ederlerdi. Ve} mücâhidün fî-sebîlillâh idi kim âye[t]:
{Ve altı yüz yıldan sonra} Hazret-i Hâtemü'l-Enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ {gelüp Hadîce-i Kübrâ'nın mâlıyla Şâm kurbünde Busrâ şehrine ve gayrı belîdelere varup ticâret ederlerdi. Ve} mücâhidün fî-sebîlillâh idi kim âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 147a ·
metinde göster ·
ederdi ve fâ’idelerin Hadîce Ana ile hisse ederlerdi kim hadîs, Arapça buyurm …
Bunlar ale'l-umûm semmûr lepâçelere müstağrak olup kırkar ellişer huddâmları pür-silâh olup piyâde güzer ederler. Ve ba‘zı huddâmları tahtırevân üzre dükkânlarını la‘l [u] yâkût, cevâhir murassa‘âtlar ile zeyn edüp her dükkânçede olan pençe-i âfitâb gulâmlar dîbâ ve zîbâlara bezenüp ellerinde cevâhir gülâbdânlar ile şâhrâhların tarafeyninde olan temâşâ-yı cemâl eden uşşâkânların üzerlerine arz-ı cemâl edüp gülâb nisâr ederler ve mücevher mecmere ve buhûrdânlar içre ûd [u] amber yakarak ubûr edüp cümle şâhrâh üzre olan temâşâcıların demâğları mu‘attar olur. Andan sonra cümle bâzergânlar rikâb rikâbe vüzerâ tarzı mülebbes olup esbâb-ı mahsûsalarıyla gürûh gürûh ubûr ederler. {Pîrleri evâyil-i a‘sârda Hazret-i Hûd idi. Ammâ sonra pîrleri bizzât Hazret-i Resûl-i Kibriyâ'dır kim Hazret-i Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Şâm kurbünde Busrâ şehrine gidüp ticâret ederdi ve fâ’idelerin Hadîce Ana ile hisse ederlerdi kim hadîs, Arapça buyurmuşdur}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a ·
metinde göster ·
… ihârdır kim Azağa ve Kazağ'a ve Mikril'e ve Abaz'a ve Çerkez'e ve Kırım'a gidüp
ticâret
edüp çuka, ferrâce ve kontuş ve dolama ve yelek giyerler ankâ bâzargânlardır. D …
Bu şehrin halkı kadîm eyyâmdan yedi fırkadır. Bir fırkası a‘yân-ı kibâr beğ ve beğzâdeler ve ehl-i hizmet avân tâ’ifesidir kim semmûr kürkler ile libâs-ı fâhirelere müstağrak paşazâdelerdir. Ve bir zümresi ulemâ ve sulahâ ve meşâyih-i kirâm hâl sâhibi kimesnelerdir kim ulemâ zeynde-libâs-ı mahsûsalarıyla gezer âlimlerdir kim cümlesi selef pâdişâhlarının evkâflarından vazîfe-hârân [u] du‘â-gûyân-ı gûnâ-gûndurlar kim vâcibü'r-ri‘âyederler. Üçüncü fırkası tüccâr-ı berr u bihârdır kim Azağa ve Kazağ'a ve Mikril'e ve Abaz'a ve Çerkez'e ve Kırım'a gidüp ticâret edüp çuka, ferrâce ve kontuş ve dolama ve yelek giyerler ankâ bâzargânlardır. Dördüncüsü ehl-i sanâyî‘-i gûnâ-gûndurlar. Cümlesi çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyüp kâr [u] kesb ederler. Beşinci kavmi keştîbânlardır kim Bahr-i siyâh içre mellahlık edüp kâr ederler. Bunların libâsları kendülere mahsûs demir kopran ve şalvar ve çuka dolama ve serine asdâr-ı destâr sarup rûy-ı deryâda gazâ edüp ceng [u] cidâl ederek ticâret edüp kâr ederler. Altıncı fırkası bâğbân ve bâğçevândır. Zirâ bu şehrin Bozdepe dağları bâğlardır kim sicillâtda mestûr olduğu üzre cümle otuz bir bin bâğ u bâğçedir. Birer bâğbândan otuz bir bin âdem add olunmuşdur. Ammâ ba‘zı bâğçede iki üç gılmân [u] huddâm vardır. Yedinci fırkası niçe bin âdem sayyâd-ı mâhîdir. Zîrâ bu kavm balığı gâyet pek severler. Niçe bin gûne ehl-i şuğl âdemleri vardır. Ammâ tahrîri mümkün değildir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
… ma ve serine asdâr-ı destâr sarup rûy-ı deryâda gazâ edüp ceng [u] cidâl ederek
ticâret
edüp kâr ederler. Altıncı fırkası bâğbân ve bâğçevândır. Zirâ bu şehrin Bozdepe …
