… a derler. Yetmiş günden merhûm olup mezâra defn ederken lahd kenârından bir taş
uçup
Paşa-yı mûmâ-ileyhin üzerine düşüp bi-emrillâh kılıç gibi başını keser. Tevâtür …
Andan Hâfız (---) Paşa câmi‘i: (---) Gâzînin vüzerâlarındandır. Ebü'l-feth câmi‘i kurbünde olmağile bu Ahmed Paşa bir gece vâkı‘asında Ebü'l-feth'i görüp Ebü'l-feth bu Hâfız Paşa'ya itâb [ü] hitâb edüp "Niçün benim câmi‘im kurbünde câmi‘ binâ edüp niçün cemâ‘atım aldın" deyü bu Hâfız Paşa'yı katl eder. Paşa hemân hâbdan bîdâr olup bu vâkı‘ayı ta‘bîr etdirüp hayr ola derler. Yetmiş günden merhûm olup mezâra defn ederken lahd kenârından bir taş uçup Paşa-yı mûmâ-ileyhin üzerine düşüp bi-emrillâh kılıç gibi başını keser. Tevâtürle meşhûr-ı âfâkdır. Târîhi budur (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89b ·
metinde göster ·
… â ederken Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsından Ahmed Çelebi lodos rûzgârıyla
uçup
Üsküdar'da Doğancılar meydânına düşdüğü müsbettir. Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse a …
Hezârfen Ahmed Çelebi: ibtidâ Okmeydânı minberi üzre yıldız rûzgârı şiddetinde kartal kanatlarıyla sekiz tokuz kerre eflâkde pervâz ederek ta‘lîm edüp ba‘dehu Sultân Murâd Hâ[n], Sarâyburnu'nda Sinânpaşa köşkünden temâşâ ederken Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsından Ahmed Çelebi lodos rûzgârıyla uçup Üsküdar'da Doğancılar meydânına düşdüğü müsbettir. Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… r dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar
uçup
bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık …
Ve yine Keşiş Dağı'nda Süleymân Hân Bınarı'ndan yine yokuş yukarı karsız ve ağaçsız çemenzâr yerlerdir, ammâ şükûfeleri yokdur, çıplak dağlardır. Kâmil beş sâ‘atde kulle-i cihân Keşîş Dağı'nın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim eflâke ser çekmişdir. Aşağıda bulutlar şehr üzre geçdiği görünür, tâ bu mertebe âlîdir. Aşağı Bursa'dan iki günde bu kulleye çıkılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr durmak ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i garbda deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi kulleleri ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar ile hudûd etmişler, andan ma‘lûmdur ki mezârdır. Lenduhâ oğlu Sağdâ'nın mezârıdır derler. Hazret-i Hamza havfinden bu cebelde sâkin olup bunda yatır deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar uçup bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık târîhli hatt-ı Yunanîler vardır. Ve teferrüce çıkan erbâb-ı ma‘âriflerin hüsn-i hatları vardır. Bir temâşâgâh-ı cebel-i müntehâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b–231a ·
metinde göster ·
… altı yüz dükkândır. Mahsûlâtından gendüm ve fûlü firâvândır. Âbı kûh-ı Ûcân'dan
uçup
revândır. Meyvesi az olur. Ve cümle ahâlîsi Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler ammâ …
Evsâf-ı kal‘a-i şehr-i kadîm Ûcân: Tebriz'e hâ’il olan kûh-ı Ûcân'ın cânib-i şarkîsi zeylinde bir şehr-i mu‘azzama imiş. Hülâgû Hân harâb etmişdir. İbtidâ bânîsi Peyjen ibn Keyûmers b. Kûderiz binâ etdi. Azerbaycân hudûdunda şehr-i müzeyyen idi. Ba‘dehû yine mürûr-ı eyyâm ile harâb [u] yebâb olup cümle ahâlîsi Tebrîz'e intikâl etdiler. Andan sene (---) târîhinde Âl-i Cengiziyân'dan Muhammed Şâm-ı Gazan ta‘mîr u termîm edüp kûh-ı Ûcân dâmeninde şekl-i murabba‘ kâr-ı sengîn bir kal‘a-yı sûr-ı metin binâ edüp devri kâmil dü hezâr mâbeyni pâyeyndir, ya‘nî iki bin adımdır. Cânib-i şarka bir demir kapusu vardır. İçinde yüz hânesi var, neferâtı yokdur ammâ taşra varoşunda hânesi çokdur. Cümle üç bin hâk-i amber-i pâk örtülü evlerdir deyü kelenteri nakl etdi. Yedi câmi‘ ve üç hammâm ve yedi hân-ı mihmânsarây ve altı yüz dükkândır. Mahsûlâtından gendüm ve fûlü firâvândır. Âbı kûh-ı Ûcân'dan uçup revândır. Meyvesi az olur. Ve cümle ahâlîsi Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler ammâ "Üstur zehebeke ve zihabeke ve mezhebeke" kabîlesinden olup mezheb-i mestûrları nâ-ma‘lûmdur. Lâkin cümlesi ehl-i zevk ve meşreb sâhibleridir, mezheb sâhibleri değillerdir. Ve millet-i Mesîhiyyeden bî-mezheb-i sahîh bir cemâ‘at-i Nasârâ Ermenileri vardır ve iki deyr-i Mesîhâları vardır. Bu şehri tamâm seyr [ü] temâşâ edüp kûh-i Seylân câniblerinde sayd [u] şikâr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305a ·
