… re dikmiş ve beş yerde asma cisrler edüp etrâf-ı tabura on bir yere dağlar gibi
topraklar
yığup tabya-i azîmler inşâ eyleyüp her tabyaya kırkar ve ellişer pâre balyemez …
Ol gece tabur içre küffârın bir harekât-ı hıyel ü şeytanat etmede cidd ü cehdleri var idi kim tâ sabâha dak aslâ râhat uykusu görmediler. Ale's-seher kim oldu bir mürtefi‘ yerden tabur mahalline nazar etdik. Tabur handakından taşra iki kat handak dahi kazup cereyân eden nehr-i (---) handak 42b içinden akıdup handaklar önüne niçe kerre yüz bin hurde kuyular kazup aralarına çarh-ı felekler şaranpav parmak[lık]lar ve niçe kerre yüz bin arabaların tekerleklerin yere dökmüş ve çalıları ve niçe kerre yüz bin dallı ve budaklı dıraht-ı müntehâları paçarız içün yere dikmiş ve beş yerde asma cisrler edüp etrâf-ı tabura on bir yere dağlar gibi topraklar yığup tabya-i azîmler inşâ eyleyüp her tabyaya kırkar ve ellişer pâre balyemez toplar koyup her cânibinde havân kumbaralar hâzır eylemiş ve handaklardan taşra püskürme bârûdlu lağımlar atmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a–42b ·
metinde göster ·
… ârûları metîn ve müstahkem kal‘a-i atîkdir. Ve dîvârının iç yüzleri dağlar gibi
topraklar
yığılmışdır ve dâ’iren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır.
Kal‘ası bir sahrâ nihâyetinde şekl-i murabba‘ bir tula binâ handaklı ve cebehâneli ve kulleleri yetmiş aded cümle tahta örtülü burc [u] bârûları metîn ve müstahkem kal‘a-i atîkdir. Ve dîvârının iç yüzleri dağlar gibi topraklar yığılmışdır ve dâ’iren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46a ·
metinde göster ·
… mağa mübâşeret olunup handak araba ve tomruklar ile leb-ber-leb olup üzerlerine
topraklar
tobralar doldurdular.
Andan sonra yine asâkir-i İslâm'a iki bin boş tekerlekli arabalar ve iki kerre yüz bin kütük ve tomruk dahi handaka bırakmak içün fermân-ı Âsaf sâdır olup ol gün ale'l-fevr tahsîl olup handaka atmağa mübâşeret olunup handak araba ve tomruklar ile leb-ber-leb olup üzerlerine topraklar tobralar doldurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… mez toplara bir 117a fitilden âteş edüp yıkılan dîvârın ardındaki dağlar gibi
topraklar
bayır bayır olup derûn-ı hisârdaki evler çatır çatır ve kütür kütür eyle harâb …
Çünki bu Aktabya dîvârı böyle Acem tarzı lağımlar ile münhedim olunca hemân bizim balyemez toplara bir 117a fitilden âteş edüp yıkılan dîvârın ardındaki dağlar gibi topraklar bayır bayır olup derûn-ı hisârdaki evler çatır çatır ve kütür kütür eyle harâb u yebâb oldu kim cümle fevkânî dâr-ı menhûsları tahtânî olup kal‘a dîvârından yürüyüş etmek dahi âsân oldu ve küffâr münhedim olan dîvârlara hiyel ü şeytanat ile amâr etmez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b–117a ·
metinde göster ·
Ve her gece Uyvar'ın dîvârı üzre yığılan dağlar gibi
topraklar
üzre niçe kerre yüz bin meş‘ale ve kanâdîl ve fânûs ve neft ve katrân ve şem‘-i …
Ve her gece Uyvar'ın dîvârı üzre yığılan dağlar gibi topraklar üzre niçe kerre yüz bin meş‘ale ve kanâdîl ve fânûs ve neft ve katrân ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîhler ile üç gece çerâğân olup her şeb-i muzlim rûz-ı nevrûz-misâl olup leyle-i Kadr oldukda herkes haymelerinde zevk u safâda oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120a ·
