… hlûk-ı Hudâ bir târîhde olmamışdır. Bu mahalde Alî Paşa, zikri hayr olsun, raht
u baht
u bisâtıyla ve katîfe sırmalı eğeriyle ve mutallâ ve müzehheb rikâbıyla nehri u …
Menzil-i sahil-i Kızılırmak: Cümle asâkir-i Varvar nehr-i azîmin kenarında meks edüp bu kadar deryâ-misâl asker bir günde suhûletle ubûr edüp bir âdem ve bir at ve bir hımâr gark olmayup esbâbları bile ıslanmadı. Ammâ üç ay mukaddem bizim paşa askeri ubûr etdükde olan musîbet ve gark-ı âb-ı mahlûk-ı Hudâ bir târîhde olmamışdır. Bu mahalde Alî Paşa, zikri hayr olsun, raht u baht u bisâtıyla ve katîfe sırmalı eğeriyle ve mutallâ ve müzehheb rikâbıyla nehri ubûr etsin, deyü bir esb-i sabâ-sür‘at-ı sâfinatü'l-ciyâd misillü küheyl at ihsân edüp kendüler ile nehri ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a ·
metinde göster ·
… nde Edirne sâhibi İdrivne Kral Zekeriyyâ Nebî'ye imân getirüp terk-i tâc u raht
u baht
edüp bu Çirmen ensesinde bir deyr-i mu‘azzam binâ edüp savâbın Zekeriyyâ Nebî'y …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Hazret-i Zekeriyyâ nübüvvetinde Edirne sâhibi İdrivne Kral Zekeriyyâ Nebî'ye imân getirüp terk-i tâc u raht u baht edüp bu Çirmen ensesinde bir deyr-i mu‘azzam binâ edüp savâbın Zekeriyyâ Nebî'ye hîbe edüp ol deyr-i kamâmede sâkin idi. Bu İdrivne Kralın bir kızı mu‘ammere olup ismine Çirmene derlerdi. Lisân-ı Latin'de çirmen ve sirmene dünyâyı terk etmişe derler. Bu Sirmene krâle babası İdrivne Kral içün bu mahalde bir kal‘a binâ edüp ismine Çirmene kodular. Andan galat-ı meşhûr evlâ olup sene 767 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr vüzerâlarından Timurtaş Paşa Rûm keferesi elinden feth edüp cümle guzât bu kal‘aya Çirmen dediler. Zirâ niçe bin aded cüyûş-ı muvahhidîn çirmenüp geçdikleri içün Çirmen dediler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı (---)(---) akçedir. Ve livâsında cümle (---) adet ze‘âmetdir. Ve cümle (---) aded timardır. Hîn-ı gazâda beğinin livâsı altında kânûn üzre cebelüleri ile (---) asker-i pür-silâh olur. Lâkin ba‘zı zamân bu sancak Özi eyâleti muhâfazasına me’mûr olurlar. Zirâ ol taraflara karîb sancakdır. Kal‘ası nehr-i Meriç'in karşı cânibinde bir bayır başında şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir Şeddâdî seng binâ-yı ferhâdîdir. Ammâ iç il olmağıla cebehânesi ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Ve câ-be-câ sûrunun niçe yerleri rahnedâr olmuştur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148a ·
metinde göster ·
… mân-ı nîlgûnu pür etdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ın nîzeleri yalmanları ve raht
u baht
u yancığ u tuğ u alemlerin müzehheb ü mutallâ şa‘şa‘aları âfitâb-ı âlem-tâbın p …
Bu minvâl üzre Melek Ahmed Paşa'nın yemîn ü yesârın cenâhayn asker-i deryâ-misâl kat-ender-kat dutup âheste reviş ile kırk sekiz aded yerde cemî‘i ümerâların tablları döğülüp sıyt u sadâ-yı dühül ü kös ve nakkâre ü nefîr [ü] surnâ sadâsı kubbe-i âsumân-ı nîlgûnu pür etdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ın nîzeleri yalmanları ve raht u baht u yancığ u tuğ u alemlerin müzehheb ü mutallâ şa‘şa‘aları âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi te’sîriyle çeşm-i benî Âdemi hîrelendirir idi. 264a Bu tertîb üzre paşa-yı âlî-vakâr sahrâ-yı Rahova'yı asker-i deryâ-misâl ile pür edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b–264a ·
