… uz yüz yetmiş târîhine gelince şehr-i merkûmun ibtidâsından berü iki bin üç yüz
toksan
yıl olduğu ma‘lûmdur.
Ve bu amûd târîh-i Sikender-i Rûmî'den yüz otuz sene mukaddem binâ olunmuşdur kim ve Hicret-i Risâlet'in tokuz yüz yetmiş târîhine gelince şehr-i merkûmun ibtidâsından berü iki bin üç yüz toksan yıl olduğu ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
ikinci senesinde yine Benî Ümeyye halîfelerinden Süleymân bin Abdullâh [Abdülme …
Muhâsara-i sâlis-i kal‘a-i Kostantîn: Hicret'in toksan ikinci senesinde yine Benî Ümeyye halîfelerinden Süleymân bin Abdullâh [Abdülmelik] fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri karadan seksen yedi bin asker ile İslâmbol'u muhâsara edüp kara câniblerin ve Galata tarafların yakup yıkup bu kadar mâl-ı ganâyim alup bilâ-feth avdet edüp Boğazhisâr'dan yine karşu Anatolu câniblerine ubûr edüp Sinop kal‘asın muhâsara edüp andan sulh ile mâl-i firâvân alup andan Kastamonu'yu muhâsara edüp min indillâh anın dahi fethi müyesser olmayup Şâm'a geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… arındaşı oğlu Ömer ibn Abdül‘azîz hazretlerini serdâr-ı mu‘azzam edüp Hicret'in
toksan
yedi yılında yüz yigirmi bin askerle karadan seksen bin asker ile üç yüz pâre g …
Muhâsara-i râbi‘-i Mahmiyye-i Kostantıniyye: Yine Âl-i Emeviyyûn'dan mezbûr Süleymân bin Abdullâh yine kızkarındaşı oğlu Ömer ibn Abdül‘azîz hazretlerini serdâr-ı mu‘azzam edüp Hicret'in toksan yedi yılında yüz yigirmi bin askerle karadan seksen bin asker ile üç yüz pâre gemi deryâdan İslâmbol üzre sefer edüp ol sene Bursa nevâhîlerinde Aydıncık nâmında Belkîs Ana şehrinde kışlayup evvelbahârda İslâmbol'u muhâsara edüp tarafeyne azîm kaht [u] galâ olup 21a derûn-ı kal‘ada olan küffâr derûnundan çıkan necâsetlerin yedi. Taşrada guzât-ı müslimîn ot otlayup Kâğızhâne çayırın kuru bayır edüp âhir bî-feth avdet edüp Şâm'a geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b–21a ·
metinde göster ·
yedi yılında serdâr olup sulh ile Ayasofya'nın cânib-i garbında yeşil mihrâb di …
Andan makâm-ı Ömer ibn Abdül‘azîz: Hicretin toksan yedi yılında serdâr olup sulh ile Ayasofya'nın cânib-i garbında yeşil mihrâb dibinde ibâdet etmişdir. Hâlâ makâm-ı Ömer ibn Abdül‘azîz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
… ukda binâ emîni ve nâzırı ve mu‘temedî muhâsebeleri üzre sekiz kerre yüz bin ve
toksan
bin üç yüz seksen üç yük filori olmak üzre muhâsebe-i câmi‘ görülmüşdür.
Masârıf-ı câmi‘-i Süleymâniyye: Câmi‘ itmâm buldukda binâ emîni ve nâzırı ve mu‘temedî muhâsebeleri üzre sekiz kerre yüz bin ve toksan bin üç yüz seksen üç yük filori olmak üzre muhâsebe-i câmi‘ görülmüşdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… ayrâtlardır. Binâ emîni muhâsebesiyle merkûm hayrâtlarla sekiz kerre yüz bin ve
toksan
altı bin üç yüz seksen üç filori hazîneden çıkmışdır. Ol asrın hisâbınca beş yü …
Ve bu bâlâda tahrîr olan hayrât [ü] hasenâtlar cümle Malta Rodos'u ve Budin Kızılelması ve Tuna Belgradı ve Bağdâd-ı behişt-âbâd misilli kal‘aların helâl [ü] zülâl gazâ mâlıyla binâ olmuş hayrâtlardır. Binâ emîni muhâsebesiyle merkûm hayrâtlarla sekiz kerre yüz bin ve toksan altı bin üç yüz seksen üç filori hazîneden çıkmışdır. Ol asrın hisâbınca beş yüz yük ve otuz yedi yük ve seksen iki bin tokuz akçe olur. Bu zamânımız hisâbı üzre iki bin iki yüz kırk bir yük akçe olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
Hâss-ı feth-i cedîd cezîre-i Girid serdârı on bir bin tokuz yüz
toksan
akçedir. Cümleden sonra feth oldu ammâ hatt-ı hümâyûn ile hîn-i tahrîrde böyle …
Hâss-ı feth-i cedîd cezîre-i Girid serdârı on bir bin tokuz yüz toksan akçedir. Cümleden sonra feth oldu ammâ hatt-ı hümâyûn ile hîn-i tahrîrde böyle hâs ihsân olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a ·
metinde göster ·
Eyâlet-i A[na]tolu içre yedi bin üç yüz on üç kılıçdır. Yüz
toksan
beşi ze‘âmetdir mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır. Tokuz bin yedi yüz n …
Eyâlet-i A[na]tolu içre yedi bin üç yüz on üç kılıçdır. Yüz toksan beşi ze‘âmetdir mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır. Tokuz bin yedi yüz nefer cebelüleri ile cümle on yedi bin mikdâr askerdir. Bu zikr 55a olunan tâ’ife her sancağın alaybeğisi bayrağının altında sefer eşerler. Ve zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârların kânûn üzre senevî hâsılları üç yüz yetmiş üç kerre yüz bin ve on bin yedi yüz otuz akçe eder. Ve her sancağın ze‘âmet [ve] tîmârı ne vechile olduğun beyân eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b–55a ·
metinde göster ·
… üleri ile cümle beş bin beş yüz mikdârı asker olur. Bu cüyûşun senevî hâsılları
toksan
dörd kerre yüz bin ve yigirmi üç bin on yedi akçe olur.
