… çnı uwtanur erdi sizdin taŋrı ḳodmas yıġmaz çın sözdin ḳaçan tilese siz olardın
tonlardın
tileŋ olardın hicab arḳasında ol arıġraḳ köŋlüŋizke olar köŋülleriŋe kerekmez s …
53 ey anlar kim bittiler kirmeŋ yalawaç ėwiŋe meger destur bėrilse sizke taʿam tapa baḳıġlılarda aḍın anıŋ vaḳtiŋe ançası bar ḳaçan ündense siz kiriŋler yime ḳaçan yėse siz tarı[lı]ŋlar oḳımaḳ yoḳ sizke hiç hadis bütünlükin ol emgetür erdi yalavaçnı uwtanur erdi sizdin taŋrı ḳodmas yıġmaz çın sözdin ḳaçan tilese siz olardın tonlardın tileŋ olardın hicab arḳasında ol arıġraḳ köŋlüŋizke olar köŋülleriŋe kerekmez sizke emgetse sizler taŋrınıŋ yalawaçını kerekmez kim nikah ḳılsa siz anıŋ cüftlerini anda kiḍin hemişe yaʿni ulaşu ol erür taŋrı üskinde uluġ
Hân Kışlası: Bunda Yalı Ağası İslâm Ağa, Hân'a üç bin koyun ile bir ziyâfet-i azîm edüp Hân'a ve Kalga'ya ve Nûreddîn'e ve İslâm Ağa babası Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve Sübhân Gâzî Ağa'ya ve defterdâr (---) ağaya ve Ayu Ahmed Ağa'ya ve şîrîn ve Mansûrlu beğlerine ve şâh Polad Ağa'ya ve Hânzâde Ahmed Giray'a el-hâsıl yetmiş kimesneler yetmiş aded semmûr tonlar geydirüp Hân'a yetmiş köle ve yetmiş yorga hedâyâ çeküp Hân huzûrunda kalpağın taşlayup baş urup kullukda oldu. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimizden dîvân efendisi Gınâyîzâde Alî Efendi, Paşa'dan gelüp niçe gûne mümessek eşribeler ile münakkaş Kaya Sultân yağlıklarıyla selâm getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… ına bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve sâ’ir iş erlerine birer çuka çekman ve
tonlar
geydirüp cümle asker-i İslâm ile kırk birinci günde şehr-i Yaş'a dahil olup vel …
Andan yine şarka giderken yeni Boğdan beğimiz mehterhânesin çalarak bu kadar bin askeriyle Kalga Sultân'ımıza karşu çıkup "Gazânız mübârek ola" deyü Kalga Sultân'a bir semmûr kürk ve beline bir mücevher kılıç kuşadup yalı ağasına bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve sâ’ir iş erlerine birer çuka çekman ve tonlar geydirüp cümle asker-i İslâm ile kırk birinci günde şehr-i Yaş'a dahil olup velî-ni‘am Gazzâzzâde Ahmed Ağa efendimizle ve Fazlî Paşalı Kemânkeş Ahmed Paşa efendimizle ve niçe yüz aded ahibbâ ve dostânlar ile müşerref olup hamd-i Hudâ bu şehre on aded pençe-i âfitâb esîr gulâm ile ve dörd aded pâkîze bintân ile ve on yedi re’s at ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle selâmet dahil olup Ahmed Ağa efendimize hedâyâlar verüp andan ve beğden ve gayrıdan ihsânlar alup konağımızda sâkin olup taht-ı Boğdan olan Yaş şehrinin evsâfın tahrîr etmeğe iltizâm-ı mâlâ-yelzem eyleyüp şehrin enderûn [u] bîrûnını gezüp seyr [ü] temâşâ ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104b ·
metinde göster ·
… mîne galtân etdiklerinde bu gâzîlere Hân-ı âlîşân-ı cem-cenâb börkler ve çekman
tonlar
ve şıpırtma kalpaklar ihsân olundu.
