… ine böyle iken her gün Paşa efendimiz Hân'a ve Kalga ve Nûreddîn'e birer semmûr
ton ve
birer boğça esbâb ve birer yelkendez gümüşî çullu küheylân atlar hedâyâlar veri …
Yine böyle iken her gün Paşa efendimiz Hân'a ve Kalga ve Nûreddîn'e birer semmûr ton ve birer boğça esbâb ve birer yelkendez gümüşî çullu küheylân atlar hedâyâlar verirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… bdan ve hedâyâlardan hazz edüp hedâyâları getiren Çolak Dedeş Ağa'ya bir semmûr
ton ve
bir al at ve bir kîse guruş verüp ve gayrı tevâbi‘lerine birer hil‘at ve yigirm …
Paşa efendimiz mektûbdan ve hedâyâlardan hazz edüp hedâyâları getiren Çolak Dedeş Ağa'ya bir semmûr ton ve bir al at ve bir kîse guruş verüp ve gayrı tevâbi‘lerine birer hil‘at ve yigirmişer altun verüp dest bûs edüp Paşa dahi Hân'a hedâyâlar defteri mûcebince vâsıl olduğunun mahabbetnâmesin Hân'a gönderüp Dedeş Ağa gitdikde Paşa cümle tüfengleri ve cümle araba atların ve gayrı ganîmet bârgîrlerin ve iki yüz aded gulâmları cümle ağalara ve hakîre bezl [ü] ihsân eyleyüp cümle ağavâtların hâtırların şâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52b ·
metinde göster ·
… -ı pür-savâb-ı müferr[ih-i] cândan hazz edüp hakîre iki at ve bir semmûr kafâsı
ton ve
yüz altun ihsân edüp Yalı Ağası Ahmed Ağa yanında hakîre konak verüp konakbânım …
"İnşâallâh pâdişâhım Mekke Medîne pâdişâhının 105b hatt-ı şerîfiyle sizin Kırım askerine anlar karşu duramazlar. Eğer mukâbil olurlarsa hemân kırk kişi ile Ve'l-âdiyât sûresin okuyup Noğay askeri üzre üfürelim, bi-emrillâhi te‘âlâ havâss-ı Kur’ân-ı azîm ile anlar münhezim, bizler mansûr [u] muzaffer oluruz" dediğimden Hân bu cevâb-ı pür-savâb-ı müferr[ih-i] cândan hazz edüp hakîre iki at ve bir semmûr kafâsı ton ve yüz altun ihsân edüp Yalı Ağası Ahmed Ağa yanında hakîre konak verüp konakbânımız Ahmed Ağa oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105a–105b ·
metinde göster ·
Bunlar Mehemmed Geray Hân 111b ile kardaş, ya‘nî barışık olduklarından bu keferelere Kardaş derler. Ülke-i azîm ve leşker-i elîm sâhibi mel‘ûnlardır. Mukaddemâ bunlar Leh krallarının re‘âyâları olup ba‘dehu Leh kavmi ve Leh Yahûdîsi zulmünden bunlar Leh'den rûgerdân olup kâmil seksen bin tüfeng-endâz Kazak Kırım hânı İslâm Geray Hân'a tâbi‘ olup bunların i‘ânetiyle İslâm Geray Hân yedi sene kâmil Leh diyârına yetmiş bir kerre sefer edüp tâ Krakov ve Daniska ve Çeh ve Korol ve İsfaç memleketlerinin altı krallık yerlerin yedi yılda sekiz kerre yüz bin esîr alup elini vilâyetini harâb etdiğinden mâ‘adâ hemân Leh diyârından iki kerre yüz bin Yahûdî esîr çıkup birer lüle tütüne kavm-i Tatar Leh çufudu vermişlerdir. Ol asırdan berü Tatar kavminin mirzaları semmûr kürk ton ve semmûr şıpırtma kalpak geymeğe başlayup Kardaş Kazak dahi Leh'in mâl-ı Kârûn'una mâlik olup semmûr kalpak ve kırmızı çuka gümüş düğmeli dolamalar geymeğe başlayup hâlâ ankâ kefereler oldu. Ammâ isyân [u] tuğyânları olmadığından bunların vilâyetleri nehb ü gâret olmayup on bin güzîde tüfeng-endâz imdâd kefereler verüp kendülere mutî‘ olmayanları nehb [ü] gâret etmeğe azîmet olunup cânib-i garba bir gün ve cânib-i şimâle üç gün eli vilâyeti harâb ederek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a–111b ·
metinde göster ·
mâl ve rızık ve kul ve karavaş isteyen bu adaya bir hâl edüp koyulsunlar" deyin …
