ve toprağı ve dûdundan bir sâ‘at kâmil âfitâb-ı âlem-tâb görünmez oldu. Hudâ-yı …
Ve bu yürüyüş mahallinde atılan top u tüfeng tozu ve toprağı ve dûdundan bir sâ‘at kâmil âfitâb-ı âlem-tâb görünmez oldu. Hudâ-yı lâ-yezâle ayândır kim böyle oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·
… tabyaları ve kapuların tarh ederken azîm temâşâlar edüp temelleri kazdıklarının
tozu
ve toprağı eflâke peyveste olup hafirler kazarlardı. İçinde henüz dahi imâretde …
"Düşman bu kal‘ayı muhâsara ederse bu kal‘a şu resimde gerek, böyle gerek şöyle gerek" deyü müşâvereler ile şekl-i müsebba‘, ya‘nî yedi köşe bir temel kazmağa elli bin re‘âyâ cem‘ olup ibtidâ ipler ile kal‘anın zemînin tarh edüp andan taşra handakları ve tabyaları ve kapuların tarh ederken azîm temâşâlar edüp temelleri kazdıklarının tozu ve toprağı eflâke peyveste olup hafirler kazarlardı. İçinde henüz dahi imâretden bir ev yok idi, ancak Tuna kenârında beş bin kadar soltat olacak sazdan ve kamışdan odalar ve azîm toprak tabyaları müfîd [ü] muhtasar yapup kırk elli pâre toplar koyup mukaddemâ ma‘mûr olan gümrükhâne köy bu kal‘aya varoş kalmış olur, ammâ eğer bu kal‘a itmâm bulursa gâyetü'l-gâye metîn kal‘a-i üstüvâr olur. İki yüz yerde hemân dağlar gibi kırmızı tula pişirüp âmâde dururdu. Bu kal‘a cümle tuladan olsa gerek. Bu kal‘anın üssü hafirlerin seyr-i temâşâ edüp yine şimâl tarafına sahrâlar ve ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre 3 sâ‘atde gidüp, 74a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b–74a ·
metinde göster ·
… bârıdır, anı eküp bi-emrillâh kanı munkatı‘ olur. Ve üstüne santa ağacı yaprağı
tozu
ve dahi üstüne siyâh yağlı meşin pâreleri koyup şermût bez pâreleri ile sarup c …
Esnâf-ı cerrâh-ı cellâb: Y 178b Nefer on âdemdir. Hânelerinde olur. Bunların kârları Allâhümme âfinâ kırk elli ve yüz aded kavm-i May Bornî ve Câcûvî ve Kırmankî ve Bağaniskî Habeşî ve Fûncî ve Afnuvî siyâh-çerde ma‘sûmları tavâşî etmeğiçün ba‘de't-ta‘âm za‘ferânlı şerbet verüp ale't-tertîb yüz iki yüz ibâdullâh ma‘sûmları dizüp bir ucdan ustura ile zeker ve hayâların kesüp zekeri yerine bir kamış sokup vilâyet-i Sûdân'da hâsıl olur bir nebâtât gubârıdır, anı eküp bi-emrillâh kanı munkatı‘ olur. Ve üstüne santa ağacı yaprağı tozu ve dahi üstüne siyâh yağlı meşin pâreleri koyup şermût bez pâreleri ile sarup cümle ma‘sûmları bu hâl üzre kat‘-ı tenâsül eder. On nefer bî-rahm [ü] bî-emân cellâbedir kim yüzlerinde ve gözlerinde nûrsuz ve uğursuz abûs zişt ve esmer-çehre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… ları yokdur. Ve fukarâsı çokdur. Ve hûrmâsı ve bâğçesi azdır. şiddet-i rûzgârda
tozu
çokdur. Memdûhâtından etmeği ve mâvî bezi meşhûrdur. Ammâ bostânları çokdur ve …
Ve evleri ol kadar ma‘mûr değildir. Ve mu‘azzam sarâyları yokdur. Ve fukarâsı çokdur. Ve hûrmâsı ve bâğçesi azdır. şiddet-i rûzgârda tozu çokdur. Memdûhâtından etmeği ve mâvî bezi meşhûrdur. Ammâ bostânları çokdur ve gâyet mahsûllü zemîni vardır, bir kîle tohumu elli kîle hubûb verir. Baklası firâvân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y372b ·
metinde göster ·