Bu şehrin halkı kadîm eyyâmdan yedi fırkadır. Bir fırkası a‘yân-ı kibâr beğ ve beğzâdeler ve ehl-i hizmet avân tâ’ifesidir kim semmûr kürkler ile libâs-ı fâhirelere müstağrak paşazâdelerdir. Ve bir zümresi ulemâ ve sulahâ ve meşâyih-i kirâm hâl sâhibi kimesnelerdir kim ulemâ zeynde-libâs-ı mahsûsalarıyla gezer âlimlerdir kim cümlesi selef pâdişâhlarının evkâflarından vazîfe-hârân [u] du‘â-gûyân-ı gûnâ-gûndurlar kim vâcibü'r-ri‘âyederler. Üçüncü fırkası tüccâr-ı berr u bihârdır kim Azağa ve Kazağ'a ve Mikril'e ve Abaz'a ve Çerkez'e ve Kırım'a gidüp ticâret edüp çuka, ferrâce ve kontuş ve dolama ve yelek giyerler ankâ bâzargânlardır. Dördüncüsü ehl-i sanâyî‘-i gûnâ-gûndurlar. Cümlesi çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyüp kâr [u] kesb ederler. Beşinci kavmi keştîbânlardır kim Bahr-i siyâh içre mellahlık edüp kâr ederler. Bunların libâsları kendülere mahsûs demir kopran ve şalvar ve çuka dolama ve serine asdâr-ı destâr sarup rûy-ı deryâda gazâ edüp ceng [u] cidâl ederek ticâret edüp kâr ederler. Altıncı fırkası bâğbân ve bâğçevândır. Zirâ bu şehrin Bozdepe dağları bâğlardır kim sicillâtda mestûr olduğu üzre cümle otuz bir bin bâğ u bâğçedir. Birer bâğbândan otuz bir bin âdem add olunmuşdur. Ammâ ba‘zı bâğçede iki üç gılmân [u] huddâm vardır. Yedinci fırkası niçe bin âdem sayyâd-ı mâhîdir. Zîrâ bu kavm balığı gâyet pek severler. Niçe bin gûne ehl-i şuğl âdemleri vardır. Ammâ tahrîri mümkün değildir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
… üstesnâ, mahbûb u mahbûbe çâker ü bintânlar alup Tarabefzûn'a getirirler. Latîf
ticâret
yerleridir. Bu şehri dahi seyr [u] temâşâ edüp Gönye'den yine şimâl cânibine gi …
Bu kal‘a nehr-i Çoruğ kenarında vâkı‘ olmuşdur. Nehr-i Çoruğ "cûy-ı rûh"dan galatdır. Cûy-ı rûh ya‘nî Rûh ırmağı demekle meşhûr bir âb-ı hayevândır. Erzurûm'un cânib-i garbîsinde Canha ve Koylıhisâr ve Şebin Karahisâr dağlarından cem‘ olup cereyân ederek Bayburd şehrinin içinden cereyân edüp iki tarafı ma‘mûr hânelerdir. Andan Bayburd kal‘ası kayaları altından ubûr edüp Lazgi vilâyeti hudûdu içre niçe kurâ ve kasabâtların mezâri‘ [u] besâtînlerin rey edüp bu Gönye kal‘asının cânib-i (---) kullesi dibinde Karadeniz'e mahlut olur. Geçid vermez ve kantara dutmaz deryâ-misâl bir nehr-i azîmdir kim niçe bin Laz meneksile kayıkları bu nehr ile baş yukarı şark cânibine Mikril vilâyetlerine tuz ve demir ve âlât-ı silâh ve elvân lekfûrî (?) bezler götürüp Mikrilistân ve Gürcîstân'dan çimşir ve şem‘-i asel ve asel-i musaffa ve mümtâz ü müstesnâ, mahbûb u mahbûbe çâker ü bintânlar alup Tarabefzûn'a getirirler. Latîf ticâret yerleridir. Bu şehri dahi seyr [u] temâşâ edüp Gönye'den yine şimâl cânibine gidüp Kemerler nâm yerden gayrı cümle gemilerle nehr-i Çoruğ'a girüp bir gün şark cânibine gidüp.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… vmi bunlara aman verüp Arıt iskelelerine esir ve şem‘-i asel ve zerdeva getirüp
ticâret
ederler. Ve Takaku Çerkezi dahi emân ile 257b gelüp gemilerde ticâret ederler …
Vilâyet-i Sadşe : Seydî Ahmed Paşa vilâyetidir. Şimâl cânibinde Çerkes kavmiyle meşâ oldukları ecilden lisân-ı Çerkes ve lisân-ı Abazaca fasîh bilirler idi. Bin şeci‘ tüvânâ bahâdırlardır. Bunların şûr [u] şerrinden Çerkez ve Abaza dâ’imâ hazer üzre olduklarından Arıt kavmi bunlara aman verüp Arıt iskelelerine esir ve şem‘-i asel ve zerdeva getirüp ticâret ederler. Ve Takaku Çerkezi dahi emân ile 257b gelüp gemilerde ticâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a–257b ·
metinde göster ·
… getirüp ticâret ederler. Ve Takaku Çerkezi dahi emân ile 257b gelüp gemilerde
ticâret
ederler.
