkirin biri tevhîde fâsıla olup fukarâ sehel râhat olsun içün savt-ı Dâvûd ile Fuzûlî ve Rûhî ve Örfî ve Hayyâm ebyâtlarından bir dübeyt yâhûd penç beyt taksîm edüp cümle fukarâ kendüden geçüp bir gayrı makâmda tevhîd [ü] tezkîre âheng edüp ilâ-mâşaallâh bu üslûb üzre tevhîd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
… sâlih kimesne tarîk şeyhi vardır. Bunda dahi yılda bir kerre mevlûd-ı azîm olup
tevhîd-i
sultânî olur.
Mısır'ın şarkında bir sâ‘at ba‘îd bir âsitâne-i tarîk-ı Bedevî içün binâ olunmuşdur. Bu dahi Tophâne tekyesi gibi nigârhâne-i nakş-ı Çîn gûyâ nakş-ı mihr-i nigîn gibi hurde bahâr ile münakkaşdır. Ve ferşi eyle hurde ruhâmdır kim ta‘bîr ü tavsîfi mümkin değildir.Ve bu âsitânede mihrâb [u] minber dahi vardır, cum‘a edâ olunur. Ve bu Gavrî başka esvâk-ı muhtasarı ile bir mahalledir. Cümle bin mikdârı fukarâ-yı Bedevîdir. Evkâf-ı za‘îf olmağile ni‘metleri yokdur, kendiler kifâflanırlar. Ammâ sulehâ-yı ümmetden bir sâlih kimesne tarîk şeyhi vardır. Bunda dahi yılda bir kerre mevlûd-ı azîm olup tevhîd-i sultânî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115b ·
metinde göster ·