metinde göster ·
… sa‘b u metîn tabur görmedim. Handakın toprağın cümle iç yüze dağlar gibi yığup
topraklar
üzr[e] kat-ender-kat meterisler kazup cânib-i erba‘asında yine toprakdan tokuz …
Lisân-ı Serhadlide tabur ana derler kim yâ bir sahrâda yâhûd bir buheyre ve nehir kenârında bir iki kerre yüz bin küffâr ol sahrâda toprakdan kal‘a yapup ve ka‘r-ı azîm handaklar kazup içinde mütehassın oldukları yere tabur derler, ammâ niçe bin taburlar gördük, ammâ bunculayın sa‘b u metîn tabur görmedim. Handakın toprağın cümle iç yüze dağlar gibi yığup topraklar üzr[e] kat-ender-kat meterisler kazup cânib-i erba‘asında yine toprakdan tokuz yerde tabya-i azîmler edüp her tabyada onar aded balyemez toplar koyup üç yerde şaranpavlı kapular yapup ve handaklar içre niçe bin hiyel ü şeytanatlar ile paçarız çarh-ı felekler edüp kapuları 179b önlerinde ve handakların kenârlarında hadd [ü] hasrın Hudâ-yı Müte‘âl bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179a–179b ·
metinde göster ·
Her ne mahalden geçelim dedikse nehr-i Raba'nın iki cânibleri kesme uçurum
topraklar
ve su kenârında birbirine birer top menzili haberci kulleleri geçit ümmîdi olan …
Her ne mahalden geçelim dedikse nehr-i Raba'nın iki cânibleri kesme uçurum topraklar ve su kenârında birbirine birer top menzili haberci kulleleri geçit ümmîdi olan yerlerin su içinde tahtalara harbeler kakup at ve âdem kadem basmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
"Zîrâ bu kırdığımız Komar kâfirlerinin kaçkını elbette yâ bugün veyâ yarın azîm asker ile bu esîr olan büyük belli başlı kapudanları elinizden kurtarmak içün gelüp önümüz alırlar. Gelin hemân yüzünüz ağıyla Kanije'ye sizi bir gayri ince yoldan götürelim, selâmete çıkup Allâh'a hamd edelim" dediklerinde cümle refîklerimiz taraf taraf ma‘kûl deyüp Fâtiha tilâvet edüp gerü dönerken dört âdem dahi ormandan çıkagelüp bunun altısın dahi mahlûl atlara bindirüp Vezîr-i a‘zama götüreceğimiz kelleleri cümle soyup topraklar ile bir yere torbalara doldurup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
yığup dahi üstlerine azîm ağaçlar ve taşlar ve çalılar yığup birkaç gün ölüleri …
Ba‘dehu bunlar da ölülerin yine ulu dağlar içre ulu ağaçların dallarına sandûkalar ile korlar, zîrâ yere gömseler ol gece Alman ayuları kadar fîl gibi mefret ayılar ölülerin çıkarup yerler. Anıniçün lâşe-i murdârların ağaçlara korlar, ammâ fukarâları cîfe-i murdârların yere gömüp püşte püşte topraklar yığup dahi üstlerine azîm ağaçlar ve taşlar ve çalılar yığup birkaç gün ölülerin tüfengler ile bekleyüp ayulardan ve kurdlardan halâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… aşağı bakmağa cür’et edemez. İki yanları eflâke ser çekmiş dağlar gibi yığılmış
topraklar
var. Hâlâ bu Or'un içinde iri dıraht-ı müntehâlar hâsıl olup ba‘zı zamân kış ka …
Ammâ bu kazılan Or'u temâşâ etdim. Gûyâ sakar dereleri ve derk-i esfel gayyâları var kim âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. İki yanları eflâke ser çekmiş dağlar gibi yığılmış topraklar var. Hâlâ bu Or'un içinde iri dıraht-ı müntehâlar hâsıl olup ba‘zı zamân kış katı olsa bu handak içinde Kalmık sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
… mışar adım enli dağlar gibi toprak yığılıdır kim kal‘a dîvârlarından onar arşın
topraklar
yüksekdir.
