Bu tâ’ife dahi pür-silâh olup sefere me’mûr cemî‘i vüzerâ ve a‘yânın meş‘alcileri cem‘ olup ellerinde def u kudüm [ve] makrafalara turralar urup ale'l-umûm "Allâh yansuru's-sultân" deyüp feryâd etdiklerinde zemîn u âsumân dir dir ditrer. Ve meş‘aleleri içre gûnâ-gûn şükûfelerden sünbül ve erguvân ve lâle ve reyhân doldurup meş‘al sapların atlaslarla sarup mahmil-i şerîfin ardı sıra sadâ-yı Allâh Allâh ile bu kadar bin âdem ubûr etdikde el-azametullâh kimin cânı var kim vâlih [ü] hayrân olmayup ağlamaya, bu tarîk ile meş‘aleciyân kümesi dahi ubûr ederler. Andan ekmekcibaşı önü sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… ile at başı berâber ubûr edüp kâmil sekiz kat mehterhâne ve tabl [u] köslerine
turralar
urulup hengâme-i azîm ile ubûr ederler.
Bu arada kuyumcubaşı yamağı olan (---) aded esnâflar tamâm olup, andan kuyumcubaşı alayının güzîdesi gürûh gürûh pür-silâh olup kuyumcubaşının nakîbi ve sâhib-i tarîki ve şeyhleri ve kethudâları ve yiğitbaşıları ve çavuşları ve tarîkatçıları ve 189a miyân-beste ve kemer-beste edecek pîr [ü] pîşvâ ihtiyârları fırka fırka muhteşemâne ubûr ederek ardı sıra ehl-i kıble ağa ve sikkezân ağa ve tamgacıbaşı ağa yan yana ve rikâb rikâbe vakârlar ile onar yigirmişer çifte dilberân köçekleriyle geçüp ardı sıra kuyumcubaşı önü sıra niçe bin pür-silâh dilberânlar ile kendüsi murassa‘ eğerli ve cevâhir zer ü zîverli rahtlı esb-i sabâ-reftâra süvâr olup yemîn ü yesârında pîş-kademleri ile at başı berâber ubûr edüp kâmil sekiz kat mehterhâne ve tabl [u] köslerine turralar urulup hengâme-i azîm ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b–189a ·
metinde göster ·
… e devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına
turralar
urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve …
Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a–202b ·
metinde göster ·
… l olup tâ vakt-i sehere dek kâh gülbâng-ı Muhammedî, kâh tabl-ı Âl-i Osmânîlere
turralar
urulup sabâha dek çerâğânlar oldu.
nass-ı kâtı‘ı üzre cümle gark olup niçesi nehr-i Çoruğ içre şinâverlik edüp karşu tarafa selâmetle çıkdım zann edüp beri tarafdan dalyan tüfenkler ile cüyûş-ı muvahhidîn halâs olanlara kurşumlar urup anlardan dahi bir cân halâs olmayup cân ber-cehennem oldular. Kenar-ı Çoruğ'da kalan keştîlerinden yedi adedini ihrâk-bi'n-nâr edüp bakıyyetü's-seyfden mâ‘adâ ikiyüz aded küffâr kal‘aya dâhil olamayup cümle giriftâr-ı bend-i hicrân oldular. Küffâr kal‘adan bu hâl-i diyer-gûn-ı pür-melâli görüp dibelik cânların halâsdan kat‘ edüp cân [u] gönülden cenge âheng etdiler. Bu üç kerre hücûm-ı cengde yetmiş aded guzât-ı müslimîn şehd-i şehâdet câmından nûş edüp mest [ü] medhûş-ı âhiret oldular. Âhir Seydî Ahmed Paşa bu hâli görüp Batum sancağı nevâhîlerine gerüden gelüp yetişen kapucubaşıların nâhiye nâhiye fermânlar ile asker sürmeğe gönderüp azamet-i Hudâ etrâf [u] eknâfda karîb olan nevâhilerden eli harbalı ve tüfenkli ve Kazin fuğulu ve matra kaykulu Laz tâ’ifesi ve Giresin ve Kalipravoli'den ve Şena ve Çiho'dan niçe bin Laz tâ’ifesi dangiyu boruları ve ziğola nâm düdüklerin çalarak beyâz bayraklar ile alay alay gelüp Seydî Ahmed Paşa'ya buluşup nehr-i Çoruğ kenarında meks etdiler. Ol sâ‘at anlara ârâm vermeyüp "Koma kardaşlar, gayret sizindir. Dîn uğuruna çalışın. Allah'ım hem seni kerîmdir, hem beni kerîmcidir" deyü Çerkes lisânı üzre Koca Gâzî Seydî Paşa cümle guzâtı cenge terğîb edüp va‘de-i kerîmeler edince azamet-i Hudâ cânib [u] etrâfdan dağî ve taşî ve bâğî ve râğî, yakın ve ırağî asker-i deryâ-misâl mevc ve mevc olup herkesin ellerinde birer demet çalı ve birer tobra tezek ve birer demet lazot darısı ve gügüm çalısı ve pasda darısı sapı demetleri ile gelüp kal‘anın cânib-i erba‘asına demetleri yığarken kimi şehîd ve kimi mecrûh olup bu hücûmda dahi yetmiş aded adem şehîd olup mertebe-i şehâdete yetmişlerdi. Derhâl bu aralıkda Seydî Ahmed Paşa gemi direkleri ve kürekleri nerdübânların kal‘a dîvârlarına bî-bâk u bî-pervâ dayayup cümle guzât-ı müslimîn bir yire cem‘ olup bir ağızdan cümle gülbâng-ı Muhammedî çeküp sadâ-yı Allah Allah evc-i âsmâne peyveste olup Batum dağları ve bâğları ra‘d-vâr gürleyüp sıyt u sadâ-yı velvele-i benî