Andan imdâda gelen asker-i İslâm'a Semendire beği Mehemmed Beğ ve Bosna beği Husrev Beğ serdâr olup nehr-i Tuna cisrin ubûr edüp kal‘a-i Peşte'den yarar ve nâmdâr pirbe kulağızlar alup ibtidâ kal‘a-i Hatvan ve kal‘a-i Hollok ve kal‘a-i Buyak ve kal‘a-i Semendire ve kal‘a-i Seçan ve kal‘a-i Germat ve kal‘a-i Diregel ve nehr-i Nitre'yi geçüp kal‘a-i Novigrad ve kal‘a-i Leve ve kal‘a-i Nitre andan dönüp kal‘a-i Uyvar'ı ve kal‘a-i Komaran altların cümle asâkir-i İslâm çalkayarak elekden geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle kırkıncı günde Ciğerdelen nâm kal‘adan nehr-i Tuna'yı gemilerle ubûr edüp kal‘a-i Üstürgon'a selâmetle dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bir gün nehr-i Tuna üzre azîm sallar gelüp
Tuna cisrin
kırup ertesi gün küffâr-ı dûzah-karâr kal‘a-i Peşte'yi muhâsarâya başlayup kırk …
Hikmet-i Hudâ bir gün nehr-i Tuna üzre azîm sallar gelüp Tuna cisrin kırup ertesi gün küffâr-ı dûzah-karâr kal‘a-i Peşte'yi muhâsarâya başlayup kırk aded balyemezler ile yedi yerden göz açdırmayup döğerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90a ·
metinde göster ·
… ba‘zılar kırk bin yiğit ile Kâsım Voyvada'yı serdâr edüp Tuna'yı karşu geçirüp
Tuna cisrin
keselim, karşu cânibde anlar eli vilâyeti âteşe urup şikâr esîr almayup hemân k …
"Murâdım Beç kralı olan Ferdinand Kral'a kendü haddin bildirmek idi. Çünki altmış altı pâre kal‘asın kabza-i tasarrufa alup kal‘a-i Beç'i bu kıyâfete koyup cemî‘i burc-ı müşeyyedelerin hâke berâber edüp harâb u yebâb etdik. Hikmet-i Bârî kılıç gibi kış geldi. Hemân şimdi tedârik oldur kim on iki bin yiğit ile ba‘zılar kırk bin yiğit ile Kâsım Voyvada'yı serdâr edüp Tuna'yı karşu geçirüp Tuna cisrin keselim, karşu cânibde anlar eli vilâyeti âteşe urup şikâr esîr almayup hemân küffârları cümle kılıçdan geçirüp karşu geçsinler" dedikde Kâsım Voyvada fermân-ı pâdişâhî ile kırk bin ve on iki bin yiğit karşu tarafa Tuna'yı geçüp küffârı kılıçdan geçirirken beri tarafda küffâr bu ahvâl-i diyergûnı görünce cümle küffâr Süleymân Hân'ın ardın almağı ferâğat edüp Kâsım Voyvada askerini kovmağa gidince hemân Süleymân Hân sene 936 mâh-ı Saferin on altıncı günü kal‘a-i Beç altında bârgâh-ı Süleymânî'yi bırağup, ammâ Ösek'deki büyük topu ve hazîneyi ve Sancağ-ı Resûlullâh'ı selâmete çıkarup mâh-ı mezbûrun yigirmi ikinci günü Cânkurtaran'a gelüp anda cân kurtarırlar, ba‘dehu yine Budin'e gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·