turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karab …
Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… vîsiyle nice mu‘âmele ve nice ceng ederler ve nice kişnerler ve horos ve kaz ve
turna ve
gurâb ve ördek ve karatavuk ve sarıasma ve serçe ve bülbül ve gayrı gûne tâ’irl …
Mukallid Kara Mehemmed: Karadeniz Boğazı'nda Büyükdere'de sâkin başka bir gûne hâl sâhibi pehlivândır. Benî âdem taklîd etmeğe me’mûr değildir, illâ Cenâb-ı izzet edîm-i arzda ne kadar mahlûk [u] haşerât halk etdiyse kediyle köpeğin, kediyle sıçanın, gelincik ile sıçanın birbirleriyle evzâ‘ [u] etvârların ve kec-nigâhların ve sît [ü] sadâların kaçan taklîd etse Sübhâne'l-Hallâk ve bir mahalle köpeği bir mahalle köpeğiyle ceng etse ve horos horos ile at at ile deve erba‘înde kükreyüp deve ile el-hâsıl her mahlûk hasm-ı kavîsiyle nice mu‘âmele ve nice ceng ederler ve nice kişnerler ve horos ve kaz ve turna ve gurâb ve ördek ve karatavuk ve sarıasma ve serçe ve bülbül ve gayrı gûne tâ’irlerin savt-ı hazînleriyle sadâ verdikde kerrâtile yanına bülbül ve karatavuk gelüp hasmâne ötüşmüşlerdir. Bir garîb ü acîb musallî âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·
… ve sığın ve tablalı ve karacalar ve yağmurca ve ayu ve hınzîr ve toy ve kaz ve
turna ve
ördek ve balıkçıl ve anıt ve yeşilbaş ve devlengeç, hattâ kaplıbağayı ve Kızılı …
Bu dahi ibret-nümâ bir temâşâdır ve şeyhi Mustafâ Dede sayd [u] şikâra mâ’il bir cândır. Doğan yerine karakuşlar besleyüp atının sağrısında teğelti üzre karakuşlar oturup şikâr gördükde karakuşları salup eğer hargûş ve eğer tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve andık ve sığın ve tablalı ve karacalar ve yağmurca ve ayu ve hınzîr ve toy ve kaz ve turna ve ördek ve balıkçıl ve anıt ve yeşilbaş ve devlengeç, hattâ kaplıbağayı ve Kızılırmak'dan sazan balıkların alup şeyhin önüne getirir karakuşları vardır. Bu dahi azîzin bir kerâmat [ü] tasarrufudur. Andan kalkup yine Kızılırmak kenarıyla 2 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362b ·
metinde göster ·
… e memdûhât-ı buhayresi: Yedi gûne mâhîleri olur kim her biri beşer onar vakıyye
turna ve
sazan ve yılan ve alabalığının envâ‘ları olur kim aslâ balık râyihası yokdur ve …
Ve memdûhât-ı buhayresi: Yedi gûne mâhîleri olur kim her biri beşer onar vakıyye turna ve sazan ve yılan ve alabalığının envâ‘ları olur kim aslâ balık râyihası yokdur ve ne kadar tenâvül olursa aslâ sıklet vermeyüp harâret ve yübûset vermez ve gayet mukavvîdir ve lahmı gâyet tary ü terdir. Zîrâ bu gölde hâsıl olan eğirotu kökün tenâvül eder mâhîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… müte‘azzım âdemlerdir. Hân nökerinin vasatu'l-hâlli olanı serbendli ve başları
turna ve
şahin telli ve şal u şapikli ve beli çap tîrkeşli ve eli kûpâlli ve mavi ve sar …
On bin âdemi hân-ı âlîşân nökeridir kim bellerinde Şeyhânî ve Ma‘arravî kılıçları ve çepkenlerinde Halebî kalkanları ve ellerinde köpal çevgânları başları telli ve alaca serbendli ve gözü sürmeli ve çoğu semmûr u zerdevâ ve vaşak u zincâb ve kebûtî kürklü müte‘azzım âdemlerdir. Hân nökerinin vasatu'l-hâlli olanı serbendli ve başları turna ve şahin telli ve şal u şapikli ve beli çap tîrkeşli ve eli kûpâlli ve mavi ve sarı ve siyâh ve kırmızı ve zırnîhî ve hınnâ ile boyanmış sekiz elvân reng-i ebrî sakallı âdemlerdir ve kıllı Kürd tâ’ifesi 234a olmak ile kesîrü'l-lıhye ve vecîhü'l-manzar âdemlerdir kim karşudan bir âdeme nazar etsen sekiz gûne sakalı vardır. Bir cânibi kumral ve bir tarafı zerdeçavî ve bir yanı mavî ve ortası kırmızı gûnâ-gûn ablak ve palâk sakalları vardır kim Rûm âdemi anları gördükde hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b–234a ·
metinde göster ·
… le zeyn olmuşdur. Ammâ ekseri kulakları yanların bıçağ ile delüp kanları akarak
turna ve
şahin ve horos telleri sokmuşlardır.