Âdem evc-i âsumâna urûc etdikde cümle guzât dahi darı ve çalı demetlerinden ve nerdübânlarından İspir keçisi gibi ve ankebût-vâr tırmaşup kapudan tarafa yığınlara dahi âteşler urup alev-ber-alev küffâr-ı dûzah-karâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yine cân havliyle guzât-ı müslimîne kurşum ururken hemân Gâzî Seydî Paşa dal-kılıç kal‘anın cânib-i şarkî kûşesindeki kulle üzre iç ağalarıyla çıkup elinde dal-kılıç "Bre koman şehbâzlarım" deyü feryâd edince guzât-ı müslimîn Seydî Paşa'yı görüp mûr-ı siyâh, mâr-ı ejdehâya üşer gibi kal‘aya üşüp her tarafdan hücûmlar edince derûn-ı kal‘ada olan küffâr gördî kim der-i dîvâr üzre guzât-ı müslimîn kılıç urup gelir, hemân cân-ı habîslerin nâr-ı sa‘îre atar gibi atup ıhrâk-bi'n-nâr olup niçesi kılıç havfinden kal‘adan pertâb edüp dest [ü] pâları şikeste olup bî-per ü bâl olup kaldı. Kimi nehr-i Çoruğ'a düşüp gark-ı âb oldu. El-hâsıl ol gün vakt-i Şâfi‘î'den tâ vakt-i asra dek Hudâ âlimdir cümle Seydî Ahmed Paşalı ve gayrı guzât-ı müslimîn bir nân-pâre tenâvül etmeyüp iş bu sene mâh-ı (---) günü vakt-i asrda kal‘a-i Gönye feth olup hamd-i Hudâ hakîre ibtidâ feth ezânı kırâ’at etmek müyesser oldu. Ve cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya leb-ber-leb olup yedi yüz küffâr esîr ve sekiz yüz kelle kat‘ olunup cümle kelleler kulleler üzre ârâyiş-i nîze olup mukaddemâ feth olunan altmış yedi pâre kefere firkatelerin kal‘a altına getirüp cümle mühimmâtların yerli yerine koyup âmâde durdu ve dellâllar nidâ edüp üç gün üç gice top u tüfenk şâdmânları olup ve her şeb kanâdîl ve meş‘ale çerâğânları olup gicemiz Kadr, rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup hamd-i Hudâ ile feth-i fütûhda bulunduk. Hemân kal‘a feth olup ezân-ı Muhammedî kırâ’at olunurken kal‘anın cânib-i şarkîsinden tarafa nehr-i Çoruğ kenarından berü niçe bin reng-â-reng bayrağ u sancağ ve alay-ı Muhammedî ile niçe bin asker kal‘ada şâdmân içün atdığımız 330a top-ı kûblerin sadâsın istimâ‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn tekbîr-i Muhammedî getirüp tâ kal‘a altına dek at bırakdılar. Gördiler kim kal‘a feth olup Seydî Ahmed Paşa derûn-ı kal‘ada âlât [u] mühimmât görmede. Meğer bu asâkir-i kerrâr Erzurûm Valisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz tarafından Erzurûm eyâleti askeriyle Kars Paşası Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa cümle askere serdâr-ı zafer-şi‘âr olup Erzurûm sahrâsından beş günde Gönye altına yedi bin güzîde asker gelüp kal‘a-i Gönye altında nehr-i Çoruğ sâhilinde salt sebük-bâr hayme ü hargâhsız çıtâçıt meks etdiler. Bir cânibde Pasin sancağına mutasarrıf Ketağaç Paşa kondu. Bir tarafa Pasin sancâğının erbâb-ı timarı ve erbâb-ı zü‘amâları ve kal‘a neferâtlarının nısfıyla cümle iki bin asker meks etdiler. Ve Ahıçka kal‘asının muhâfazasına me’mûr olan Ketenci Ömer Paşazâde Tavîl Mehemmed Paşa mutasarrıf olduğu Urfa eyâleti askeriyle ve Birecik Beği Alî Merdân Beğ livâsı askeriyle ve gayrı gönüllü fedâyî askerler bir tarafa meks etdiler. Ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ iki bin be-nâm-ı nâmdâr, güzîde, yarar, dilâver erler ile nehr-i Çoruğ kenarına kondular. Kiğı sancağına mutasarrıf Deli Hüsâm Beğ, Tabanıyassı Mehemmed Paşa çerâğlarından nâmdâr [ve] server bin mikdârı livâsı askeriyle zîr-i kal‘ada sâhil-i Karadeniz'de feth olan Kazak-ı Ak kayıkları muhâfazasına me‘mûr olup meks etdi. Ve'l-hâsıl Kemâh ve Erzincân ve Tercân [ve] Kelkik ve Koylıhisâr ve Hacı Murâd kal‘ası ve Gümüşhâne ve Bâyburd ve Hınıs ve İspir ve Tekmân ve Kuzucân ve Tortum ve Mecingird ve Mamrevân sancaklarının ve gayrı kılâ‘ ve kasabâtlarının cümle sancakbeğleri ve alaybeğleri ve çeribaşıları ile gelüp kal‘a-i Gönye altında meks etdiler. Dahi akîblerince Şebin Karahisârı sancâğı, Ahıska paşası olan vezîr-i rûşen-zamîr Koca Sefer Paşa'nın ber-vech-i arpalığı idi. Kethüdâsı olan Müsellem Sarı Dervîş Ağa, Şebin Karahisârı'nın erbâb-ı zü‘amâsı ve erbâb-ı timarıyla cümle iki bin mikdârı güzîde asker ile bâlâda tahrîr olunan sancak askerlerine dündâr olup ol dahi nehr-i Çoruğ kenarında meks edüp zîr-i kal‘ada bir azîm dîvân-ı pâdişâhî olup ikinci serdar-ı imdâd-kâr olan