Vilâyet-i Sadşe : Seydî Ahmed Paşa vilâyetidir. Şimâl cânibinde Çerkes kavmiyle meşâ oldukları ecilden lisân-ı Çerkes ve lisân-ı Abazaca fasîh bilirler idi. Bin şeci‘ tüvânâ bahâdırlardır. Bunların şûr [u] şerrinden Çerkez ve Abaza dâ’imâ hazer üzre olduklarından Arıt kavmi bunlara aman verüp Arıt iskelelerine esir ve şem‘-i asel ve zerdeva getirüp ticâret ederler. Ve Takaku Çerkezi dahi emân ile 257b gelüp gemilerde ticâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a–257b ·
metinde göster ·
… e aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer
ticâret
ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
Ammâ mahsûlât-ı hubûbâtı çokdur. Ve ahâlîsi gâyet zinde âdemlerdir,
ticâret
ve zirâ‘at ile geçinirler bir alay guzât-ı müslimîndir. "Şöhret âfetdir" deyü f …
Ammâ mahsûlât-ı hubûbâtı çokdur. Ve ahâlîsi gâyet zinde âdemlerdir, ticâret ve zirâ‘at ile geçinirler bir alay guzât-ı müslimîndir. "Şöhret âfetdir" deyü fakîrânice ve fevkânî ve tahtânice beytü'l-hazenleri var. Cümleden mükellef Ulu Câmi‘ kurbunda Paşa Sarâyı ma‘mûrdur. Yukarı kal‘a altındadır ve mahkeme-i şer‘-i Rasûl-i mübîn bu sarây kurbundadır ve alaybeği hânesi mahkemeye muttasıldır. Ve kul kethüdâsı ve çavuşlarının hâneleri bu mahaldedir kim ma‘mûr hânelerdir. Ve bu kal‘anın kıble cânibi göl olmağıla ve kapusu ve Orta kapu tarafı dahi halîc olmağıla bu aşağı kal‘anın handakı yokdur ammâ yine sa‘b u metîn kal‘adır. Cânib-i selâsından bir vecihle düşman meterise girüp zafer bulmak mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b ·
metinde göster ·
… erken Gönye kal‘asında meks edüp Mikrilistân'ın mutî‘ [u] münkâd olan yerlerine
ticâret
tarîkiyle Ketenci Ömer Paşa'nın kethüdâsı Hüseyin Ağa elçilik ile gitdikde ma‘a …
Ve Yovane nevâhîleri yedi günde bî-bâk ve bî-pervâ avlandı kim yed-i kudret ile mükehhal marâlî ve gazâlî gözlü mahbûb u mahbûbeler sayd [u] şikâr olundu kim her biri birer Mısır [u] Rûm harâcı değer. Andan kal‘a-i Tegrek zeylinde meks olundukda derûn-ı kal‘adan küffâr-ı dûzah-karâr velvele-i askeri görüp derûn-ı kal‘ada olanlar bîm ü havf [u] haşyete düşüp hedâyâlar ile taşra çıkup emân istediler. Ba‘dehû emân verüp yahşî bâkireler ve mahbûb gulâmlar hedâyâları getirüp ığmâz-ı ayn olundu. Anı ubûr edüp altı aded nâhiyeler dahi gâret olunup firâvân mâl-ı ganâ’im alındı. Ammâ nevâhîlerin isimleri ma‘lûmım değildir. Bu nevâhilerin hâneleri harâb u tâlân ve halkı esîr-i nâlân olup andan ubûr edüp on bir pâre kal‘alardan hedâyâlar gelüp ordu-yı İslâm sağîr u kebîr üsârâ-yı gûnâ-gûn ile ıskarça olup mâl-ı ganâ’imi ve bakır-âvânî eşyâları asker-i İslâm yüklenmede aciz-mânde oldular. Niçe gâzîler gerüye avdet edüp nehr-i Çoruğ'a varup anda metâ‘ [u] mâl-ı ganâ’imlerin Gönye kal‘asına, andan gemiyle Tarabefzûn'a götürüp girân-bahâ ile her metâ‘ın âkılâne fürûht edüp hamd-i Hudâ sene (---) târîhinde Azak gazâsına giderken Gönye kal‘asında meks edüp Mikrilistân'ın mutî‘ [u] münkâd olan yerlerine ticâret tarîkiyle Ketenci Ömer Paşa'nın kethüdâsı Hüseyin Ağa elçilik ile gitdikde ma‘an gidip Mikrilistân'ı seyr [ü] temâşâ etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332b ·
metinde göster ·
… ve Arabistân'da, Mısır'da ve yedi iklîmde sûf makbûl olmağıla halkı seyâhat ile
ticâret
ederler. Ermenisi ve Yahûdîsi gâyet çokdur. On mahalle Ermeni ve iki cemâ‘at ad …