metinde göster ·
… ahalleler cümle yalçın kayalar altına vâkı olup pâre pâre kayalar her bâr şehre
uçup
düşer. Bi-emrillah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle …
Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle sekiz mahalle add olunur. Hikmet-i Hudâ bu mahalleler cümle yalçın kayalar altına vâkı olup pâre pâre kayalar her bâr şehre uçup düşer. Bi-emrillah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle bir merd [ü] zene ve bir mûr [u] mâra bi-emr-i Hudâ aslâ zarar isâbet etmez. Hemân ol kaya nereye uçarsa anda hûrd olup kalır. Bu kayalar altında cümle iki yüz hânelerdir. Ammâ medrese ve dârü'l-hadîsi yokdur. Yigirmi mikdârı mekteb-i sıbyânı vardır. Çârsû içinde üç aded kiremit ile mestûr hâneleri vardır. Ve yine derûn-ı sûkda bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır ve deresi içinde firâvan âb-ı revân üzre deverân eder âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at çulu ve tobra işlediklerinden Torbalı Gönlük derler. Bunda aslâ Yahûdi kefere tavattun edemez. Hemân ol gün mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
… Demâvend-misâl iken bir kerre gürleyüp Süleymâniyye minâresi kaddi yerden türâb
uçup
sahrâ-yı Van'a müstevlî olup hamd-i Hudâ bir âdeme ve bir devâbâta zarar isâbet …
Hikmet-i Rabbü'l-izzet, kullarına sehel olsun içün ol gice ol matar-ı rahmeti evc-i semâdan sakka muşkundan boşanur gibi yağdırup mezkûr türâbı hamîr-i çamîr-i tîn-ı tahmîr eder. Cenâb-ı Hallâk-ı ezel ol mahalde bir zelzele-i azîm verüp mezkûr türâb kûh-ı Demâvend-misâl iken bir kerre gürleyüp Süleymâniyye minâresi kaddi yerden türâb uçup sahrâ-yı Van'a müstevlî olup hamd-i Hudâ bir âdeme ve bir devâbâta zarar isâbet etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262a ·
metinde göster ·
… p atdırmağa amân vermeyüp meteris taşlarından tayr-ı ebâbîl gibi kayadan kayaya
uçup
hâh-nâ-hâh meterislere göz karardup girince kılıç urmağa başladılar. Meğer muka …
Hemân bizim tarafımızdan Hakkarî hânı piyâde Celüvları meterislere kapananları görüp hân askerine bir nevbet dahi tüfenglerin sıkılayup atdırmağa amân vermeyüp meteris taşlarından tayr-ı ebâbîl gibi kayadan kayaya uçup hâh-nâ-hâh meterislere göz karardup girince kılıç urmağa başladılar. Meğer mukaddemâ Hakkarî Celüvları ile hân Rujikîsi mâbeynlerinde kan adâvetleri var imiş. Ol adâvet-i kadîmeye binâen Hakkarî'nin Celüv kavmi, "Fırsat ganîmetdir." deyü Van kuluyla yek-dil [ü] yek vücûd olup kâmil üç sâ‘at-i nücûmî meterisler 269b içre hânlıya eyle kılıçlar urdular kim hânlıdan bir cân meterislerde kalmayup kanları kayalar üzre seylâb-misâl cereyân edüp bakıyyetü's-seyf olanlar pây-beste vü şikeste vü haste olup her biri cellâd-ı bî-amânlar destinde dest ber-kafa kayd [ü] bend etdiler. Ve niçe bini hâk-i mezelletde pâymâl-i rimâl olup mecrûh-ı bî-tâb ü tüvân yetüp kimi "Âh!" ve kimi "Vâh illahlah!" ve kimi "Yâ Allah" ve kimi "Muhammedün Resûlullah" derken yine gözleri kızmış asker-i bî-amân anların "Ah illallah" dediklerine bakmayup kelleleri top-ı çevgân gibi galtân edüp kellesin alırlardı. Kimisi kelle bâr-ı sakîldir deyü kelle almağa tenezzül etmeyüp hemân kellenin burnun ve kulakların kesüp kılıç kesesine koyup sebük-bâr olup bir kelle dahi kesmeğe giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a–269b ·
metinde göster ·
… kenddir. Bu mahalde Murtezâ Paşa efendimizin hedâyâ atlarından biri bir kayadan
uçup
pâre pâre oldu. Andan yine taraf-ı şimâle meyyâlce 3 sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Legandır: Akra hâkinde üç yüz hâneli câmi‘ ü hân u hammâmlı ve besâtînli ma‘mûr kenddir. Bu mahalde Murtezâ Paşa efendimizin hedâyâ atlarından biri bir kayadan uçup pâre pâre oldu. Andan yine taraf-ı şimâle meyyâlce 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374b ·
metinde göster ·
… kara kuşlar bir yere cem‘ olup kal‘anın bir kullesi üzre konup etrâf [u] eknâfa
uçup
hâr-ı hâşâklar taşıyup yuva yapmağa başladılar. Hemân kal‘a içinden bir âteş zâ …