Bâkî Paşa-yı nâmdârda Defterdârzâde tarafından bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve bir sorguç-ı şâhâne var imiş, ol dîvân-ı şehriyârîde Bâkî Paşa ayak üzre kâ’im olup "Gazân kutlu olsun, Erzurûm Vezîri serdâr-ı mu‘azzamım. Defterdârzâde Mehemmed Paşa, size selâm edüp bu zerdûz hil‘ati ve bu semmûr lipâçeyi ihsân etdi" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın zahrına giydirüp başına bir mücevher otâğa sokup hayr du‘â ü senâ olundu. Hikmet-i Hudâ vakt-i asrda yine leb-i nehr-i Çoruğ ile bir kırk elli pâre Laz meneksile kayıkları zâhir olup cereyân ederek gelirken gördüler kim derûn-ı kal‘ada ümmet-i Muhammed mâl-â-mâl ve bîrûn-ı kal‘ada hem-çünân hayme ve hargâh-ı asâkir-i Âl-i Osmâniyân deryâ-misâl meks etmişler, hemân cümle kayıklar gerü dönüp firâra yüz dutdular. Hemân Seydî Paşa tarafından ve gayrı kollardan cânı başı yerinde olan zübde-i fetâ şehbâzlar at boynuna düşüp sâhil-i nehr-i Çoruğ ile kayıkları kova kova girü kalanları alıkoyup karşu tarafdan ve beri tarafdan kayıkları kurşuma dutup tâ vakt-i ışâya dek bir ceng-i azîm savaş-ı perhâş olup hamd-i Hudâ kırk yedi pâre kayık giriftâr-ı dâm ve Mikril kâfirlerinin üç yüz mikdârı esîr (---) ve altı yüz mikdârı gark-ı âb-ı nehr-i Çoruğ (---) olup hamd-i Hudâ bir seferde üç gazâ oldu. İbtidâ kayıkları feth oldu. Sâniyen kal‘a feth oldu. Sâlisen yine bu Mikril kâfirlerinin kayıkları feth oldu. Meğer bu mel‘ûnlar kal‘aya istilâ eden Kazak-ı Ak'a imdâda gelen Mikrilistânın âsî Aznavur gavurları imiş. Gemileri mâl-â-mâl ve leb-ber-leb me’kûlât ü meşrûbât imiş. Seydî Paşa bu zahâ’irin cümlesin imdâda gelen guzât-ı müslimîne bezl edüp Ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ol gice yine derûn [u] bîrûn-ı kal‘ada ol kadar top u tüfenk ve fişenk şâdmânlıkları oldu kim şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl olup tâ vakt-i sehere dek kâh gülbâng-ı Muhammedî, kâh tabl-ı Âl-i Osmânîlere turralar urulup sabâha dek çerâğânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329b–330a ·
metinde göster ·
… müstağrak olup âdâb üzre el kavuşup dîvânhâne-i hânda tabl u nefîr ü kudümlere
turralar
urulup dîvân-ı hâkim tamâm oldukda Murtezâ Paşa efendimizin nâmeleri kırâ’at ol …
El-azametullah diyâr-ı İmâdiyye'nin pâk ü pâkîze semmûr kürklü a‘yân u eşrâfı ve ulemâ vü sulehâsı ve cümle hânın on bin mikdârı güzîde askeri şal ü şapik ve çarık ile mülebbes olmuş tüfeng-endâz ceyş-i mehîbi cem‘ olup hânın dîvânında yemîn ü yesârda altun ve gümüş kavuklu serbendleri turna telli ve şahin çığalı kapucubaşıları ve zer ü zîvere müstağrak olup âdâb üzre el kavuşup dîvânhâne-i hânda tabl u nefîr ü kudümlere turralar urulup dîvân-ı hâkim tamâm oldukda Murtezâ Paşa efendimizin nâmeleri kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm-ı hân-ı âlîşân olunca hân eyitdi: "Ey kavm-i İmâdiyye, Murtezâ Paşa karındaşımız bizden bizim duhter-i pâkîze-ahterimizi menkûhalığa şer‘-i Resûl-i mübîn üzre taleb eylemiş, ne buyurursuz?" dedikde cümle a‘yân-ı İmâdiyye "İstihâl istihâl, Allah mübârek eyleye!" denildikde şeyhülislâm-ı İmâdiyye eydür: "Kani Murtezâ Paşa vekîli ve kani ya bu hânın vekîli?" dedikde Murtezâ Paşa kethudâsı meydân-ı muhabbete çıkup hân ile dest be-dest olup Bânû Perî'yi Murtezâ Paşa'ya şeyhülislâm nikâh edüp Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup niçe bin kâse eşribeler nûş olunup Murtezâ Paşa tarafından hâna ve hân kethudâsına ve şeyhülislâma semmûr hil‘atler giydirilüp sâ’ir ümerâ-yı a‘yâna yüz elli kadar zerdûz hil‘atler giydirilüp üç katar-ı katır yükü zî-kıymet tuhef-i tefârik-i kâmyâb makûlesi hedâyâları hâna pîşkeş çeküp Dâvûdî zırhlar ve tuğulka-yı Tâlûtîleri hâna bergüzâr edüp on re’s küheylân-ı sâfinâtu'l-ciyâd misilli atları hâna hedâyâ çeküp hân-ı âlîşân, cihân cihân hazz edüp ol ân Murtezâ Paşa'ya nikâh olduğu müjdecileri gidüp andan İmâdiyye hânının niçe bin sahûn et‘ime-i nefîse ni‘met-i mümesseki meydân-ı muhabbete gelüp bir summât-ı Muhammedî çekilmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Ba‘de't-ta‘âm Murtezâ Paşa kethudâsına hân kendü sarâyına hücreler döşeyüp anda mihmân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376b ·