Ve halkı ekseriyyâ tüccâr-ı berr [u] bîhârdır. İzmir'e ve Frengistân'a ve Arabistân'da, Mısır'da ve yedi iklîmde sûf makbûl olmağıla halkı seyâhat ile ticâret ederler. Ermenisi ve Yahûdîsi gâyet çokdur. On mahalle Ermeni ve iki cemâ‘at add olunur Yahûdîleri vardır. Ammâ Urum ve Kıptî azdır. Bâğı azdır ammâ bâğçeleri çokdur. Lâkin sahrâlarında kurâları ma‘mûr ve cümle ahâlîsi ankâ ve mesrûr buk‘aları hûb ve halkı garîb-dost ve mahbûb u mergûb kurâlarında mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir belde-i ma‘mûr [u] âbâdân kim kal‘ası ve şehri lâ-nazîrdir. Allahu Te‘âlâ inkırâzu'd-devrân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ide. Âmin, yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a ·
metinde göster ·
… ce hâb-ı râhatda yatup merhûm ve mağfûrun leh pederim vâkı‘da görürüm "Seyâhat,
ticâret
[ve] ziyâretin mübârek olup şefâ‘at-ı Resûlullah dahi müyesser ola. Safâ geldin …
Hamd-i Hudâ hânemize cümle dâbbeler ve huddâmlarımızla vâsıl olup ibtidâ vâlide-i müşfikamızın dest-i şerîflerin bûs edüp ve hemşîrelerimin çeşm-i pür-nûrların bûs edüp andan yine atıma süvâr olup ahde vefâ içün ibtidâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerin ziyâret edüp anda bir kurbân nezrimizi rızâullah zebh edüp erbâb-ı müstahıkka bezl edüp rûh-ı şerîfleriyçün bir hatm-i şerîfe bed‘ edüp yine hânemize gelüp ol gice hâb-ı râhatda yatup merhûm ve mağfûrun leh pederim vâkı‘da görürüm "Seyâhat, ticâret [ve] ziyâretin mübârek olup şefâ‘at-ı Resûlullah dahi müyesser ola. Safâ geldin, hoş geldin, hamd-i Hudâ boş gelmedin. Er Sultân tarîkında er köçeği olmuşsun. Bizi hayr du‘âdan unutma" deyü hakîre Bismillah ile sûre-i Elhâkümü't-tekâsür'ü üç kerre okudup hâbden bîdâr olup ale's-sabâh akrabâlarımızla Unkapanı'ndan bir kayığa süvâr olup Tershâne ardında mezâristânımıza varup ibtidâ peder-i azîzim ziyâret edüp üç kerre sûre-i Elhâkümü't-tekâsür'ü tilâvet edüp ve bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp tâ Ebü'l-feth asrından berü medfûn olan ecdâdlarımız ziyâret edüp bükâ-yı nâliş ederek yine hânemize gelüp merhûm ve mağfûrun leh pederimizden intikâl eden mâlımız alup cümle kabz edüp helâl mâl-ı zülâlimizden iki bin altun Hacc-ı şerîf râhına nezr edüp İslâmbol içre cümle ehibbâ ve dûstânlar ile mülâkât ve müşerref olup cân sohbetleri ederken hikmet-i Hudâ bin elli sekiz Receb'inin on sekizinci gün yevmü's-sebtde vakt-i sabâh İslâmbol içre bir gulgule ve velvele-i Rûm olup cemî‘î askerî tâ’ifesi ve gayrı dâğ-ı derûnu olan dilgîr ibâdullah ve gayrılar guluvv-i âm edüp pür-silâh Atmeydânı'nda ve Etmeydânı'nda ve İslâmbol içre meşhûr on iki meydânda âdem deryâsı cem‘ olup Atmeydânı'na alem-i Resûlullah ile bu kadar mahluk-ı Hudâ cem‘ olup sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrde Frenk ve Yahûdî ve Kıbtî ve Acem sâkin olmaz ve Yahûdî aslâ mu‘ammer olmaz, ticâret edüp giderler. Cümle şehrin Nasârâ harâcı (---) aded harâc-güzâr keferesi vardır ve cümle (---) aded hâne avârıza bağlıdır ve cümle otuz bir tekâlîf-i örfiye verir mutî‘ [u] münkâd re‘âyâ vü berâyâsı vardır. Beher sene taraf-ı pâdişâhîye bu şehirden cümle mâl-i pâdişâhî bin yüz kîse hâsıl olur. İki yüz kîse de vezîrine hâsıl olur. Cenâb-ı İzzet mâllarına ganîmet u bereket vermiş bir dâr-ı diyârdır. Cemî‘i müverrihler bu şehr-i Sivas'a ümmehât-ı bilâd demişler ve sevdâgerân [u] seyyâhân mâbeyninde medîne-i Rûm demişler. Acem lisânında Arpaçukuru deyü tesmiye etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
… e dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp
ticâret
ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğ …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… fer eşerler. Zîrâ Dobruca halkı derler, şecî‘ ve yarar nâmdar yiğitleri vardır.
Ticâret
ve gazâ ile kâr ederler.