metinde göster ·
… eden Âl-i Çobaniyân'dan bu dahi bir pâdişâh-ı Çobaniyân idi. Terk-i tâc u taht
u baht
edüp bu mahall-i fezâda bir bâğ-ı İrem içre bir mesîregâh kubbede medfûn olup z …
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Çoban Sultân: Erzurûm eyâletinde Hasan kal‘ası kurbünde nehr-i Araz üzre bâlâda merkûm olan cisr-i Çoban'ı inşâ eden Âl-i Çobaniyân'dan bu dahi bir pâdişâh-ı Çobaniyân idi. Terk-i tâc u taht u baht edüp bu mahall-i fezâda bir bâğ-ı İrem içre bir mesîregâh kubbede medfûn olup ziyâretgâh-ı avâm-ı ünâs-ı hâs [u] âmdır. Ve bu 390a mahalde nehr-i Batmân Hasankeyf'e gelmezden üç sâ‘at mukaddem Şatt-ı Dicle'ye rîzân olur ve nehr-i Batmân'ın Miyâfârikîn ve Zirkî ve Bitlîs dağlarından tulû‘ edüp kal‘a-i Hazzo altında cisr-i Batmân altından ubûr etdiği, Van'a Melek Ahmed Paşa ile revâne olurken mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve Şeyh Çoban ziyâretinde bir gece zevk u safâ edüp andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 5 sâ‘atde yine sayd [u] şikâr-ı erneb ve ceyran ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b–390a ·
metinde göster ·
… ve hakîre bir kat yol esvâbları ve bir kılıç ve tirkeş ve bir yorga bârgîr raht
u baht
u licâmı ve gümüş zeyni ile ihsân edüp on bir aded huddâmlarıma dahi ellişer gu …
"Evliyâm, pederimiz Melek Ahmed Paşa pederimiz olmasa ve ben anın çerâğ-ı efrûhtesi olmasam Hudâ hakkiyçün ben seni göndermezdim. Ammâ Evliyâm sen benimsin ve ben seninim, elem çekme. Dağ dağa kavuşmaz âdem âdeme kavuşur." deyüp üçüncü gün hakîre üç kise guruş ve üç at ve bir küheylân kısrak-ı mu‘teber at ve bir mahbûbe-i cihân bikr-i nâ-şüküfte-i zamâne ve üç aded pençe-i âfitâb-ı âlem-tâb misilli Gürcî gulâmları ve hakîre bir kat yol esvâbları ve bir kılıç ve tirkeş ve bir yorga bârgîr raht u baht u licâmı ve gümüş zeyni ile ihsân edüp on bir aded huddâmlarıma dahi ellişer guruş ve birer kat esvâblar ihsân edüp Bağdâd'dan ma‘zûl Yeniçeri Ağası (---)(---) Ağa'ya hakîri teslîm edüp gâyet tenbîh ü te’kîd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 408b ·
metinde göster ·
… 'a na‘ş-ı Süleymân Hân vardıkda oğlu Selîm Hân ol gece taht-nişîn ve tâc u raht
u baht
olup cümle a‘yân-ı erbâb-ı dîvân âlem-i hayretde "Hay gidi âkıl vezîr" diyerek …
Ammâ cümle guzât cidden ve kat‘an pâdişâhın hayâtına ve memâtına muttali‘ul-hâl değiller idi. Tâ ki Belgrad'a na‘ş-ı Süleymân Hân vardıkda oğlu Selîm Hân ol gece taht-nişîn ve tâc u raht u baht olup cümle a‘yân-ı erbâb-ı dîvân âlem-i hayretde "Hay gidi âkıl vezîr" diyerek cümle Selîm-i Sânî'den bey‘at edüp pederinin na‘şesin İslâmbol'da câmi‘i mihrâbı önünde kubbe-i pür-envâr içinde defn etdiler, rahmetullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… dar kerre yüz bin küffârları da perveriş eyleyüp anlara da tâc [u] taht ve raht
u baht
verüp anları bize ve bizleri anlara esîr eder deyü âlem-i hayretde kaldım.