metinde göster ·
Ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup serâperde önünde kös-i hâkânîlere
turralar
urulup eyâlet-be-eyâlet hüccet-i şer‘iyyeler ile celâlîliği sâbit olmuş kimesne …
Ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup serâperde önünde kös-i hâkânîlere turralar urulup eyâlet-be-eyâlet hüccet-i şer‘iyyeler ile celâlîliği sâbit olmuş kimesneleri her vilâyetden müfettiş paşalar kayd [u] bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gönderdiklerinde kösler önünde ba‘de'd-dîvân niçe yüz âdemleri sürü sürü getirüp ale't-tertîb cellâd-ı felekler bu kadar binâ’illâhı dizüp, hünkâr-ı hücec gazab bir eline tîğın ve bir eline mezâhib-i erba‘a fetvâlarıyla sûre (---) nass-ı kâtı‘-ı burhânîden âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
urulup cengî harbîler çalınırken hemân bir kerre zemîn ü âsumân lerzân olup Çav …
Bu lağım mahallinde cümle guzât-ı muvahhidîni serdâr-ı âkıbet-endîş âgâh edüp cümle guzâta cebehâne-i âmireden niçe bin aded tîğ ve teber ve siper ve tîr ü kemân ve harbe ve bunduk ve cidâlar tevzî‘ olunup terakkîler va‘de olundukda cümle guzât içre bir sürûr ü şâdumân olup birbirlerin savaş-ı perhâşa terğîb edüp rûz-ı rûşenleri rûz-ı ıyd-ı adhâ ve şeb-i zulmânîleri leyle-i Kadr mâh-ı çârdeh olup mâbeynlerinde bir garîb ayş u işret ve zevk u şevk ve sürûr ü şâdumân olup cümle guzât gusüller ile hâcet namâzları kılınup birbirleriyle öpüşüp görüşüp vasiyyetler edince lağım mahalli tamâm olunca ceng tablına turralar urulup cengî harbîler çalınırken hemân bir kerre zemîn ü âsumân lerzân olup Çavuşzâde Mehemmed Paşa kolundan tekrâr bir dahi elli arşın mikdârı kal‘a dîvârı ender havâ mu‘allâkest olup dîvâr üzre ber-karâr olan küffârın karârları dârü'l-bevâr olup gird-i siyâh-ı bârût âfitâb-ı âlem-tâbı şeb-i zulmânî etdikde hemân guzât-ı cüyûş-ı muvahhidîn kol kol kollarında siperlerin yüzlerine alup gülbâng-ı Muhammedîye rehâ buldurup yürüyüş edüp baş almada ve baş verüp savaş-ı perhâş etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… olup "Çatalbaş Paşa tarafından lağımlar atılır" deyü her tarafdan ceng tablına
turralar
urulup lağım atılmasına cümle guzât müterakkıblar iken hamd-i Hudâ işbu sene 10 …
Bu haber-i mûhişden sonra ertesi gün cümle guzât ke'l-evvel cenge âmâde olup "Çatalbaş Paşa tarafından lağımlar atılır" deyü her tarafdan ceng tablına turralar urulup lağım atılmasına cümle guzât müterakkıblar iken hamd-i Hudâ işbu sene 1071 mâh-ı (---) gününde kal‘a kapusu üzre beyâz vere bayrakları dikilüp "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp, sulha rağbet edüp amân dilediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125b ·
metinde göster ·
… -sabâh Cerrâh Kâsım Paşa çarkacı gidüp İsmâ‘îl Paşa'nın dahi kös-i rıhletlerine
turralar
urulup nefîrler çalındıkda hakîr Melek Ahmed Paşa'nın dest-i şerîfin bûs edüp d …
"Sultânım siz bu Seykel diyârına (diyârına) gidemezsiz, zîrâ bu kadar cebehâne ve bu kadar bin arabalar ve develer ve katâr ve matâr ve mehâr ağırlıkları vardır. Hemân salt [u] sebükbâr asker gerekdir, zîrâ Seykel memleketinin cânib-i erba‘ası sarp sengistân ve çengelistân dağlardır. Hemân bu asker-i İslâm içinden yigirmi bin güzîde hayyâl atlı pür-silâh yiğit ve on bin aded tüfeng-endâz piyâde ve bahâdır şehbâz u şehnâz yiğitlere Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa'yı Budin eyâleti askeriyle serdâr edelim ve Cerrâh Kâsım Paşa'yı çarkacı ve Yentür Hasan Paşa'yı dündâr ve Melek Ahmed Paşa Kethudâsı Yûsuf Ağa'yı yigirmi bayrağile karavul ta‘yîn edelim. Ve on oda kapukulu yeniçerileri ve bir oda topçu ve bir oda çeteci ve on pâre şâhî darbuzen toplar ve mükemmel cebehâneleri ile ta‘yîn edelim. Ve Yalı Tatarından on bin koşkol atlı sadaklı ve savatlı batır yiğitler ta‘yîn edelim" deyüp müşâvereyi bir yere koyup du‘â ve senâ olup müşâvere olduğu üzre her ocağa tenbîh ü te’kîd olunup ertesi ale's-sabâh Cerrâh Kâsım Paşa çarkacı gidüp İsmâ‘îl Paşa'nın dahi kös-i rıhletlerine turralar urulup nefîrler çalındıkda hakîr Melek Ahmed Paşa'nın dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-yı hayr ile Yûsuf Kethudâ ile beş gulâmım ve bir sebükbâr seyishânemiz ile Seykel seferine azîmet etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20a ·
