… Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır
tuc
revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve b …
Bursa şehrinin hâricinde cânib-i şarkında bir mürtefi‘ hevâdâr yirde bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Bâb-ı mu‘allâsının kanatları serâpâ gümüş pullar ve gümüş halkalar ve gümüş musanna‘ kuffeller (?) ile müzeyyendir. Ve atebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş nerdübân ile âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu serâpâ ibret-nümûn nakş-ı bukalemûn Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır tuc revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve bu âsitâne içre olan maslûbât mücevher eşyâlar meğer Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve bunda olan zî-kıymet ibrişim hâlîceler bir âsitânede yokdur ve kabr-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz altun ve gümüş çerağlar ve mücevher kanâdîller ve kırkar ve ellişer vukıyye gelir zeheb-i hâlis mutallâ şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gül-âbdânlar ile müzeyyen âsitâne-i münevverdir. (---) Ve sandûka-i şerîfinin cânib [u] etrâfında Yâkût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Bekrî ve Abdullah-i Kırımî ve Hâlidî ve Demirci Kulu ve Zehebî ve Şeyh ve İbnu'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘âdetleri mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbından içeri girmeyüp ser-i sa‘âdetleri tarafındaki pencereden Fâtiha tilâvet edüp gider. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mutasarrıfînden ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
… nin cesed-i şerîfin bunlar bulup "Şu mahalli hafr idün. Ebâ Eyyûb'un elinde bir
tuc
mühre üzre ism [ü] resmiyle Eyyûb-ı hakîr Muttalib-kabîle dûş-ı fakîr deyü yazı …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Türbeli Gönlük: Evvelâ menba‘-ı esrâr, merci‘-i ebrâr ve kıdve-i ricâl, nokta-i kemâl, nâsıh-ı halayık, nâtık-ı hakâyık, pîrân-ı erbâb-ı zevk, şeyh-i ashâb-ı şevk, sultân-ı dünya ü dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn, eş-Şeyh Hazret-i Akşemseddîn Mehemmed b. Hamza: Mevlûdleri Şâm-ı cennet-meşâm-ı müşk [ü] amber-i hâmda vâkı‘ olmuşdur. Ve Hazret-i Ebâbekri's-sıddîk neslindendir. Mübârek parmağının bir boğumu nâkıs olması Ebâbekir nesli olduğına şehâdet eder. Ol ırk-ı tâhir ile ola gelmişdir. Şeyh Şehâbeddîn Sühreverdî kim Bağdâd kal‘ası içinde medfûndur, anların şeref-i sohbetiyle ve Engürü'de Hacı Bayrâm-ı Velî ile hem-meclis olmuşlardır. Ve Ebü'l-feth ile İslâmbol fethinde bulunup "İnşâallahu Te‘âla bu kal‘a sene 857 târîhinin mâh-ı Rebi‘ulevvel, gün rûz-ı temmûzda feth olunur" deyü İslâmbol feth olacağı günü ta‘yîn buyurup bi-emrillah ol sâ‘at ve derece ve dakîkada feth olup ba‘dehû bu şehr içre bir dırahtistân mesîregâh yerde bir kubbe-i azîm içre cümle evlâd [u] ensâb-ı zevi'l-ihtirâmiyle medfûnlardır. Müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) olmuşdu. İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerinin cesed-i şerîfin bunlar bulup "Şu mahalli hafr idün. Ebâ Eyyûb'un elinde bir tuc mühre üzre ism [ü] resmiyle Eyyûb-ı hakîr Muttalib-kabîle dûş-ı fakîr deyü yazılmışdır, tîz kazın" dedikde Ebü'l-feth Gâzî ibtidâ kendiler Ferhâdî külünk urup hafr etdiklerinde yedi zirâ‘da çâr-kûşe bir seng-i hârâ altında takrîr etdikleri üzre cesed-i Eyyûb Sultân ter ü tâze destinde yazılı mühresiyle zâhir olup du‘â-yı hayr [u] senâ ile yine mestûr edüp üzerine türbe-i âlî ve câmi‘ ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret [ve] sûk-ı sultân binâ olunmasına sebeb cümle bu Akşemseddîn'dir. Zamânesinin kutb-ı âfâkı idi. Ve niçe mücelled kitâb te’lîf etmişdir. Ve ilm-i 368b tıbda Lokmân-ı Sânî idi. Ve kendilerden sonra Yûsuf [u] Züleyhâ sâhibi veled-i necîbi musannif ve mü’ellif Hamdî Çelebi İslâmbol'da Ayasofya içinde kitâb-ı Yûsuf [u] Züleyhâ te’lîfine mukayyed olup peder-i azîzi seccâdesin kabûl etmeyüp cümle fukarâ-yı pîrânın izniyle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a–368b ·
