… Osmân Hân dilgîr olup İslâmbol'dan Şâm'a ve Mısır'a gidüp anda karâr etmeğiçün
tuğlar
Üsküdar'a çıkmışken kul gulû-yı âm edüp Osmân Hân Ağakapusu'na dahil düşdü ve a …
"Netîce-i kelâm Hotin gibi sarây-misâl kal‘ayı bana feth etdirmediniz" deyü Osmân Hân dilgîr olup İslâmbol'dan Şâm'a ve Mısır'a gidüp anda karâr etmeğiçün tuğlar Üsküdar'a çıkmışken kul gulû-yı âm edüp Osmân Hân Ağakapusu'na dahil düşdü ve anda kabûl etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61a ·
metinde göster ·
… rüp Kemen Yanoş üzre azîmet olunup 86a Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa çarkacı olup
tuğlar
ile talî‘a-i asker olup hulâsa-i kelâm Erdel içre nâm [ü] nişânımız güm olup se …
Alî Paşa Erdel diyârında Kemen Yanoş üzre serdâr olduğun beyân eder: Rûmeli ile Melek Ahmed Paşa, Anatolu ile Çavuşzâde Mehemmed Paşa (ve) ve'l-hâsıl yigirmi eyâlet sâhibi mîrimîrân ve yetmiş sancak ve yigirmi oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve dör[d] aşağı bölükler ile cümle seksen yedi bin asker sahrâ-yı Tımışvar'da cem‘ olup sene 1072 târîhinde Gâzî Seydî Ahmed Paşa'yı Serdâr Alî Paşa şehîd edüp ordu-yı İslâm cânsız cisme dönüp yine bi'z-zarûrî Erdel Demirkapusu'ndan içeri girilüp Haçek sahrâsında meks edüp yigirminci gün kırk bin Tatar ile Yalı ağası Şâh Polat Ağa gelüp asker-i İslâm tâze cân bulup Tatar askerine çapullar fermânlar olunup Kemen Yanoş askerinden habere gidüp niçe bin kâfir dil getirüp Kemen Yanoş üzre azîmet olunup 86a Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa çarkacı olup tuğlar ile talî‘a-i asker olup hulâsa-i kelâm Erdel içre nâm [ü] nişânımız güm olup sekiz ayda Erdel memleketin nehb ü gâret, alan [u] tâlân ve kâfirleri nâlân ederek tâ nehr-i Tise kenârına varup (---) vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Hüseyin Paşa'yı Tise nehrin ubûr etmek fermân olunup eyâleti askerinin güzîdesiyle nehr-i Tise'yi güzer edüp tâ Kaşa kal‘asına ve Husvar kal‘asına varup Zolomioğlu nâm kâfiri kırallığa taleb etdikde küffârlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b–86a ·
metinde göster ·
… namâzın kılup ve kurbânlarımız kesüp şeyh hazretleri ziyâfet-i azîm edüp andan
tuğlar
gitdi.
Menzil-i karye-i Zuday Tekyesi: Bir bülend dağın başında iki yüz hâneli, ma‘mûr u âbâdân ve bâğlı ve bâğçeli Lâdik kazâsı hudûdunda evkâf-ı azîm beldedir. Bu belde-i ma‘mûr içre kutb-ı âfâk eş-Şeyh-i ale'l-ıtlâk Hazret-i (---) Sultân medfûndur. Âbâdân bir tekye-i azîmi var. Huddâmları ve fukarâları ekseriyyâ sâdât-ı kirâmdan sulehâ-yı ümmet kimesnelerdir. Paşa efendimizle bunda bin elli yedi ıyd-ı adhâsı namâzın kılup ve kurbânlarımız kesüp şeyh hazretleri ziyâfet-i azîm edüp andan tuğlar gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b ·
metinde göster ·
… i ni‘meti mebzûl çelebidir. Paşa anda mihmân olup bir gün tekâ‘üd olunup ertesi
tuğlar
gidecek mahalde Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş nâm kimesneler Âsitâne tarafında …
Karye-i Körköy: Üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr köydür. Çorbacızâde nâmıyla ma‘rûf bir hânedân sâhibi ni‘meti mebzûl çelebidir. Paşa anda mihmân olup bir gün tekâ‘üd olunup ertesi tuğlar gidecek mahalde Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş nâm kimesneler Âsitâne tarafından ulaklığile Diyârbekir'e gideriz, dediklerinde paşa bunları haps edüp cemî‘î esbâb [u] eskâllerin arayup Sâlih Paşa karındaşına hitâben emr-i şerîfler var kim "Bağdâd eyâletinden ma‘zûl olup Kapudan Paşalık ihsân olunup ılgar ile Âsitâne-i sa‘âdetime gelesin" deyü emirler ve hatt-ı şerîflerden gayrı bir mektûb bulunmadı. Paşa bu ulakları haps etdüğü gün ulak Sâlih'i Bağdâd Valisi Sâlih Paşa karındaşı Murtazâ Paşa'ya gönderüp "Benim Karındaşım! Sana hatt-ı şerîf ile Murâd Haseki ve Mülakkab Kabîh Çavuş kapudanlık emirleri ve hatt-ı şerîfler getürür, lâkin haps etdim. Elbette sana ulağım vardıkda gâfil me-bâş, başın gider. Kapudanlığa i‘timâd etmeyesin. Elbette başına bir çâre edüp Âsitâne tarafına firâr edüp bir kûşede karâr idesin. Yâhûd bize gelüp peder-i azîzim Varvar Alî Paşa ile der-i devlet tarafına azîmet etmeğe ta‘ahhüd etmişiz. Elbette ve elbette cüstün işi gâfilin başı demişler" deyü bu gûne nasîhat-âmiz mektûb-ı muhabbet-üslûblar ile tatar Sâlih'e yüz altun verüp "Göreyim seni koçağım, cânım Murtazâ Paşa karındaşıma niçe yetişirsin" deyü tenbîh ve te’kîd edüp ulak Sâlih yollanup dördüncü gün Haseki ve Çavuş'u hapisden ıtlâk edüp anlar dahi cânib-i Bağdâd'a revâne oldular. Paşa altı gün Körköy'de meks edüp yedinci günde kalkup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346a ·
metinde göster ·
ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâ …
Evvelâ şehr-i Engürü'ye konakcımız tuğlar ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet: "Paşanız Erzurûm'a kapanup celâlî olmak istedi. Töhmet-i sâbıkası zâhir oldu. Ve hâlâ on bin asker cem‘ edüp Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağa müttefiklerdir. Biz sizi pâdişâhın kal‘asına komazız" derler. "Ammâ paşa efendimizin çerâğ-ı efrûhteleri çok olmağıla üç gün müsâfir olup kakılıksın", dediler. Fâtiha tilâvet edüp mahkeme tarafından cümle iki bin yaftalı konaklar yazılup paşayı Çavuşzâde'nin hânesine kondurmağa karâr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur kim eyle alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâre "Safâ geldin" topları endaht olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hedâyâların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde hânesinde mihmân olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr karyesinde Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş nezrimi Tekye-i Bayrâm-ı Velî fukarâlarına taksîm edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… haber gelince Varvar Alî Paşa atf-ı ınânı Kızılırmak geçidine mün‘atıf eyleyüp
tuğlar
gitdi. Kasaba-i Gergerân'dan 7 sâ‘atde,
Andan kalkup kal‘a-i Kal‘acığ'ı ve Şeyh Şâmî'yi ve Akçakoyunlu'yu ve kasaba-i Kurdlardan Kızılırmağ'ı refâhiyyet üzre geçüp menzil-i Karakeçili'de karâr edüp Varvar Alî Paşa'nın Turhal kal‘asından kalkdığın haber alup andan bir menzilde cânib-i şarka ılgar edüp Amâsiyye kurbunda kasaba-i Gergerân'da mülâkât-ı Varvar Alî Paşa: Bu kasabanın sene 1057 târîhinde bâlâda Erzurûm menâzillerinde tahrîr olunmuşdur. Bu kasaba sahrâsında, Varvar Alî Paşa kırk elli bin asker-i bî-pâyân ile meks edüp ol ferah-fezâyı hayme ve hargâh zeyn etmiş. Hakîr kanûn üzre ibtidâ kethüdâsına varup mülâkât olup bize vesîle olarak paşanın otâğ-ı nüh-tâkına götürdü. Ne otâk, gûyâ bir serâperde-i Süleymânî'dir kim cânib-i erba‘asın niçe bin çatal fitilli sekban ve sarıca akrebleri kat-ender-kat otâğı ihâta edüp pür-silâh âmâde durur. Hakîr içeri girüp paşaya yakın vardıkda tîrkeş ve kılıcım taşlayup seke seke huzûruna varup zemîn bûs edüp mektûb-ı muhabbet-üslûbları destine verüp "Defter[dâr]zâde Mehemmed Paşa oğlunuz, huzûr-ı izzetinize selâmlar edüp bu mektûbu gönderdi", dedikde "Safâ geldin yiğit, hoş geldin" dedikde yine dâmen bûs edüp "otur" dediler. Hakîr hemân 362a celse-i hafîfe edince yüzüme nazar edüp "Bre sen Hâfız Evliyâ Çelebi değil misin ki, Ayasofya Câmi‘inde leyle-i kadrde hıfzen sekiz sâ‘atde hatm-i şerîf edüp merhûm Sultân Murâd aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân seni Harem-i hâssaya alup kilârlı etmedi mi" deyice Hakîr "Belî Sultânım! Sultân Murâd Hân'ın çerâğ-ı efrûhtesiyim" dedim. "Şimdi sen paşa oğlumun ne hizmetindesin". "Vallahi Erzurûm'a giderken mü’ezzinbaşısı idim. Erzurûm'da gümrük kâtibliği ihsân eyledi ve üç kerre Acem diyârına gönderdi ve hâlâ şimdi imâmeti hizmetinde muk[te]dâ-yı nâs ve muhâsibi ve enîsi ve hem-celîsiyiz. Zîrâ âlem-i sabâvetden berü merhûm pederleri zamânından beri bir yerde hâsıl olduğumuzdan mahrem-i râz olduğumuz içün hakîri sultânıma gönderdi". "Safâ geldin, hoş geldin". Cümle iç ağalarına kiş kiş deyüp paşa ve hakîr tek ü tenhâ kalup eydür: "Şimdi paşa oğlumu ne mahalde bırakdın", "Sultânım! Engürü'nün şimâl tarafında, iki konak ötede Istanoz kal‘asında bırakdım. Andan cenâb-ı şerîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet yerlerdir ve şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize muntazırdır ve bu mektûbun sultânımdan netîce-i haberin ister. Hemân inşâallah sabâh bu kulunuz yine mektûb-ı dürerbârlarınız ile giderim. Mektûblara nazar olunsun" deyü hatm-i kelâm etdükde "Tiz dîvân efendisi Halîl Efendi'yi çağırın" dedikde Halîl Efendi hâzır olup mektûbu mahfîce tilâvet edüp cümle hâtır-nişân etdükde "Bre Evliyâ Çelebi! Ne çok askeriniz var, ya Engürü kal‘asına niçe kapanmadınız. Hayfa, dirîğ, işte bir iş ederdiniz kim devr-i kıyâmete dek kılıcınız arşa aşup ol zamân İslâmbol keferelerinden intikâm alınırdı. Olmaya, illâ hayr. Hele çok askeriniz var imiş" deyü sürûrundan kalkup otak içre reftâr ederken hakîre yüz altun ve bir mercân tesbîh ve koynundan bir mücevher sâ‘at ihsân edüp hazînedâra "Müsâfirindir, bir hoş ikrâm edüp bir kat esbâb ver" deyü tenbîh etdi. Ol sâ‘at hakîre bir kat libâs-ı fâhire ve bir semmûr kafası kürk-i fâhire verüp mihmân olduk. Ol gün konakçı tarafından haber gelüp Köprülü Mehemmed Paşa ve yedi beğlerbeği Osmâncık cisrini ve Sarmaşıklıkayabeli'ni alup meterisler kazup yalçın kayalar üzre azîm taşlar yığmışlar. Ol tarafdan kuş uçmak ihtimâli yokdur. Ve Amasiyye paşası Hüseyin Paşa Direklibel'i sedd edüp kurâlardan cümle re‘âyâ vü berâyâyı kaldırmış ve bir habbe ve cübbeli âdem bulunmak ihtimâli yokdur. Cümle sarp dağlara ve mağaralara ve kılâ‘lara kapanmışlar, deyü konakçıdan haber gelince Varvar Alî Paşa atf-ı ınânı Kızılırmak geçidine mün‘atıf eyleyüp tuğlar gitdi. Kasaba-i Gergerân'dan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b–362a ·
