… işâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh
tuman
zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup …
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
peçe olup ayağına na‘lin geyüp elinde asâsı ile reftâr eder. Kimisi bir ayağına …
Niçesi tuman peçe olup ayağına na‘lin geyüp elinde asâsı ile reftâr eder. Kimisi bir ayağına çizme ve bir ayağına kubâdî pâbuç geymiş. Kimi semmûr kürkün hizmetkârına vermiş oğlanıyla müşâvere ederek "Acabâ oğlan! Şu cengi kankı bâğdan ve kankı dağdan seyr-i temâşâ etsek ve ne yüzden yük aklığı etsek?" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… nca yine fermân-ı vezîr üzre toplar atılup cümle guzât karılup katılup bir kara
tuman
içinde cümle guzât "Allâh Allâh" deyüp dal tîğ-i uryân birbirleri ardlarından k …
Çûn vakt-i seher olunca yine fermân-ı vezîr üzre toplar atılup cümle guzât karılup katılup bir kara tuman içinde cümle guzât "Allâh Allâh" deyüp dal tîğ-i uryân birbirleri ardlarından kesilmeyüp ân-ı vâhidde ibtidâ yeniçeri bayrağı kal‘anın dîvârı üzre dikilüp ardınca vezîria‘zam askeri sökülüp alay alay cümle guzât mûr mâra üşer gibi üşüp kal‘anın cümleden dendân-ı bedenleri ve tabyaların zabt edüp kâfirin meterisleri içine girüp zabt ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… rbâzları ve at ve deve sıçrayan çâpük-bâz pehlivânları ve niçe çift yağlı meşin
tuman
geymiş zeber-dest uryân pehlivânlar sığır boyunduruğu kadar demir yaylar çekere …
Andan yine bu asker ortasında gûnâ-gûn pehlivânların gürzbâzları ve kemânkeşleri ve matrakbâzları ve şemşîrbâzları ve at ve deve sıçrayan çâpük-bâz pehlivânları ve niçe çift yağlı meşin tuman geymiş zeber-dest uryân pehlivânlar sığır boyunduruğu kadar demir yaylar çekerek ve câ-be-câ mahallerde birbirleriyle güleş ederek küştegîrân pehlivânlar niçe gûne lu‘bedebâzlıklar edüp gûnâ-gûn ma‘rifetler icrâ ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… atlarımızı sahrâya salup Tatarlar mu‘tâdları üzre mâvî ve kırmızı gömlekleri ve
tumanların
çıkarup hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat g …
Ol gece dâr-ı emân-misâl atlarımızı sahrâya salup Tatarlar mu‘tâdları üzre mâvî ve kırmızı gömlekleri ve tumanların çıkarup hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi yerden azîm tabyalar çatdı ve her bir tabyalara onar pâre balyemez toplar koyup asker-i İslâm üzre atdı. Ve ba‘dehu hâmûş-bâş olup yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
Ve bu secdegâh-ı Resûl-i aliyyede dahi on iki kandîl var. Cümleden Mısır selâtînlerinden Sultân Kaytbay'ın Y 227a ve Sultân Tumanbay'ın kanâdîlleri gâyet zî-kıymetdir. Ba‘dehu Selîm-i Evvel Mısır'ı feth edüp gazâ mâlından bir mücevher altun kandîl etmiş, cümleden büyük ve musanna‘dır. Bir Mısır hazînesi değer derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b–Y227a ·
metinde göster ·
… geçüp Y 453b Gavrîzâde Mehemmed şâh halîfe olup yine hal‘ edüp yerine Sultân
Tumanbay
halîfe olup Hânke sahrâsında vezîr-i a‘zam Sinân Paşa'yı şehîd etdiler.