İki bin iki yüz altmış tokuz kılıçdır ve yigirmi tokuz ze‘âmetdir mâ‘adâ tezkirelü ve tezkiresiz tîmârlardır. Ümerâ vü zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârının kânûn üzre cebelüleri ile cümle beş bin beş yüz mikdârı asker olur. Bu cüyûşun senevî hâsılları toksan dörd kerre yüz bin ve yigirmi üç bin on yedi akçe olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55b ·
metinde göster ·
Tokuz yüz otuz üç kılıçdır, yüz dördü ze‘âmetdir yedi yüz
toksan
tokuzu tezkirelü tîmârdır. Bu asker kânûn üzre cebelüleri ile iki bin beş yüz a …
Tokuz yüz otuz üç kılıçdır, yüz dördü ze‘âmetdir yedi yüz toksan tokuzu tezkirelü tîmârdır. Bu asker kânûn üzre cebelüleri ile iki bin beş yüz askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55b ·
metinde göster ·
… olunan cümle (---) eyâletde erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ma‘a cebelüleri ile
toksan
bir bin altı yüz askerdir. Bi-emrillâh devlet-i Âl-i Osmân'a ol mertebe nizâm [ …
Anatolu ıtlâk olunan cümle (---) eyâletde erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ma‘a cebelüleri ile toksan bir bin altı yüz askerdir. Bi-emrillâh devlet-i Âl-i Osmân'a ol mertebe nizâm [ü] intizâm vermiş idi kim Rûmeli'ne sefer etse Anatolu'dan değme hâl ile asker almak iktizâ etmezdi. Anatolu cânibine sefer etse Rûmeli'nden asker almazdı. Ancak kapukuluyla Irâk'a ve Alman'a gidüp mansûr [u] muzaffer gelirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 56a ·
metinde göster ·
… tî" Köpürlü Mehemmed Paşa hakkında bulmuşlardır kim lafz-ı "ka‘b" ve "Mehemmed"
toksan
ikişerdir, Cisrîden murâd Köpürlü Mehemmed'dir.
Beyne'l-müneccimîn ve'l-ceffâr bu Köpürlü'ye sâhib-hurûcdur derlerdi. Rumûz-ı kelâm "Alî ka‘b ismuhu Cisrî ve beyne halk ismuhu Küfrî ve min indillâh kutb-ı aktâb velî-i sahîh kâmetî" Köpürlü Mehemmed Paşa hakkında bulmuşlardır kim lafz-ı "ka‘b" ve "Mehemmed" toksan ikişerdir, Cisrîden murâd Köpürlü Mehemmed'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
… a kal‘asına amân vermeyüp feth etdiler. Ve Galata'nın şimâlî tarafında hicretin
toksan
ikinci senesinde Ömer ibn Abdül‘azîz bir kulle-i azîm binâ edüp ismine Kulle-i …
Ba‘dehu hicretin 52 senesinde yine Âl-i Emeviyyûn'dan} Abdülmelik hazretleri hilâfetinde Mesleme ve Hazret-i Eyyûb-ı Ensârî ve Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri birer kabîleye serdâr-ı mu‘azzam olup berren ve bahren iki kerre yüz bin asker-i deryâ-misâl ile Karadeniz Boğazı'ndan Kostantıniyye tarafına ubûr edüp Galata kal‘asına amân vermeyüp feth etdiler. Ve Galata'nın şimâlî tarafında hicretin toksan ikinci senesinde Ömer ibn Abdül‘azîz bir kulle-i azîm binâ edüp ismine Kulle-i Kahr kodu. Ba‘zılar Medînetü'l-Kahr dediler. Ve hâlâ Kurşumlu Mahzen olan mahalli anlar binâ edüp câmi‘ etdiler. Ve Galata içre Arab câmi‘ini binâ etdikleriyçün Arab câmi‘i derler. Zîrâ mihrâbı kıbleye müteveccihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
… ---) hammâmı ve Yahyâ Efendi kurbünde (---) hammâmı, bu hammâmlardan mâ‘adâ yüz
toksan
sarây hammâmları vardır.