metinde göster ·
Ve mâh-ı Muharrem'in yigirmi ikinci çehârşenbe gün Tatar Hân oğlu Ahmed Giray Sultân kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâriyle ve yüz elli bin ma‘dûd esb-i sabâ-sür‘atleriyle alay alay koş koş olup tuğları ve direfş-i alem-i kâviyânîlerin açarak ve tabl [u] kudûm-i Cingiziyân'ın ve nefîr-i kerrenây-ı Efrâsiyâb'ın çalarak ve kös-i hâkâniyânına turralar urarak ve Âl-i Osmân ihsân etdiği mehterhâne-i te’lîf-i Cemşîdî'yi çalarak Hânzâdenin kırk bin Tatarı ve yüz elli bin ağırmak küheylân atlarıyla mevc u mevc ve sâf u sâf alaylarıyla ubûr edüp ardı sıra on iki bin piyâde Kazak-ı Ak Kardaş Kazak gök demire gark olup cümle tüfengleriyle ubûr edüp andan Potkalı ve Berabaş ve Andirya ve İhmilniç ve Şeremet ve Zaporoska ve Durujunka ve Sirge ve Çoçka (---)(---) nâmân yetmiş aded hotmanlar haçlı bayrakların açup her birisi atlar üzre muhteşemâne ubûr edüp ardları sıra dankiyo ve torompete boruların çalarak niçe bin arabalarıyla sürü sürü ubûr eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
… Paşa gazab-âlûd olup hemân bu menzilden nefîr-i rıhletler ve kös-i hareketlere
turralar
urulup Serasker Ali Paşa ile Tatar askerine fermânlar gidüp,
Bu kal‘a kurbunda Serdâr Ali Paşa'dan haber geldi kim küffâr "Leve kal‘asın vermem, ırzım vardır ve iki el bir baş içündür ve cebehânemiz ve asker zahîremiz çokdur. Cümlemiz kral uğuruna 133a kırılırız" dediler, deyü haber geldikde hemân Vezîr-i dilîr Fâzıl Ahmed Paşa gazab-âlûd olup hemân bu menzilden nefîr-i rıhletler ve kös-i hareketlere turralar urulup Serasker Ali Paşa ile Tatar askerine fermânlar gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b–133a ·
metinde göster ·
… tüfengler ve bir yaylım toplar endâht olup yedi yerden ceng-i harbî tabıllarına
turralar
darb olunup kal‘anın esâsı târîhi,
Ammâ zamân-ı Sultân Murâd Hân-ı Sâlis'de sene (---) târîhinde Kapudan Kılıç Alî Paşa havfinden bu Manya kâfirleri bu Zarnata'ya bir kat müfîd [ü] muhtasar kal‘a dîvârın taşradan çevirüp dahi vüs‘at üzre etmişler, ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olduğundan hemân Serdâr-ı mu‘azzam Alî Paşa-yı zevi'l-ukûl asker-i deryâ-misâli bu kal‘aya üşürüp cümle münhedim edüp on iki bin ırgat ve cümle iki bin aded neccâr ve bennâ ve hammâl ile bu kal‘ayı müceddeden binâya mübâşeret etdikde bu abd-i hakîr sa‘d sâ‘ati ve tâli‘-i imâreti gözedüp eymen-i evkâtda cümle ummâlların ellerinde taş ve kireçler ile âmâde olup tamâm sâ‘at-i meymûn müsâdif oldukda "Hayy-ı Hafîz Allâh" deyüp elimdeki taş ve kireçleri kal‘a esâsına koduğumda cümle üstâd-ı ummâl bennâlar dahi ellerinde seng-i hârâ-yı cibiz [ü] hiştleri temellere bırağup hakîr bir kerre gülbâng-ı Muhammedî getirüp sadâ-yı Allâh Allâh evce peyveste olup bir yaylım tüfengler ve bir yaylım toplar endâht olup yedi yerden ceng-i harbî tabıllarına turralar darb olunup kal‘anın esâsı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333b ·
metinde göster ·
… edhûş iken yedi şehzâde yedi koldan ve koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına
turralar
ve nefîr kûs ve nakkârelere darblar urulup yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘a …
Fî'l-hâl yedi şehzâdeye yedişer bin müsellah ve müretteb esb-i sabâ-reftârlı asker verüp ve her birine yedişer kat mehterhâne verüp âlem ağyardan bî-haber iken ve cümle küffâr Tumtum sahrâsında mest [ü] medhûş iken yedi şehzâde yedi koldan ve koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına turralar ve nefîr kûs ve nakkârelere darblar urulup yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘atde Sâm u Nerîmân ve vâdî-i heybetde yedi başlı su‘bân-misâl olup vakt-i Şâfi‘îde yek-dil [ü] yek-cihet tarfetü'l-ayn içre sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup Kassâb Cömerd köçeği-misâl küffâra eyle bir dendân-ı tîg çekerler kim sahrâ-yı Tumtum cesed-i insân ile şecer-i Vakvâk zeyline dönüp ol fezâ deryâ-yı hûn olup bakiyyetü's-seyf küffâr-ı dûzah-karâr Ayntâb'a firâr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b ·
metinde göster ·
urılup bir ceng-i sultâneyn olur kim müverrih-i âlemler zebânında dâstândır. Hâ …