(---) 19 varakda, Selîm Hân hakkında kelâm-ı Alî ve Selîm Hân hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti ilâ-âhirih, aceb bulunmuşdur. Ve feth-i kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim ve mutî‘ [ü] münkâd olan cemî‘i Urbân meşâyihlerinin esmâları ve def‘a-i sânîde Arz-ı Hâsân Bilbeys'de Selîm Hân ceng-i azîm ederken Sultân Gavrî gâ’ib olup cümle Mısır askeri kılıcdan geçüp Y 453b Gavrîzâde Mehemmed şâh halîfe olup yine hal‘ edüp yerine Sultân Tumanbay halîfe olup Hânke sahrâsında vezîr-i a‘zam Sinân Paşa'yı şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y453a–Y453b ·
metinde göster ·
… alâs olanı Urbân-ı uryân kırmış. Ancak Gavrî altmış âdemle Mısır'a yetmiş. Hâlâ
Tumanbay'ı
serdâr edüp asker yazmadadır, deyü mektûbu sabâh yazup Mısır'dan Şâm'a vakt-i a …
Ve Mısır'dan Şâm'a kanadı nâmeli güvercinler gelüp Cânberdi'ye vâsıl olup Cânberdi dahi kâğıdları Selîm Şâh huzûruna güvercinler ile götürüp kanatlarından kâğıdları çıkarup kırâat olundukda eyle tahrîr etmiş kim Sultân Gavrî askeriyle Merc-i Dâbık'da münhezim olup firâr edenlerin cümle heccânları ve atları Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölünde ac susuz helâk olup halâs olanı Urbân-ı uryân kırmış. Ancak Gavrî altmış âdemle Mısır'a yetmiş. Hâlâ Tumanbay'ı serdâr edüp asker yazmadadır, deyü mektûbu sabâh yazup Mısır'dan Şâm'a vakt-i asrda gelüp Selîm Hân ta‘accüb eder. Hakîkatü'l-hâl Mısır benderlerinde hâlâ kebûter ile benderden bendere kâğıd uçururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49a ·
metinde göster ·
… rsat ganîmetdir" deyü âl-i Osmân bunlara koyulup cân kurtulmamak sadedinde iken
Tumanbay
bir böğürden ac kurd koyuna sunar gibi sunup vakt-i zevâlden vakt-i gurûba dek …
"Bire fursat ganîmetdir" deyü âl-i Osmân bunlara koyulup cân kurtulmamak sadedinde iken Tumanbay bir böğürden ac kurd koyuna sunar gibi sunup vakt-i zevâlden vakt-i gurûba dek bir ceng olmuşdur; tulû‘-ı Merîh'den berü tarafeynden böyle ceng olmamışdır. Tarafeynden tabl-ı âsâyişler çalınup âl-i Osmân ve âl-i Gavrî kollu kollarına konup herkes yarasın beresin sarup zireh söküklerin diküp âl-i Osmân'dan on yedi bin âdem ol gece defn ederler. Ammâ bu cengde âl-i Osmâna imdâd eden Hayre Beğ bir şecî‘âne ceng etmişdir kim hâlâ Mısır tevârîhlerinde mastûrdur. Andan bildiler kim Hayre Beğ âl-i Osmân'a kafâdârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
"İş görmemiş bir oğlan böyle kanıkmış Rûm askerine ne cevâb verse gerek? Biz
Tumanbay'ı
halîfe isteriz" deyüp mâbeyninde hakkâ ki Mısır içre bir ay kılıc bâzârı olup g …
"İş görmemiş bir oğlan böyle kanıkmış Rûm askerine ne cevâb verse gerek? Biz Tumanbay'ı halîfe isteriz" deyüp mâbeyninde hakkâ ki Mısır içre bir ay kılıc bâzârı olup ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51b ·
metinde göster ·
cânibi gâlib olup Tumanbay-ı Düveydâr'ı halîfe edüp lakabına el-Melikü'l-eşref …