Ve üç hammâmı var. Dere cisri başında (---) hammâmı ve Câmi‘-i Kebîr kurbünde (---) hammâmı ve Yahyâ Efendi kurbünde (---) hammâmı, bu hammâmlardan mâ‘adâ yüz toksan sarây hammâmları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a ·
metinde göster ·
… e Rûmeli Hisârı ism-i Muhammed resmindedir. Ve ebced hisâbı üzre ism-i Muhammed
toksan
ikidir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr toksan iki dirsek ve burûcdur. Ve Hân lafzı …
Tâ kûh-ı bâlâda olan yedi tabaka kulle-i azîm mîm makâmındadır. Dizdârkapusu, hisâr-pîçesi hâ yerindedir. Ve aşağı leb-i de[r]yâda yine büyük şeşhâne kulle yine mîm olsa gerekdir. Durmuş Dede tekyesi tarafındaki çâr-kûşe hisâr-pîçe dâl harfi yerine kâ’imdir. Bu minvâl üzre Rûmeli Hisârı ism-i Muhammed resmindedir. Ve ebced hisâbı üzre ism-i Muhammed toksan ikidir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr toksan iki dirsek ve burûcdur. Ve Hân lafzı altı yüz elli birdir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr altı yüz elli bir dendân-ı bedendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… Ve ebced hisâbı üzre ism-i Muhammed toksan ikidir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr
toksan
iki dirsek ve burûcdur. Ve Hân lafzı altı yüz elli birdir. Ol hisâb üzre dâ’ire …
Tâ kûh-ı bâlâda olan yedi tabaka kulle-i azîm mîm makâmındadır. Dizdârkapusu, hisâr-pîçesi hâ yerindedir. Ve aşağı leb-i de[r]yâda yine büyük şeşhâne kulle yine mîm olsa gerekdir. Durmuş Dede tekyesi tarafındaki çâr-kûşe hisâr-pîçe dâl harfi yerine kâ’imdir. Bu minvâl üzre Rûmeli Hisârı ism-i Muhammed resmindedir. Ve ebced hisâbı üzre ism-i Muhammed toksan ikidir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr toksan iki dirsek ve burûcdur. Ve Hân lafzı altı yüz elli birdir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr altı yüz elli bir dendân-ı bedendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdu …
Bu kârhâneden gayrı cümle dörd mevleviyyet yerde toksan yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdur. Neferâtları cümle 150 ehl-i hırefdir. Pîrleri Hazret-i (---), Enes ibn Mâlik belin bağlamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası sirke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, sirke olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… in altı yüz sene olmuşdu. Vilâdetden zamânımızda Murâd Hân-ı Râbi‘e gelince bin
toksan
iki sene olmuşdu.
Esnâf-ı kalkancıyân: Dükkân 10, neferât 30, bunların pîri Hazret-i Dâvûd'dur. Anların dest-i mübârekleri ile amel etdüği kalkan hâlâ Kudüs-i Şerîf'de Sahratullâh kubbesinin sol tarafında kubbe içre dîvârda maslûbdur. Pûlâd-ı Nahçıvânîden düzülmüş bir mücellâ kalkan-ı azîmdir. Efvâh-ı nâsda ana âyîne-i İskender derler ammâ galatdır, şuğl-ı Dâvûd Nebî olduğuna şübhe yokdur kim be-kavl-i Muhammed bin İshâk, Dâvûd Nebî zamânından vilâdet-i Resûlullâh'a gelince bin altı yüz sene olmuşdu. Vilâdetden zamânımızda Murâd Hân-ı Râbi‘e gelince bin toksan iki sene olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz
toksan
sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârda …
Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd kalkanlar vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
sekiz mahalle mezgitleri vardır. Bu diyârda mescidlere mezgit 70b dahi derler …
Cümle otuz iki aded mahallede toksan sekiz mahalle mezgitleri vardır. Bu diyârda mescidlere mezgit 70b dahi derler. Evvelâ bâlâda tahrîr olunan mahallelerin esmâlarıyla müsemmâ birer mahalle mescidleri olduğundan mâ‘adâ meşhûr olan mezgitler ve eyne damları ya‘nî âzîne günî mescidleri vardır. Bu diyârın re‘âyâsı mescidlere eyne damı derler kim ol mesâcidler bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a–70b ·