Ammâ Kalmık Tatarıyla köpek cengi ederek kâh anlar bizi kâh biz anları sürerek tâ Potnabaşı nâm mahalle varınca Kalmığı da kıra kıra mansûr u muzaffer olup sad kez şükr-i Hudâ bu cengden dahi yedi bin esîr ve altı bini tu‘ma-i şemşîr olup sekiz yüz Kalmık Tatarı esîr-i sîr kayd [u] bend-i zencîr ve iki bini dahi firâr etmeğe tedbîr ederken anlara dahi gâziyân-ı Cingiziyân yetişüp kıra kıra kazgan kadar kellelerin ve Hân 117b huzûrunda kellelerin zemîne galtân etdiklerinde bu gâzîlere Hân-ı âlîşân-ı cem-cenâb börkler ve çekman tonlar ve şıpırtma kalpaklar ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a–117b ·
metinde göster ·
girdiklerinde âdem havf ü haşyete düşüp yine bikr-i şakalar ile meclis-i şerîfl …
Ve bu veled-i zinâların yetmiş hîleleri birbirleriyle mücâvere ve mübâhese-i şakâ-yı gûnâ-gûn etdiklerinde istimâ‘ olunmamış hârık-i âde mûhiş şeyler söyleyüp eşkâl tonlara girdiklerinde âdem havf ü haşyete düşüp yine bikr-i şakalar ile meclis-i şerîflerin neşât [u] sürûr ile mesrûr ederler. Ekser eyyâmda bu gûne şakâlar da olur. Ba‘de'l-meclis herkes hücrelerine giderken herkese belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… eder. Andan biliriz kim "Şimden gerü ziyârete da‘vet olunduk" deyü cümle gayri
tonlarımız
geyüp cümlemiz ka‘benin kubbesi etrâfı yine tuçdan döşe[li] yek-pâre bir sahrâ- …
Ve kırk gün ka‘bemizde oturup ziyârete başlarız, dediler. Evvelâ cümlemiz ka‘be etrâfında konup dururken ka‘be içinden bir koku çıkup cânlarımız hayât bulup bir sadâ gelir kim "Bana gelin bana gelin" der, ammâ cümlemizin tüğleri ve sakalları orcasına gelir, ya‘nî tüğlerimiz ülperir, ya‘nî kımıldanup tüğlerimiz hareket eder. Andan biliriz kim "Şimden gerü ziyârete da‘vet olunduk" deyü cümle gayri tonlarımız geyüp cümlemiz ka‘benin kubbesi etrâfı yine tuçdan döşe[li] yek-pâre bir sahrâ-yı azîm yeş[il] tuçdur, anın üstünde kat-ender-kat olup ayak üzre durup ibtidâ uluca koca kişilerimiz ka‘benin dörd köşesinde olan dörd aded demir pencerelere varup ibtidâ mağrib tarafındaki pencereden içeri bakarız.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
… mmâ Karatayak kavimleri cümle yine Tatarlar gibi kalpak ve koyun ve kuzu derisi
tonlar
ve boğası elvân haftanlar geyerler. (---)
Der-kıyâfet-i kabâ-yı merdân: Cümle Âl-i Osmân tâ’ifesi gûnâ-gûn çukalar ve akmişe-i fâhireler geyerler, ammâ Karatayak kavimleri cümle yine Tatarlar gibi kalpak ve koyun ve kuzu derisi tonlar ve boğası elvân haftanlar geyerler. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… lâhların kuşanup yigirmi bin kadar asker cebe ve cevşen ve kübelere ve sadak ve
tonlara
müstağrak olup hâna geldiler, ammâ aslâ atlarından enmeyüp at üstünden kalpakla …
Ammâ ertesi gün kavm-i Şîrînli cümle ceng silâhların kuşanup yigirmi bin kadar asker cebe ve cevşen ve kübelere ve sadak ve tonlara müstağrak olup hâna geldiler, ammâ aslâ atlarından enmeyüp at üstünden kalpakların başlarından çıkarup selâm alup yine gerüye kümeleriyle dönüp alaya girdiler ve kollarında yürüdüler. Ve niçe gûne evzâ‘ u etvârları ve niçe acâ’ib şîveleri hâna edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·