Karye-i Merc-i Dâbık: Sultân Selîm ile Sultân Gavrî mesaf cengi edüp Gavrî münhedim olup firâr etdüği sahrâdır. Anda bir bâğ u bâğçelik içinde bir kubbe-i âlîde Hazret-i Dâvûd aleyhi's-selâmın evlâd-ı zevi'l-ihtirâmından Hazret-i (---) medfûndur, azîm ziyâretgâhdır. Hattâ ahâlî-i vilâyet efvâhında eyle şâyi‘dir kim Selîm Şâh ile Gavrî cenge mübâşeret etdükde Selîm Şâh bu İbn Dâvûd kubbesi yanında bulunup rûh-ı pür-fütûhlarından isti‘ânet taleb etdükde kubbe-i pür-envârı içinde bir sadâ-yı âhengerân çekiç ve sindân sadâsı istimâ‘ olunup beşâret-i muzafferiy[yet]dir, ceng tablına turralar urılup bir ceng-i sultâneyn olur kim müverrih-i âlemler zebânında dâstândır. Hâlâ bu kubbede niçe kerre tabıl kûs sadâları istimâ‘ olunduğu müsbetdir. Ve bu İbn Dâvûd'a karîb dağlar eteğinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167b ·
metinde göster ·
… ‘ada tâ vaktü'l-ışâya dek mehterhâne ve tabl u nakkâre ve kûs u nefîr ve kudüme
turralar
uruldukda dağ ve taşlar ra‘d-vâr gürler. Hulâsa-i kelâm bu şehir halkının ağniy …
Ve bu leyle-i cum‘ada tâ vaktü'l-ışâya dek mehterhâne ve tabl u nakkâre ve kûs u nefîr ve kudüme turralar uruldukda dağ ve taşlar ra‘d-vâr gürler. Hulâsa-i kelâm bu şehir halkının ağniyâsı ve fukarâsının hânelerinde âteş yanup ni‘met bişmez. Meğer cenâze guslü içün âteş yakalar, yâhûd müsâfirleri gelüp bir kaç gûne ta‘âm tabh etmeğiçün âteş yakalar. Andan ma‘lûmdur kim filân kişinin hânesinde âteş yanar. "Acabâ aslı ne ola? Mevtâsı ola yâhûd müsâfiri ola?" deyü ol hâne sâhibinin hâlin bu gûne su’âl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231a ·
metinde göster ·
… nde gümüş çevgânları ile asker içinde, "Aş-a, dur-a, sür-e" diyerek tablbâzlara
turralar
urarak ve gûnâ-gûn şakâlar ederek gâh ileri ve gâh geri gidüp alay düzerek ubûr …
Dahi ardı sıra çaşnigîr başı bayrağile atbaşı berâber dahi ardı sıra bayrağile âhûr kethudâsı ve sarrâcân dahi pür-silâh atbaşı berâber andan sakkâlar ve akkâm u meş‘alciyân bu askerin mâbeyninde sâhib-şakâ on iki nefer alay çavuşları küheylân atların yancıklar ile bahrî hotaslar ve zîl [ü] bem ile atların zeyn edüp kendüler dahi katîfe ve atlas şalvarlar ile serlerinde serbend ve hartâvî destârlar üzre Zâl ve Sâm u Nerîmân-vâr sâm süvâr tellerin ve gûnâ-gûn otagaların başlarına zeyn kılup destlerinde gümüş çevgânları ile asker içinde, "Aş-a, dur-a, sür-e" diyerek tablbâzlara turralar urarak ve gûnâ-gûn şakâlar ederek gâh ileri ve gâh geri gidüp alay düzerek ubûr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y312a ·
metinde göster ·
… uccâc-ı müslimîni sabâha dek muhâfaza edüp yetmiş seksen yerden kûs-i Mısrîlere
turralar
urulup bizim Şâm vezîri tarafından ve Şâm emîrü'l-haccı cânibinden ve Mısır emî …
Ve bu askerî tâ’ifesi ihrâma girmezler ve gayri yere girmezler. Hemân at ve katır ve hecîn ve çemendere süvâr olup kol kol taraf taraf huccâc-ı müslimîni sabâha dek muhâfaza edüp yetmiş seksen yerden kûs-i Mısrîlere turralar urulup bizim Şâm vezîri tarafından ve Şâm emîrü'l-haccı cânibinden ve Mısır emîr-i haccı semtinden ve Cidde beği kıbelinden ve şerîf hazretleri cânibinden bu beş koldan mehterhâneler ile ceng-i harbîler çalınup cümle askerin ellerinde çatal Y 320b fitîl bellerinde şemşîr ile pür-silâh âmâde olup tâ sabâha dek huccâc-ı müslimînin cânib-i erba‘asın kuşadırlar. Zîrâ huccâcada cümle Urbân bâ-husûs Yemen Urbânı huccâcın hasm-ı cânıdır. Zîrâ bu huccâcda olan mâl-ı Kârûn bin Mısır hazînesi kadar vardır ve herkesin mâlı yanındadır. Mekke'de emânet komayup teberrüken [[(---) (---) (---) (---)]] kavim ol ecilden cemî‘i askerî tâ’ifesi pür-silâh olup huccâcı [[(---) (---) (---) (---)]] arefede taraf taraf ilâhiyyât ve temcîd ü tevhîd ü tezkîrler ile sabâha dek leyle-i Kadir [[(---) (---) (---) (---)]] tehlîl ederler kim dağlar ve taşlar inil inil iniler. Ale's-sabâh ki yevm-i arefe [[(---) (---) (---) (---)]] gün yevmü'l-arefedir, gürûh gürûh deryâ-misâl Mekke-i mükerremeden ale'l-ûmum gelüp [[(---) (---) (---) (---)]] meks edüp vakt-i zuhur karîb oldukda dellâllar nidâ edüp, "Yâ huccâc! Q 132a Vakt-i ihticâc" deyü nidâ ederler. Bu mahalde meydân-ı Arafât evsâfât makâmâtları P 133b tamâm olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
… skeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere
turralar
urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı …
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
… l sular ve zahîreler yükledüp ikinci gün direk şeyhleri vesîle olup göç tablına
turralar
urulup ibtidâ toplar gider. Andan akabe başı P 155b çarkacı olup dündâr ile i …
Ve cümle huccâcın zebûn develerin değişdirüp Akabe'yi aşmağa dinc-â-dinc develer dutup âb-ı zülâl sular ve zahîreler yükledüp ikinci gün direk şeyhleri vesîle olup göç tablına turralar urulup ibtidâ toplar gider. Andan akabe başı P 155b çarkacı olup dündâr ile ileri gidüp yeniçeri ve azebistân ve sâ’ir asker ile mukaddem Akabe'ye varup Dîvdâr belinde çadırlar kurup cümle askeriyle pür silâh âmâde dururlar. İhtimâldir Akabe boğazın bir düşmen ala yâhûd ol teng [ü] târ yerde huccâc askeri ile ceng [ü] cidâl ola. Anların mâbeynini ıslâh içün ibtidâ Akabe askeri gider. Andan Emîrü'l-haccın bârhânesi ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
… demi helâk eder. Anda cümle huccâc cem‘ olup nefîrler çalınup kûs-i irtihâllere
turralar
urulup cânib-i garba yokuş aşağı ol tathîr olmuş yollar ile ve baytarân ve zımr …
Menzil-i sütûh-ı Akabe: Yaylanın tâ zirve-i a‘lâsıdır. Anda bir gün bir gece tekâ‘üd olunur. Zîrâ ba‘zı huccâc izdihâmdan ertesi gün ubûr edüp bu sütûhda cem‘ olurlar. Cebel-i Akabe'nin tâ nihâyetinde Q 154a bir vâsi‘ sahrâ-yı azîmdir. Aslâ suyu yokdur. Etrâfında Urbânlardan gelir yâhûd Akabe kal‘asından gelmeğe muhtâcdır. Ba‘zı Y 380a zamân tâli‘-i devlet bârân-ı rahmetden halîceler bulunur. Ammâ bu cibâlde meks olundukda şiddet-i hârdan gelmiş âdam kendüyi şiddet-i şitâdan hıfz etmek gerek. Zîrâ sovuğu gâyet mü’essirdir, âdemi helâk eder. Anda cümle huccâc cem‘ olup nefîrler çalınup kûs-i irtihâllere turralar urulup cânib-i garba yokuş aşağı ol tathîr olmuş yollar ile ve baytarân ve zımrân çiçekleri cem‘ ederek Nahl-i Atîk'i bu mahallerde ubûr edüp 14 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b–Y380a ·
metinde göster ·
… Y 181a ber-karâr olunca taşra çetr-i mülemma‘ ve sâyebânlar içinde tabıllara
turralar
ile darblar urulup çengî harbî usûller harbîce çalınırken beri tarafda ibtidâ e …
Bu dîvânda Selîm Hân tahtında Y 181a ber-karâr olunca taşra çetr-i mülemma‘ ve sâyebânlar içinde tabıllara turralar ile darblar urulup çengî harbî usûller harbîce çalınırken beri tarafda ibtidâ emîr-i hac paşa ve kâyimmakâm paşa ve defterdâr paşa ve ebü'l-kelâm ve sâ’ir ümerâlar dahi musâfaha edüp taşra çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180b–Y181a ·
metinde göster ·
urulup güm güm gürleyüp alaylar yürümeğe başlayup on iki eli gümüş çevgânlı zer …
Bu mahâlde âsumân-âsâ tokuzar kat mehterhâneye turralar urulup güm güm gürleyüp alaylar yürümeğe başlayup on iki eli gümüş çevgânlı zer-ender-zere müstağrak olmuş Y 187a alay çavuşları başlarında Sâm-suvârî teller ve atları başında ablak ve cığalar ve bahrî hotas ve altı pâre yancıklar ile müzeyyen atlar üzre çavuşlar tablbâzlarına turralar urup alay düzüp asker içre girüp yemîn [ü] yesâr deyüp, aşa dura hây hûy deyüp gûnâ-gûn şakalar ederek alay tertîb edüp yürüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b–Y187a ·
metinde göster ·
… hrî hotas ve altı pâre yancıklar ile müzeyyen atlar üzre çavuşlar tablbâzlarına
turralar
urup alay düzüp asker içre girüp yemîn [ü] yesâr deyüp, aşa dura hây hûy deyüp …
Bu mahâlde âsumân-âsâ tokuzar kat mehterhâneye turralar urulup güm güm gürleyüp alaylar yürümeğe başlayup on iki eli gümüş çevgânlı zer-ender-zere müstağrak olmuş Y 187a alay çavuşları başlarında Sâm-suvârî teller ve atları başında ablak ve cığalar ve bahrî hotas ve altı pâre yancıklar ile müzeyyen atlar üzre çavuşlar tablbâzlarına turralar urup alay düzüp asker içre girüp yemîn [ü] yesâr deyüp, aşa dura hây hûy deyüp gûnâ-gûn şakalar ederek alay tertîb edüp yürüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b–Y187a ·
metinde göster ·
… mâ mehterhâneleri yokdur, ancak paşa ağasının ve hazîne serdârlarının köslerine
turralar
urulup Mısır içinde Y 197b âdem deryâsı içinden ubûr edüp Âdiliyye'de meks ed …