metinde göster ·
… ltmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz
toksan
kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli …
Ve dörd minârelerin üçer kadeh şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci pâdişâh-ı Âl-i Osmânî ola. Ve her şerîfesinin dîvârları eyle müşebbek oymadır kim gûyâ Fahrî mıkrâs-ı lâ ile Hıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli minâre-i ra‘nâlardır. Garâbet bunda kim bu şehr-i Edirne'ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîfeli görünür, eğer bu‘d [u] kurbdan olsun. Bu gûne hendese üzere tarh olup iki minâre nümâyândır. Ammâ derûn-ı şehirde tarîk-i âmları muharrif-gûne olmağıla yine dörd görünür. Garâ’ib-i temâşâ-yı minâre-i ibret-nümâlardır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda misilleri yokdur ve taklîd dahi kabûl etmez vâcibü's-seyr bânghânelerdir kim her gören bu mısra‘ı terennüm eder. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… eş ve bir kerrûke zırh ve bir kat esbâb dahi ve gulâmlarıma ellişer altun verüp
toksan
beş aded mektûbları alıp yine menzil emirleri ihsân edüp destbûsiyle müşerref o …
Andan sekizinci gün hakîre üç kîse ve iki at ve üç yüz altun ve bir tîrkeş ve bir kerrûke zırh ve bir kat esbâb dahi ve gulâmlarıma ellişer altun verüp toksan beş aded mektûbları alıp yine menzil emirleri ihsân edüp destbûsiyle müşerref olup andan vedâ‘ edüp niçe a‘yân [u] kibâr ile vedâ‘ edüp harc-ı râh ihsânlar alıp İpşir Paşa ihsânın cümle Hazret-i Mevlânâzâde (---)(---) Çelebi'ye Allah emâneti koyup ve Hazret-i Sultânu'l-ulemâ ve Hazret-i Celâleddîn-i Rûmî'yi ziyâret edüp bade‘hû Çelebi Efendi'yle vedâ‘ edüp mahmiyye-i Konya'dan cânib-i şimâle kasaba-i Lâdik'i ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
… n bu kadar haşerâtı def‘ edüp taraf-ı devletde ol. Benim birâderim, seksen bin,
toksan
bin askerle gelüp anlar cümle Üsküdar'da kalup sen ancak öz başın ile iki yenle …
Melek Paşa eyitdi "Dünyada ve âhiretde mestûr olmak istersen bu Haleb'den getirdiğin yüz bin kadar eşkiyâ ve eşirrânın ığvâsına uymayup bir kes’e adâvet edüp mâlına ve emvâl [u] erzâkına tama‘ edüp kan eyleme. Ve herkes ile hüsn-i ülfet edüp kulûb yap. Bu karındaşından ibret al kim benim zamân-ı sadâretimde on yedi vezîria‘zam var idi. Biri ibtidâ Bektâş Ağa ve Ömer Çelebisi ve İkinci Çelebi Kethüdâ ve Halîl Yazıcısı ve üçüncü Yeniçeri Ağası Kara Çavuş ve Kâtibi Yûsuf Çelebi ve Alahoz Mehemmed Efendi ve Sarı Kâtib ve Mi‘mâr Mustafâsı ve Vâlide Sultân ve Koca Mi‘mâr, bunların emsâli niçe yüz vüzerâlık peresesinde âdemlerden bî-zâr olmuşdum, ammâ ızdırârî mudârâ ederek on altı ay vezîria‘zam olup halâs oldum. Benden sonra Siyâvuş Paşa karındaşım vezîria‘zam olup cümleden melik olmak içün hazz-ı nefsiyçün 180a bu zikr olunan vüzerâ pâyesinde olanları, hattâ efendisi vâlidesi Kösem Vâlide'yi dahi cümle katl edüp ‘Hamd-i Hudâ cümle devlet bana münhasır kaldı’, derken elli dörd günde sezinmedüğü yerden, Cenâb-ı İzzet'den kendüye Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa gibi bir zişt-i akûr eliyle kendüye bir sille-i pehlivânî urup Siyâvuş Paşa'dan mührü alup Gürcü Mehemmed Paşa'ya verdi. İmdi benim birâderim! Hamûl olup katl-i nefs etmeyüp başından bu kadar haşerâtı def‘ edüp taraf-ı devletde ol. Benim birâderim, seksen bin, toksan bin askerle gelüp anlar cümle Üsküdar'da kalup sen ancak öz başın ile iki yenlerine yapışup huzûr-ı pâdişâhîye vardın.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179b–180a ·
metinde göster ·
… ür-ri‘âyâ ve kapucubaşıları ve emîr-i 180b âhûr ağa ile cümle ağavâtın üç yüz
toksan
aded yedekleri geçdi kim ta‘bîr olunmaz.
