… derler. Ba‘zısı yağlı tulumlar ile halkı yağlayarak gûnâ-gûn şakalar ederek yağ
tulumların
kızaklar üzre çekerek pür-silâh ubûr ederler.
Esnâf-ı yağcıyân-ı gûnâgûn: [Dükkân] 185, neferât 300, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---)(---) bâlâda yağkapanı emîninin alayında gümrük alınan yağ bâzergânları tahrîr olunmuşdu. Ammâ bunlar yağ tâcirleridir kim sâhib-i dükkânlardır. Bunlar dükkânların elvân elvân ezhârât [ü] şükûfeler ile zeyn edüp niçe husrevânî küpler içre ve kalaylı taştlar içre Mayak ve Perezen ve Kerş ve Taman ve Kefe ve Kili ve Akkirman yağların katremîz şîşeler içre arabaların zeyn edüp ubûr ederken ba‘zı mudhik âdemleri uryân olup cümle vücûduna yağ sürüp ellerinde üfürülmüş rûzgâr ile memlû tulumlar ile seyrâncıların üzerine vardıkca temâşâcılar gerüye kaçup şâhrâhı küşâde ederler. Ba‘zısı yağlı tulumlar ile halkı yağlayarak gûnâ-gûn şakalar ederek yağ tulumların kızaklar üzre çekerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo
tulumların
ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar …
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
… dânı zincir tavklı kâfirin önü sıra cümle tabıl ve nefîr ve erganon ve nâkûs ve
tulumların
çalarak ubûr edüp dahi ardları sıra bir hayli Özü kulları ardları sıra Özü ağal …
Andan Akkirmân kal‘ası kulu, andan pür-silâh Paşalı kimi yaralı ve kimi bereli ve kimi mecrûh hele anlar da ubûr edüp andan sekbân bayrakları, andan bin iki yüz at arabaları üzre mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetleri ve cümle altı bin yetmiş aded tüfenglerin cümlesi arabalar üzre zeyn olup ve arabalar üzre gûnâ-gûn üç yüz altmış aded haçlı {ser-nigûn} bayraklar ve her arabada ellişer aded kâfir kellelerinden {cümle 6.000 kelle} ve nice bini tuzlu yüzülmüş kelle ile arabalar geçüp andan yigirmi altı pâre şâhâne topları arabalarıyla ubûr edüp andan on bir bin altmış aded piyâde zincirlerin sekbân ve sarıca cellâdları pür-silâh olup esîrleri keşân ber-keşân çeküp geçmede, andan yetmiş nefer hatmanları, andan Krakov kralı oğlu Holandiye nâm mel‘ûn at üzre elleri bağlı ve ciğeri dağlı ve gerdânı zincir tavklı kâfirin önü sıra cümle tabıl ve nefîr ve erganon ve nâkûs ve tulumların çalarak ubûr edüp dahi ardları sıra bir hayli Özü kulları ardları sıra Özü ağaları ve başbölükbaşı hakîr ile atbaşı berâber bir alay-ı azîm ile kâfirin haçlı bayrakların ser-nigûn ederek kal‘a-i Akkirmân altında Paşa otağında otururken huzûrundan bu tertîb üzre cümle esîr ve mâl-ı ganâ’imler geçince Paşa safâsından hakîre ve Hüseyin Bölükbaşı'ya birer hil‘at-i fâhire ve birer çelenk dahi kendü eliyle başımıza sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63a ·
metinde göster ·
… âb-ı hayât kuyular vardır. Cümle huccâc-ı müslimîn suyun döküp bu mâ-i zülâlden
tulumların
pür edüp yola revâne olunup ol gece Hayber Yahûdîleri huccâc-ı müslimîn (---) ( …
Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde bir sâ‘at ba‘îd cibâl-i mu‘azzamlar dâmeninde âb-ı hayât kuyular vardır. Cümle huccâc-ı müslimîn suyun döküp bu mâ-i zülâlden tulumların pür edüp yola revâne olunup ol gece Hayber Yahûdîleri huccâc-ı müslimîn (---)(---)(---) mel‘ûnlardan üç kelle alınup bir Kürd âdemi şehîd oldu. Ammâ vilâyet-i Hayberistân ve bâğ u bostân ve gül [ü] gülistân (---)(---)(---) dar olmak ile şerîf hazretleri üzerlerine varamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275a ·