"Evliyâm, hayr ola. Bu leyle-i mübârekede görürüm. Özü kal‘ası üstüne niçe bin kara kuşlar konup feryâd [u] figânlar ederek ayaklarında[n] ve minkarlarından ber-havâ kal‘a içine birer taş bırakdılar. Hemân kal‘a içinden bir feryâd u figân kopup kal‘a kapuların açup cümle ümmet-i Muhammed kal‘adan kaçarken taşra çıkan âdemlerin niçesin kuşlar yemeğe başladı. Ve kal‘adan ba‘zı ümmet-i Muhammed niçe yüz kuşları ayaklarından tutup bağladılar ve birkaçın îzâ ve işkence ile öldürdüler. Ve cümle kara kuşlar bir yere cem‘ olup kal‘anın bir kullesi üzre konup etrâf [u] eknâfa uçup hâr-ı hâşâklar taşıyup yuva yapmağa başladılar. Hemân kal‘a içinden bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kanatları yanup yere düşüp kanatsız kuyruksuz dik dik kalkışmağa başlayup uçmağa medârları kalmadı" deyüp bu vâkı‘ayı hakîre dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53a ·
metinde göster ·
… emân karaçav iskeleler yıkılup iki üç bin kâfir minâre kaddi yükseklikde yerden
uçup
cümlesi taş ve kerasteler ve kireçler altında kalup hurd-i hamîr ve haşhaş dâne …
Âhir bunları el kumbarasına dutup niçesi kumbaradan herse olup niçesi gerüye dönüp yine karaçav iskeleleri üzre hırhırı ceng ederken hemân benim yanımdan kal‘a mü’ezzini kâfirler üzre iki kıt‘a kumbara atup cümlesi kolambara havfinden iskeleler üzre kâfirler yığılup iskeleler üzre yığılan taş ve kireçler dahi çok idi, kâfirler dahi bâr-ı sakîl, hemân karaçav iskeleler yıkılup iki üç bin kâfir minâre kaddi yükseklikde yerden uçup cümlesi taş ve kerasteler ve kireçler altında kalup hurd-i hamîr ve haşhaş dânesi gibi olup baş hatmanlığı isteyen dahi başdan çıkup mürd olunca cemî‘i küffâr bu karaçav altında kalan lâşe-i murdârların çıkarmağa cem‘-i vefîr ile geldiklerinde cümle guzât-ı müslimîn kâfirler üzre iri kumbaraları bırağup anlardan dahi niçe yüzü pür-potur olup yerleri dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60a ·
metinde göster ·
… nâreye çıkup gördüler kim bir kara dağ gibi âdem deryâsı kara toz içre kuş gibi
{uçup}
vakt-i zuhurdan bir sâ‘at sonra geliyor. Cümle mahsûr olan bay u gedâ ve pîr [u …
Hemân hakîr minâreden ezân perdesinde, "Bire ümmet-i Muhammed, size müjde olsun. Deryâ-misâl Akkirmân askeriyle Melek Ahmed Paşa askeri geliyor" deyü haykırarak aşağı inüp cümle guzâta boğazım boğulunca çağıra çağıra muştulayup niçe âdemler dahi minâreye çıkup gördüler kim bir kara dağ gibi âdem deryâsı kara toz içre kuş gibi {uçup} vakt-i zuhurdan bir sâ‘at sonra geliyor. Cümle mahsûr olan bay u gedâ ve pîr [u] cüvân hamd [u] senâ edüp hakîr yine minâreye çıkdım. Gördüm ki kal‘aya karîb cümle Tatar ve Paşalılar atlarından enüp at tartıların tartup çatal atların bırağup yarar koşkol kazaklanmış atlarına binüp çapul çiverdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… an gelüp Yayiçse kal‘asının eşiği dibinde nehr-i Pileve beş minâre boyu kayadan
uçup
aşağı nehr-i Virbaz'a karışdığı mahalli görmeyen bu kevn-i kec-rûda bir şey gör …
Bosna sancağı kasabâtlarında bundan büyük kasaba yokdur. Bosna paşasının hâssıdır kim subaşısı hâkimdir ve Bosna mollasının niyâbetidir. Nehr-i Virbaz kenârında cenûbdan şimâle tûlânî vâki‘ olmuş bir şehr-i ma‘mûrdur ve nehr-i Virbaz Biyelemik ve Uluk dağlarından berü gelüp bu mahalden ubûr edüp aşağı Yayiçse kal‘ası altında nehr-i azîm Pileve'ye karışır. Nehr-i Pileve dahi Gölhisâr ve Varçal Vakfı kasabası dağlarından gelüp Yayiçse kal‘asının eşiği dibinde nehr-i Pileve beş minâre boyu kayadan uçup aşağı nehr-i Virbaz'a karışdığı mahalli görmeyen bu kevn-i kec-rûda bir şey görmüş değildir. Ba‘dehû iki nehr-i azîm bir olup aşağıda şehr-i Banyaluka içinden geçüp andan aşağı (---) mahalde nehr-i Sava'ya mahlût olurlar, ammâ nehr-i Virbaz bu Üskopya önünde gâyet lezîz âb-ı nâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133a ·
metinde göster ·
… e kaya ve sular geçmeden dahi niçe sığır ve koyunlar kaldı. Ve iki araba dağdan
uçup
pâre pâre oldu. Ve altı aded esîrlerimiz öldü. Ve mukaddemâ arabada olan şehîdi …