Andan ibtidâ İpşir Paşa'nın Tatar askeri ve deli ve gönüllü ve çâşnigîr ve kilârcı ve müteferrika ve vâcibür-ri‘âyâ ve kapucubaşıları ve emîr-i 180b âhûr ağa ile cümle ağavâtın üç yüz toksan aded yedekleri geçdi kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180a–180b ·
metinde göster ·
Ezîn-cânib ve min te’sir-i ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâliha, hikmet-i Hudâ, alimallah ve şehidallah u kefâ billahi, Muhammedün Resûlullah, böyle olmuşdur. Bu vâkı‘ayı bu gûne ta‘bîr etdiğinin sabâhısı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir kıt‘a hatt-ı şerîf ile ve bir kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i emr-i pâdişâhî ile mezkûr ağa gelüp bî-bâk u bî-pervâ paşanın halvethânesine girüp hatt-ı şerîf-i emr-i pâdişâhîyi paşanın destine sundukda paşa ayağa kalkup hatt-ı şerîfi bûs edüp ber- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz tuğlar dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân etdikde almağa me’mûr değiliz. Hemân sultânımı tâ Van kal‘asına varınca götürmeğe me’mûruz. Zîrâ fermân-ı şehriyârî ve hükm-i sadrıa‘zam-ı pâdişâhî böyle sâdır olmuşdur" dedikde paşa-yı halîm u halûk eydür "Ey ağam, bizim ednâ hâtırımız içün İpşir Paşa karındaşımıza varup selâmımızı teblîğ edüp bize bir hafta mehil vereler. Tâ ki tedarük-i râhımız görüp fermânları üzre Van'a değil tâ Isfahân-ı nısf-ı cîhâna gidelim" deyü cevâb etdikde ağa-yı âkıbet-endîş bir kîse altun ve bir semmûr kürk ile huzûr-ı İpşir Paşa'ya varup Melek Ahmed Paşa'nın tevâzu‘la "emr pâdişâhın" dediği kelimâtları ale't-tafsîl bir bir İpşir Paşa'ya takrîr eder. Hemân İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle bir halîm vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahsûlün Van mukarrerün götüren ağamıza bir semmûr kürk ile vermiş ve yedi ay kâ’im-i makâmım olmuşken lâyık değil idi ki anı Van'a süreydik. İnşâallah akîbince yâ Bağdâd'ı yâ Diyârbekir'i ihsân ederim" dedikde Abaza Hasan Paşa {eydür} "Hey sultânım, aşîretimizden olsa gerek, zamân-ı sadâretinde Türkmân ağalığın elimden alup ocak ağaları ve Kudde Kethüdâsı iğvâlarıyla ağalığım Ak Alî Ağa'ya verüp kîsem kapu arasında kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da katl etmeğe sipâh ocağı ağaları ile Zühdî Efendi'sini gönderüp beni nâhak katl etse gerek idi. Biz dahi Üsküdar'dan firâr edüp Haleb altında sultânıma gelüp güc ile cân kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ana Mar‘aş Karsı bile çokdur" dedikde İpşir Paşa eydür "Hele mezâ mâ mezâ olmaya illâ hayr" deyüp hâmûşbâş olur. Ezîn-cânib hemân paşa ol şiddet-i şitâda seksen toksan merhale menâzilleri kat‘ edüp çekeceği âlâm-ı şedâ’idi fikr edüp derhâl "At!.." deyüp huzûr-ı pâdişâhîye bilâ telhîs müteveccih oldukda bu hakîr bile idim. Ol mahalde pâdişâh-ı Cem-cenâb sa‘âdetle Çemensoffa nâm {mahalde} idi. Hemân bizim paşa seğirderek huzûr-ı pâdişâha varup zemîn-bûs etmeden "Es-selâmu aleyk 183a pâdişâhım!" deyüp du‘â ederek pâdişâhın dâmenin bûs etdi. Hemân hünkâr "Bak a Melek lala. Sana ben Van'ı ihsân eyledim. Sekiz yüz kîse dutar bir eyâlet-i azîm olup otuz altı sancağı ve dörd hükûmet hânlığı ve yetmiş aded ocak beğliği ve yetmiş altı pâre kal‘alı bir eyâlet-i azîm imiş. Niçün gitmezsin" deyü hitâb etdükde "Belî pâdişâhım, sahîhdir. Cümle sancakları mevcûddur ammâ Kürdistân olmağıla Van kal‘asının top altından gayri yerde paşaların hükmü nâfiz değildir. İntihâ-yı serhadd-i bî-amân yerdir. Anda vâliler mudârâ ile geçinirler. Pâdişâhım beni garazan ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre yerdir. Hattâ İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olundukda derd [ü] belâ çekerek Van'a revâne olup alay-ı azîm ile kal‘aya gireyim derken kal‘a kapuların sedd edüp iki yüz kadar balyemez alarka topları atup dörd yüz âdem ile şehri harâb mı edersin deyü top urup kal‘aya uğratmayup ili vilâyeti harâb edersin deyü eyâleti zabt etdirmeyüp kodılar" deyince meğer İpşir Paşa bizim paşanın {pâdişâh} huzûruna gitdiğin haber alup topalca ayağıyla sehel aksayarak gelirken hemân sa‘âdetlü pâdişâh "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b–183a ·