Hâtıra bu hutûr etdi kim Hâlık-ı kevneyn ne Mâlikü'l-mülk Rabbi'l-âlemîndir kim edîm-i arzını milel-i gûnâ-gûn ile zeyn edüp bu kadar kerre yüz bin küffârları da perveriş eyleyüp anlara da tâc [u] taht ve raht u baht verüp anları bize ve bizleri anlara esîr eder deyü âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
"Îsâ ve Meryem Ana şâhid olsun sana varup menkûhan olurum ve tâc u taht u raht
u baht
sâhibi müstakil kral olursun, ammâ Erdel'de olan karındaşım gelinceye dek kal‘a …
"Îsâ ve Meryem Ana şâhid olsun sana varup menkûhan olurum ve tâc u taht u raht u baht sâhibi müstakil kral olursun, ammâ Erdel'de olan karındaşım gelinceye dek kal‘ayı top ile döğmeyüp ve lağımlar etmeyüp kal‘adan alarka durasın" deyü her bir krala pesü perdeden tesellî-i hâtır nâmelerin gönderdikde bu nâmelere krallar i‘timâd edüp kimi temâruz hastalığına yüz dutup kal‘a döğmez, kimisi "Bir vâkı‘a gördüm, kal‘a döğdüğüme İsvet Nikola kâil olmaz", kimisi "Cebehânem azdır" deyü her biri birer gûne özr [ü] bahâne ile kal‘a-i Budin'i döğmeden ferâğat edüp kimi Peşte cânibinde kimi Eski Budin'de ve kimi Gerz İlyâs depesinde ve kimi Muhanad bayırında ve bir kral irşek çayırında karâr-dâde olup kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
… gidüp başımı hırkaya çeküp şimden gerü bu sinn-i sâlimde bana ne tâc ve ne raht
u baht
u taht lâzım değildir" deyüp hazînesin açup meğer birkaç gece evvel yüz hurc yü …
"Baka kişiler, yigirmi yedi yıl evvel bir vâkı‘a gördüm idi. Dağıstân pâdişâhının eteğin kaldırup başımı eteği altına sokup ‘Dahil pâdişâhım’ dedim. Ol zamân bu düşümü Evliyâ Çelebi'ye eyitdim idi. O da ‘Belki pâdişâhım Dağıstân pâdişâhı üzre gidesiz’ dedi. Şimdi işte ol düş bu günkü gün zuhûr ediyor. Ben Kumuk şâhına gidüp başımı hırkaya çeküp şimden gerü bu sinn-i sâlimde bana ne tâc ve ne raht u baht u taht lâzım değildir" deyüp hazînesin açup meğer birkaç gece evvel yüz hurc yükü götürmede yenli ve bahâda ağır şeyleri bırağup büyük oğlu Ahmed Geray Sultân'ı bırağup Selîm Geray Sultân [ve] Ivaz Geray ve Cânbeh Geray ve Mübârek Geray nâm oğullarını alup üç yüz aded yarar koşkol atlı askeri âmâde edüp Çufud kal‘asından esîri olan Şeremet Ban kâfiri demirden çıkarup anı dahi bir ata bindirüp dest ber-kafâ kayd [u] bend edüp ol dahi hâzır oldukda hemân hakîr gördüm kim bu seferde Kırım'a gelişim rûz-ı menhûs imiş. Ayrılık günlerin görünce bir âh-ı serd-i kebûd(?) çeküp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
u ehlinden ayrıldığına mâtem ederken bir oğlu da gidüp Hân ağlayarak kaldı, amm …
Ne çâre, Hân dahi tâc [u] taht u raht u baht u ehlinden ayrıldığına mâtem ederken bir oğlu da gidüp Hân ağlayarak kaldı, ammâ Çerâkese kavmi şehzâde-i âzâdeyi aldıklarından dünyâ kadar hazz edüp bir yaylım kurşum-ı tüfeng atup şâdımânlar edüp türkîlerinden
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
kime intikâl eder? İşte hâlâ pâdişâhım bilâ veled kalup Sultân Korkud ile Sultâ …
"Pâdişâhım sizden sonra bu tâc [u] taht, raht u baht kime intikâl eder? İşte hâlâ pâdişâhım bilâ veled kalup Sultân Korkud ile Sultân Ahmed bürâderânlarınız[a] kıydınız ve ciğer-gûşen şehzâde-i âzâde sarı arslan Süleymânınıza kıydınız. Şimdi sâhib-i taht-ı Âl-i Osmân kim olur" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239a ·
metinde göster ·