Ba‘dehu ale's-sabâh ol dere içre akan nehr-i Şiçova'yı yüz on üç kerre ubûr ederek cânımızdan bîzâr olduk. Ve elli yerde samakov, ya‘nî demir ma‘denleri kârhâneleri geçdik. Ve eniş ve yokuş ve kaya ve sular geçmeden dahi niçe sığır ve koyunlar kaldı. Ve iki araba dağdan uçup pâre pâre oldu. Ve altı aded esîrlerimiz öldü. Ve mukaddemâ arabada olan şehîdimiz şişüp koktu. Ve bu derenin iki cânibi evce berâber kayalar üzre şâhin ve ispiri ve zağanos yuvaları var. Hudâ hakkıyçün bu âna gelince yigirmi bir yıl seyâhatimde böyle mahûf u muhâtara ve bî-amân dere görmedim. Hattâ bu dere içre kâmil on iki sâ‘at gitdik, aslâ selâmetden bir iz yok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4a ·
metinde göster ·
Bânîsi Ungurus krallarından Yanoş kral binâsıdır. Ba‘dehu sene 927 târîhinde kal‘a-i Belgrad'a henüz muhâsara olduğu gün Koca Sokollu Vezîria‘zam Mehemmed Paşa bu Zemon kal‘asına beş yüz yeniçeri ve sâ’ir asâkir-i İslâmdan bin aded yiğitlere Bosna Paşası Gâzî Husrev Beğ'i Zemon kal‘ası üzre serdâr edüp zîr-i kal‘aya varup muhâsara edüp sîne-i pür-kîneye birkaç top gülleleri uruldukda kal‘a kapudanı beden üzre çıkup "el-amân" derken bi-emri Hayy [u] Kadîr kal‘a-i Zemon'un bir kullesi uçup zemîne geçüp cümle guzât kal‘aya girüp kapudan-ı la‘îni esîr edüp sâ’ir kefereler "Kal‘ayı vere ile verelim" derlerken niçeleri tu‘me-i şemşîr olup Belgrad fethinden bir ay mukaddem be-dest-i Husrev Beğ feth olmuşdur, ammâ Gâzî Süleymân Hân "Kal‘a-i Zemon bu zamân zemîne geçe" dediklerinden münhedim olduğıyçün efvâh-ı nâsda "Kal‘a-i Zemîn" derler. Serhad halkı "Zemon" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a ·
metinde göster ·
… hocası olan papası Gerz İlyâs dağından aşağı nehr-i Tuna'ya atup kayadan kayaya
uçup
pâre pâre olup aşağı Tuna kenârına enince yine hayât bulup,
"Siz bir alay Mecûsî kavimsiz, eğer dîn-i Îsâ'ya girirseniz size kral olam" dedikde cümle Macar-ı füccâr gulû edüp kralzâdeyi ve hocası olan papası Gerz İlyâs dağından aşağı nehr-i Tuna'ya atup kayadan kayaya uçup pâre pâre olup aşağı Tuna kenârına enince yine hayât bulup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… îleri handak içine uçdu ve dîvâr üstünde meterislerde olan küffârlar dahi aşağı
uçup
kimisi ka‘r-ı zemîne geçdi ve niçesini gâzîler yağmâ edüp esîr-i kayd-ı bend et …
Bir sâ‘atden sonra azametullâh Ali Paşa tarafındaki Aktabya'nın beş yüz adım dîvâr-ı Şeddâdîleri handak içine uçdu ve dîvâr üstünde meterislerde olan küffârlar dahi aşağı uçup kimisi ka‘r-ı zemîne geçdi ve niçesini gâzîler yağmâ edüp esîr-i kayd-ı bend etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b ·
metinde göster ·
… ağa zehresi çâk olup her sene bu uçurum dereye niçe ma‘sûmlar ve at ve katırlar
uçup
helâk olur.
Bu mezkûr dere-i azîmlerin cânib-i cenûbu tarafında kûh-ı bâlâların üzerine kasaba-i Çayniçe imâretleri vâkı‘ olup cümle evleri İslâmbol'da Cihângîr Yokuşu evleri gibi biri biri üzre biri birinden âlî zemîne zîk ve daracık evler vâkı‘ olup bu şehir içre dahi bir uçurum kayalı ve topraklı kanara ve minâre kaddi veylün ve sakar deresi var kim âdem aşağı bakmağa zehresi çâk olup her sene bu uçurum dereye niçe ma‘sûmlar ve at ve katırlar uçup helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144b ·
metinde göster ·
… i akîm esüp otağın on kantâr direği ve beş kantâr otak göbeği tahtası rûzgârdan
uçup
yedi nefer kefereler mürd olup niçe kefereler mecrûh olup paşaya komsar gelüp e …
Der-beyân-ı temâşâ-yı diğer: Çünkim kralın fermânıyla otağı kral bâğçesine cemî‘i küffâr götürüp otağı kurarken bir rîh-i akîm esüp otağın on kantâr direği ve beş kantâr otak göbeği tahtası rûzgârdan uçup yedi nefer kefereler mürd olup niçe kefereler mecrûh olup paşaya komsar gelüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
Takdîr-i Hudâ ma‘sûm-ı pâk kundağının yüz kulaç kayalardan aşağı kuş gibi
uçup
enerken hemân kayalarda âşiyân etmiş miski kartallar ve karakuşlar bu ma‘sûmu b …
Takdîr-i Hudâ ma‘sûm-ı pâk kundağının yüz kulaç kayalardan aşağı kuş gibi uçup enerken hemân kayalarda âşiyân etmiş miski kartallar ve karakuşlar bu ma‘sûmu bir şikâr sanup yuvalarından bu ma‘sûma süzülüp minkâr ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·
