… du arasında bal yapup mevsiminde sandûkının kapakların açup kıllı kıllı balları
tulumlara doldurup
satarlar. Halk Abaza balıdır deyü pâre pâre olup alırlar. Ammâ kubhunu bilmezle …
Evsâf-ı Üsüviş : Leb-i deryâda bir yalçın kaya üzre bir köhne harâb kal‘ası var. Bir gice eyyâm-ı muhâlif olup cümle tüfenk-endâz yoldaşlarımızla gâfil olmayup anda mihmân olup beş koyun ile Süviş beği yanımıza gelüp ikrâm etdi. Bu kavm ağaçdan yay yaparlar ve aldıç ağacından ok yaparlar ve tüfenk kullanır cümle üç bin piyâde kavmdir. Beğlerinin ismi (---) ve iskelesi irmen-Süviş'dir. Dağlarında 258a ayu ve hınzır ve tilki ve çakal ve semmûr-misâl sansar ve zerdeva ve sarı sığın ve koz tavuğu olur ulu dağlardır. Garâbet bu kim bu Abaza tâ’ifesinin ekseri beğlerinin leşini bir sandûk-misâl ağaç içine koyup bir azîm dıraht-ı müntehânın çatal dalına mıhlayup korlar. Başı ucundan sandûka bir delik delüp zu‘m-ı fâsîdlerince ol delikden cennete nazar ide. Niçe yüz bin bal arısı dahi ol delikden girüp Abaza leşinin koltukları ve budu arasında bal yapup mevsiminde sandûkının kapakların açup kıllı kıllı balları tulumlara doldurup satarlar. Halk Abaza balıdır deyü pâre pâre olup alırlar. Ammâ kubhunu bilmezler. Abaza balından gâyet ihtirâz lâzımdır. Bu Abaza diyârında niçe bin acâ’ibât ve garâ’ibâtlar vardır ammâ tahrîri mümkün değildir. Bunda dahi birkaç mahbûb Abaza civânları alınup yine cânib-i garba iki gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b–258a ·
metinde göster ·
Sığala yağı ta‘bîr etdikleri oldur kim kavak misâli bir küçücük ağaçlardır, dağı taşı tutmuşdur. Ol diyârın sağîr u kebîr re‘âyâsı ellerinde birer eğri keskin kızağı-misâl demirler ile cümle ağaçların kabuklarını yol yol kazıyup çuvallara doldururlar. Ammâ ağaçların kabuğun bütün kazımazlar ki kurur. Zîrâ ze‘âmetleridir, mahsûl alırlar. Ba‘dehu ol kabukları cenderelerde sıkup kabukların tulumlara doldurup yedi iklîme gidüp mübârek gecelerde buhûr yakarlar. Amber-i hâmdan latîf râyiha-i tayyibesi vardır. Yağı Atina balı misâli humret üzre bir yağdır. Tulumlar ve fıçılar içine doldurup Marmaris iskelesinden Mısır'a, andan Süveyis deryâsı ile Hindustân'a gidüp anda terbiyet edüp zebât misâli burunlarına ve yüzlerine ve kulaklarına sürüp cüzâm zahmetinden halâs olur. Ve hukemâlar andan asel-bend yapup yine Rûm'a gönderirler. El-hâsıl Hindustân'da altun ile berâber tartup satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128b ·
metinde göster ·