İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

tobra*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
100
isabet
81 cümle/beyitte
37,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
12
farklı biçim
21 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi10040,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 100

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“tobra*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 158b–159a … "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata …
EÇS I 158b–159a … k benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidi …
EÇS I 167b … Ekseriyyâ cümle Arnavu[d] tâ’ifesidir. Sırıklar üzre ikişer üçer yüz beyâz bez tobralar içre teleme peynirlerin doldurup sırıklara bağlayup omuzlarında gezdirüp "Telem …
EÇS I 194a … Selmân kemer-beste[sidir]. Bunlar dahi cümle dükkânların gûnâ-gûn at çulları ve tobra ve kolan ve püştüvân ve gayrı musanna‘ eşyâları sırıklar üzre tezyîn edüp sırık …
EÇS I 199a … Keşşâf'ımı keşf edüp Tarîkat-ı Muhammedî'den ayrılman, ey kitâbdır" deyü torba tobra kitâblarla ubûr ederler.
EÇS II 238a–238b … uyurdular. Nola bu mekândan kalkalım" deyü iğnesin başına sokup gayrı âletlerin tobrasına koyup kalkınca azametullah Timur ordusunda bir kurulmuş hayme ve hargâh kalmayu …
EÇS II 276b–277a … her ocağa birer şem‘-i revgân ve her at ve katır ve deve ve hımâr başına birer tobra yem, cânib-i vakfdan mihmândârlar getirüp hizmet ederler. Böyle bir hayrât-ı ka …
EÇS II 293b … atr-ı nebât hamuru yedirüp zer-ender-zer câme-i hâblar döşeyüp cümle atlara çul tobra çıkartmayup hizmet ederler. Millet-i Mesîhiyye'de tâ‘ife-i Ermeni'nin bu düyûrl …
EÇS II 311a–311b … gelüp bâzârlık ederler. Bir acîbü'l-heykel, dâbbetü'l-arz-misâl kazan başlı ve tobra taçlı ve iki parmak enli kaşlı ve omuzlarında birer âdem karâr edecek kadar vâs …
EÇS II 325b … Âl-i Osmân'dan her şeb beşer ve altışar yüz ad[ed] atlı gelüp meks edüp çul ve tobra çıkarmadan cümle râhibler mihmândârlık edüp şîr-i hurma ve kutr-ı nebât-ı Hamav …
EÇS II 329b–330a … er-i deryâ-misâl mevc ve mevc olup herkesin ellerinde birer demet çalı ve birer tobra tezek ve birer demet lazot darısı ve gügüm çalısı ve pasda darısı sapı demetler …
EÇS II 343b … olamadığından mutâflarda dokunmuş bir gûne at çulundan kâr-ı gazâlî bir gûne at tobrası gibi çuldan başına bir arakıyye etmişler. Tâ bu mertebe kazan kadar kellesi var …
EÇS II 346a–346b … endimiz hânesinde on gün dörd yüz iç ağalariyle mihmân olup on günde ne çul, ne tobra ve ne kahve ibriği ve ne paşa içün matbah kaynatdırmayup on gün on gice paşa ef …
EÇS II 349b … çün der-i devlet-masîre yetmiş kantâr sîm-i hâlis ve bin çift gümüşî at çulu ve tobrası verüp muhâsebesine mahsûb olur. Devlet-i Âl-i Osmân'da cümle yetmiş aded gümüş …
EÇS II 349b Ve memdûhâtından sîm-i hâlisi ve at çulu ve tobrası bir diyârda yokdur. İslâmbol a‘yânına cümle bundan at çulları gitdiğinden mâ‘ad …
EÇS II 368a … ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at çulu ve tobra işlediklerinden Torbalı Gönlük derler. Bunda aslâ Yahûdi kefere tavattun edemez …
EÇS III 4b … aşına birer nân-pâre ve şem‘-i revgân getirirler ve her at ve deve başına birer tobra şa‘îr getirüp mihmândârlar hizmet ederler, evkâf-ı azîmdir. Ve cümle yetmiş ade …
EÇS III 18b … r tas buğday çobrası ve beşer nân ve birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra yem verilüp ni‘meti mebzûl bir evkâf-ı kavî hân-ı metîn hayrâtdır ve üç yüz mik …
EÇS III 76a … nezerât gelir, ammâ her gece yüz iki yüz müsâfire ta‘âm çeküp altlarına çûl ve tobra çıkartmazlar. Ve buna karîb,
EÇS III 123b … dâ başka bir müsâfirhâne vardır. Her şeb yüz iki yüz müsâfir mevcûd olup çul ve tobra çıkartmadan ri‘âyet edüp hizmet ederler. İsterse ol müsâfir üç gün otursun. Üç …
EÇS III 136a … a birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetu …
EÇS III 169b … im ü gebr ü tersâya mâh [u] sâl nimetleri mebzûldür. Ve her hayvân başına birer tobra yem dâ’imdir. Bu hizmetlere cânib-i vakfdan nâzırı dâ’imdir.Bu hânın muslukları …
EÇS IV 221a … serâperdesiyle meks etmişken görür kim bir giysûdâr gulâm-ı sâhib-ar elinde bir tobrası var, derûn-ı kal‘adan taşra çıkar.
EÇS IV 221a … işlersin?" der. "Vallahümme pâdişâhım, ihsânın olan ata ziyâdece yem almak içün tobra ile kal‘aya vardım, der-ân geldim." der.