Ve bu Hacıoğlu'nun hevâsı gâyet latîfdir. Hamd-i Hudâ âbı dahi latîf olup mahbûb u mahbûbesi çok oldu. Halkı ekseriyyâ çuka ferrâce ve kontuş giyüp sipâh ve yeniçerisi çokdur, ammâ ulemâsı yokdur. Vasatü'l-hâl olanları boğasıya kaplı kuzu kürkü ve başlarına kalpak giyüp Tatar ile sefer eşerler. Zîrâ Dobruca halkı derler, şecî‘ ve yarar nâmdar yiğitleri vardır. Ticâret ve gazâ ile kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b ·
metinde göster ·
Andan sonra ol ân huzûr-ı paşaya bir alây eşirrâ vü eşkıyâ-yı Van ve Erzurûm yeniçerileri gelüp birinin bir kolu düşmüş kolun paşanın önüne atup "Amân hey vezir benim hakkım hak eyle!" deyü niçesi mecrûh u uryân feryâd [u] figân etdiklerinde paşa eyitdi: "Bre gâzîler size ne oldu?" "Sultânım, biz bu serhadleri yasdanup ticâret edüp kifâflanırız. Yüklerimizle Bitlîs şehrine girdiğimizde hân ‘Cümle yüklerden bac almak kânûndur’ deyü ol bahâne ile bizim yüklerimiz ahz u kabz edüp kânûn üzre bacımız verdiğimiz mahkemede sicilde kayd eyledik. Âhir yüklerimizi çözüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in vilâyetin urmağa giderken bir hayli Ekrâd haşerâtına mâlımız verüp asker yazdı. Biz dahi huzûruna vardığımız gibi bizi urdurup böyle mecrûh etdi. Lâyık-ı Muhammedî midir kim biz kapu kulu olup serhadde dîn uğuruna mücâhid-i fî sebîlillah olayuz. Bize bu hakâreti Allah getürür mü?!" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
Tâ Mâlik ibni'n-Nazr'a varınca on iki aded atası Âl-i Hâşimî'dir. Yigirmi sekizinci atada Hazret-i İsmâ‘îl'e çıkar. Yigirmi dokuzuncu atada Hazret-i İbrâhîm b. Âzer'e müntehîdir kim Hazret-i Alî Hazret-i Resûl-i Kirâm'ın ammîzâdesidir. Ammîsi Hazret-i Ebû Tâlib'dir. Hazret-i Resûl'ün pederi Mekke'den ticâret ile Şâm kurbünde Busrâ şehrine ticârete gidüp ba‘de'l-ganîme gelirken Hazret'in pederi Abdullah ibn Abdülmuttalib Medîne kurbünde Dâru't-tâbi‘a nâm mahalde müşevveş-hâl olup müddet-i ömrü sene 25 yaşında iken merhûm olup vilâdet-i Resûl'den altı sene sonra Hazret-i Resûl'ün vâlidesi Emîne Hâtun ehli Abdullah'ın mîrâsı içün taleb ederek Hazret'i kucağında bile Medîne'ye götürüp mîrâsdan cüz’î ve küllî alup yine Mekke'ye gelirken Mekke kurbünde Ebvâ nâm (nâm) karyede Hazret'in vâlidesi Emîne Hâtûn merhûm olup na‘ş-ı vâlide-i Resûl'i Mekke'ye götürüp defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… . Ve bu sene Ebû Tâlib Hazret-i Resûl'ü ve Abbâs'ı ve Zübeyr b. Abdülmuttalib'i
ticâret
ile Yemen'de belde-i Aden'e gönderdi ve Yemen'den geldikde Hazret yigirmisine b …
Ba‘dehû Hazret on ikisine bâliğ iken Ebû Tâlib ile Şâm'a ve Şâm'a karîb Busrâ şehrine ticârete gitdiler. Yine Mekke'ye geldikde mevlûdun 23. senesinde Hazret-i Ömer vücûda geldi. Ve bu sene Ebû Tâlib Hazret-i Resûl'ü ve Abbâs'ı ve Zübeyr b. Abdülmuttalib'i ticâret ile Yemen'de belde-i Aden'e gönderdi ve Yemen'den geldikde Hazret yigirmisine bâliğ iken melâ’ike-i mukarrebîni görür oldular ve kelimât ederlerdi. Ve mevlûdün sene 22 Sa‘du Vakkâs rahm-i mâderden müştakk oldu. Ve sene 24 Zübeyr ibnü'l-Avvâm ve Talha ibn Ubeydullah vücûda geldi ve sene 25 sâlde Hazret-i Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Hadîce'nin Müyesser nâm gulâmı bile Şâm'a ticârete gidüp fâyide-i firâvân ile Mekke'ye geldikde Hadîce kırk yaşında Hazret yigirmi beş yaşında iken Hadîce Hazret'in menkûhası oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… bânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri
ticâret
ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum' …
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u derdergân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere bu kavm-i İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. Cümle re‘âyâları Ya‘kûbî ve Celüvî Ermenîlerdir. Harâc-güzâr olduklarından şehirlerde kadîm a‘sârlardan berü deyrleri vardır. Ve yaylak dağlarında Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî kavmi Kürdleri vardır. Anlar köpeğe meyl-i muhabbet edüp kelb-perest olduklarıyçün İmâdiyye kavmi ol Yezîdîleri şehirde görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesnelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… âb [u] havâsının letâfetinden câ-be-câ mahbûb u mahbûbesi olur ve cemî‘i halkı
ticâret
ile geçinüp Eflâk ve Boğdan kefereleriyle bey‘ [ü] şirâ ederler.