metinde göster ·
… n geçüp münhedimen hâ’ib ve hâsir gitdiler. Ertesi ale's-sabâh bir gün mukaddem
tuğlar
ileri gitmesin ma‘kûl görmeyüp cümle asâkir-i zafer-şi‘âr bir topdan kalkup yin …
Bu kal‘ada bir gice subaşı Saçlıoğlan'da mihmân olup ertesi yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde sür‘at ile gidüp yine kal‘a-i Şıkıf altında askere dâhil olup gice derûn-ı askerde bir güft-gû olup "Ordu-yı İslâm'ı kırk bin tüfenk-endâz Dürüzî basacak imiş" deyüp niçe hây-hûy olup ol gice ordu-yı İslâm'ın cânib-i erba‘asına niçe bin tüfenk-endâz kemîngâhları konulup âmâde durdular. Tâ ki nısfu'l-leyl oldu, el-azametullah Cebelü'l-Lübnân'ın üzerinde niçe bin fitîl çerâğân görünüp bir "Hûbâr", sadâsı kopdu kim zemîn [u] âsumân dir dir ditreyüp ne cânibden ordu-yı İslâma şebhûn hücûmlar etdilerse kemîngâhda âmâde olan guzât-ı Müslimîn üzre uğrayup dendân-ı seyf-i Murtezâ Paşa'dan geçüp münhedimen hâ’ib ve hâsir gitdiler. Ertesi ale's-sabâh bir gün mukaddem tuğlar ileri gitmesin ma‘kûl görmeyüp cümle asâkir-i zafer-şi‘âr bir topdan kalkup yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38a ·
metinde göster ·
El-hâsıl üç kerre sa‘âdetlü pâdişâh tarafından kapucular kethüdâsı ve baş haseki ağa ve hâsodabaşı gelüp paşayı da‘vet etdiler. Paşa sûre-i (---) âyetinde Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre ben kendümü tehlikeye ilkâ edüp bu Cemâpur askeri cem‘iyyeti içinden huzûr-ı pâdişâhîye varamam, umûma muhalefet kuvvet-i hatâdandır, elbette gidemem dedikde dördüncü def‘ada kapucular kethüdâsıyla Hâsodabaşı Hasan Ağa gelüp "Ya huzûr-ı pâdişâhîye gelirsin, size zarâr yokdur; ya mührü verirsin!" deyince paşa hamd-i Hudâ edüp paşa eydür "Ağalar! Vallahi ben mührü pâdişâhıma üç kerre verdim, almadılardı. Bana bir nân-pâre ihsân eylesinler, bir eyâletine gideyim" deyü mührü kapucular kethüdâsına verüp birer kise altun ve birer hil‘at-ı semmûr verüp "Pâdişâhımın pây-ı sa‘âdetine yüzüm sürerim" deyüp anlar giderken "İşte mührü vezîrden aldık. Dağılın ümmet-i Muhammed" dediklerinde feryâd [u] figânların dahi ziyâde edüp "Biz yetmiş âdemin katlin isteriz" dediler. Hemân Bâb-ı hümâyûn açılup Şeyhülislâm Azîz Efendi'yi içeri huzûr-ı pâdişâha da‘vet edüp yüz elli mikdârı ulemâ ve ser-i kârda olan ihtiyârlar ile muvâcehe-i şehriyârîye varup müşâvere edüp mührü Siyâvuş Paşa'ya verüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa Bâb-ı hümâyûn'dan taşra çıkınca "Allah mübârek eyleye. Hemân defterimizde olan yetmiş aded âdemleri katl edüp müstakil vezîria‘zam olasın" dediler ve cümle guluvv-i âm halkı dağılup gitdiler. Hemân ol dem Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı beşer altışar yüz küheylân atlı pür-silâh askerleriyle paşaya gelüp buluşduklarında "Sultânım, niçün bize haber etmeden mührü verdiniz? Senin uğuruna cümle kırılırdık" deyü paşaya ıtâb-âmîz sözler söyleyüp ağladılar. Paşa eyitdi "Bak a ağalar! Allah sizden râzı ola. Sizler ile hüsn-i ülfet edüp on dörd ay sadrıa‘zam olup dîn-i mübîne alâ kadri'l-imkân hizmet eyledik. Hamd-i Hudâ selâmetle halâs oldum. Ammâ sizler şimden gerü başınıza tedârik görün" dedikde "Biz bize bir su‘ûb ne etdikse kendi kendimize etdik" deyüp ağlaşarak paşa ile nân u nemek hakkın helâlleşerek çekilüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa'ya rağmen kapusu önünden ubûr edüp mübârek-bâda varmadıklarından Siyâvuş Paşa müte’ellim oldu. Ertesi gün Hâsodabaşı'yla hatt-ı şerîf gelüp "Benim lalam Melek Ahmed Paşa! Sana Mısır'ı ve Bağdâd'ı ve Budin'i ve Özi eyâletini ihsân etmişimdir. Kankı eyâleti murâd edinirsen bilâ-kalemiyye sadaka olunmuşdur, arz edesin" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî gelince paşa Özi eyâletin arz edüp üç kise altun ve elli katar-ı katır ve elli katar-ı deve ve bir otak ihsân olunup sa‘âdetlü pâdişâha vedâ‘a varup andan Sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa'ya varup birbirleriyle ol kadar ca‘lî âşinâlık etdiler kim âdem hayrân kalırdı. Niçe bin nasîhat-âmîz kelimâtları birbirlerine söyleyüp ba‘dehû şerbet ve buhûr gelüp ba‘dehû bir semmûr kürk ve iki kîse altun Siyâvuş Paşa bizim paşaya verüp birbirleriyle öpüşüp vedâlaşup andan şeyhülislâma varup andan paşa ortak