metinde göster ·
… ş. Hâlâ bu deyrin mağâralarından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen
tuc
sandûklar içre mahfûz durur. Ve mâ’ide ile nâzil Y 220b olan kılâye ve sofra …
Deyr-i Hayhûn nâm bir manastır vardır. Hâlâ içinde ruhbânları vardır. Hazret-i Îsâ bunda ibâdet etdüği bir deyr-i atîkdir. Hazret-i Îsâ'ya bunda mâ’ide nâzil olup on iki havâriyyûnları ile tenâvül ederlermiş. Hâlâ bu deyrin mağâralarından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen tuc sandûklar içre mahfûz durur. Ve mâ’ide ile nâzil Y 220b olan kılâye ve sofra andadır muhakkak. Zîrâ bu Rûm kavmi Hazret-i Îsâ cemî‘i eşyâsın hıfz edüp sâ’ir ahvâlât mu‘cizelerin tahrîr etmişlerdir. Ve yine Ayn-ı Selvân'ın şarkında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a–Y220b ·
metinde göster ·
… p salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in ol tarafı amûdlardır, mâbeynleri demir ve
tuc
kafeslerdir.
Câmi‘-i Cavliyye: Allâhü a‘lem Mısır pâdişâhlarından Yûsuf Salâhaddîn binâsıdır. Kaçan Hazret-i Halil câmi‘inde cemâ‘at-i kesîre oldukda bu câmi‘de Y 231a edâ-yı salât ederler. Gerçi mâbeyninde yol vardır, ammâ yine pâk harem yoludur, anda dahi namâz kılınır. Ve bu câmi‘in cemâ‘ati câmi‘-i Halîl cemâ‘atin görüp salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in ol tarafı amûdlardır, mâbeynleri demir ve tuc kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230b–Y231a ·
metinde göster ·
… Husûsâ hasretü'l-mülûkümüz olan Kudüs-i şerîfi alalım, cânib-i erba‘asına sâfî
tuc
ve demirden bir hisâr edelim. Ba‘dehu cümle hıristiyan anda göçelim. Arab yine …
‘Gelün Arab kavmi bir ahmak kavimdir. Medîne'den Muhammedlerini uğurlayalım. İşpanya'ya götürüp eski papalarımız yanında defn edelim. Ba‘dehu ellerinde olan Mısır'ı ve şâm'ı, Irâk'ı ve'l-hâsıl mâ-tekaddemden berü milk-i mevrûsumuz olan bilâd-ı azîmelerimiz ve sevâd-ı mu‘azzamlarımız ve sevâhil-i deryâda olan bender iskelelerimiz taleb edelim. Husûsâ hasretü'l-mülûkümüz olan Kudüs-i şerîfi alalım, cânib-i erba‘asına sâfî tuc ve demirden bir hisâr edelim. Ba‘dehu cümle hıristiyan anda göçelim. Arab yine çölde kalsın. İşte tedârük budur, yohsa biz Arab ile başa çıkamazız. Hemân Muhammedlerin uğurladalım’ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… le kal edüp bu havz içre tucu akıdup cümle rûy-i arza çıkınca ol havuz, yekpâre
tuc
ile leb-ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh refîkleri ile gûyâ bir tuc kal‘a iç …
Ba‘dehu cemî‘i üstâdlar cem‘ olup ibtidâ su içre rıhtım ıskaralar edüp Horasân kireç ile mebnî bir havz-ı azîm etdiler. Ba‘dehu ol havz içre niçe bin kantâr nühâs ve kalay ve rusâsı âteş-i azîm ile kal edüp bu havz içre tucu akıdup cümle rûy-i arza çıkınca ol havuz, yekpâre tuc ile leb-ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh refîkleri ile gûyâ bir tuc kal‘a içinde kaldı. Anıniçün hâlâ Urbân-ı fassâh mâbeyninde Hazret-i Risâlet'e yâ sâhibe'n-nühâs ve ba‘zılar yâ molla'n-nühâs derler. Hâlâ bu yekpâre pûlâd-ı Nahcivânî içre Hazret-i Habîb-i Hudâ âsûdedirler. Üzerlerin dahi pâre pâre kilim cirminde tuçlar ile pûşîde edüp dahi üstüne kurşum akıtdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a ·