metinde göster ·
… latîfdir kim kilk-i kalem parmaklarında ilikleri seyr olunur. Bu mahalde huccâc
tulumların
pür eyleyüp vakt-i Y 378a asırda kûs-i rıhletler çalınup yine cânib-i garba k …
Ve bu şu‘aybü'n-Ni‘am'ın âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi ol kadar latîfdir kim kilk-i kalem parmaklarında ilikleri seyr olunur. Bu mahalde huccâc tulumların pür eyleyüp vakt-i Y 378a asırda kûs-i rıhletler çalınup yine cânib-i garba kâh sahrâ kâh kumsal misvâk ağaçları içre latîf şâhrâhlar ile 14 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377b–Y378a ·
metinde göster ·
… tdan meş‘aller yakup yağlı ve palâs palâs esbâblar geyüp ba‘zısı uryân olup yağ
tulumların
şişirüp omuzlarında götürüp sûk-ı sultânîde izdihâm edenlerin üstlerine yağ tul …
Esnâf-ı şırlugancı: Kârhâne iki yüz, neferât yedi yüz. Bunlar zeyt-i asfûr ve zeyt-i bâdem ve zeyt-i simsim çıkarırlar. Bunlar dahi ankâlar, ammâ yağlı ve kirli âdemlerdir. Mısır'ın cemî‘i fukarâları zeyt-i hâr ve zeyt-i simsim ve tahîne yerler. Ve her gece niçe bin batman zeyt-i hâr yanar. Bâ-husûs mevlûd geceleri ve Ramazân geceleri ve bu muhtesib gecesi niçe yüz bin batman yağ yanar. Ve cemî‘i vilâyete Mısır'dan bezir yağı gider. Anıniçün bu esnâf mün‘im âdemlerdir. Ammâ bunların alayına bir esnâf tâbi‘ Y 168b olmayup bunlar kendü tevâbi‘leri ile gûnâ-gûn dühniyyâtdan meş‘aller yakup yağlı ve palâs palâs esbâblar geyüp ba‘zısı uryân olup yağ tulumların şişirüp omuzlarında götürüp sûk-ı sultânîde izdihâm edenlerin üstlerine yağ tulumların sürerek cemî‘i halk bu esnâfa gülerek yolları tulumlar ile açarak deff [ü] dâ’ire ve deblek çalarak bunlar dahi dilberânları ile mehterhânelerin çalarak ubûr ederler. Cemî‘i Mısır halkı bu esnâfın havfinden beş on gün mukaddem dükkânlar dutup seyr [ü] temâşâ edüp esbâbları rüsvây olmadan halâs olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168a–Y168b ·
metinde göster ·
sürerek cemî‘i halk bu esnâfa gülerek yolları tulumlar ile açarak deff [ü] dâ’i …
Esnâf-ı şırlugancı: Kârhâne iki yüz, neferât yedi yüz. Bunlar zeyt-i asfûr ve zeyt-i bâdem ve zeyt-i simsim çıkarırlar. Bunlar dahi ankâlar, ammâ yağlı ve kirli âdemlerdir. Mısır'ın cemî‘i fukarâları zeyt-i hâr ve zeyt-i simsim ve tahîne yerler. Ve her gece niçe bin batman zeyt-i hâr yanar. Bâ-husûs mevlûd geceleri ve Ramazân geceleri ve bu muhtesib gecesi niçe yüz bin batman yağ yanar. Ve cemî‘i vilâyete Mısır'dan bezir yağı gider. Anıniçün bu esnâf mün‘im âdemlerdir. Ammâ bunların alayına bir esnâf tâbi‘ Y 168b olmayup bunlar kendü tevâbi‘leri ile gûnâ-gûn dühniyyâtdan meş‘aller yakup yağlı ve palâs palâs esbâblar geyüp ba‘zısı uryân olup yağ tulumların şişirüp omuzlarında götürüp sûk-ı sultânîde izdihâm edenlerin üstlerine yağ tulumların sürerek cemî‘i halk bu esnâfa gülerek yolları tulumlar ile açarak deff [ü] dâ’ire ve deblek çalarak bunlar dahi dilberânları ile mehterhânelerin çalarak ubûr ederler. Cemî‘i Mısır halkı bu esnâfın havfinden beş on gün mukaddem dükkânlar dutup seyr [ü] temâşâ edüp esbâbları rüsvây olmadan halâs olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168a–Y168b ·
metinde göster ·