Ve bu târîhe muttasıl sol cânibinde çâr-kûşe beyâz mermer üzre dörd ayaklı ve kanatlı ve deve başlı bir tasvîr vardır kim küffârın ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibleri olanlar bu tasvîr-i rümûz [u] künûz etmişlerdir kim "Bir zamân bu vilâyete kuş gibi uçup seğirdir Tatar kavmi develeriyle gele" işâretin etmişdir, ammâ hakîkatü'l-hâl acîb ü garîb deve sûretidir. Ve bu kapu iki katdır. Ve deryâ kenârı olmak ile bu tarafda aslâ handak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a ·
metinde göster ·
… e bu kara koncoloz gecelerinde bir Çerkez oburlarıyla Abaza oburları gökyüzünde
uçup
ceng-i azîm ederler. Şimdi taşra çıkup kor[k]mayup temâşâ edin" dediler. Meğer …
"Vallâhi yılda bir kerre bu kara koncoloz gecelerinde bir Çerkez oburlarıyla Abaza oburları gökyüzünde uçup ceng-i azîm ederler. Şimdi taşra çıkup kor[k]mayup temâşâ edin" dediler. Meğer obur demek sehhâr câzûlara derlermiş. Bizler dahi yetmiş seksen kişi silâhlarımız[la] konaklarımızdan taşra çıkup sehel ârâm etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… murğ-ı cânı Hudâ'ya tefvîz edüp Arapça âyetin tilâvet ederek zemîne selâmetle
uçup
konduk. Ve yine ol gece Kalabak köyünde mihmân olup gûyâ murğ-ı dilimiz bâz-ı e …
Andan yine Allâh'a sığınup ecel tobrası nâm zenbîl içine girüp gözlerimiz yumup murğ-ı cânı Hudâ'ya tefvîz edüp Arapça âyetin tilâvet ederek zemîne selâmetle uçup konduk. Ve yine ol gece Kalabak köyünde mihmân olup gûyâ murğ-ı dilimiz bâz-ı ecelden halâs olup ol gece müşâvere edüp yârânlar eyitdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… ovalar aşağı kuyudan suyu yukaru kasra çeküp andan aşağı minâre kaddi 270a su
uçup
terâzûler ile şehrin hânedânlarına ve sarnıçlarına ve hammâm ve amâristânlarına …
Bu kasrın kubbesi ortasındaki mezkûr kuyu üzre olan delik üzre üstâd-ı Freng gûnâ-gûn çarh-ı musanna‘lar ile su dollâbları îcâd eylemiş kim niçe engâzları cümle demirdir. Ve dollâb kovalarının ipleri dahi zencîrlerdir. Bu dollâba atları koşup çarhları deverân etdirdikçe kubbede olan mezkûr delikden kovalar aşağı kuyudan suyu yukaru kasra çeküp andan aşağı minâre kaddi 270a su uçup terâzûler ile şehrin hânedânlarına ve sarnıçlarına ve hammâm ve amâristânlarına gider, bir ibret-nümâ çâh-ı mâdır. Lâkin ba‘zı zamân atları olmayup işlemez, ammâ aşağıda kuyusu şeb [ü] rûz mu‘attal durmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b–270a ·
metinde göster ·
… alar ve karakuş-misâl taşlar havân kumbaralarından çıkup ender-hevâ mu‘allakast
uçup
rûz-merre niçe bin âdemler helâk olup yine vezîria‘zam otağı pâre pâre olup cem …
Ve hevâda biri biri ardı sıra çifte çifte kumbaralar ve karakuş-misâl taşlar havân kumbaralarından çıkup ender-hevâ mu‘allakast uçup rûz-merre niçe bin âdemler helâk olup yine vezîria‘zam otağı pâre pâre olup cemî‘i erbâb-ı dîvân hâcelerine ve sâ’ir a‘yân-ı kibâr du‘âgûyâna ordu deresinin öte tarafında meks etmek fermân olunup cümle erbâb-ı dîvân âsûde-hâl ve fâriğu'l-bâl oldular. Ammâ beri tarafda cümle meterisler bayır başlarına çıkup sıçan yolları taraf taraf yürümeğe başlayup gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
… tayr-ı ebâbîl gibi hevâya perrân münkalib olup doğancı pefteresi gibi ber-hevâ
uçup
kiminin kıçı ve başı ve kayalığı ve içinde olan iki bin aded kâmil cümle soltat …
Ve sokak sokak olup gemilerde kapular gibi delikler pençere pençereler-misâl açılup içinde olan küffârlar dâr-ı cahîme giderlerdi. Küffâr gemilerle deryâdan asâkir-i İslâm karadan kâmil ale't-tevâlî dörd sâ‘at-i nücûmî ceng [u] cidâl-i mütemâdî olup hikmet-i kudret sâhibi Allâh ihsân ilhâm edüp Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa topçubaşıyla müşâvere edüp mukaddemâ Söylemez Dervîş Alî'nin gönderdiği gülleli karakatır nâm topa Zülfikâr Kethudâ bir kerre niçe bism-i İlâh ile âteş edince cemî‘i küffâr kalyonlarının serdârı olan patur[una] nâm kapudan kalyonuna Alî Dede gönderdiği gülle isâbet edüp bi-emrillâhi te‘âlâ çak bârûd hazînesine gülle değüp el-azametullâh Deryâ-yı Sefîd bir kerre cûş [u] hurûşa gelüp tâ beri kara tarafında bir [zel]zele-i azîm olup derhâl deryâda olan dağ pâresi gibi kapudana kalyon ol isâbet eden Alî Baba güllesinden bir âteş-i sûzân zâhir olup gemi içinde olan cemî‘i küffâr tayr-ı ebâbîl gibi hevâya perrân münkalib olup doğancı pefteresi gibi ber-hevâ uçup kiminin kıçı ve başı ve kayalığı ve içinde olan iki bin aded kâmil cümle soltat mortatları ender hevâ mu‘allakast olup âteş-i Nemrûd ile büryân olup kimi karaya ve kimi deryâya düşüp mâ’idelere gıdâ-yı semek 300b oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300a–300b ·
