Ba‘dehû ol katar-ı katırlar ile mezkûr tibri hân şâha gönderdi. Hâlâ tibr-i Akra‘ Kürdistân-ı Acemistân'da meşhûrdur. 327a Bu şehr-i Rey etrâfında bir imâret esâsı hafr etseler altında ol hafr olunan yerde beş on yahûd on beş kıt‘a cevâhir-i zî-kıymetden elmas u la‘l u yâkût çıkup sâhib-i zemîn girân bahâya fürûht eyleyüp binâya mübâşeret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326b–327a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû ol katar-ı katırlar ile mezkûr tibri hân şâha gönderdi. Hâlâ
tibr-i
Akra‘ Kürdistân-ı Acemistân'da meşhûrdur. 327a Bu şehr-i Rey etrâfında bir im …
Ba‘dehû ol katar-ı katırlar ile mezkûr tibri hân şâha gönderdi. Hâlâ tibr-i Akra‘ Kürdistân-ı Acemistân'da meşhûrdur. 327a Bu şehr-i Rey etrâfında bir imâret esâsı hafr etseler altında ol hafr olunan yerde beş on yahûd on beş kıt‘a cevâhir-i zî-kıymetden elmas u la‘l u yâkût çıkup sâhib-i zemîn girân bahâya fürûht eyleyüp binâya mübâşeret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326b–327a ·
metinde göster ·
… zeyyen bir dünyâdır kim Mageylan nâm bir nehr-i azîm ile gümüş cevheri ve altun
tibri
akar ve üç yüz gûne me‘âdinleri dağlarında mevcûddur. Benî Âdemi bir behâ’im gi …
Bunlar eyitdi, "Vallâhi pâdişâhım, bu dünyâ cezîresinin cânib-i garbîsinde üç bin mîl ba‘îd Bahr-i Okyunus içre bir yeni dünyâ bulduk. Benî Âdem ile ve bu dünyâ şeylerine benzemez gûnâ-gûn nebâtât [u] giyâhât [ve] ahşâbât ile ma‘mûr [u] müzeyyen bir dünyâdır kim Mageylan nâm bir nehr-i azîm ile gümüş cevheri ve altun tibri akar ve üç yüz gûne me‘âdinleri dağlarında mevcûddur. Benî Âdemi bir behâ’im gibi ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl bilmezler ve aslâ gülmezler ve hayvânât-ı gûnâ-gûnının hisâbın Hallâk-ı âlem bilür" deyü bu yeni dünyâyı ol kadar ta‘rîf ü tavsîf etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
… Salâhaddîn esâsın hafr edüp hükm-i müneccimîn ile cümle temeline bir kat altun
tibri
ve burcları yerine mümessek altun nisâr eyleyüp tâli‘-i meymûndur, deyü esâsın …
Ve bu iç kal‘a Nîl sâhilinden cânib-i şarka kâmil bin beş yüz adım ba‘îd bir kal‘a-i bâlâdır. Ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan nişân verir yalçın beyâz kayalardır. Ve der-i dîvârı sengîn-bünyâd seksen zirâ‘ kaddi semâya ser çekmiş bir binâ-yı Salâhaddînî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i Zer-âbâd derler. Zer-âbâd denmesinin sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ Salâhaddîn esâsın hafr edüp hükm-i müneccimîn ile cümle temeline bir kat altun tibri ve burcları yerine mümessek altun nisâr eyleyüp tâli‘-i meymûndur, deyü esâsın sa‘d sâ‘atde altun üzre binâ olduğıyçün kal‘a-i Zer-âbâd deyü cümle müverrihler tahrîr etmişlerdir. Zîrâ Mısır altun tibri kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77b ·
metinde göster ·
… ün kal‘a-i Zer-âbâd deyü cümle müverrihler tahrîr etmişlerdir. Zîrâ Mısır altun
tibri
kânıdır.
Ve bu iç kal‘a Nîl sâhilinden cânib-i şarka kâmil bin beş yüz adım ba‘îd bir kal‘a-i bâlâdır. Ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan nişân verir yalçın beyâz kayalardır. Ve der-i dîvârı sengîn-bünyâd seksen zirâ‘ kaddi semâya ser çekmiş bir binâ-yı Salâhaddînî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i Zer-âbâd derler. Zer-âbâd denmesinin sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ Salâhaddîn esâsın hafr edüp hükm-i müneccimîn ile cümle temeline bir kat altun tibri ve burcları yerine mümessek altun nisâr eyleyüp tâli‘-i meymûndur, deyü esâsın sa‘d sâ‘atde altun üzre binâ olduğıyçün kal‘a-i Zer-âbâd deyü cümle müverrihler tahrîr etmişlerdir. Zîrâ Mısır altun tibri kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77b ·
metinde göster ·
… ân vilâyetine varır. Ve bir tarafı garba Tarabulus'a varır. Ve bir tarafı altun
tibri
gelen Evcile'ye varır. Ve bir cânibi tâ Cebelü'l-Ahzar'a müntehî olur. Ve Sa‘îd …