sarâya gelmeyüp Bismillah ile doğru Edirne kapusundan taşra çıkup paşanın Otakçılar nâm sarâyında meks etdikde paşanın tuğlarıyla ve cümle askeriyle Kudde Mehemmed Kethüdâ mehterhâne-i paşayı döğerek topçulara gelüp meks etdiler. Paşa efendimizin akîbince Kaya Sultân efendimiz dahi göç edüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar görülürken 104b işbu sene 1061 târîhinin şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin altıncı çihârşenbe günü idi, İslâmbol içre bir gulgule-i azîm olup İslâmbol kapuları kapanup Bektâş Ağa'ya Bursa sancağı ve Yeniçeri ağasına Erzurûm, Çelebi Kul Kethüdâsına (---) ihsân olunup (---)(---)(---)(---) iken Bektâş Ağa'yı kayd-bend ile bir hammâlın semerli bârgiri üzre Siyâvuş Paşa katl etdi ve Yeniçeri ağasını katl etdi. Sarı Kâtib bu ahvâl-i pür-melâli felâketi istimâ‘ edüp kendüyi bıçağıyla urup katl etdi ve yüz âdemleri katl edüp Bektâş Ağa ve Çelebi Kethüdâ ve (---) Yeniçeri ağasının cemî‘i mülk-i emlâklerin zabt edüp ka‘r-ı zemînden niçe mâl-ı defâyin çıkarup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olundu. Yine ol sâ‘atde ümm-i dünya olan Sultân Ahmed Hân hâtûnu olan Osmân Hân'ın, Orhân Hân'ın ve Bâyezîd Hân'ın ve Murâd Hân'ın ve İbrâhîm Hân'ın vâlidesi olan Koca Kösem Vâlide'nin Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa, vâlidenin gîsûların gerdenine bağlayup ma‘nûkan katl edüp ol sâhibü'l-hayrât hâtûnı şehîde eylediler. Ahâlî-i İslâmbol bu hâli istimâ‘ edüp üç gün üç gice derûn-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü perdeden ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu ahvâlât-ı pür-melâlât-ı çîlât işleri istimâ‘ edince Siyâvuş Paşa hakkında eydür: "Elli altmış gün vezîria‘zam olmak içün ümm-i dünyâ olan efendimiz Murâd Hân ve İbrâhîm Hân vâlidesi fakîreyi mazlûmen bi-gayrı hakkın katl etdi. Ammâ Siyâvuş Paşa iflâh [u] ber-hurdâr olmaz. Hemân Cenâb-ı Bârî anasını ağlatmayup birâderi Hüseyin Beğ sağ ola ve Hudâ selâmetle vezâretden kurtara. Azîm vartada vezîr oldu" deyü Melek Paşa'nın gözleri tas-ı pür-hûna döndü. Andan ertesi gün Siyâvuş Paşa tarafından on aded habbâr mübâşir çavuşlar gelüp "Elbette Özi eyâletine gidersiz!" deyü ibrâm [u] ilhâh edüp paşa "Emir pâdişâhın. Tiz tuğlar gitsin!" deyü çavuşlar huzûrunda tuğları Çekmece'lere gönderüp çavuşlara ihsân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104a–104b ·
metinde göster ·
… er- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz
tuğlar
dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ih …
Ezîn-cânib ve min te’sir-i ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâliha, hikmet-i Hudâ, alimallah ve şehidallah u kefâ billahi, Muhammedün Resûlullah, böyle olmuşdur. Bu vâkı‘ayı bu gûne ta‘bîr etdiğinin sabâhısı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir kıt‘a hatt-ı şerîf ile ve bir kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i emr-i pâdişâhî ile mezkûr ağa gelüp bî-bâk u bî-pervâ paşanın halvethânesine girüp hatt-ı şerîf-i emr-i pâdişâhîyi paşanın destine sundukda paşa ayağa kalkup hatt-ı şerîfi bûs edüp ber- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz tuğlar dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân etdikde almağa me’mûr değiliz. Hemân sultânımı tâ Van kal‘asına varınca götürmeğe me’mûruz. Zîrâ fermân-ı şehriyârî ve hükm-i sadrıa‘zam-ı pâdişâhî böyle sâdır olmuşdur" dedikde paşa-yı halîm u halûk eydür "Ey ağam, bizim ednâ hâtırımız içün İpşir Paşa karındaşımıza varup selâmımızı teblîğ edüp bize bir hafta mehil vereler. Tâ ki tedarük-i râhımız görüp fermânları üzre Van'a değil tâ Isfahân-ı nısf-ı cîhâna gidelim" deyü cevâb etdikde ağa-yı âkıbet-endîş bir kîse altun ve bir semmûr kürk ile huzûr-ı İpşir Paşa'ya varup Melek Ahmed Paşa'nın tevâzu‘la "emr pâdişâhın" dediği kelimâtları ale't-tafsîl bir bir İpşir Paşa'ya takrîr eder. Hemân İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle bir halîm vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahsûlün Van mukarrerün götüren ağamıza bir semmûr kürk ile vermiş ve yedi ay kâ’im-i makâmım olmuşken lâyık değil idi ki anı Van'a süreydik. İnşâallah akîbince yâ Bağdâd'ı yâ Diyârbekir'i ihsân ederim" dedikde Abaza Hasan Paşa {eydür} "Hey sultânım, aşîretimizden olsa gerek, zamân-ı sadâretinde Türkmân ağalığın elimden alup ocak ağaları ve Kudde Kethüdâsı iğvâlarıyla ağalığım Ak Alî Ağa'ya verüp kîsem kapu arasında kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da katl etmeğe sipâh ocağı ağaları ile Zühdî Efendi'sini gönderüp beni nâhak katl etse gerek idi. Biz dahi Üsküdar'dan firâr edüp Haleb altında sultânıma gelüp güc ile cân kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ana Mar‘aş Karsı bile çokdur" dedikde İpşir Paşa eydür "Hele mezâ mâ mezâ olmaya illâ hayr" deyüp hâmûşbâş olur. Ezîn-cânib hemân paşa ol şiddet-i şitâda seksen toksan merhale menâzilleri kat‘ edüp çekeceği âlâm-ı şedâ’idi fikr edüp derhâl "At!.." deyüp huzûr-ı pâdişâhîye bilâ telhîs müteveccih oldukda bu hakîr bile idim. Ol mahalde pâdişâh-ı Cem-cenâb sa‘âdetle Çemensoffa nâm {mahalde} idi. Hemân bizim paşa seğirderek huzûr-ı pâdişâha varup zemîn-bûs etmeden "Es-selâmu aleyk 183a pâdişâhım!" deyüp du‘â ederek pâdişâhın dâmenin bûs etdi. Hemân hünkâr "Bak a Melek lala. Sana ben Van'ı ihsân eyledim. Sekiz yüz kîse dutar bir eyâlet-i azîm olup otuz altı sancağı ve dörd hükûmet hânlığı ve yetmiş aded ocak beğliği ve yetmiş altı pâre kal‘alı bir eyâlet-i azîm imiş. Niçün gitmezsin" deyü hitâb etdükde "Belî pâdişâhım, sahîhdir. Cümle sancakları mevcûddur ammâ Kürdistân olmağıla Van kal‘asının top altından gayri yerde paşaların hükmü nâfiz değildir. İntihâ-yı serhadd-i bî-amân yerdir. Anda vâliler mudârâ ile geçinirler. Pâdişâhım beni garazan ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre yerdir. Hattâ İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olundukda derd [ü] belâ çekerek Van'a revâne olup alay-ı azîm ile kal‘aya gireyim derken kal‘a kapuların sedd edüp iki yüz kadar balyemez alarka topları atup dörd yüz âdem ile şehri harâb mı edersin deyü top urup kal‘aya uğratmayup ili vilâyeti harâb edersin deyü eyâleti zabt etdirmeyüp kodılar" deyince meğer İpşir Paşa bizim paşanın {pâdişâh} huzûruna gitdiğin haber alup topalca ayağıyla sehel aksayarak gelirken hemân sa‘âdetlü pâdişâh "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b–183a ·
metinde göster ·
… elmiş deryâ-misâl askerimiz hâlâ âmâde iken hemân niyyetü'l-gâzâ deyüp bu sâ‘at
tuğlar
Çaybaşı'na gitsin." deyü paşaya ibrâm-ı tâm ve teklîf-i mâlâyutâk etdiler.
Ammâ paşa-yı hayr-tedbîr eyitdi: "Evvel kendüye bir nâme-i muhabbet-uslûb tahrîr edüp şer‘-i şerîfe da‘vet idelim ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre Van derneğine gelüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ ile ve şâkîler ile ve bu yeniçeri gâzîler ile mürâfa‘a-i şer‘ olsun. Eğer şer‘-i şerîfden nükûl ederse bi-emrillah üstüne sefer etmemiz mukarrer ü muhakkakdır." deyince cümle huzzâr-ı meclis "Bre meded sultânım, şimdi hân müttehem olup mes’ûl olacağın bilir. Her çi bâd-âbâd deyü askerin cem‘ edüp bizim ülkemizden bir yer dahi urur. Elhamdülillah Timur'un toprağın sürmeğe gelmiş deryâ-misâl askerimiz hâlâ âmâde iken hemân niyyetü'l-gâzâ deyüp bu sâ‘at tuğlar Çaybaşı'na gitsin." deyü paşaya ibrâm-ı tâm ve teklîf-i mâlâyutâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260a ·
metinde göster ·
… azîm ile otağına geldi. Ertesi ale's-sabâh Arapça hadîs-i şerîfi mazmûnu üzre
tuğlar
gidüp ale'l-akîb kendüleri de sa‘âdetle sene 1065 Ramazânının yigirmi dokuzuncu …
Bu minvâl üzre yeni hândan sa‘âdetlü pâdişâh içün yüz kise kalemiyye-i tecdîd-i hükûmet ve yüz kise dahi vezîria‘zama vesâ’ir erbâb-ı hizmet avâ’id-i fevâ’idleri cem‘ olup Paşa sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp yigirmi aded ulaklar ile iki yüz kiselik altunları Der-i devlete gönderüp anlar Âsitâne-i sa‘âdet tarafına gitmede. Ertesi gün paşa alây-ı azîm ile şehr-i Bitlîs içre Şeref Hân Câmi‘inde salât-ı cum‘ayı edâ edüp ba‘de's-salât cümle kibâr [u] sığâr ile vedâlaşup ahâlî-i Bitlîs'e Arapça nassı üzre sadakât-ı bî-pâyân verüp hamd ü senâ-yı firâvân ederek esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup şehr içre selâma muntazır olanlara selâm verüp iki tarafına mataracıbaşı ve şâtırbaşı altun bezl ederek alây-ı azîm ile otağına geldi. Ertesi ale's-sabâh Arapça hadîs-i şerîfi mazmûnu üzre tuğlar gidüp ale'l-akîb kendüleri de sa‘âdetle sene 1065 Ramazânının yigirmi dokuzuncu gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280b ·
metinde göster ·
… end edüp cümle kûh-ı Kuskunkıranlara karavullar kodular. Andan ale's-seher yine
tuğlar
ile,
Menzil-i karye-i Surp: Van deryâsı kenârından ba‘îd Van hâkinde iki yüz hâneli ma‘mûr Ermenî köyüdür. Bir deyr-i kadîm vengi vardır. Papasları paşaya hedâyâ getirüp çümle asker-i İslâm dağlara ve taşlara konup paşa bir çemenzâr öz içinde cümle Vanlı ile meks etdiler. Beğleri ol gice kayd ü bend edüp cümle kûh-ı Kuskunkıranlara karavullar kodular. Andan ale's-seher yine tuğlar ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a ·
metinde göster ·
… âlar edüp merhûm hâna ol kadar acıyup tuğları getirmeğe âdem gidüp vakt-i asrda
tuğlar
gelüp ol gece anda karavullar ile mihmân olduk.