"At ve ton ve mâl ve rızık ve kul ve karavaş isteyen bu adaya bir hâl edüp koyulsunlar" deyince el-azametullâh yetmiş yedi bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer dâne iri 117a temrenli tabur okların yay çilelerine gezleyüp cümle asâkir-i İslâm kat-ender-kat Andirya cezîresin ihâta edüp bir gezden cümle gâzîler sadâ-[yı] Allâh Allâh'a rehâ buld[ur]up cezîre üzre her tarafdan at bırağup cezîre içre bir yaylım tabur okların atınca bi-emrillâhi te‘âlâ cemî‘i oklar cezîrenin içinde olan hayvânâtlara ve âdemlere hadeng-i belâ isâbet edince bu kadar yüz bin hayvân hemân bir kerre ürküp cezîre etrâfında meterise girmiş kefereleri çiğneyerek cümle hayvânâtlar suya urup beri bizim tarafımıza geçerken Tatar gördü kim cezîreye geçmek mümkin. Bu hâlde küffâr dahi hayvânât çiğnediğinden şaşup bir tüfeng atmağa iktidârları olmayup serserî gezerlerken hemân Tatar bir kerre dahi Allâh Allâh ile bir yaylım okların dahi perrân edüp hemân cümle guzât cezîrenin her tarafından göle at bırağup bî-bâk [ü] bî-pervâ batağı geçüp küffâra kılıç urup tîr-i bârân atmağa başlayınca küffârın niçe bini cezîreden beri bizim tarafımıza yüzüp selâmet kenârına çıkdım derken melâmet yakasın ele verüp esîr-i bend-i zencîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b–117a ·
metinde göster ·
… ın berüp her gün birer kızılga altun harçlık berüp gideceği(m) zamân bir semmûr
ton ve
yüz kızılga altun veresin ve ne cânibe azîmet ederse mu‘temed yoldaşlar koşasın …
"Ey Kırım eyeleri ve atalıkları ve iş erleri kocalaklar, her kansı bendere ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kazakdaş kardaş sırdaş hâldaş seferdaş yoldaşım kart kazakım Evliyâ Efendi her kanda barırsa özümün hâtırıyçün ihsân [u] in‘âmlar edüp geydirüp kuşadup kızılga altun harçlıklar berüp mu‘temed yoldaşlar koşup vilâyetim temâşâ edüp atlarına ve kendüye ve refîklerine ri‘âyet edüp azıkların veresiz. Ve sen ki Gözlev kal‘ası ağası Ahmed Ağa'sın, Evliyâ Çelebi karandaşım sana bardıkda bir sarâya kondurup cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtıın berüp her gün birer kızılga altun harçlık berüp gideceği(m) zamân bir semmûr ton ve yüz kızılga altun veresin ve ne cânibe azîmet ederse mu‘temed yoldaşlar koşasın, ve’s-selâm" deyü kâğızları alup Hân ile vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… ammâ kapukulları ve ot ağaları ve atalıkları ve mirza ve sultânlar cümle semmûr
ton ve
semmûr kalpak geyerler, nâdir kimesneler vardır kim beyâz sarık sara. Ve cümle …
Der-kıyâfetnâme-i kabâ-yı merd-i insân: Cümle halkı çuka kontuş ve çuka çakşır geyerler, ammâ kapukulları ve ot ağaları ve atalıkları ve mirza ve sultânlar cümle semmûr ton ve semmûr kalpak geyerler, nâdir kimesneler vardır kim beyâz sarık sara. Ve cümle kubâdî pâbûç ve çizme geyüp at ile gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
… rdim. Eğer bu suyu karşu geçmek isterseniz bana bir at ve bir sadak ve bir kürk
ton ve
yüz kuruş verin. Şimdi yine kızıl kıyâmet edeyim ve bu suyu tondurup buzlap ede …
"Sultânım, şimdi sizin başınıza rûzgârın kızıl kıyâmetin koparup bu kadar arabaları ve bu kadar çadırları bile götürdüp kıyâmet gösteren ben idim. İşde ol size ma‘rifetim bir şemme 193a kadarın sizlere gösterdim. Eğer bu suyu karşu geçmek isterseniz bana bir at ve bir sadak ve bir kürk ton ve yüz kuruş verin. Şimdi yine kızıl kıyâmet edeyim ve bu suyu tondurup buzlap edeyim, cümleniz âsân vech ile karşu yakaya ötüp bu yakanın açlığından kurtulup karşuda selâmete çıkasız" dedikde hemân fakîr Mehemmed Paşa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b–193a ·
metinde göster ·