Cümle bu altunları Mısır'ın Sarây meydânında yine paşanın müzeyyen katârlarına yükledüp cümle paşalı ve mu‘ayyen olan Mısır kulları ale't-tertîb paşa huzûrundan ubûr ederler. Ammâ mehterhâneleri yokdur, ancak paşa ağasının ve hazîne serdârlarının köslerine turralar urulup Mısır içinde Y 197b âdem deryâsı içinden ubûr edüp Âdiliyye'de meks ederler, andan yine direk hâkimi Kalyûb kâşifi şarkıyye'ye, ol dahi Gazze'ye, Gazze paşası dahi şâm paşasına vâsıl edüp andan surre emînine teslîm olunup paşa ağası eline hüccet-i şer‘iyyeler alup elli günde yine Mısır'a dâhil olur. Bir alay-ı hazîne dahi budur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197a–Y197b ·
metinde göster ·
… en iç ağaları ve dahi akîblerinde emîrü'l-hac paşanın mehterhânesi ve köslerine
turralar
urulup ubûr edüp Mısır içinde âdem deryâsı temâşâ edüp izdihâm-ı azîm sökerek k …
Andan esnâfbaşılar andan kisve nâzırı ile emîrü'l-hac kethudâsı ve kisve emîni paşadan Kara Meydân'da geydükleri hil‘at ile at başları berâber enselerinde müsellah u müzeyyen iç ağaları ve dahi akîblerinde emîrü'l-hac paşanın mehterhânesi ve köslerine turralar urulup ubûr edüp Mısır içinde âdem deryâsı temâşâ edüp izdihâm-ı azîm sökerek kisve-i şerîfi İmâm Hüseyn makâmına varup kisve-i şerîfi ve sâ’ir mühimmâtları anda koyup yedi gece anda cemî‘i ulemâ cem‘ olup ihyâ ederler. Ve kisve-i şerîfin asdarların ve kolanların dikerler. Zîrâ meşhed-i Hüseyn'in cirmi hemân Ka‘be-i şerîf cirminde olduğunda Meşhed câmi‘inin direklerine kisve-i şerîfi ihâta edüp ana göre dikerler, ba‘dehu Ka‘beye götürüp râst gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198b ·
metinde göster ·
… bürke etrâfında olan mîrlivâların kös-i hâkâniyânî ve tabl-ı âl-i Osmânıyânîye
turralar
urulup sadâsı evc-i âsumâna peyveste olur.
Ve bir tarafda ordu-yı bâzâr kurulup me’kûlât u meşrûbât fürûht olunup gûnâ-gûn bâzârlar olur. Ve bürkenin cânib-i erba‘asında olan hânedân sâhibleri der-i dîvârların ve dam u bâm ve revzenlerin ve bürke kenârların niçe kerre yüz bin kanâdîller ile zeyn edüp encüm-i ahterân-misâl çerâğân olup niçe bin tüfeng ü fişeng endâht olunup şâdumânîler olur. Ve bürke etrâfında olan mîrlivâların kös-i hâkâniyânî ve tabl-ı âl-i Osmânıyânîye turralar urulup sadâsı evc-i âsumâna peyveste olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219b ·
metinde göster ·
ile darb olunup her şeb[i] Kadir ve her rûzları rûz-ı ıyd-i adhâ olur. Zîrâ bu …
Ve taraf taraf tabllar ve köslere turralar ile darb olunup her şeb[i] Kadir ve her rûzları rûz-ı ıyd-i adhâ olur. Zîrâ bu günlerde niçe bin yüz müsâfir-yâb olur. Ve Nîl kenârı olmak ile herkes dükkânları ve haymeleri önün sakkâlar ile sulayup zerre kadar P 272a gubârdan eser kalmayup cümle uşşâkan tarâvet hâsıl Q 275a ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a ·
metinde göster ·
urulup yine alaylarımız tertîb üzre sultân önü sıra gidüp benim atım yedek edüp …
Hemân sâ‘at cânib-i erba‘adan köslere turralar urulup yine alaylarımız tertîb üzre sultân önü sıra gidüp benim atım yedek edüp biz sultân ile bir fîle bindik kim gûyâ dâbbetü'l-arzdır. Kasrında yedi kişi idik. Fîl-bândan mâ‘adâ yigirmi iki gılmân dahi var idi. Bu hâl üzre alay alay gürûh-ı enbûh-misâl asker çekilüp üç sâ‘atde Sennâre şehri karîb oldukda tarîk-ı âmmın Y 413a cânibeyninde kat-ender-kat âdem deryâsı sultânı gördüklerinde tâ secde mertebesin ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412b–Y413a ·
metinde göster ·
… hlivânâne meydânda lu‘bedebâzlıklar ederek yârdâhları deff ü dâyire ve kudümler
turralar
ile darblar ururlardı.
"Ey melik, ömrün mezîd ve düşmenin Yezîd olsun ve rikâbında kelleleri pençâl olsun. Bana bir at ve beş deve yükü fîl dişi ve kakule-i kebîr ve beş memlûk-i sagîr ihsân eyle. Yohsa şimdi bu şehr-i Apşuka'yı sidiğim seyline gark ederim" dedikde melik ricâsın kabûl edüp vezîrine tenbîh Y 420b eyleyüp vezîr dahi "Ale'r-re’si ve'l-ayn" deyince gayrı şey’i istemez oldu ve pehlivânâne meydânda lu‘bedebâzlıklar ederek yârdâhları deff ü dâyire ve kudümler turralar ile darblar ururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420a–Y420b ·
metinde göster ·