Âhir Tumanbay cânibi gâlib olup Tumanbay-ı Düveydâr'ı halîfe edüp lakabına el-Melikü'l-eşref dediler. Ol gün cümle nâmdâr kimesnelerle salt gidüp Sultân Selîm ile Hânke kurbunda bir ceng-i azîm edüp yine münhezim olurlar, ammâ asker-i İslâmda dahi dermân komazlar. Ertesi yine Hânke'de sabâhdan vakt-i asra dek ceng-i azîm edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51b ·
metinde göster ·
Düveydâr'ı halîfe edüp lakabına el-Melikü'l-eşref dediler. Ol gün cümle nâmdâr …
Âhir Tumanbay cânibi gâlib olup Tumanbay-ı Düveydâr'ı halîfe edüp lakabına el-Melikü'l-eşref dediler. Ol gün cümle nâmdâr kimesnelerle salt gidüp Sultân Selîm ile Hânke kurbunda bir ceng-i azîm edüp yine münhezim olurlar, ammâ asker-i İslâmda dahi dermân komazlar. Ertesi yine Hânke'de sabâhdan vakt-i asra dek ceng-i azîm edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51b ·
metinde göster ·
… katl edelim" deyü ahd [ü] emân edüp Sebîl-i Allâm'da ceng germ-â-germ iken biri
Tumanbay
biri Kertbay biri (---) Bay, üçü sancağ-ı İslâm dibine varup Tumanbay vezîr-i a …
"Bu Osmânlı ile biz nice ceng edüp kırılırız. Hemân sancak dibinde Selîm'i katl edelim" deyü ahd [ü] emân edüp Sebîl-i Allâm'da ceng germ-â-germ iken biri Tumanbay biri Kertbay biri (---) Bay, üçü sancağ-ı İslâm dibine varup Tumanbay vezîr-i a‘zam Hâdım Sinân Paşa'yı Sultân Selîm sanup bir nîze havâle edüp atdan yıkar. Zîrâ Sinân Paşa Selîm Hân gibi sakalsız çehre idi. Ve Selîm Hân her ne gûne ata binüp esbâb geyse Sinân Paşa dahi eyle geyerdi. Öbür Kertbay dahi bir vezîri pâdişâh sanup ol dahi anı atından yıkar. Hâsıl-ı merâm üçü birer vezîri yıkup Selîm yoluna üç vezîr gidüp vezîr-i a‘zam (---) Paşa olup vakt-i gurûba dek savaş-ı azîm olup âl-i Osmân Âdiliyye'de meks edüp cümle Mısırlı Mısır'a girüp kapanırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51b ·
metinde göster ·
… iken biri Tumanbay biri Kertbay biri (---) Bay, üçü sancağ-ı İslâm dibine varup
Tumanbay
vezîr-i a‘zam Hâdım Sinân Paşa'yı Sultân Selîm sanup bir nîze havâle edüp atdan …
"Bu Osmânlı ile biz nice ceng edüp kırılırız. Hemân sancak dibinde Selîm'i katl edelim" deyü ahd [ü] emân edüp Sebîl-i Allâm'da ceng germ-â-germ iken biri Tumanbay biri Kertbay biri (---) Bay, üçü sancağ-ı İslâm dibine varup Tumanbay vezîr-i a‘zam Hâdım Sinân Paşa'yı Sultân Selîm sanup bir nîze havâle edüp atdan yıkar. Zîrâ Sinân Paşa Selîm Hân gibi sakalsız çehre idi. Ve Selîm Hân her ne gûne ata binüp esbâb geyse Sinân Paşa dahi eyle geyerdi. Öbür Kertbay dahi bir vezîri pâdişâh sanup ol dahi anı atından yıkar. Hâsıl-ı merâm üçü birer vezîri yıkup Selîm yoluna üç vezîr gidüp vezîr-i a‘zam (---) Paşa olup vakt-i gurûba dek savaş-ı azîm olup âl-i Osmân Âdiliyye'de meks edüp cümle Mısırlı Mısır'a girüp kapanırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51b ·
metinde göster ·
… en şeb [u] rûz ceng-i azîm olurdu. Yine cümle Mısır halkı İllâ yansuru's-Sultân
Tumanbay
deyüp aşağı şehirde yetmiş gün hutbe Tumanbay ismine okunurdu.