"Sultânım, bundan Malazgird kal‘asına andan kal‘a-i Hınıs andan kal‘a-i Ziyâeddîn'e andan kal‘a-i Bâyezîd'e andan kal‘a-i Avnik'e andan nehr-i Araz kenârları Ahısha hudûdlarıdır ve sehel sevâhildir. Ol mahallere varınca şiddet-i şitâ sehel def‘ olup Soğanlı sahrâlarından Hasan kal‘ası'na andan iki günde Erzurûm'a muklacılık ve tavuk kırıcılık ederek selâmetle çıkarız" dediğimde Paşa gâyet hazz edüp hakîre du‘âlar edüp merhûm hâna ol kadar acıyup tuğları getirmeğe âdem gidüp vakt-i asrda tuğlar gelüp ol gece anda karavullar ile mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
Erzurûm cânibine revâne olup ertesi gün Paşa da Malazcird'den cânib-i şimâle (- …
Ve'l-hâsıl bir ayda şiddet-i şitâ sehel teskîn olup azm-i cânib-i Rûm'a başladık, zîrâ ber-hurdâr olsun, Malazcird Beği Mehemmed Beğ beher yevm üçer bin at yemi ve ellişer koyun ta‘yîn verüp bir ay mihmândârlık etdiğinden Paşa hicâbda idi. Âhir Malazcird'den hareket günü Paşa eğninden bir semmûr kürkü Mehemmed Beğ'e geydirüp livâ-i Malazcird re‘âyâsına cümle a‘yânın huzûrunda beş aded kîse-i Rûmî ihsân edüp tuğlar Erzurûm cânibine revâne olup ertesi gün Paşa da Malazcird'den cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
Bu re’y [u] tedbîri müstahsen görüp nefîr-i rıhletler çalınup tuğlar Ayıntâb'a varır. Andan ale's-sabâh tuğlar kıble çölüne doğru çekdikde hemân yine Hasan Paşa askeri hücûm edüp Paşa'nın dizginine yapışup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71a ·
metinde göster ·
kıble çölüne doğru çekdikde hemân yine Hasan Paşa askeri hücûm edüp Paşa'nın di …
Bu re’y [u] tedbîri müstahsen görüp nefîr-i rıhletler çalınup tuğlar Ayıntâb'a varır. Andan ale's-sabâh tuğlar kıble çölüne doğru çekdikde hemân yine Hasan Paşa askeri hücûm edüp Paşa'nın dizginine yapışup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71a ·
metinde göster ·
… Köpürlü ile vedâ[‘]laşup doğru şeyh[ül]islâma varup andan sarâyına gelüp, ol ân
tuğlar
ile Konakçı İbrâhîm Ağa bin aded yiğitler ile tuğu Edirnekapusu'ndan taşra kasa …
Köpürlü âteş pâre olup eydir: "Hemân yarın kalk mansıbına git. Kaya öleli senin aklına hıffet gelmiş" deyüp, ba‘de'ş-şerbet ve'l-buhûr Melek Ahmed Paşa Köpürlü ile vedâ[‘]laşup doğru şeyh[ül]islâma varup andan sarâyına gelüp, ol ân tuğlar ile Konakçı İbrâhîm Ağa bin aded yiğitler ile tuğu Edirnekapusu'ndan taşra kasaba-i Topçular'a götirdiler. Ertesi gün ale's-sabâh Alayköşkü dibinden alay-ı azîm ile mükellef ü mükemmel ve pür-silâh asker ile İslâmbol'dan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79a ·
metinde göster ·
… konağında bile yatup bile oturduk. Hakîre dahi cerrâhlar timar edüp ale's-sabâh
tuğlar
Silivri'ye gidüp hazînedârı gemiyle İslâmbol'a götürmek sadedinde iken Köpürlü …
Paşa hakîri alup konağında bile yatup bile oturduk. Hakîre dahi cerrâhlar timar edüp ale's-sabâh tuğlar Silivri'ye gidüp hazînedârı gemiyle İslâmbol'a götürmek sadedinde iken Köpürlü vezîrden Paşa'ya bir ağa mektûb ile gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79b ·
metinde göster ·
ve yedekler ile emîrahûr: Ve cümle üç yüz aded elleri sırıklı iç ağaları sarrâc …
Alay-ı tuğlar ve yedekler ile emîrahûr: Ve cümle üç yüz aded elleri sırıklı iç ağaları sarrâcları ve her bir yedekler murassa‘ zeyn ve murassa‘ raht ve bisâtıyla birer hazîne değer küheylân atlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… pâdişâhî geyüp ve kemerine şimşîr-i şehriyârî bend kılup "Niyyetü'l-gazâ" deyüp
tuğlar
otağ-ı nüh-tâk önüne çıkup ol ân cümle eyâlet-i Bosna'ya emrler ile ağavâtlar a …
Paşa-yı müdebbir, "El-emrü emrüküm" deyüp hil‘at-i pâdişâhî geyüp ve kemerine şimşîr-i şehriyârî bend kılup "Niyyetü'l-gazâ" deyüp tuğlar otağ-ı nüh-tâk önüne çıkup ol ân cümle eyâlet-i Bosna'ya emrler ile ağavâtlar asker sürmeğe me’mûr olup ordu-yı İslâm'da ve şehr-i Hilevne'de dellâller nidâ etdiler ve cümle ağavâtlar eyâlet-i Bosna'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
otak önüne du‘â ve senâ ile çıkup kurbânlar kesilüp fukarâlara bezl oldukda tar …