metinde göster ·
… yekpâre tuc ile leb-ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh refîkleri ile gûyâ bir
tuc
kal‘a içinde kaldı. Anıniçün hâlâ Urbân-ı fassâh mâbeyninde Hazret-i Risâlet'e …
Ba‘dehu cemî‘i üstâdlar cem‘ olup ibtidâ su içre rıhtım ıskaralar edüp Horasân kireç ile mebnî bir havz-ı azîm etdiler. Ba‘dehu ol havz içre niçe bin kantâr nühâs ve kalay ve rusâsı âteş-i azîm ile kal edüp bu havz içre tucu akıdup cümle rûy-i arza çıkınca ol havuz, yekpâre tuc ile leb-ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh refîkleri ile gûyâ bir tuc kal‘a içinde kaldı. Anıniçün hâlâ Urbân-ı fassâh mâbeyninde Hazret-i Risâlet'e yâ sâhibe'n-nühâs ve ba‘zılar yâ molla'n-nühâs derler. Hâlâ bu yekpâre pûlâd-ı Nahcivânî içre Hazret-i Habîb-i Hudâ âsûdedirler. Üzerlerin dahi pâre pâre kilim cirminde tuçlar ile pûşîde edüp dahi üstüne kurşum akıtdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a ·
metinde göster ·
… iler. İbtidâ ismi Cebelü'l-kebş idi. Zîrâ anda kehene-i kudemâ asrında anda bir
tuc
koç var idi. Gâyet musanna‘ tılısm idi. Kaçan kim ol koç eşinip gıjgırsa Mısır' …
Andan kabîle-i Benî şükr, Cebelü'l-kebş Y 16b üzre sâkin olup fustât nâm haymeleri yerine bir şehir binâ edüp ismine Fustât-ı şükür dediler. İbtidâ ismi Cebelü'l-kebş idi. Zîrâ anda kehene-i kudemâ asrında anda bir tuc koç var idi. Gâyet musanna‘ tılısm idi. Kaçan kim ol koç eşinip gıjgırsa Mısır'a koyun ziyâde gelirdi. Anıniçün Cebelü'l-kebş derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a–Y16b ·
metinde göster ·
Ve bunların bir gûne gemileri var yedişer kat anbârları var. Ve üçer yüz
tuc
topları ve üçer bin âdem alur ve bin âdem kâmil keştîbânları vardır. Hind'e ve …
Ve bunların bir gûne gemileri var yedişer kat anbârları var. Ve üçer yüz tuc topları ve üçer bin âdem alur ve bin âdem kâmil keştîbânları vardır. Hind'e ve Sîn'e ve Yeni Dünyâ'ya işlerler. Donkarka gemileridir kim çârsû-yı bâzâr ve at değirmen[i] ve hammâmı ve kıçında bâğçesi var, görmeğe muhtâc vâcibü's-seyir gemilerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35a ·
metinde göster ·
pençeredir. Ve yigirmi altı billûr câmdır. Ve otuz beş aded gemi direkleri kiri …
Ve cânib-i erba‘ası otuz üç tuc pençeredir. Ve yigirmi altı billûr câmdır. Ve otuz beş aded gemi direkleri kirişdir. Ve bu kirişlerin üstü levha tavandır, kârgîr kubbe değildir. Ve eyle zer-ender-zer münakkaş tavandır kim âdemin gözü hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a ·
metinde göster ·
… tılısmı var idi. Yüzü Cîze tarafındaki Ehrâm dağlarına nâzır idi. Kaçan kim ol
tuc
koç ayaklarıyla eşinüp gıjgırsa ol sene Mısır'da koyun çok olup ol mahalde koyu …
Ahmed Tolun bir kal‘a binâ etmeğile Kal‘atü'l-Kepş dediler. Zîrâ Kabâbıta asrında bu mahalde tucdan bir koç tılısmı var idi. Yüzü Cîze tarafındaki Ehrâm dağlarına nâzır idi. Kaçan kim ol tuc koç ayaklarıyla eşinüp gıjgırsa ol sene Mısır'da koyun çok olup ol mahalde koyun bâzârı olduğundan Cebelü'l-Kebş derlerdi. Ve yine hâlâ koyun bâzârı anda olur. Ve hazret-i Mûsâ çoban iken koyunların bu mahalde otladup ibâdet etdüği mahal hâlâ Ahmed Tolun câmi‘inin mihrâbı Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Hızır makâmıdır kim Hazret-i Resûl Ahmed Tolun'a vâkı‘asında;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91b ·