metinde göster ·
Menzil-i Kadıköyü kurb-ı Üsküdar: Kaya Sultân hakîre paşanın harcırâhiyçün kırk kîse verüp kayık ile Kadıköy'e gelüp kırk kîseyi paşaya teslîm eyledim. Üç gün paşa bu Kadıköyü'nde İpşir Paşa'ya rağmen meks edüp dördüncü gün ol şiddet-i şitâda Van'a revâna olurken hakîr dest-bûs etdükde "Basîret üzre ol Evliyâm!" deyüp du‘â-i hayr ile vedâ‘ edüp anlar diyâr-ı Van'a, bu hakîr İslâmbol'dan yana avdet edüp ertesi gün İpşir Paşa kethüdâsı birâder-i azîzim Sâlih Ağa'ya varup görüşdükde "Bre Evliyâm, sen paşa ile Van'a revâne olmadın mı?" dedikde hakîr eyitdim "Sultânım, seyâhatden bî-zâr oldum ve bâ-husûs bu kışda kıyâmetde Van'a toksan konakda niçe revâne olaydım" dedikde "Tiz masraf kâtibin çağırın" deyüp yigirmi nân ve beş vakiyye lahm-ı kurbân ve üç vakıyye pirinç ve bir vakiyye dühn-i bî-renc ve birer şem‘-i asel ihsân edüp bizi ağavât-ı İpşir Paşa zümresine ilhâk eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184b ·
metinde göster ·
Ve bu orta kal‘anın dâ’iren-mâdâr bin adım dîvârında cümle
toksan
aded sarp ve metîn ve musanna‘ kullelerdir kim her birinin birer gûnâ esmâları …
Ve bu orta kal‘anın dâ’iren-mâdâr bin adım dîvârında cümle toksan aded sarp ve metîn ve musanna‘ kullelerdir kim her birinin birer gûnâ esmâları ve başka nevbetçileri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
iki pâre balyemez toplar atıldı. Hattâ henüz hatt-ı şerîf ile gelen Haseki Ağa' …
Bu mahalde kal‘a altına birez asâkir-i İslâm'dan nâmdâr yiğitler varup kal‘a varoşuna şergil olduklarında kal‘adan toksan iki pâre balyemez toplar atıldı. Hattâ henüz hatt-ı şerîf ile gelen Haseki Ağa'nın bir âdemîsinin kellesin top güllesi götürdüp hemân Sadrıa‘zam bu ân Serasker Ali Paşa ve Beğko Paşa ve sağkol ve solkol beğleri ve sâ’ir iş görmüş iş erleri ile kal‘anın cânib-i erba‘asında gezüp meterise girecek yerleri tecessüs edüp mâh-ı mezbûrda cümle yeniçeri ve topçu ve cebeci ocakları kol kol meterise girilmek fermân olundu, ammâ ne çâre gündüz meterise girmek olmaz. Geceler ise mâh-ı Muharrem'in mehtâbı mahal "Âyâ ne çâre eylesek?" deyü erbâb-ı meteris birer gûne re’y-i tedârikde iken vakt-i gurûbda ki olup kamer mâh-tâb-ı bedr-i münîr burc-ı ufukdan pertâb edüp nümâyân oldu. Ve cümle erbâb-ı meteris ka‘r-ı zemîne girmeğe âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… ssı olup hâkimi voyvadasıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır kim cümle
toksan
altı pâre ma‘mûr nevâhî köyleri vardır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı v …
Lisân-ı Sırfça (---)(---) demekdir. Zamân-ı kadîmde bir ma‘mûr köy imiş. Mürûr-ı eyyâm ile âb [u] hevâsı latîf olduğundan halkı tenâsül bularak hâlâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir rabta-i zîbâdır. Bu dahi Semendire sancağı beğinin hâssı olup hâkimi voyvadasıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır kim cümle toksan altı pâre ma‘mûr nevâhî köyleri vardır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve nakîbü'l-eşrâf vekîli var. Ve şehri nehr-i Morava kenârında bir vâsi‘ küşâde yerde bir ma‘mûr u âbâdân ve müzeyyen bâğ u bâğçeli ve müşebbek bostânlı bir şırası şîrîn kasabacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137a ·
metinde göster ·
âyeti üzre niçe yüz küffârlar gark olup beri kara tarafında beş yüz
toksan
aded kâfirleri seyf-i Sührâb Mehemmedî'den geçüp bin beş yüz aded küffâr pây-be …