Paşa efendimiz, "El-emrü emrüküm" deyüp ol ân tuğlar otak önüne du‘â ve senâ ile çıkup kurbânlar kesilüp fukarâlara bezl oldukda taraf-ı saltanatdan gelen kapucubaşıya on kîse ihsân olunup yine Der-i devlet tarafına gönderildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142b ·
metinde göster ·
… aş Paşa dündâr fermân olunup derhâl nefîr-i rıhletler çalınup Cerrâh Kâsım Paşa
tuğlar
ile konakçı olup ol güne gelince Hasek sahrâsında on gün meks olunmuşdu. Andan …
Ve Budin askeriyle İsmâ‘îl Paşa çarkacı ve Çatalbaş Paşa dündâr fermân olunup derhâl nefîr-i rıhletler çalınup Cerrâh Kâsım Paşa tuğlar ile konakçı olup ol güne gelince Hasek sahrâsında on gün meks olunmuşdu. Andan Hasek sahrâsının maşrık tarafına 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3a ·
metinde göster ·
… tlığa gitdiler. Artık ağırlıkları ileri koyuvermeyüp ve çetecileri men‘ eyleyüp
tuğlar
ve ağırlıklar bir yerden gitmek fermân olunup Budin eyâletiyle İsmâ‘îl Paşa çar …
"Hâlâ hâlâ Kemen Yanoş kral kal‘a-i Eçetvar nâhiyesinde cümle hersekleri ve beyleri ve sekleri yüz bin askerle başına cem‘ edüp bugün yâhûd yarın üzerinize gelmek üzredir, zîrâ Seydî Ahmed Paşa öldü, deyü küffârın pek tuğyânı vardır. Ve Âl-i Osmân askerin tâ bu kâfiristan ortasına çekinceye dek bir yerden baş göstermedi. Gâfil mebâş" deyüp serdârı âgâh edüp ihsân-ı firâvân alup yine çaşıtlığa gitdiler. Artık ağırlıkları ileri koyuvermeyüp ve çetecileri men‘ eyleyüp tuğlar ve ağırlıklar bir yerden gitmek fermân olunup Budin eyâletiyle İsmâ‘îl Paşa çarkacı ve Cerrâh Kâsım Paşa dündâr ve Melek Ahmed Paşa Rûmeli'yle sağda ve Çavuşzâde Anadolu'yla solda rikâb-rikâbe cümle ordu-yı İslâm askeri pür-silâh ve âmâde olup âheste âheste gitmede, ammâ bu haber-i mûhişden Serdâr Ali Paşa hazz etmeyüp bu mahalde Seydî Ahmed Paşa'yı katl etdiğine peşîmân olup müte’ellim-künân duhânın içerek giderdi, zîrâ Seydî merhûm askerin kalb kuvveti ve kâfiri sındırmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6b ·
metinde göster ·
… arrer olup şark cânibine gitmeden ferâğat olunup yine ke'l-evvel şimâl tarafına
tuğlar
ile çarkacı İsmâ‘îl Paşa talî‘a-i asker olup Tatar askeri dahi ileri gitmek emr …
Menzil-i nehr-i Küçük Şamos: Bu mahalde Bistiriçse kal‘ası kapudanı itâ‘at etmeyeceği mukarrer olup şark cânibine gitmeden ferâğat olunup yine ke'l-evvel şimâl tarafına tuğlar ile çarkacı İsmâ‘îl Paşa talî‘a-i asker olup Tatar askeri dahi ileri gitmek emr olunup kâmil 5 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu kal‘a-i Foğraş altından yine cânib-i garba cümle tuğlar ale's-sabâh gidüp vakt-i zuhurda sehel harâret-i şems te’sîr edüp cümle hayme vü hargâhların buzları çözülüp bârhânelere tahmîl edüp her tarafdan nefîr-i rıhletler çalınup yine alay-ı azîm ile gelen Kapucular kethudâsı Serdâr ile at başı berâber "Azm-i râh-ı kal‘a-i Sibin" deyü 2 sâ‘atde Foğraş'ın kıble tarafında bir sahrâda meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
ile sancağ-ı Resûlullâh'ı Belgrad sarâyı havlısına du‘â vü senâ ile çıkarup ve …
"El-hükmülillâh Litre kal‘asın küffâr muhâsara etdikde biz dahi asker cem‘ edüp kal‘a-i Litre'ye imdâd yetişdiğimiz mahalde derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı acûl acele edüp kal‘a-i Litre'yi küffâra vere ile verüp cümle askeri hâlâ kal‘a-i Uyvar'dadır. Pâdişâh sağ olsun, kal‘a-i Litre'yi sultânımın fermânıyla bu kulun feth etdi ve inşâallâh efendimin devletinde yine ben feth ederim. Hemân devletinde kal‘a-i Uyvar'ı muhâfaza edelim, ammâ sultânım kâfirin Pojon tarafından birkaç diller dutdum. Nemse çâsârının ve Kız kralın ve Danimarka kralının ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve yedi aded hersekler ve on iki aded ban olan segler cümle yüz bin asker ile Kanije kal‘ası üzre gitmeğe turvin ve müşâvere etdiklerinin ve dâr-ı menhûslarından azîm leşker ile Kanije üzre gitdiklerinin sıhhat haberin dillerden alup sultânım bir ayak evvel Kanije kal‘asına Tatar askerin gönderüp sa‘âdetle siz dahi Kanije üzre azîmet buyurmadan hâlî olmayup kal‘a-i Uyvar'da bizi dahi hayr du‘âdan ferâmûş buyurmayasız" deyü Hüseyin Paşa'nın dahi bu yüzden Litre kal‘asına küffârın zafer bulduğu haber-i mûhişi gelince hemân ol ân Sadrıa‘zam-ı sâhib-kıran tuğlar ile sancağ-ı Resûlullâh'ı Belgrad sarâyı havlısına du‘â vü senâ ile çıkarup ve kurbânlar kesilüp sene 1074 Ramazân'ının yigirminci gün cemî‘i ümmet-i Muhammed sâimü'd-dehr iken cümle guzâta iftâr fermân olundukda tiryâkîler Zirinoğlu kâfirine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 139a ·