metinde göster ·
… fili sekiz hurde sütûn-ı mevzûn üzre binâ olunmuşdur. Ve cümle yetmiş pençeresi
tuc
kafes pençerelerdir. Ve cümle yüz yigirmi aded kemer câmlardır. Elhâsıl gâyet m …
Ve bir maksûre gibi bir musanna‘ mü’ezzinler mahfili sekiz hurde sütûn-ı mevzûn üzre binâ olunmuşdur. Ve cümle yetmiş pençeresi tuc kafes pençerelerdir. Ve cümle yüz yigirmi aded kemer câmlardır. Elhâsıl gâyet musanna‘ câmi‘-i ferah-fezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y93b ·
metinde göster ·
… ri sağında ve biri solunda iki pençere vardır, Sultân Hasan türbesine nâzırdır,
tuc
kafesleri vardır, biri türbeye girmeğe kapu gibi açılır. Bu pençerelerin kanatl …
Ve mihrâbın biri sağında ve biri solunda iki pençere vardır, Sultân Hasan türbesine nâzırdır, tuc kafesleri vardır, biri türbeye girmeğe kapu gibi açılır. Bu pençerelerin kanatları vardır, her biri üçer âdem kaddi bâlâdır ve enniliği ikişer kulaçdır. Serâpâ altun ve gümüş üzre silu ve lâjiverd-i demânî ve sîmâvî ve la‘lî mînâlar ile münakkaş kanatlardır. Her biri birer Mısır hazînesi oldu, derler ve hakîkatdır. Hâlâ bir üstâd zerger ana bir matraka ve sûhân urmağa kâdir değillerdir. Mısra‘, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95a ·
metinde göster ·
kafes pençerelerden taşrası gûyâ İremezâtü'l-imâd bâğıdır, anda ba‘zı meşâyihân …
Ve bu kubbe-i âlînin cânib-i erba‘asında olan tuc kafes pençerelerden taşrası gûyâ İremezâtü'l-imâd bâğıdır, anda ba‘zı meşâyihân-ı Y 113a Bektaşiyân medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112b–Y113a ·
metinde göster ·
… yçün her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve
tuc
kafesli musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm …
Husûsan şehr-i Mısır suya muhtâcdır. Nefs-i Mısır'da sudan azîz hayrât [u] hasenât olmaduğından Amr ibnü'l-Âs fethinden bu âna gelince yedi yüz yetmiş pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer câmi‘ ve câmi‘e muttasıl bir sebîl ve gayrı köşe başlarında dahi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on beşer bin deve yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı eşrâf ve kibâr-ı kümmelînler, su hayr-ı azîm olduğuyçün her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve tuc kafesli musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm-i yerekânî ve mermer ve sommâkî; ruhâmlarla müzeyyen sebîllerdir. Ve bunlardan gayrı sarây-ı âlîler cenbinde ve ba‘zı hâneler altında latîf sebîller var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
… i ahşâbdır, ammâ o dahi sihr-i mübîndir. Ve cümle pençereleri tarîk-ı âma nâzır
tuc
kafes pençerelerdir. Ve iki rakîk u musanna‘ minâre-i ibret-nümâsı var kim birb …
Tarîk-ı âm üzre fevkânî bir câmi‘-i şâhânîdir kim binâsı mânend-i Kiyânî'dir. Ol kadar büyük değildir, ammâ katı şîrîndir, gûyâ bir kasr-ı İremezâtü'l-imâd'dır. Enderûn [u] bîrûnu sâfî münakkaşdır. Ve mihrâb [u] minberi dahi Fahrî oyması gibi hurde ruhâmdır. Minberi ahşâbdır, ammâ o dahi sihr-i mübîndir. Ve cümle pençereleri tarîk-ı âma nâzır tuc kafes pençerelerdir. Ve iki rakîk u musanna‘ minâre-i ibret-nümâsı var kim birbirlerine müşâbih sihr-i i‘câz minârelerdir. Ve bir kapusu var, şarka nâzır, gâyet musanna‘ kemerli ve zıhlı kapudur. Ve yanında tabhânesi var, Mısır'ın Y 139a ba‘zı a‘yânı anda istirâhat ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138b–Y139a ·
metinde göster ·
… z incü-misâl yekpâre bir müdevver beyâz kireç sıvalı ve yeşil Q 267aP 264a
tuc
alemli bir kubbe-i dergâh-ı kutb-ı Rabbânî'dir.