Ve bu limanın maşrıkı tarafında cümle yigirmi aded tershâne gözleri var. On altısı kârgîr ve toloz kemer binâlardır. Dördü hîn-i muhâsarada sehelce vîrânca olup limana nâzır sarâylar var kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde lisân âcizdir. Ammâ bu liman tarafı dîvârlarının iç yüzleri toprak yığılı değildir, hemân sâde kalın kal‘a dîvârlarıdır. Ammâ kara taraflarıı dîvârının iç yüzleri kûh-ı Demâvend-misâl yüz altmışar adım enli dağlar gibi toprak yığılıdır kim kal‘a dîvârlarından onar arşın topraklar yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
… eler ve gasilhâneler inşâ edüp her siperlerin üzerlerine birer âdem kaddi kalın
topraklar
yığup cümle guzâtı taşdan ve kumbaradan sehel emîn edüp her siperlere ve tabyal …
Ve bu Göllük tarafında olan cümle-cümle asâkir-i İslâm otuz bir bin yedi yüz aded asâkir-i İslâm olup cümle üç yüz aded meterislerde ve elli aded sıçan yollarında mâl-â-mâl ıskarça asâkir-i müslimîn idi. Ammâ bu Göllük mahalli gâyet teng-i dar olup tâ Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa bu kola gelmeyince meterisler ve sıçan yolları vâsi‘ olmadı. Sağ tarafında nazarete dubasın(?) doldurup sol tarafında küfeke taşlı kayaları kesüp meterisler içre ka‘r-ı zemînde hücreler ve kahvehâneler ve sebîlhâneler ve gasilhâneler inşâ edüp her siperlerin üzerlerine birer âdem kaddi kalın topraklar yığup cümle guzâtı taşdan ve kumbaradan sehel emîn edüp her siperlere ve tabyalar üzerlerine kalın vordinar direkler ve servi dırahtları örtüp üzerlerine çim ü rıhtım toprak döşeyüp bu hâl ile bu Göllük tarafı emîn olup guzât-ı müslimîn huzûr ile ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eder oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… re adalarımıza Girid adasından anlara karşu yerlerde altışar mîl tûlen ve arzen
topraklar
verin, zirâ‘at etsinler, sizin dostluğunuzdan kesilmesinler. İşte bir ricâ ve t …
"Vallâhi evvellerde size bir elçimiz gönderüp, Tamaş dağından ötesi Hanya tarafları sizin olsun, Tamaş dağından beri Kandiye tarafları bizim olsun, demişdik. Geçen sene elçimizi kovup hâlâ Hanya kal‘anız içre elçimiz mahpûsdur. Ammâ şimdi Kandiye'yi size verelim, ammâ sizden ricâ ve temennâmız oldur kim Şibenik'de ve İspilet'de ve Zadra ve Marina ve Ribniçse ve Mandalina ve Kamin nâmân kal‘alarımızda sizin Bosna vezîri tarafından birer gümrük emînleriniz oturup gümrük mâlı tahsîl ederler. Ve sizin dahi cemî‘i bender iskelelerinizde meselâ Mısır İskenderiyyesi'nde ve Akye ve Sayda ve Berut ve Şâm-ı Tarabulus ve Haleb ve İskenderûn, Alanya ve İzmir ve'l-hâsıl cemî‘i iskelelerinizde dostluk içün bizim birer balyoz ve konsoloz ve beğzâdelerimiz otururlar. Bizim dahi bu Kandiye kal‘ası içinde bir beğimiz otursun ve liman kurbunda bir mahalle beğimizin tevâbi‘ât [u] levâhıkâtları sâkin olsunlar. Ve bir ricâmız dahi oldur kim bizim Suda kal‘amız bir cezîre taşlık yerdedir. Aslâ bir zirâ‘at edecek yeri yokdur. Ve ispirlonka adamız Karambusa cezîresimizde dahi eyle zirâ‘at edecek yerler yokdur üçü dahi bî-hâsıl yerlerdir. Sizden ricâmız oldur kim bu zikr etdiğimiz üç pâre adalarımıza Girid adasından anlara karşu yerlerde altışar mîl tûlen ve arzen topraklar verin, zirâ‘at etsinler, sizin dostluğunuzdan kesilmesinler. İşte bir ricâ ve temennâmız budur" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302a ·
metinde göster ·
Ve bu dîvârlardan yüksek onar ve on beşer mi‘mâr arşını
topraklar
yığılıdır kim bu toprakların altlarında cümle bin yedi yüz aded sâde lağımlar v …
Ve bu dîvârlardan yüksek onar ve on beşer mi‘mâr arşını topraklar yığılıdır kim bu toprakların altlarında cümle bin yedi yüz aded sâde lağımlar vardır kim cümlesi hâzır-bâş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
… nın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı
topraklar
vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bö …
Ve bu handak içinde kal‘anın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı toprakdır kim kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan yollu lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak siperleri kal‘a temeli önüne ol mülâhaza ile etmiş kim eğer Türk handakdan hâric olan tabyaları üç yıla dak alup handak içine gelüp kal‘a 311b temeline gelüp lağım ederse Türk'ün lağımları bulunsun mülâhazasıyla bu siper tabyaları edüp altlarına kâmil bin aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli diplerine lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçın kanara kayalar üzre varınca kazup kal‘a temellerin bırakmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a–311b ·
metinde göster ·
… evvelde ma‘mûr iken kesret-i âdem olmak ile dere ve depelerde amelî penbe-misâl
topraklar
yığup bâğ u bâğçeler var imiş. Hâlâ ba‘zı bâğçeleri zâhirdir.
El-hâsıl belde-i kebîr imiş ammâ el-iyâzü billâh bu şehrin cânib-i selâsı ol kadar taşlıkdır kim âdem ayak basacak yer bulmaz. Lâkin kadîm-i evvelde ma‘mûr iken kesret-i âdem olmak ile dere ve depelerde amelî penbe-misâl topraklar yığup bâğ u bâğçeler var imiş. Hâlâ ba‘zı bâğçeleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151b ·
metinde göster ·