metinde göster ·
karşu tarafa giderken üç pâre gemileri bu kadar bin avret ve oğlanlarıyla döne …
"Devletli vezîr! Kânûn-ı sultânî üç gündür. Bunlar yigirmi beş günde kal‘ada top ve tüfeng ve cebehâne komayup cümle gemilere taşırlar" deyü feryâd etdiklerinde feryâdları mesmû‘a olmayup yigirmi beş günde kal‘anın cümle zî-kıymet esbâb-ı eşyâların ve cemî‘i girân-bahâ âlât-ı silâh cebehâneleri ve mahbûb ve muhakkaş serâmed topların ve niçe kerre yüz bin güllelerin gülle gülle taşıyup ve cemî‘i sağîr ü kebîr avret ve oğlanlar gemilerle karşu Istandiye adasına taşırken meğer kalyonlara topları korken ku[r]nal nâm iplerden toplar gemilerinin içine uçup karşu tarafa giderken üç pâre gemileri bu kadar bin avret ve oğlanlarıyla döne döne üç pâre gemileri gark oldular. Eyle bozulup târumâr olmuş gemileri var idi kim içinde aslâ cengcisi olmayup ve kürekçileri kalmayup iki gemileri dahi avret ve oğlanları ile gark oldular. Ve cemî‘i tahmîlât mühmelât mâl-â-mâl iken karaya vurdular. Ve ba‘zı soltat gemileri doldurup anbâr ağızlarına dak yükledüp bu neferâtsız gemileri donanmış gemilerinin ortasına alup yelken açup üçer üçer gemiler bu hâl üzre karşu Istandiye adasına geçerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
… ireğe isâbet edüp yeniden iki pâre edüp üzerindeki kâfirleriyle zemîn-i handaka
uçup
küffârları pâre pâre oldular. Lâkin yine bu Yüksek tabyanın bir tarafında üç ad …
Hemân Sadrıa‘zam topçubaşıya fermân edüp Sarı esed nâm bir serâmed top-ı benâma âteş e[di]nce bi-emrillâh gülle ol direğe isâbet edüp yeniden iki pâre edüp üzerindeki kâfirleriyle zemîn-i handaka uçup küffârları pâre pâre oldular. Lâkin yine bu Yüksek tabyanın bir tarafında üç aded direkler birbirlerine mıhlı olup bu dahi eflâke ser çeküp durur. Dahi küffâr bir sürûr [u] safâları ve yâhûd bir bednâm günleri olunca ol serâmed direk üzre bir azîm zer-ender-zer ü zîvere gark olmuş bir filandıra San Marko tasvîrli bayrağı makaralar ile çeküp filandıra açup tâ handak içine enüp kâhîce rûzgâr ile filandıra bayrağı evc-i âsımâna peyveste olurdu. Ba‘de'l-feth anı dahi Sadrıa‘zam kırup endirtdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… gûyâ 323a sakar yokuşlarıdır kim niçe bin at ve katırlar ve eşekler dağlardan
uçup
helâk olurlardı.
Ol mahalde bu istiye limanı ağzına kal‘a-misâl bir tabya-i azîm binâ edüp kırk pâre top-ı kal‘a-kûp koyup bin beş yüz aded asker ile Tırhala beği (---) Paşa[yı] koyup bir oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topçu ve bir sancak zeytûn sipâhîsi koyup Mısır'dan ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Hilâl vilâyetlerinden gelüp giden gemilere cây-ı amân oldu. Ve bu istiye limanından Kandiye'ye iki günde varılır, ammâ yolları el-ıyâzen billâh gûyâ 323a sakar yokuşlarıdır kim niçe bin at ve katırlar ve eşekler dağlardan uçup helâk olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b–323a ·
metinde göster ·
… ve başı ve güverte ve palavraları ve cümle direkleri ve serenleri hevâya perrân
uçup
nass-ı kâtı‘ üzre
Bu eyyâm-ı nusret-encâmda sa‘âdetlü Kapudan Kaplan Mustafâ Paşa hazretleri donanma-i hümâyûn ile Hanya'dan ordu-yı hümâyûna dâhil olup Göllük'de müşârun-ileyh Haleb vâlîsi Ebü'l-hayr Kethudâ İbrâhîm Paşa koluna bir alay-ı azîm ile gidüp anda meks etdikde Su kullesine göz açdırmayup bir gecede niçe yerlerin rahnedâr edüp sene (---) mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın yigirmi ikinci gün bu kolda dahi cebehâne ve müstevfâ ıhzâr olunmağile meterislere mübâşeret olunup iki koldan serdengeçdi yeniçeriler ve bir koldan serdengeçdi sipâhîler tersâhâneye doğru meterisler alup üç kol dahi meterisler günden güne ileri kal‘aya yür[üy]üp Haleb vâlîsi İbrâhîm Paşa ve Anatolu askerleri top ile münhedim olmuş yerlerden Kumlu tabyaya doğru kal‘aya duhûl olmak üzre yürüdülüp içerüde mahsûr olan düşmen-i bî-dîn dahi