… e on bir konak ba‘îd Erzurûm'da Gürcîstân Boğazı'nda Dumlu Sultân dağı gârından
tulû‘ etdüği
bin elli altı seyâhatimizde evsâf-ı Erzurûm'da sitâyiş-i nehr-i Furât'ın tulû‘u …
Evvelâ Şatt-ı azîmin bürâderi nehr-i Furât Şat başından cânib-i şimâle on bir konak ba‘îd Erzurûm'da Gürcîstân Boğazı'nda Dumlu Sultân dağı gârından tulû‘ etdüği bin elli altı seyâhatimizde evsâf-ı Erzurûm'da sitâyiş-i nehr-i Furât'ın tulû‘u vü gurûbuyla ve ana munsabb olan enhârlarıyla nehr-i Furât tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu nehr-i Şat sebebiyle niçesi yine tahrîr olunmak iktizâ etdi kim anlar da nehr-i Furât-ı Murâd ile nehr-i Şatt'a mahlût oldukları mahaller ma‘lûm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
… oynuzu bu ayn-ı zülâlden nûş etmesi sebebiyle gâ’ib olduğiyçün bu ayn-ı hayâtın
tulû‘ etdüği
kaya zeylinde bir çemenzâr ve lâle-ızâr zemînde bir hıyâbân mastaba inşâ etmişd …
Dokuzuncu teferrücgâh: Kal‘a ardında ayn-ı İskender başıdır kim İskender'in boynuzu bu ayn-ı zülâlden nûş etmesi sebebiyle gâ’ib olduğiyçün bu ayn-ı hayâtın tulû‘ etdüği kaya zeylinde bir çemenzâr ve lâle-ızâr zemînde bir hıyâbân mastaba inşâ etmişdir. Bâlâda evsâfı tahrîr olunup hâlâ bir şükûfezâr mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… zret-i Alî'nin kabr-i şerîfinden nûr zâhir olup Medîne-i münevvere'den dahi nûr
tulû‘ etdüği
kırk gün kırk gice sâbite olduğunu cemî‘i müverrihân-ı mü’minânların tahrîr etd …
Bu mâdde-i kübrâyı ve Hazret-i Alî'nin kabr-i şerîfinden nûr zâhir olup Medîne-i münevvere'den dahi nûr tulû‘ etdüği kırk gün kırk gice sâbite olduğunu cemî‘i müverrihân-ı mü’minânların tahrîr etdiklerinden mâ‘adâ milel-i Nasârâ'dan Târîh-i Yunan-ı Yanvân'da ve Târîh-i Mıkdısî dahi yazmışdır. Ve kavm-i Latin'de ve târîh-i Kıbtî'de gâyet mufassal tahrîr etmişlerdir. Ammâ Fuzûlî-i Bağdâdî muhibb-i Hânedân-ı Âl-i Abâ olduğu haysiyetden dâğ-ı derûn hâsıl edüp Hadîkatü's-Sü‘adâ nâm kitâbında hâdise-i Kerbelâ'yı eyle tahrîr etmiş kim kırâat edenin zehresi çâk olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas
tulû‘ etdüği
kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘alar …
Cümle (---) aded sebîl-i atşândır. Melik Sincâr ve Sencer Şâh asrında bu Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas tulû‘ etdüği kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı bâlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda ziyâretgâh-ı Câmi‘-i Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm var, zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak yayla zamânı Aşdı Ekrâdları ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b–392a ·
metinde göster ·
… kimesne îmâna gelmeyüp Q 112b dişi deveyi katl etdiler. Ve köçeği bi-emrillâh
tulû‘ etdüği
kayaya girüp ra‘d-vâr gürledüğünden Cenâb-ı Bârî ol köçekden bir sayha-i sâ‘ika …
Hazret dahi Cenâb-ı Bârî'ye niyâz edüp murâdları üzre (---)(---)(---) deve köçeğiyle zâhir oldu. Ve otuz sene sahrâda otlayup cümle halk südün sağarlardı. Ve yine bir kimesne îmâna gelmeyüp Q 112b dişi deveyi katl etdiler. Ve köçeği bi-emrillâh tulû‘ etdüği kayaya girüp ra‘d-vâr gürledüğünden Cenâb-ı Bârî ol köçekden bir sayha-i sâ‘ika çıkardı kim her kim işitdi ise ol sayhadan zehreleri çâk ve cân ber-cehennemest dâr-ı karârları zîr-i hâk oldu. Nâka kayası demenin sebebi oldur. Cemî‘i kütüb-i tevârîhde bu hikâye tafsîlen tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·
yerden beri gelince gayrı nehirler kendüye mahlût olmaz, olursa yine kendüden m …