Ve âb [u] havâsının letâfetinden câ-be-câ mahbûb u mahbûbesi olur ve cemî‘i halkı ticâret ile geçinüp Eflâk ve Boğdan kefereleriyle bey‘ [ü] şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34b ·
metinde göster ·
… zıkân-ı fessâdâna ve cerrâhâna muhtâc değillerdir, lâkin halkı Etrâk'dir. Cümle
ticâret
ile geçinirler sulehâ-yı ümmetden garîb-dost âdemlerdir. (---)(---)(---) (--- …
Ve âb [u] havâsı latîf olduğundan Hazret-i Süleymân hatunu Belkıs ile gâh bunda ve gâh Aydıncık şehrinde sâkinler idi. Hâlâ mahbûb u mahbûbesinin reng-i rûyları humret üzre olduğundan halkı ten-dürüst olup ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân-ı fessâdâna ve cerrâhâna muhtâc değillerdir, lâkin halkı Etrâk'dir. Cümle ticâret ile geçinirler sulehâ-yı ümmetden garîb-dost âdemlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
idün. Size dahi ucuz bahâ ile görmediğiniz bilmediğiniz metâ‘lar veririm ve kim …
"Yine mâl-ı firâvânlarınız ile gelüp ticâret idün. Size dahi ucuz bahâ ile görmediğiniz bilmediğiniz metâ‘lar veririm ve kimden isterseniz her metâ‘ı alıveririm" deyüp ümmet-i Muhammed'e hâb-ı harkûş verirdi ve Âsitâne tarafına arz etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
… ehr-i Moroş gemileriyle Erdel diyârında Turda nâm kal‘adan tuz kayaları getirüp
ticâret
ederler kim kal‘adan taşra yüz aded tuz mahzenleri var. Andan gemilere yükleyüp …
Bu hisâr içre cümle bin beş yüz aded bâğlı ve bâğçeli cümle şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî binâ-yı ra‘nâ hâne-i zîbâlardır ve cümle sokakları serâpâ tahta belvân direkler döşelidir ve cümle iki yüz aded dükkânlardır. Ekseriyyâ halkının kârları nehr-i Moroş gemileriyle Erdel diyârında Turda nâm kal‘adan tuz kayaları getirüp ticâret ederler kim kal‘adan taşra yüz aded tuz mahzenleri var. Andan gemilere yükleyüp nehr-i Moroş ile nehr-i Tisa'ya, andan nehr-i Tuna'ya gelüp diyâr-ı İslâm'da tuz ganîme olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
… p dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine
ticâret
ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… âtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü
ticâret
ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… sı latîf olduğundan cümle ünâsı ten-dürüstlerdir. Ve cümle Poturca kelimât edüp
ticâret
ile geçinüp ekseriyyâ cümle halkı tıransa gemicilerdir.
Ve bu şehri nehr-i Sava ihâta etmişdir. Hâkim murâd edinse bir Savadan bir Savaya kurâsını kesse bu Raça şehri cezîre olmak mümkün idi. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan cümle ünâsı ten-dürüstlerdir. Ve cümle Poturca kelimât edüp ticâret ile geçinüp ekseriyyâ cümle halkı tıransa gemicilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
ve ziyâret yokdur. Bir yıl ve bir buçuk yıl nice mahpûs gibi durulur" deyü tefe …
"Ayâ bu cezîre-i kâfiristânda seyâhat ve ticâret ve ziyâret yokdur. Bir yıl ve bir buçuk yıl nice mahpûs gibi durulur" deyü tefekkür ederken hikmet-i Hudâ "İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu" mazmûnunca hikmet-i Bârî yârî kılup İşpanya ve Kızkral ve Danimarka ve Donkarkız ve'l-hâsıl yedi kralların vezîrleri ba‘de's-sulh edâ-yı hidmetleri tamâm olduklarında cümle vezîrler kraldan gitmeğe me’zûn olduklarında hemân bu hakîr dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… ahbûb u mahbûbeleri memdûh-ı âlemdir. Cümle halkı Boşnak gâzîleridir. Ekseriyyâ
ticâret
ile geçinir bir alay halûk u halîm ve selîm ve musallî sulehâ-yı ümmetden kimes …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri memdûh-ı âlemdir. Cümle halkı Boşnak gâzîleridir. Ekseriyyâ ticâret ile geçinir bir alay halûk u halîm ve selîm ve musallî sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir kim niçeleri mücâhidün fî-sebîlillâh cânlardır. Lisânları yine Sırf ve Bulgar ve Potur ve Latin ve Macarcadır, zîrâ vilâyetleri Macar diyârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
… üzre nümâyândır. Bu Baç halkı dahi kavm-i Boşnak ve Poturca kelimât edüp cümle
ticâret
ile geçinir sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir kim yine cümlesi serhadli esbâbı gibi …