Ve ekâlîm-i Mısır'da bundan çok eyâlete mâlik hükûmet yokdur. Tâ bir ucu Mağrib-zemîn'de Fes pâdişâhiyle müşâdır. Ve bir tarafı Merânkeş pâdişâhiyle müşâdır. Ve bir tarafı cenûba İsvân vilâyetine varır. Ve bir tarafı garba Tarabulus'a varır. Ve bir tarafı altun tibri gelen Evcile'ye varır. Ve bir cânibi tâ Cebelü'l-Ahzar'a müntehî olur. Ve Sa‘îd-i âlî tarafından bir ucu Elvâhât'a ve bir tarafı tâ Berberistân'a varır. Ammâ cür’et sâhibi kâşifler gerekdir kim bu arzullâhi vâsi‘a'da olan ecnâs-ı mahlûkâtı zabt [u] rabt edüp yed-i tûlâsın ayân edüp iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi bu zikr olunan ekâlîmlerden ve eyâletinde üç yüz altmış pâre kurâdan mâl tahsîl ede. Ve hâkim olan ekall-i mâ-yekûn beş yüz atlı cündî ve beş yüz tüfengli yiğit ile enüp binmek gerekdir. Zîrâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305a ·
metinde göster ·
… yre Mâlih kâşifi vardır. Ammâ hâlâ Mağrib Tarabulus aşkıyâları tegallüben altun
tibri
gelen Evcile kâşifliğin zabt edeli yigirmi altı senedir. Ammâ zeheb-i hâlis alt …
Ve Tarrâne kâşifi ve Saf-ı Derec kâşifi ve Evcile kâşifi ve Buhayre Mâlih kâşifi vardır. Ammâ hâlâ Mağrib Tarabulus aşkıyâları tegallüben altun tibri gelen Evcile kâşifliğin zabt edeli yigirmi altı senedir. Ammâ zeheb-i hâlis altunu olur, hamd-i Hudâ hakîr çok mâlik olmuşuz. Bu zikr olunan Y 305b kâşifliklerin her biri beşer altışar yüz âdem ile ener ve biner kûs u alem sâhibidir. Cümlesi Buhayre kâşifinden hil‘at Q 276a geyer, P 273a dîvân-ı Mısır'dan geymezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305a–Y305b ·
metinde göster ·
Ve bu ecnâs-ı mahlûkâtın reng-i rûyların görmeyen rûy-ı arzda bir şey görmüş değildir. May Bornu kavminin Y 310a gözleri kızıl kızıl. Ve Afnu kavminin gözleri sarıdır, gûyâ yerekân zahmetine mübtelâ olmuşlardır, ammâ tenleri humrete mâ’ildir. Bunlar ekseriyyâ altun tibri getürüp gömlek bezi alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309b–Y310a ·
metinde göster ·
… âb etmişdir. Hâlâ harâbistânında niçe bin zî-kıymet taşlar bulunur. Hattâ altun
tibri
çıkan Evcile şehri bu harâb Ukâb şehrine beş konak ba‘îddir. Ammâ hakîr varmadı …
Bu şehr-i kadîm-i Hûş-ı Îsâ'nın cânib-i garbında beş gün beş gece Behîce ve Hınâdî Urbânı'n tecride askeriyle kovarken bir harâbistân şehire râst geldik. Bir sahrâ-yı lâlezârda sulu ve otlu Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kemerli kubâbların ve gayrı âsârların hisâbın Üstâd-ı Ezel bilir. Meğer şehr-i Ukâb imiş. Hakkâ kim bûm ve gurâb u ukâb âşiyânı olmuş bir harâb-âbâddır. Şiddet-i şitâda içinde kavm-i mecâzib ve kavm-i zu‘afâ ve Megâribe kavmi sâkinlerdir. Ba‘de't-tûfân Hartiya Melik binâsıdır. Sene 347 târîhinde âl-i Fâtımiyyûndan Mu‘izzüddîn-i Mağribî harâb etmişdir. Hâlâ harâbistânında niçe bin zî-kıymet taşlar bulunur. Hattâ altun tibri çıkan Evcile şehri bu harâb Ukâb şehrine beş konak ba‘îddir. Ammâ hakîr varmadım, zîrâ Hınâdî Urbânı'n münhezim edüp sâlimîn ü gânimîn yine Mısır'a dâhil olduk.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311a ·
metinde göster ·
… nlar hıfz [u] hırâset etsinler" deyü nasîhat etdi. Ve bir redab [erdeb??] altun
tibri
ve on gâv boynuzu zebât ve beş zebât kedisi kafesiyle ve on kafes tûtî-i gûyâ v …
"Bunlardan gâyet ihtirâz üzre olun, hâyinlerdir ve firâr ederler. Kayd-bend edüp her gece Berâbire kavmine verin, anlar hıfz [u] hırâset etsinler" deyü nasîhat etdi. Ve bir redab [erdeb??] altun tibri ve on gâv boynuzu zebât ve beş zebât kedisi kafesiyle ve on kafes tûtî-i gûyâ ve bir kutu misk ve bir kutu anber ve bir kutu pânzehir ve bir hecîn yükü kakule-i kebîr verüp bu kadar ihsân u in‘âmlardan sonra vâfir i‘tizârlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402a ·
metinde göster ·
… dir kim bir pâdişâh mâlik olmamışdır. Cümleden ziyâde çöl ve çölistânında altun
tibri
pâyimâl-i rimâldir. Ammâ su‘bân-misâl mü’ekkilleri vardır, sem-i helâhili ile â …
Ve vilâyetleri vâsi‘atü'l-aktârdır. Altı yüz kırk beş şehir ve bin beş yüz kal‘a ve kırk tîg [tîh?] ve yetmiş cibâl-i kebîr ve üç yüz sahrâ ve kırk buhayre-i hulüv ve elli buhayre-i mâliha mâlikdir. Ve diyârında kırk elvân ma‘âdin-i hâslara mâlikdir kim bir pâdişâh mâlik olmamışdır. Cümleden ziyâde çöl ve çölistânında altun tibri pâyimâl-i rimâldir. Ammâ su‘bân-misâl mü’ekkilleri vardır, sem-i helâhili ile âdemi Y 414a helâk eder. Yine böyle iken vakt-i seherde cümle yılan u çıyanları bî-mecâl iken altun tibrin cem‘ edüp firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413b–Y414a ·
metinde göster ·