metinde göster ·
ile giderken bu kovduğumuz küffârlar tuğlar üzre enüp bizi basdılar. Hayli ceng …
"Biz İsmâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn olup tuğlar ile giderken bu kovduğumuz küffârlar tuğlar üzre enüp bizi basdılar. Hayli ceng edüp dayanmayup firâr etdiler. İşte asker-i İslâma bugün kavuşursunuz" dediklerinde cümlemiz hamd [ü] senâ edüp bir orman içinde ber-karâr olup yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·
… smâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn olup tuğlar ile giderken bu kovduğumuz küffârlar
tuğlar
üzre enüp bizi basdılar. Hayli ceng edüp dayanmayup firâr etdiler. İşte asker-i …
"Biz İsmâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn olup tuğlar ile giderken bu kovduğumuz küffârlar tuğlar üzre enüp bizi basdılar. Hayli ceng edüp dayanmayup firâr etdiler. İşte asker-i İslâma bugün kavuşursunuz" dediklerinde cümlemiz hamd [ü] senâ edüp bir orman içinde ber-karâr olup yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·
… ına ve Hüseyin Paşaların ikisi ve Kaplan Paşa dahi Leve kal‘ası üzre âmâde olup
tuğlar
gitmek sadedinde iken hemân ale's-sabâh sene 1074 mâh-ı Saferü'l-muzafferinin y …
Cümle ale'l-ittifâk bu iki aded kal‘aları küffârdan tekrâr almağa sefer mühimmâtı görülüp cebehâneler ve kırk pâre balyemezler hâzır-bâş ve âmâde olup ale's-sabâh Sadrıa‘zam Litre kal‘asına ve Hüseyin Paşaların ikisi ve Kaplan Paşa dahi Leve kal‘ası üzre âmâde olup tuğlar gitmek sadedinde iken hemân ale's-sabâh sene 1074 mâh-ı Saferü'l-muzafferinin yigirmi tokuzuncu gün Nemse çâsârı tarafından ordu-yı İslâm içinde gûyâ hâzır imiş, {küffârın} üçüncü def‘ada yine elçileri gelüp derûn-ı dilden ve cân u gönülden sulha rağbet edüp çâsârdan nâmeler ve tazallum hâmeler getirüp dîvân-ı sadrıa‘zamda nâme-i iltiyâmları tilâvet olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29a ·
metinde göster ·
ve yüğrük bayrakların önü sıra imâm ve mü’ezzin ve hakîr ve paşanın şeyhi ve ka …
Andan bu kapucubaşıların ardı sıra tuğlar ve yüğrük bayrakların önü sıra imâm ve mü’ezzin ve hakîr ve paşanın şeyhi ve kadı efendi ve dîvân efendisi ve kapucular kethudâsı ve paşanın oğlu beğefendi dahi cümle mülebbes ve muhteşem ubûr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… zerbâflara müstağrak edüp elvân elvân zerdûz bayraklar ve filandıra ve sancağ u
tuğlar
zeyn ederler. Ve'l-hâsıl geminin Y 151a bir alat reseni tehî değildir, cümle …
Ve şehr-i Bulak Sebtiyye'sinde paşa kethudâsının ve şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve kapucular kethudâsının ve risâle ağası ve gümrük emîninin ve anbâr emîni ve nâzırın gûnâ-gûn müzeyyen akabeleri ve Mısır'ın yigirmi aded ümerâların ve yedi bölük ağalarının ve Çerkes beğlerinin ve kadıasker ve nakîbü'l-eşrâfın ve rûznâmeci ve defterdâr ve kapudanın ve'l-hâsıl Mısır a‘yân [u] eşrâfının bin bin iki yüz pâre akabe ve firkate ve kayıklar ve cerimler ve kayasalar ve sandalları atlas [u] dîbâ ve şîb P 211b ü zerbâft ve kâmhâ ve dârâyî vâlây kâlây ile cümle gemiler zer-ender-zer zerbâflara müstağrak edüp elvân elvân zerdûz bayraklar ve filandıra ve sancağ u tuğlar zeyn ederler. Ve'l-hâsıl geminin Y 151a bir alat reseni tehî değildir, cümle tezyîn olunmuşdur. Ve cümle gemilerin enderûn [u] bîrûnu âlât-ı silâh-ı mütenevvi‘a ile müzeyyen ederler kim gûyâ cenge âmâdedirler. Ol gün ol kadar gemi müzeyyen olur kim Sebtiyye kasrından ve Bulak'dan ve kasr-ı Ayn'dan ve Eski Mısır'dan tâ Kadem-i Nebî'ye varıncaya dak üç sâ‘at yerdir, Nîl'in yüzü keştî ile mâl-â-mâl olup gûyâ bir lâlezâr hıyâbân gemi ormanıdır. Beri tarafdan bir âdem karşu tarafa gemiden gemiye pertâb ederek ubûr etmek mümkündür, tâ bu mertebe izdihâm olur. Ve cemî‘i ahâlî-i Mısır Nîl kesimine âmâde oldukların paşa istimâ‘ edüp alaylar yürümeğe başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b–Y151a ·
metinde göster ·