ziyâde zebûn ve bî-dermân olmuş iken küffârın istinsâr ve dervîze eyledüğü mülûk-i nasârâdan Efrence ve Duka ve Papa ve Malta küffârlarından seksenden mütecâviz paturuna nâm kalyonlar ile yigirmi binden ziyâde küffâr-ı dûzah-karâr imdâd erişüp a‘dâ-yı müşrikîn takviyet ve germiyyet bulup âteş-i cengî fürûzân olup bu hâl üzre nâ’ire-i kıtâl iştigâlde iken imdâddan gelen kilâb-ı Françelenin leşker-i hezîmet eseri sene (---) mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi altıncı gün alâ hîni gafletin Şâfi‘î vaktinde deryâ tarafından cümle küffâr gemileri cümle meterisleri toplayup germâ-germ ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde iken hikmet-i Bârî yârî kılup Sadrıa‘zam kolunda karakatır nâm bir topa Kulkethudâsı Zülfikâ[r] Ağa nice âteş etdiyse bi-emri Hayy [u] Kadîr top güllesi kalyonun bârûd anbârına isâbet edüp ân-ı sâ‘atde kalyonun kıçı ve başı ve güverte ve palavraları ve cümle direkleri ve serenleri hevâya perrân uçup nass-ı kâtı‘ üzre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328a ·
metinde göster ·
… üzre varırken hakîkatü'l-hâl firkate bir yelken dahi açup ân-ı vâhidde kuş gibi
uçup
mukaddemâ görünen kâfir kalyonlarının yanlarına doğru gitdi ve cemî‘i küffâr ce …
"Şimdi biz anı kovsak ol firkate gerüdeki kâfir kalyonları üzre düşüp ceng-i azîm olmak iktizâ eder" deyüp yine orsa orsa küffâr firkatesi üzre varırken hakîkatü'l-hâl firkate bir yelken dahi açup ân-ı vâhidde kuş gibi uçup mukaddemâ görünen kâfir kalyonlarının yanlarına doğru gitdi ve cemî‘i küffâr cengâverleri küre[ğe] girüp ka[lyo]nlara cân atdı. Bu mahalde bizim gemilerde olan guzât-ı müslimîn meşveret edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
… ubûr ederken bir Mizistrelinin atı ayağı sivişüp kayalardan aşağı karakuş gibi
uçup
pâre pâre oldu tâ bu mertebe dıyk ve teng ü dar yollardır kim ne‘ûzü billâh böy …
Andan Lankada boğazı içre girüp el-ıyâzen billâh şâhin ve zağanos yuvalı kayalı dağlar ve yaban keçisi yollu mahûf u muhâtara uçurum yerleri ubûr ederken bir Mizistrelinin atı ayağı sivişüp kayalardan aşağı karakuş gibi uçup pâre pâre oldu tâ bu mertebe dıyk ve teng ü dar yollardır kim ne‘ûzü billâh böyle yerlerde kâh evc-i semâya ve kâh ka‘r-ı zemîne piyâde olup yürüyerek ve niçe yerlerin emekleyerek geçerek niçe âb-ı hayât suların içerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b ·
metinde göster ·
… larının mâbeyninden ve bu kulleteynin mâbeynlerinde kâfir gemisi değil kuş bile
uçup
içeri İnebahtı ve Gördüs kal‘asına varamaz. Bu kal‘a İnebahtı toprağında beğini …
Ba‘dehu sene 943 târîhinde Sultân Süleymân körfez gazâsı asrında bu kal‘ayı dahi tevsî‘ etdirüp ziyâde kul ve balyemez toplar koyup ol dahi donanmayı bunda kışladır. Hâlâ bu boğaz ağzında bu iki aded kastel kal‘alarının mâbeyninden ve bu kulleteynin mâbeynlerinde kâfir gemisi değil kuş bile uçup içeri İnebahtı ve Gördüs kal‘asına varamaz. Bu kal‘a İnebahtı toprağında beğinin subaşılığı ve niyâbetliğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
Ve bu limandan cümle şehbâzlarımız kürek çekerek sekiz mîl cenûba gidüp Marmaris boğazından altı mîl gidüp Kadırga burnu nâm mahalle varınca cenûb cânibinde Rodos nümâyân olup hamd-i Hudâ edüp isa seren Y 112a yelken döküp eyyâm-ı muvâfık ile üç mîl mikdârı çıkup Tekirburnu nâm mahalden üç pâre Zağra şaykası alavere yelkenlerin açup uçup şakıyup gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b–Y112a ·
metinde göster ·
… akîr deve pâre pâre olarak derk-i esfele ener. Ba‘zısı yüküyle izdihâmdan aşağı
uçup
sâhibi âlem-i hayretde kalır. Ba‘zı deve halâs olurken yükün yıkup anı dahi yâ …
"Bire, benim devem sağdır, bu dağı aşar" deyü feryâd ederken gerüden "Bire yolu kapama" deyü feryâd edüp fakîr deve çıkmak ümîdinde iken anı dahi boğazlarlar, dahi cânı çıkmadan aşağı atarlar, kuş gibi uçarak fakîr deve pâre pâre olarak derk-i esfele ener. Ba‘zısı yüküyle izdihâmdan aşağı uçup sâhibi âlem-i hayretde kalır. Ba‘zı deve halâs olurken yükün yıkup anı dahi yâ boğazlarlar yâhûd dip diri aşağı atarlar. Ammâ bu yokuşda bir kerre û‘ deyüp kalan devenin binde biri halâs olup Akabe'yi aşmaz. Bu Akabe derelerinde Ka‘be-i şerîf farz olaldan berü at ve katır ve deve ve hımâr sünükleri ol Akabe'nin dere ve depelerinde Y 379b mâl-â-mâl üstühânlar olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a–Y379b ·