âyeti üzre niçe yüz küffârlar gark olup beri kara tarafında beş yüz toksan aded kâfirleri seyf-i Sührâb Mehemmedî'den geçüp bin beş yüz aded küffâr pây-beste ve dil-haste esîr-i bend-i zincîr olup kırk aded kapudanları tabıllarıyla(?) giriftâr-ı kayd-ı bend olup hamd-i Hudâ altı yüz kadar ümmet-i Muhammed ehl [ü] iyâlleriyle ve bu kadar mâl-ı firâvânlarıyla ve koyunlarıyla cümle esîrlikden halâs olup cümlenin bend-i zincîrlerin çözüp cümle silsile-i selâsil-i ağlâlleri küffârın gerdenlerine takup keşân-ber-keşân edesiz deyü cemî‘i küffârları esîrlikden halâs olan ibâdullâhın ellerine verüp anlar zabt u rabt etdiler. Bu mahalde hakkâ ki Koca Sührâb Mehemmed Paşa ve Hersek sancağı gâzîleri acâ’ib adâlet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
Ve paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz bin sekiz yüz
toksan
akçe hâssı vardır. Ve cümle erbâb-ı zu‘amâsı 12 ve erbâb-ı tîmârı 533 neferdir. …
Ve paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz bin sekiz yüz toksan akçe hâssı vardır. Ve cümle erbâb-ı zu‘amâsı 12 ve erbâb-ı tîmârı 533 neferdir. Kanûn üzre cebelüleriyle ve paşasının askeriyle beş bin asker olur, ammâ hîn-i ma‘rekede eyâleti askeriyle ve cümle yigirmi dörd ağalık kal‘a neferâtları ile cümle on altı bin altmış aded asker olur. Ve her sene eyâleti sancakları ve Sirem Semendire ve Alacahisâr ve Vuçitrin sancakları bu kal‘a-i Kanije altında yedi ay muhâfaza beklemek kanûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180a ·
metinde göster ·
… ân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz
toksan
yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hak …
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---)(---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
… ken Ferhâd üstâd bu kayayı burgu veyâhûd makâb ile nakb edüp su çıkarmış. Kâmil
toksan
kulaçdır. Ve bu kal‘a kullelerinden aşağı bakmağa benî âdem cür’et edemez, ammâ …
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i semâya kehkeşân-âsâ ser çekmiş bir yalçın kanara kaya üzre Ustolni-Belgradı kurbundaki Çavga kal‘ası gibi bir sarp ve metîn ve bâlâ-yı bî-hemtâ kal‘adır, ammâ gâyet küçükdür. Bir tarafdan aslâ havâlesi yok Şeddâdî binâ bir kirmân-ı ra‘nâdır. Ancak bir kapusu ve içinde cebehânesi ve gılâl anbârları ve su sarnıçları ve bir sicn-i Yûsuf gibi amîk kemend ile dollâblar ile enilir gayyâ-misâl zindânı var. Mâ-tekaddem dest-i Âl-i Osmân'da imiş. Küffâr Sultân Ahmed Hânî'de Hatvan kal‘asına istîlâ etdikde bu Buyak kal‘asına dahi zafer bulup hâlâ câmi‘imizin mihrâbı ve minberi altmış yıldan berü durur idi. Ve bu câmi‘ yanında bir âb-ı hayât kuyusu var kim mâh-ı Temmûz'da suyu buz pâresidir. Gûyâ kûhken Ferhâd üstâd bu kayayı burgu veyâhûd makâb ile nakb edüp su çıkarmış. Kâmil toksan kulaçdır. Ve bu kal‘a kullelerinden aşağı bakmağa benî âdem cür’et edemez, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42a ·
metinde göster ·
… ları gemilere koyup Prak kal‘asına götürmüşler, sonra yine getirmişler. Ve yine
toksan
târîhinde götürürdürler. Bu mezkûr ibret-nümâ tasvîrlerin isimleriyle müsemmâ b …
Ammâ Süleymân Hân bu kal‘ayı muhâsara etmeğe azîmet etdiklerinde mezkûr sâ‘atleri ve bu ibret-nümâları gemilere koyup Prak kal‘asına götürmüşler, sonra yine getirmişler. Ve yine toksan târîhinde götürürdürler. Bu mezkûr ibret-nümâ tasvîrlerin isimleriyle müsemmâ birer birer sokakların ismidir kim anınla ma‘rûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b ·
metinde göster ·
Bu mezkûr yedi kat sarâya cümle dolaşa dolaşa üç dîvânhâne-i azîmi geçüp yüz
toksan
yedi kademe taş nerdübân ile urûc etdik. Ammâ iki kat tabaka dîvânhânelerin aşa …
Bu mezkûr yedi kat sarâya cümle dolaşa dolaşa üç dîvânhâne-i azîmi geçüp yüz toksan yedi kademe taş nerdübân ile urûc etdik. Ammâ iki kat tabaka dîvânhânelerin aşağı katları nerdübân değildir, hemân İslâmbol'da Ayasofya câmi‘i tabakasına çıkar gibi yılma yokuşdur. Bunda kral at ile çıkup ikinci tabakada atdan enüp 65a andan dörd beş tabakasına kâh piyâde ve kâh kol tezkereleriyle hammal kefereler yukaru tabakalara çıkarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b–65a ·
metinde göster ·