EÇS IV 221b … serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın …
EÇS IV 230b … be meş‘alcilerin ve cümle seyislerin ta‘yînâtların hân verüp bir at içün çul ve tobraya muhtâc etmeyüp cümlesinin kahveleri bile hân tarafından verilirdi.
EÇS IV 248b–249a … taşımağa başlayup şehirde dellâllar nidâ edüp herkes gele ve köle ve külfesi ve tobrasıyla kal‘a altındaki toprağı taşımağa başlayup deryâya dökerlerdi. Hemân paşanın ser …
EÇS IV 259a–259b … çekerek sadâ-yı Allah ile bir hây [u] hû ile Timur-ı bî-nûrun torpağın küfe ve tobra ve şilleler ile deryâya ilkâ ederlerdi. Bu hâl üzre Kürdistân'dan dahi ziyâde a …
EÇS V 98a … er nân ve her leylde her ocak başına birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra arpa ve her leyle-i cum‘ada birer sini yahni ve pilav zerde ile sofra-i bî-imti …
EÇS V 99a … her ocak başına birer dâne şem‘-i revgan ve her esb-i sabâ-sür‘at başına birer tobra alîk yem cânib-i vakıfdan mihmândârânlar getirüp müsâfirîne tevzî‘ ederler. Hak …
EÇS V 104a … bataklık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çul ve tobra ve kebe ve keçe var ise bu sahrâya cem‘ olup dağlar gibi yığıldığından hâlâ Çul …
EÇS V 123a … ler ve sıçan yolları kazarak ileri gidüp toplara çitler ve siperler urup çul ve tobralar ve gayrı tedârikler görmede idiler.
EÇS V 173b … cak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve at başına birer tobra at yemi cânib-i vakfdan cemî‘i kefere ve müslimîne ni‘meti mebzûldür.
EÇS VI 54a … p dokuz kısrak ve dörd eşek yükü şarâbların ve peksumatların alup bir eşek üzre tobra içre iki kîse guruş bulundu. Meğer bu kâfirler ale's-sabâh bu dağ eteklerinde b …
EÇS VI 54b … z bu köy içinde akan Yantura nehrinden sıvarup cümle at bürâderlerimize sallama tobra yemleri asup safâda olduk.
EÇS VI 76a "Ve cümle hayvânâtlara tobralar ile yemler verilecek zamânda at ve katır ve deve [ve] hımârların sadâsı (---) â …
EÇS VI 111b–112a Ve ol gün cümle asâkir-i İslâma on kerre yüz bin tobra tolusu toprakı handaka dökmeğe fermân olundu, ammâ erbâb-ı tîmâra ve erbâb-ı zu …
EÇS VI 111b–112a … olundu, ammâ erbâb-ı tîmâra ve erbâb-ı zu‘amâya bin akçe başına kanûn üzre iki tobra ve bölük 112a sipâhîsi başına birer tobra ve cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlara …
EÇS VI 111b–112a … mâya bin akçe başına kanûn üzre iki tobra ve bölük 112a sipâhîsi başına birer tobra ve cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâların ve gayri asâkir-i sultânı …
EÇS VI 111b–112a … n ve gayri asâkir-i sultânın hâsları ve ulûfelerine göre toprak ile leb-ber-leb tobralar fermân olunup tobra emîni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân ol …
EÇS VI 111b–112a … tânın hâsları ve ulûfelerine göre toprak ile leb-ber-leb tobralar fermân olunup tobra emîni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl ol …
EÇS VI 111b–112a … er-leb tobralar fermân olunup tobra emîni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl olup sicill-i Ünsî Efendi'de mastûr oldu.
EÇS VI 112a … şemeler kalmayup herkesin haymesi güreşçiler meydânına döndü. Hattâ atların yem tobraları ve çulları dahi kalmayup atlar yaldak ve sublak ve çıplak kaldı.
EÇS VI 112a … Vezîria‘zam koluyla Yûsuf Paşa kolu mâbeynind[e] bir mürtefi‘ mahalle topraklı tobraları yığup kal‘aya toprak sürülmek fermân olunup kal‘ayı toprak gark etmeğe mübâşere …
EÇS VI 112a … etmeğe mübâşeret edüp üzerine Yûsuf Paşa cümle Anadolu askeriyle ta‘yîn olunup tobra emîni fermân-ı vezîr olduğu üzre tobraları alup resîd eder, tobra getirmeyenden …
EÇS VI 112a … şa cümle Anadolu askeriyle ta‘yîn olunup tobra emîni fermân-ı vezîr olduğu üzre tobraları alup resîd eder, tobra getirmeyenden yine taleb eder. Bu minv[âl] üzre bir günd …
EÇS VI 112a … ta‘yîn olunup tobra emîni fermân-ı vezîr olduğu üzre tobraları alup resîd eder, tobra getirmeyenden yine taleb eder. Bu minv[âl] üzre bir günde tobralar kûh-ı Demâve …
EÇS VI 112a … lup resîd eder, tobra getirmeyenden yine taleb eder. Bu minv[âl] üzre bir günde tobralar kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Elburz gibi eyle yığıldı kim kal‘a içinde gezen mûr [u] …
EÇS VI 112a … yığıldı kim kal‘a içinde gezen mûr [u] mâr nümâyân oldu. "Ve ancak yüz bin aded tobra geldi" deyü tobra emîni nakl etdi.
EÇS VI 112a … içinde gezen mûr [u] mâr nümâyân oldu. "Ve ancak yüz bin aded tobra geldi" deyü tobra emîni nakl etdi.