metinde göster ·
… ene üç yüz dörd yüz pâre Freng ve gayrı gemiler bâdbânın açup murg-ı deryâ gibi
uçup
liman-ı İskenderiyye'de lenger-endâz olup meks ederler. Dâ’imâ da‘vâ vü nizâ‘ e …
Ve bir hâkimü'ş-şer‘ dahi üç yüz akçe şerîf kazâdır. Ulemâ mâbeynlerinde sitt-i evvelinde tahta başı mansıbıdır, Y 319b senevî ber-vech-i adâlet yigirmi beş kîse hâsıl olur. Ammâ ancak leb-i deryâda Ebûhûr nâmında bir kal‘a nâhiyesidir, andan gayrı bir yerde kurâ ve kasabâtda alâkası yokdur, meğer taraf-ı pâdişâhîden bir kazâ dahi ilhak edeler. Hemân bunun mahsûlü şehr-i azîm bender-i İskenderiyye'dendir. Beher sene üç yüz dörd yüz pâre Freng ve gayrı gemiler bâdbânın açup murg-ı deryâ gibi uçup liman-ı İskenderiyye'de lenger-endâz olup meks ederler. Dâ’imâ da‘vâ vü nizâ‘ eksik olmayup kadıya mahsûl hâsıl olur. Ve yedi kralın balyozları vardır, büyük kal‘ada Sinân Paşa hânlarında sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a–Y319b ·
metinde göster ·
Hikmet bu kim ba‘zı Şellâl gemisi bu girdâbdan Nîl ile
uçup
aslâ hatâ gelmez, cereyân edüp Allâh diyerek ubûr ederler. Zîrâ iki cânibi Cûdî …
Hikmet bu kim ba‘zı Şellâl gemisi bu girdâbdan Nîl ile uçup aslâ hatâ gelmez, cereyân edüp Allâh diyerek ubûr ederler. Zîrâ iki cânibi Cûdî dağları gibi semâya münkalib olmuş dağlardır. Anıniçün bu mahalde Nîl yedi boğazdan cereyân eder. Ve her Nîl mâbeyni birer cezîre-i azîmlerdir. Ammâ ma‘mûr cezîreleri Nîl'in karşu cânibine vâki‘ olmuşdur, inşâallâh mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385a ·
metinde göster ·
… er topları atdıklarında tarfetü'l-ayn içre etrâfdan yetmiş seksen bin zâğî kavm
uçup
kal‘ada meks edüp imdâd ederler. Berberî bu Mendebiyye kavminden gâyet havf üzr …
Ve kal‘a kapuları üzre fîl-i kebîr inciklerinden demir bendler sarılmış topları vardır, hayli gülbâng verir. Bir sefer-i seriyyeye gitseler bu fîl üstühânı topların develere yükledüp götürürler. Ve yevm-i ıydde ve yevm-i leyle-i Ramazân hilâlinde hakîre rağmen cümle topları endaht edüp kös velvelesi ve neft ü katrân çerâğânı cihânı zeyn etdi, ve tâ sabâha dek bir hây hûy velvele etdiler kim gûyâ sûr-ı hümâyûndur. Ve Habeş Zengîleri ve Mendebiyye Zengîleri bu şehri nehb [ü] gârete geldiklerinde haber topları atdıklarında tarfetü'l-ayn içre etrâfdan yetmiş seksen bin zâğî kavm uçup kal‘ada meks edüp imdâd ederler. Berberî bu Mendebiyye kavminden gâyet havf üzredirler. Anlar müslim değillerdir, haşr ü neşri inkâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415a ·
metinde göster ·
… ütürdü zâhir oldu. Anı gördüm, bir âdem esbâbiyle cümmeyz ağacından kütür kütür
uçup
atımla benim üzerime düşüp yay çilesinden ok halâs olup kolum mecrûh olayazdı.
Hemân yine tîrkeşe Q 356b el edüp bir ok gezleyüp üzerlerine at bırağup bir cümmeyz altında şast ber-kabza oku kümelerine atam P 350b derken cümmeyz ağacından bir kütürdü zâhir oldu. Anı gördüm, bir âdem esbâbiyle cümmeyz ağacından kütür kütür uçup atımla benim üzerime düşüp yay çilesinden ok halâs olup kolum mecrûh olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… bir müneccim-i Mağribî Şeyh Muhammed ve iki âdem dahi münhedim olan binâlar ile
uçup
helâk oldular.
Ba‘dehu sene-i mezbûrda pâdişâh-ı âlem-penâhın şâtırbaşısı sene 1089'da Sâlih Ağa Çehriliçse fethi müjdesiyle gelüp yedi gün yedi gece Mısır içre bir şâdumân olmuşdur kim tahrîr ü tavsîfinde lisân kâsırdır. Âhir-i kâr Kara Meydânı'nda atılan şâdumân toplarının zelzelesinden paşa sarâyı kal‘asının kethudâ sarâyı ve niçe müte‘addid ağavât odaları tâ dîvân efendisine varınca münhedim olup yere berâber oldukda Alî Kethudâ'nın bu kadar mâlı ve tevâbi‘inin bir gulâmı ve bir müneccim-i Mağribî Şeyh Muhammed ve iki âdem dahi münhedim olan binâlar ile uçup helâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
gök üzerinde al ḳanatlu 'azrā'ile emr eyledi uçup geldi aġça menüm göksümi baṣup ḳondı ḫırıldadup ṭatlu canum alur oldı baba senden can dilerem virür-misin yoḫsa oġul delü dumrul diyü aġlar-mısın babası aydur