Ammâ aşağı kal‘ada cümle Çerâkese-i nâkese Hayre Beğ'in Mısır vezîri olduğun işidüp cemî‘i derbleri kapayup zahîreleri suları evleri içinde olup yetmiş gün asker-i İslâm ile kemâkân ceng ederlerdi. Damdan baca ve girdâb ve serdâblar ve cümle minârelerden şeb [u] rûz ceng-i azîm olurdu. Yine cümle Mısır halkı İllâ yansuru's-Sultân Tumanbay deyüp aşağı şehirde yetmiş gün hutbe Tumanbay ismine okunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
… Mısır halkı İllâ yansuru's-Sultân Tumanbay deyüp aşağı şehirde yetmiş gün hutbe
Tumanbay
ismine okunurdu.
Ammâ aşağı kal‘ada cümle Çerâkese-i nâkese Hayre Beğ'in Mısır vezîri olduğun işidüp cemî‘i derbleri kapayup zahîreleri suları evleri içinde olup yetmiş gün asker-i İslâm ile kemâkân ceng ederlerdi. Damdan baca ve girdâb ve serdâblar ve cümle minârelerden şeb [u] rûz ceng-i azîm olurdu. Yine cümle Mısır halkı İllâ yansuru's-Sultân Tumanbay deyüp aşağı şehirde yetmiş gün hutbe Tumanbay ismine okunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
ve Kertbay ve (---) Bay yetmiş seksen kerre aşağı şehre imdâd edüp savaş olurdu …
Bu hâl üzre Tumanbay ve Kertbay ve (---) Bay yetmiş seksen kerre aşağı şehre imdâd edüp savaş olurdu. Ve her hânedânların demir kapuların sedd edüp dam [u] bâmları üzre ve şâhnişînleri ve revzenlerinden tâ’ife-i nisvânlar guzât-ı müslimîn üzre taş ve top ve ıssı su ve kül ve necâset atarlardı. Âhir-i kâr Selîm Hân Mısır havâtînlerine ulûfe ta‘yîn edüp aşağı şehir feth oldu. Hâlâ Mısır'da cevârî ulûfesi Selîm Hân'dan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
Ammâ âhirü'l-emr {Selîm} Şâh Tumanbay'ın izâlesin Hayre Beğ'e ilzâm edüp Hayre Beğ dahi Habîroğlu'na ihsân [u] in‘âm va‘de-i kerîmeler edüp ana ilzâm etdi. Habîroğlu Feyyûm cânibinde bir sarp kal‘a-misâl yerde Tumanbay'ın haberin alup Selîm Hân'a haber eder. Anlar dahi Rûmeli beğlerbeğisi Mustafâ Paşa'yı gönderüp Habîroğlu ile mahall-i me’mûreye varmada. Ol mahalde Tumanbay hâb-âlûd olup Hazret-i Resûl'ü menâmında görür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
… eler edüp ana ilzâm etdi. Habîroğlu Feyyûm cânibinde bir sarp kal‘a-misâl yerde
Tumanbay'ın
haberin alup Selîm Hân'a haber eder. Anlar dahi Rûmeli beğlerbeğisi Mustafâ Paş …
Ammâ âhirü'l-emr {Selîm} Şâh Tumanbay'ın izâlesin Hayre Beğ'e ilzâm edüp Hayre Beğ dahi Habîroğlu'na ihsân [u] in‘âm va‘de-i kerîmeler edüp ana ilzâm etdi. Habîroğlu Feyyûm cânibinde bir sarp kal‘a-misâl yerde Tumanbay'ın haberin alup Selîm Hân'a haber eder. Anlar dahi Rûmeli beğlerbeğisi Mustafâ Paşa'yı gönderüp Habîroğlu ile mahall-i me’mûreye varmada. Ol mahalde Tumanbay hâb-âlûd olup Hazret-i Resûl'ü menâmında görür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
… i Mustafâ Paşa'yı gönderüp Habîroğlu ile mahall-i me’mûreye varmada. Ol mahalde
Tumanbay
