… r. Lâkin nehr-i Arda dîvânevâr cereyân edüp zemîni sâfî kumsal olduğundan temel
tutmayup
cisrler münhedim olduğu ecilden ahşâbâtdan cisr-i azîmlerdir.
Andan ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa cisri, nehr-i Tunca üzre gâyet cisr-i musanna‘dır. Büleyde-i Demirdeşe andan gider. Ne mikdâr göz idüğü ma‘lûmum değildir. Ammâ ibret-nümâ kantara-i ra‘nâdır. Andan sonra nehr-i Arda üzre iki yerde burdinar ağaç direkler ile mebnî cisr-i azîmlerdir kim bunlar dahi vâcibü's-seyrdir. Niçe mülûk bu cisrleri kârgîr binâ inşâ etmişlerdir. Lâkin nehr-i Arda dîvânevâr cereyân edüp zemîni sâfî kumsal olduğundan temel tutmayup cisrler münhedim olduğu ecilden ahşâbâtdan cisr-i azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163b ·
metinde göster ·
… kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları
tutmayup
tütün gibi tütüp gitdiler.
"Baka şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koyverün şu bağlı mîrî çobanları. Bunlar vezîria‘zamın Kabirova hâssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli görüp âlem-i hayretde kalup her ne kadar müdârâ eyledikse bunlar bize girişmeğe başladılar ve birkaç keferemiz aldılar. Hele ormandan çıkup bir at işler çemenzâr yer idi, hemân cümlemiz bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları tutmayup tütün gibi tütüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… r da bozulup gark olsun’ deyüp bed-du‘â etmişdi. Biz Süleymân Hân'ın vasıyyetin
tutmayup
belâya uğrayup suya gark olduk. Yohsa sizin kılıcınız ile kırılmadık. Eğer bizi …
"Ol ceng vâkı‘âtı Raba'da olalı üç aydır, ol kadar zamândan berü ol başları ve sizin mürdelerin nâ-tırâş başların saçların tırâş edüp bir yere koyup üç aydan berü bizim Beç'e gelmemize bakup bugünkü gün görsünler deyü alay ile getirdiniz. Îsâ Nebî ve Meryem Ana'yı severseniz doğru söylen, Raba cenginde siz bizi mi kırdınız, yoksa biz sizi der-ceng-i evvel yedi yerde kırdık ve Ni‘met-Uyvar altına dak sizi kıra kıra bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alup ordumuza gelmedik mi? Sonra İsmâ‘îl Paşa ve Sâlih Paşa'nın sû-i tedbîriyle gerü dönüp Allâh emriyle Raba suyunda gark olduk, zîrâ bizim Sultân Süleymânımız ‘Bu Raba suyun öteye geçen oğullarım ve vezîr askerlerim ve kâfirden dahi Raba nehrin bizim hudûda geçenler anlar da bozulup gark olsun’ deyüp bed-du‘â etmişdi. Biz Süleymân Hân'ın vasıyyetin tutmayup belâya uğrayup suya gark olduk. Yohsa sizin kılıcınız ile kırılmadık. Eğer bizi kırdınızsa Hazret-i Îsâ içün doğru söylen" dedim. Anlar da insâf edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·