Ammâ bu şehrin âb [u] hevâsı latîf olduğundan cemî‘i serhadlerin uşşâkları mâbeyninde Baç mahbûbu memdûh-ı âlemdir. Ve gâyet ganîmet şehirdir. İskelesi kıble cânibine iki sâ‘at ba‘îd Tuna kenârındadır. Karşu Tuna kenârında Budin yolu üzre Sirem sancağı hâkinde palanka-i Sotin bir bayır üzre nümâyândır. Bu Baç halkı dahi kavm-i Boşnak ve Poturca kelimât edüp cümle ticâret ile geçinir sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir kim yine cümlesi serhadli esbâbı gibi kalpak geyerler. Merdânı ve zenânı gâyet mü’eddeb gezerler. Ni‘metleri mebzûl bir alay oğuz tâ’ifelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
… i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile
ticâret
ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri n …
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… olan bir kerre varmak farzdır, dedin. Bu ne güzel buyurmuş. Hem ziyâret ve hem
ticâret
ve hem seyâhat olur, ammâ biz ata ve dedelerimizden eyle istimâ‘ ederiz kim All …
"Yâ Mu‘âz Ka‘betullâh Allâh evidir. Ana ömründe mâlı çok olan bir kerre varmak farzdır, dedin. Bu ne güzel buyurmuş. Hem ziyâret ve hem ticâret ve hem seyâhat olur, ammâ biz ata ve dedelerimizden eyle istimâ‘ ederiz kim Allâhu Te‘âlâ evden barkdan ve şeş cihetde olmadan bir bî-zevâl lâ-yezâl bî-mekân Allâh'dır bilirdik. Şimdi Allâh'a bir mekân mı isbât edersiz? Yâ Allâh evine varan Allâh'ı görür mü, eger görürsem şimdi giderim" dedikde Mu‘âz eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
tarîkıyla bir bârhâne-i azîm peydâ edüp bu Eski Kırım yurdunda meks eder. Hikme …
Ol asırda Özbek pâdişâhının bir ülken oğlu ticâret tarîkıyla bir bârhâne-i azîm peydâ edüp bu Eski Kırım yurdunda meks eder. Hikmet-i Hudâ ol gece bu Özbek pâdişâhı kârbânı halkın, küffâr gelüp nehb [ü] gâret edüp bu kadar mâl-ı firâ[vâ]nlar ile küffâr-ı hâksâr bir tarafa gitmede. Pâdişâhzâde kayd-ı dünyâdan âzâde olup süfl-i yed kalır. Hemân şehzâde kârbân halkıyla Sudak kralına varup tazallum ederler. Derhâl kral-ı dâll-ı âdil bunların cümle nehb olunan mâlların tahsîl eyleyüp bunlara niçe ihsân [u] in‘âmlar edüp dil-nüvâzlıklar eder. Bu kârbân halkı da görürler kim kral bunlara meyl-i mahabbet ile mu‘âmele ederler. Hemân cümle kârbân halkı krala yalvarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
… afa Portakal Frengi varırlar. Beri tarafında Kakan meliki ve Daho kara Arabları
ticâret
içün toksan günde Nîl başına varırlar kim Nîl'in ibtidâ menba‘ı Mısır cezîresin …
Her bâr Nîl'in başına öte Bahr-i Muhît'den tarafa Portakal Frengi varırlar. Beri tarafında Kakan meliki ve Daho kara Arabları ticâret içün toksan günde Nîl başına varırlar kim Nîl'in ibtidâ menba‘ı Mısır cezîresindedir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… deyü kâr [u] kisb edüp ekseriyyâ bahren Mısır'a giderler ve Frengistân'da dahi
ticâret
ederler. Bir fırkası ehl-i hidmet ve biri tâlib-i ilm ve biri ehl-i hıref ve bi …
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i işgâl-i masnû‘ât: Her ehl-i hırefin kâr-ı zîbâları var ammâ ekseriyyâ halkı cümle ankâ tüccârlardır kim Arapça deyü kâr [u] kisb edüp ekseriyyâ bahren Mısır'a giderler ve Frengistân'da dahi ticâret ederler. Bir fırkası ehl-i hidmet ve biri tâlib-i ilm ve biri ehl-i hıref ve biri du‘âgûyânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
… alkı şast ber-kabza çekilmiş yay gibi her cânibe nigerân edüp müşterî sayd edüp
ticâret
ederler. Beyt-i nârîde bulundukları cihetden ahâlî-i vilâyeti âteş-pâre lecûc v …
Der-kavl-i kehene-i kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî ve nârîde bulunmuşdur. Anıniçün halkı şast ber-kabza çekilmiş yay gibi her cânibe nigerân edüp müşterî sayd edüp ticâret ederler. Beyt-i nârîde bulundukları cihetden ahâlî-i vilâyeti âteş-pâre lecûc ve akûr Urûmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
… si kırk elli kadar kiremitli evlerdir, ammâ Venedik kâfiri ile bey‘ u şirâ edüp
ticâret
etmek ile kefereleri gâyet ankâlardır. Ve cümlesi firkateciler idi. Hamd-i Hudâ …
Leb-i deryâya bir ok menzili karîb bir latîf limanı var, yüz pâre gemi alır. Ve limanının kayaları dibinde bir âb-ı hayât sular çıkar. Limanın ağzı lodosa nâzırdır. On bir mîl lodosa karşu Koron kal‘asıdır. Ve mezkûr Pılaça karyesi kırk elli kadar kiremitli evlerdir, ammâ Venedik kâfiri ile bey‘ u şirâ edüp ticâret etmek ile kefereleri gâyet ankâlardır. Ve cümlesi firkateciler idi. Hamd-i Hudâ cümle firkatelerin fürûht edüp İşpanya ve Pulya ve Ciniviz Frengistânlarına varup gelirler. Ancak beş yüz kadar tüfeng-endâza mâliklerdir. Ve bu Pılaça'ya bir tüfeng menzili ba‘îd gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
ile geçinir halkı vardır. İskeleleri Salona ve İnebahtı limanlarıdır.