hâb-âlûd olup Hazret-i Resûl'ü menâmında görür:
Ammâ âhirü'l-emr {Selîm} Şâh Tumanbay'ın izâlesin Hayre Beğ'e ilzâm edüp Hayre Beğ dahi Habîroğlu'na ihsân [u] in‘âm va‘de-i kerîmeler edüp ana ilzâm etdi. Habîroğlu Feyyûm cânibinde bir sarp kal‘a-misâl yerde Tumanbay'ın haberin alup Selîm Hân'a haber eder. Anlar dahi Rûmeli beğlerbeğisi Mustafâ Paşa'yı gönderüp Habîroğlu ile mahall-i me’mûreye varmada. Ol mahalde Tumanbay hâb-âlûd olup Hazret-i Resûl'ü menâmında görür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
! Irzın içün gayret edüp nâmûsu yerine getirdin. Var Selîm'e, seni bana göndersi …
"Yâ Tumanbay! Irzın içün gayret edüp nâmûsu yerine getirdin. Var Selîm'e, seni bana göndersin ve Gâzî Selîm dahi yakında bana gelsin" der. Ya‘nî Y 53a lafz-ı Gâzî Selîm 1463. Hakkâ ki Selîm Hân Mısır'dan İslâmbol'da varup 1463 günden sonra Arapça emrine fermânber oldu. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b–Y53a ·
metinde göster ·
bana gönder ve cenâzesine hâzır olup benimle ahdin üzre Mısır'ı bana vakf edüp …
"Yâ Selîm! Tumanbay'ı bana gönder ve cenâzesine hâzır olup benimle ahdin üzre Mısır'ı bana vakf edüp hâli üzre bırağup İslâmbol'a vardıkda sen dahi bana gel" der. Selîm eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53a ·
metinde göster ·
salb edüp P 177a yedi sâ‘at maslûb durup yine endirüp cenâzesine Selîm Hân hâ …
"Fukarâya adâlet ederdim, benden ferâgat etmeyüp hâlâ aşağı şehirde kapanup ceng ederler. Sen de adâlet eyle, cengden ferâgat edüp sana tâbi‘ olsunlar" dedikde Hayre Beğ'e Selîm işâret edüp Bâb-ı Züveyle'de Sultân Tumanbay'ı salb edüp P 177a yedi sâ‘at maslûb durup yine endirüp cenâzesine Selîm Hân hâzır olup Bâb-ı Nâsır'dan taşra Âdiliyye'ye varınca Selîm Şâh bile piyâde gidüp bir kerre tâbûtun omzuna aldı. Zîrâ Sultân Tumanbay hâfız-ı Kelâmullâh ve ehl-i ilm ve âdil idi. Hattâ Âdiliyye anın binâsı Q 179a olmağile anda medfûndur, mermer sandûkasının etrâfında (---)(---) yazup (---) târîhi tis‘ami’edir, bir serâmed kubbe-i âlîdir. Ve bir şîrîn câmi‘i ve cânib-i erba‘asında âyende vü revende mihmân olacak müte‘addid hâneleri ve Mısır vüzerâları ârâm etmeğiçün bir kasr-ı âlîsi var, Mısır vüzerâları Mısır'a geldükde ibtidâ anda konup üç gün üç gece şâdumânîden sonra alay-ı azîm ile andan Mısır'a girir. Ve cemî‘i Mısır'ın ma‘zûl mevâlîleri ve vüzerâları ve cemî‘i Âsitâne'ye gidecek hazîne bu Tumanbay kubbesinde meks edüp rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp ne cânibe azîmet ederlerse andan müteveccih olurlar. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Âdiliyye derler bir bâğ-ı İrem mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53b ·
metinde göster ·
… varınca Selîm Şâh bile piyâde gidüp bir kerre tâbûtun omzuna aldı. Zîrâ Sultân
Tumanbay
hâfız-ı Kelâmullâh ve ehl-i ilm ve âdil idi. Hattâ Âdiliyye anın binâsı ⟦Q 179a …