Ve her biri kırkar ve ellişer dirhem tüfeng atar. Ol kadar tüfeng-endâzlardır kim pireyi ururlar ve arkalarında birer Kürd kalkanları ve ellerinde kûpâl nâm çevgânları vardır ve başlarında alaca serbendler üzre çığa teller ile zeyn olmuşdur. Ammâ ekseri kulakları yanların bıçağ ile delüp kanları akarak turna ve şahin ve horos telleri sokmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… n niçe hâmûn-ı telâli ve vâdî-i cibâli seyr ederek hânın zağanos ve bâzları ile
turna ve
kazları sayd ederek ve tola ve tarraş ve zağarlar ile atmaca ve karagözler ile …
Andan paşa cümle mîr-i mîrânlar ile cemî‘i kibâr u a‘yânlar ile hânların teferrücgâhlarına ve saydgâhlarına ve çiftlikler ve şikârgâhlarına ve şehir etrâfında olan niçe hâmûn-ı telâli ve vâdî-i cibâli seyr ederek hânın zağanos ve bâzları ile turna ve kazları sayd ederek ve tola ve tarraş ve zağarlar ile atmaca ve karagözler ile keklik ve bıldırcınlar şikâr ederek ve Urfa Göçüğü ve Muş ovası cücüğü seri‘u's-seyr cerî yetken yeken tazı-yi kelb-i mu‘allemler ile hargûş-ı sahrâyî ve gûsfend-i yabanî ve sığın u karaca ve tablalı gazâlları sayd [u] şikâr edüp köşe köşe ziyâfetler olup hedâyâ-yı firâvânlar gelüp yine otağa gelinüp cümle mîr-i mîrânlara ve Van a‘yânlarına Paşa-yı bâ-vakâr kapucubaşılarıyla birer av şikârı gönderüp anlar da her varan ağalara birer küheylân at ve niçe elvân bârçe-i Gücürât verüp paşaya dahi birer hedâyâ gelmesi mukarrer idi. Ve her gün ale's-sabâh hanım tarafından yüz sahan futûr ta‘âmı ve hân tarafından iki yüz sahan öyle ta‘âmı gelmesi mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280b ·
metinde göster ·
… ürehne başı açık olup alnında ve iki kulakları yanın delüp kanları revân olarak
turna ve
şahin ve zağanos ve balaban kuşu tellerin sokup kellelerinde teslîm dağları ve …
Ve niçe deliler ve gönüllüler ser-bürehne başı açık olup alnında ve iki kulakları yanın delüp kanları revân olarak turna ve şahin ve zağanos ve balaban kuşu tellerin sokup kellelerinde teslîm dağları ve makteli'l-Hüseyin dâğları yaka yaka dâğ üzre dâğdan niçesinin kelleleri dâğlar ile gül gül olmuşdu ve cümle ellerindeki Kosdaniçse sırıklarında kurd postları sarılı cidâları üzre nakş-ı bukalemûn harîr-i gûnâ-gûn filandıra-i dırâzlarla sahrâ-yı İznikmit lâle-izâr oldu. 81b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a–81b ·
metinde göster ·
… ttâ bu hakîr nehr-i Edil kenârlarında tâ nehr-i Cayık'a varınca seyâhat ederken
turna ve
kaz ve ördeğin yavruları atlarımızın altında pâymâl-i rimâl olup gezerlerdi. Ve …
Hattâ bu sahrâda cemî‘i karalar vilâyetinin İsne ve İsvân ve vilâyet-i Sûdân ve vilâyet-i Funcistân vilâyet-i Irâk-ı Bağdâd'a sevâhillenen turnalar bahâr eyyâmında bu Heyhât sahrâsı sazlığ ve kamışlıklarına gelüp bunda yumurtlayup yavru çıkarır. Arabistân'da yavru çıkarmazlar ve aslâ anda yumurtlamazlar, zîrâ şiddet-i hârdan beyzaları pişüp yavru çıkarmazlar. Hemân evvelbahârda sevâhil diyârlardan sökün edüp bu Heyhât-ı Sağîr'e ve nehr-i Edil'den öte Heyhât-ı Kebîr'e gelüp yavrularlar. Hattâ bu hakîr nehr-i Edil kenârlarında tâ nehr-i Cayık'a varınca seyâhat ederken turna ve kaz ve ördeğin yavruları atlarımızın altında pâymâl-i rimâl olup gezerlerdi. Ve niçe semiz yavruların alup pişirüp safâsın ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… rdısından yer ditreyüp cümle ildiği hayvan şaşup kalır. Ve bu tuyûrları kaza ve
turna ve
kekliğe salmazlar, zîrâ ol murğ-ı hümâ pervâzlar bu sunkur ve toykunun hamlesin …
Ammâ her yiğit bu doğanları kolunda götüremez, zîrâ her biri onar on ikişer ve sekizer vukıyye gelir kuşlardır. Ba‘zı âdemler at sağrısında ve ba‘zılar kollarında götürüp kolu altında bir çatal ağaca keçe sarup koluna dayak edüp ağacın ucu üzengide durur. Ba‘zı yiğitler bu kuşları başlarında taşırlar, ammâ ol mertebe ikdi öğredirler kim konakdan konağa başı üzre hevâda uçarak gelüp hu hu deyü sadâ versen gelüp koluna konar, ammâ bir şikâra salsan gıjgırdısından yer ditreyüp cümle ildiği hayvan şaşup kalır. Ve bu tuyûrları kaza ve turna ve kekliğe salmazlar, zîrâ ol murğ-ı hümâ pervâzlar bu sunkur ve toykunun hamlesine tâkat getiremezler, ammâ ekseriyyâ yaban atları ve yaban develeri ve sığınlara ve dombaylara salaylar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·