… erleri mûcebince Süleymân Hân'ın hemân bu suyu hayrâtına sekiz kerre yüz bin ve
toksan
altı bin üç yüz seksen üç filori masrûf gitmişdir, ammâ şimdiki asrın hisâbınca …
Hattâ binâ emîni ve mi‘mârbaşı Sinân ibn Abdülmennân ağaların defterleri mûcebince Süleymân Hân'ın hemân bu suyu hayrâtına sekiz kerre yüz bin ve toksan altı bin üç yüz seksen üç filori masrûf gitmişdir, ammâ şimdiki asrın hisâbınca iki bin iki yüz kırk bir yük akçe olur, ammâ İslâmbol içre Yanko ibn Madyan'ın su kemerleri üzre yeni kemerler binâ olunmasına üç bin yük akçe olurdu, ammâ Kırkçeşme kemerlerin ve su yolların dahi ta‘mîr ü termîm etmeğile üç bin yük akçe masrûf olmuşdur, deyü yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Heyhât bu çöl-i Heyhât'dır kim şarkdan garba tûlı
toksan
yedi konakdır kim şark tarafı nihâyeti Bahr-i Harez'de tamâm olur. Garb tarafın …
Ammâ bu Heyhât bu çöl-i Heyhât'dır kim şarkdan garba tûlı toksan yedi konakdır kim şark tarafı nihâyeti Bahr-i Harez'de tamâm olur. Garb tarafında mezkûr Kılburun'da nihâyet bulur. Müverrihân-ı Acem bu Heyhât'a deşt-i Kıpçak deyü tahrîr ederler. Ammâ bu Heyhât'a muttasıl tâ Maskov vilâyeti içinden bir yıllık yol Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Kozak ve Kızlar vilâyetine varınca büyük Heyhât'dır kim içinde gulbeyâbânî ve yaban âdemleri ve gayri ecnâs-ı mahlûkât mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… ban kenârına vâki‘ olmuş Çerkezistân vilâyetidir kim garbdan cânib-i şarka tûlu
toksan
konak tâ kûh-ı Elburz'a varınca Çerkezistân vilâyetidir kim nihâyetinde bu Şağa …
Ve bu Şağake dağlarının kıble cânibleri cümle Abaza vilâyetleridir kim Karadeniz kenârına vâki‘ olmuşlardır. Ammâ bu Çerkezistân, Abaza ile nehr-i Kuban mâbeyninde olan kûh-ı Elburz'a muttasıl Şağake ve Anapa ve Obur dağlarının dâmenlerinden tâ nehr-i Kuban kenârına vâki‘ olmuş Çerkezistân vilâyetidir kim garbdan cânib-i şarka tûlu toksan konak tâ kûh-ı Elburz'a varınca Çerkezistân vilâyetidir kim nihâyetinde bu Şağake kavmi Karadeniz sâhilinde temâm olur. Lâkin bu Şağake dağları garbdan şarka tâ kûh-ı Elburz'a ve diyâr-ı Dağıstân ve ülke-i Kumuğ'a ve vilâyet-i Acem'in tâ Demirkapu'suna varınca kûh-ı Elburz'a muttasıl Şağake dağlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
… Frengi varırlar. Beri tarafında Kakan meliki ve Daho kara Arabları ticâret içün
toksan
günde Nîl başına varırlar kim Nîl'in ibtidâ menba‘ı Mısır cezîresindedir,
Her bâr Nîl'in başına öte Bahr-i Muhît'den tarafa Portakal Frengi varırlar. Beri tarafında Kakan meliki ve Daho kara Arabları ticâret içün toksan günde Nîl başına varırlar kim Nîl'in ibtidâ menba‘ı Mısır cezîresindedir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… u ve kıblesi cümle Heyhât sahrâsıdır kim seksen merhalede Taman cezîresidir. Ve
toksan
yedi konakdan Kırım cezîresi önünden geçüp tâ Kılburun kal‘asında nihâyet bulur …
Cânib-i şarkı ve şimâli nehr-i Edil'dir. Taraf-ı garbı ve cenûbu ve kıblesi cümle Heyhât sahrâsıdır kim seksen merhalede Taman cezîresidir. Ve toksan yedi konakdan Kırım cezîresi önünden geçüp tâ Kılburun kal‘asında nihâyet bulur sahrâ-yı Heyhât'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
Tâ Azak'dan bu mahalle gelince elli dörd sâ‘at yer sahrâ-yı Heyhât'ın bir ince yeridir, ammâ pek eşüp yortmak ile elli dörd sâ‘atdir. Yohsa âheste-reviş gidilse yigirmi konak yer olur, ammâ bu Heyhât'ın tûlu cânib-i şarkda Bahr-i Harez kenârından cânib-i garba nehr-i Özü kenârında Kılburun kal‘asında tûlu nihâyet bulup toksan yedi konakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
bir mihrâbdır, ammâ on ikisi salât-ı Cum‘a edâ olunur cevâmi‘-i mü’minân muvahh …
Cümle toksan bir mihrâbdır, ammâ on ikisi salât-ı Cum‘a edâ olunur cevâmi‘-i mü’minân muvahhidân cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı âbidândır. Ammâ cümleden aşağı çârsû içinde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219a ·
metinde göster ·