Sağ tarafdaki kapuya muttasıl Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin dîvârıdır. Bu câmi‘in sağ tarafında yan soffası kubbeleri mâbeyninde evc-i âsumâna ser çekmiş bir serâmed beyâz incü-misâl yekpâre bir müdevver beyâz kireç sıvalı ve yeşil Q 267aP 264a tuc alemli bir kubbe-i dergâh-ı kutb-ı Rabbânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285a ·
metinde göster ·
… Aryâk derler bir deyr-i azîm vardır, Melik Aryâk ol deyrin zîr-i zemîninde bir
tuc
sandûka içre medfûndur. Cânib-i erba‘asında lisân-ı İbrî ile hatlar vardır, Kıb …
Bu İsvân kal‘ası hakkında ba‘zı müverrihîn Tûfân'dan evvel Âd binâsıdır derler. Muhakkakdır, zîrâ deyr-i Aryâk derler bir deyr-i azîm vardır, Melik Aryâk ol deyrin zîr-i zemîninde bir tuc sandûka içre medfûndur. Cânib-i erba‘asında lisân-ı İbrî ile hatlar vardır, Kıbtîler fesâhat üzre okurlar, Aryâk ibn Ayvâm Y 385b Melik yazar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385a–Y385b ·
metinde göster ·
… Ve niçe bin fîl üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî
tuc
top ve niçe bin fîl kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimm …
Ba‘de't-ta‘âm gayrı fîller üzre süvâr olan firdilânları ya‘nî hânende ve sâzendeleri fîl başı berâber getirüp bir gûne çâr-gûşe rebâb ve bir halkaya iki yüz demir halka geçmiş kıvış kıvış sadâ verir ve yine kamışdan gûnâ-gûn mizmerâtlara âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek tayy-i merâhil ederdik. Ammâ el-azametullâh dağı taşı ve hâmûn-ı kâşî Urbân ve bu kadar ibâdullâh pür edüp saf saf ve mevc mevc alay alay gürûh gürûh enbûh gibi giderlerdi. Ve niçe bin fîl üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe bin fîl kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimmâtlar ve harsüvâr ve pîlsüvâr ve hımâr-süvâr benî âdem'in hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve piyâde kavmin hadd [ü] hasrına nihâyet yok idi. Bu hâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y399b ·
metinde göster ·
… temelinde olan seng-i hârâlara kadem basmış durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ
tuc
sûretdir kim gûyâ zeheb-i hâlisdir. Ve ayağı önünde bir havz-ı azîm var kim sen …
Bu hırmen cirmi vaz‘ olunan Q 321aP 318a seng-i hârâ üzre tucdan bir kancık dîv timsâli etmişler kim âdem görünce zehresi çâk olur. Başı eflâke serçekmiş, geysûların fitîle fitîle perîşân etmiş, gözleri âfitâb-ı âteş-tâba karşı meş‘al gibi şu‘le verir. Ve kucağında yine tucdan bir oğlun dizi üstüne oturdup gûyâ dirâgûş edüp sağ memesiyle süd verir şeklinde bir mahûf u mehîb ucûbe timsâldir. Ve memeleri kös-i Bağdâd kadar vardır. Sağ elin kaldırup Nîl'in cânib-i cenûbdan tarafa geldüği mahalle kolun uzadup bir parmağile gösterir şeklinde durur. Ve iki ayakları ol mîl minârelerin üstünden aşağı amûdların temelinde olan seng-i hârâlara kadem basmış durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ tuc sûretdir kim gûyâ zeheb-i hâlisdir. Ve ayağı önünde bir havz-ı azîm var kim seng-i hârâdan oyulmuş aşren fe-aşren havz-ı kebîrdir, içinde bir kişi şinâverlik etse mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·