"Fukarâya adâlet ederdim, benden ferâgat etmeyüp hâlâ aşağı şehirde kapanup ceng ederler. Sen de adâlet eyle, cengden ferâgat edüp sana tâbi‘ olsunlar" dedikde Hayre Beğ'e Selîm işâret edüp Bâb-ı Züveyle'de Sultân Tumanbay'ı salb edüp P 177a yedi sâ‘at maslûb durup yine endirüp cenâzesine Selîm Hân hâzır olup Bâb-ı Nâsır'dan taşra Âdiliyye'ye varınca Selîm Şâh bile piyâde gidüp bir kerre tâbûtun omzuna aldı. Zîrâ Sultân Tumanbay hâfız-ı Kelâmullâh ve ehl-i ilm ve âdil idi. Hattâ Âdiliyye anın binâsı Q 179a olmağile anda medfûndur, mermer sandûkasının etrâfında (---)(---) yazup (---) târîhi tis‘ami’edir, bir serâmed kubbe-i âlîdir. Ve bir şîrîn câmi‘i ve cânib-i erba‘asında âyende vü revende mihmân olacak müte‘addid hâneleri ve Mısır vüzerâları ârâm etmeğiçün bir kasr-ı âlîsi var, Mısır vüzerâları Mısır'a geldükde ibtidâ anda konup üç gün üç gece şâdumânîden sonra alay-ı azîm ile andan Mısır'a girir. Ve cemî‘i Mısır'ın ma‘zûl mevâlîleri ve vüzerâları ve cemî‘i Âsitâne'ye gidecek hazîne bu Tumanbay kubbesinde meks edüp rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp ne cânibe azîmet ederlerse andan müteveccih olurlar. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Âdiliyye derler bir bâğ-ı İrem mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53b ·
metinde göster ·
… Mısır'ın ma‘zûl mevâlîleri ve vüzerâları ve cemî‘i Âsitâne'ye gidecek hazîne bu
Tumanbay
kubbesinde meks edüp rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp ne cânibe azîmet e …
"Fukarâya adâlet ederdim, benden ferâgat etmeyüp hâlâ aşağı şehirde kapanup ceng ederler. Sen de adâlet eyle, cengden ferâgat edüp sana tâbi‘ olsunlar" dedikde Hayre Beğ'e Selîm işâret edüp Bâb-ı Züveyle'de Sultân Tumanbay'ı salb edüp P 177a yedi sâ‘at maslûb durup yine endirüp cenâzesine Selîm Hân hâzır olup Bâb-ı Nâsır'dan taşra Âdiliyye'ye varınca Selîm Şâh bile piyâde gidüp bir kerre tâbûtun omzuna aldı. Zîrâ Sultân Tumanbay hâfız-ı Kelâmullâh ve ehl-i ilm ve âdil idi. Hattâ Âdiliyye anın binâsı Q 179a olmağile anda medfûndur, mermer sandûkasının etrâfında (---)(---) yazup (---) târîhi tis‘ami’edir, bir serâmed kubbe-i âlîdir. Ve bir şîrîn câmi‘i ve cânib-i erba‘asında âyende vü revende mihmân olacak müte‘addid hâneleri ve Mısır vüzerâları ârâm etmeğiçün bir kasr-ı âlîsi var, Mısır vüzerâları Mısır'a geldükde ibtidâ anda konup üç gün üç gece şâdumânîden sonra alay-ı azîm ile andan Mısır'a girir. Ve cemî‘i Mısır'ın ma‘zûl mevâlîleri ve vüzerâları ve cemî‘i Âsitâne'ye gidecek hazîne bu Tumanbay kubbesinde meks edüp rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp ne cânibe azîmet ederlerse andan müteveccih olurlar. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Âdiliyye derler bir bâğ-ı İrem mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y53b ·
metinde göster ·