Ve bu Nîl hakkında niçe kîl ü kâl olmuşdur, ammâ hadîs-i şerîf mazmûnunca ale'l-ittifâk cennet nehirlerinden bir nehirdir, demişler. Hakkâ ki mâ-i cennet'dir. Bu Nîl-i mübârekde olan lezzet meğer Erzurûm'un kal‘asında Cennet bunarı suyu ola, yâhûd İslâmbol'da Kırkçeşme zülâli ola. Ammâ Nîl tulû‘ etdüği yerden beri gelince gayrı nehirler kendüye mahlût olmaz, olursa yine kendüden müteferrik nehirler vardır, anlar munsab olur, deyü cemî‘i tevârîhlerde ve hey’etlerde mastûrdur. Lâkin tabî‘atı kabz üzre balgamîdir. Ve nokta Nîl'e düşüp taşmağa başladuğı mahal yeşil cereyân eder. Kâmil bir ay böyledir. Sâhib-i tabî‘at olan kimesne ol mahallerde ihtirâz edüp Nîl'den içmemek gerek. İçerse âb-ı rakîk ya‘nî bardaklardan damlayup sakız ile kaynadup içmek gerek. Yâhûd Mısır'ın cânib-i şarkında iki sâ‘at ba‘îd Ayn-ı Şems şehri kurbunda Hazret-i Îsâ'nın vâlidesi Meryem Ana ile kazduğı kuyuya Matariyye derler, andan su getürdüp içmek gerek, bir âb-ı hayât nâfi‘ ve mu‘cize-i Îsâ bir mâ-i cân-fezâ sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160a ·
metinde göster ·
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ
tulû‘ etdüği
Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile …
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan şehrin cümlesi bir arzda ve tûl-i nehârda vâki‘ olmuşdur. İklîm-i evvelin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik yer dahi Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî derler. İkinci iklîmin nihâyetine hatt-ı istivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki derîce ve kırk dakîka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b–Y253a ·
metinde göster ·
… a⟧ şehri üzre ve sahrâya düşüp nebâtâtı ihrâk etdi. Ve iki büyük yıldızlar yine
tulû‘ etdüği
merkezlerine gitdiler.
İkinci gece vakt-i nısfu'l-leylde iki yıldız biri şarkdan ve biri garbdan zâhir olup bu şehr üzre nüzûl edüp mu‘allak durup ikisi de ditrediler. Bir hayli ditreyüp ikisi birbirine eyle dokuşdular kim zemîn [ü] âsumân lerzelendi. Ve bu iki yıldızdan niçe kerre yüz yıldızlar çıkup Boruste Y 424a şehri üzre ve sahrâya düşüp nebâtâtı ihrâk etdi. Ve iki büyük yıldızlar yine tulû‘ etdüği merkezlerine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423b–Y424a ·
metinde göster ·
Bu şehirin âb [u] havâ-yı ferah-fezâsın Âsaf-ı Berhıyâ beğenüp iki yüz yılda bu şehri binâ edüp amâr eder. Ba‘dehu Nîl-i mübârekin tulû‘ etdüği Cebelü'l-Kamer'e varup Nîl'in menba‘ı üzre bir kubbe-i nühtâk edüp mîl minâreler ve acâyibât [u] garâyibâtdan tılısmâtlar ihdâs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y427b ·
metinde göster ·
… nâları cümle dîvler binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in
tulû‘ etdüği
Cebelü'l-Kamer'in cenûb tarafı eflâke ser çekmiş ulu mahûf dağlardır. Yedinci k …
"Belî üç kerre gördüm. Bizim Laçna şehrine onar günlük yoldur. Mezkûr buhayre içre gemilerle Kamer şehrine varırız. Geçen sene ammim oğlu Portakal küffârına esîr olup anın ıtlâkıyçün fîl dişleri ve boya kökleri götürüp vardım. Kamer şehri bir azîm şehirdir. Hazret-i Süleymân Cebelü'l-Kamer üzre Nîl'in başında iki kubbe ve iki kasr-ı Süleymânî yapup zeyl-i cebelde Kamer şehrin yapmış. Hâlâ âsâr-ı binâları cümle dîvler binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in tulû‘ etdüği Cebelü'l-Kamer'in cenûb tarafı eflâke ser çekmiş ulu mahûf dağlardır. Yedinci konakda ol dağların ardı cenûba gidüp Bahr-i Muhît'dir. Deryâ yakın olmak ile Portakal yetmiş yıldan berü gemilerle gelüp bizim diyârlarımıza ve Nîl başında şehr-i Kamer'e istîlâ eyledi. Ve ammizâdemi Portakal elinden halâs eyleyüp işte bu sene ticâret ile vilâyetimiz Laçna şehrinden bir ayda bu Cersinka vilâyetinde sultân-ı Fûnc'u ve cenâb-ı şerîfinizi gördüm" deyü kalkup melik huzûrunda zemîn-bûs etdükde sultânın musâhibleri eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430b ·
metinde göster ·