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olup bâğ u bâğçelerinde engûrü ve ayvası memdûhdur. Lâkin halkı sehel Urûmşadır, ammâ ni‘metleri mebzûl muhibb-i fukarâ ticâret ile geçinir halkı vardır. İskeleleri Salona ve İnebahtı limanlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338a ·
metinde göster ·
… r. Bunun dahi cümle halkı ıstafilya üzümü ve balık yumurtası ve ipek hâsıl edüp
ticâret
edüp geçinirler, gâyet mahsûllü yerdir.
Cümle üç yüz aded kiremitli müselmân ve kefere evleridir. Bir câmi‘i ve bir mektebi ve bir sûhtevât medresesi ve on dükkânı ve bir tekyesi ve bir hânı ve bir hammâm-ı sağîri var, gayri imâretleri yokdur, ammâ bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur. Bunun dahi cümle halkı ıstafilya üzümü ve balık yumurtası ve ipek hâsıl edüp ticâret edüp geçinirler, gâyet mahsûllü yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·
Der-aded-i esmâ-i müzeyyenât-ı mahallât: Bu varoş-ı İrem cümle on sekiz aded mahalle-i müslimîndir. Ve cümle on aded mahalle-i Rûm ve Arnavud ve Latin keferesi mahallâtları vardır. Ammâ aslâ Yahûdî ve Freng ve Ermenî ve Sırf ve Bulgar ve Voynuk kefereleri yokdur. Lâkin ticâret tarîkıyla gelüp hânlarda meks edüp yine giderler. Yohsa "Tavattun edelim" deyü kalırlar ise o ân amân u zamân vermeyüp katl ederler, tâ kadîmden böyle göre gelmişlerdir. Evvelâ (---) mahallesi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
Âhir vatan-ı aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’simizden infisâl ile şedd-i rahli ve şiddet-i harr ü berri irtikâb edinüp diyâr-ı gurbetde tahsîl-i ulûm ve tekmîl-i fünûn ederiz, deyü ol hevâ-yı hevesile diyâr-ı büldân ve aktâr-ı arâzî geşt [ü] güzâr-ı cihân ederiz, deyü âye[t]: Arapça mazmûnu üzre ibret-nümâ-yı Y 3b ehl-i bîniş ve hayret-efzâ-yı erbâb-ı dâniş olan ekâlîm-i seb‘a Arapça nın vâcibü's-seyr olan âsârların îm’an-ı nazar ile nazar etmeğe bezl-i himmete cür’et etdim. Eyle olsa hâl-i dilim ile müşâvere edüp eyitdim: "Âlem-i seyâhatde evkât-ı ömr-i nâzenîn niçün hebâya gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve cevâmi‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı ve enhârları Q 2bP 2b ile muharrir-vâr cemî‘i âsârların tahrîr eylemeğe bezl-i himmet eyledim ki ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmânidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a–Y3b ·
metinde göster ·
ile geçinirler. Ekinleri ve gılâl mahsûlleri yokdur. Cümlenin kâr [u] kisbleri …
Ammâ cümlesi garîb dostlardır, zîrâ ticâret ile geçinirler. Ekinleri ve gılâl mahsûlleri yokdur. Cümlenin kâr [u] kisbleri şehrinin cânib-i erba‘asında ikişer sâ‘atlik yer dağlar serâpâ bâğlardır. İncîri ve üzümü meşhûrdur, anın ile geçinirler. Tâ Afyon Karahisârı'ndan ve Tavşanlı şehrinden katırcılar gelüp bu şehre buğday getirüp üzüm kurusuyla değişirler. Halkının kâr [u] kifâfları bu gûnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24b ·
metinde göster ·
… âm-ı Tarabulusu'nun garbında (---) mîl karîb olmağile cümle Kıbrıs askeri bunda
ticâret
ederler.
Ve sipâh kethudâyeri ve dergâh-ı âlîden bir oda yeniçeri vardır. Ağaları Kıbrıs yeniçerilerine dahi hükm eder. Zîrâ Kıbrıs bu Şâm-ı Tarabulusu'nun garbında (---) mîl karîb olmağile cümle Kıbrıs askeri bunda ticâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185a ·
metinde göster ·
edüp Mekke'den Busrâ şehrine gelüp ticâret ederdi ki Arapça dır. Busrâ'dan şâ …
Bu âyet-i şerîf dahi şâm hakkındadır derler. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh kable'n-nübüvve Hadîce-i Kübrâ'nın mâlıyla ticâret edüp Mekke'den Busrâ şehrine gelüp ticâret ederdi ki Arapça dır. Busrâ'dan şâm'a bir merhale yerdir. şâm'a gelüp cebel-i Kaysûn'da Kademü'n-nebî olan seng üzre basup alâmet etmişlerdir. Hâlâ ziyâretdir. Andan şâm'ı seyr [ü] temâşâ edüp refîkleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249b ·
metinde göster ·