Görseler kim bunların lisânında sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olup keştî içre olan küffârları dest-ber-kafâ kayd [u] bend etmeğe başlayup cemî‘i mâl [u] erzâkların gâret etmeğe başlarlar. Hemân küffâr lisânlarınca "ki parlari" der, ya‘nî "nişleyüp ne söylersiz" der. Guzât dahi "parlamazız bütün alırız" derler. Kâfir gördü kim bunlar Türk askeri bir tâ‘ûndur kim gemileri içre girmişler, âlat-ı silâha el kaldırmağa iktidârları yok. Ve limana girdikde şâdumân içün cemî‘i top u tüfenglerin atmış bulundular. Âhir "zanca Türk" deyüp cümle giriftâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27b ·
metinde göster ·
etmeğe ve mahkeme nâ’ibiyle ba‘zı hânedânları basmağa me’mûrlardır. Ve her katl …
Onuncu hâkim: Subaşıdır. Gerçi bunlarda cellâdlar ve kırbac ve tâziyâneler vardır ammâ falaka deyenekleri yokdur. Lâkin mazannaları olduğu kimesneleri kayd [u] bend etmeğe ve mahkeme nâ’ibiyle ba‘zı hânedânları basmağa me’mûrlardır. Ve her katl etdüklerin izn-i şer‘ile salb [u] siyâset ederler. Mısra‘-ı münâsib:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
… ları beşer altışar yüz tevâbi‘iyle kol dolaşup müttehem âdemleri sayd edüp kayd
[u] bend
ile kapularına gönderüp haklarından gelinir.
On üçüncü hâkim: Çorbacıyândır. Her gece sabâha dek on iki yeniçeri çorbacıları beşer altışar yüz tevâbi‘iyle kol dolaşup müttehem âdemleri sayd edüp kayd [u] bend ile kapularına gönderüp haklarından gelinir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
… on sekiz bin küffârı şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp yigirmi bin esîr nüfûsu kayd
[u] bend
edüp Tekur Yağfûr nâm kıralı dest-ber-kafâ Hârûnu'r-Reşîd huzûruna getirüp ol â …
Bu mahalde Seydî Battâl Gâzî üç bin bahâdırânıyla Üsküdar'da pusu edüp küffârdan ganîmet alup küffâr üzre musallat olmada idi. Battâl Gâzî İslâmbol içre bu kadar ibâdullâhın şehîd olduğun istimâ‘ edüp dâğ-ı derûnundan Üsküdar tarafında Kuzkunca ve Çengelise şehirlerinde ve Pendik ve Kartal ve Darıca şehirlerin gâret [u] alan [u] tâlân edüp üç bin papası dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâyimle maskat-ı re’si olan Malatıyye kal‘asına, andan Bağdâd'a Hârûnu'r-Reşîd'e varup İslâmbol içre şehîd olanların ahvâllerin bir bir Hârûn'a takrîr edince hemân ol ân Hârûnu'r-Reşîd iki kerre yüz bin asker ile bir sene mürûrunda tekrâr İslâmbol'u muhâsara edüp üç gün üç gece ceng-i azîm edüp Seydî Battâl ve gayrı guzât on sekiz bin küffârı şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp yigirmi bin esîr nüfûsu kayd [u] bend edüp Tekur Yağfûr nâm kıralı dest-ber-kafâ Hârûnu'r-Reşîd huzûruna getirüp ol ân Yağfûr'a amân vermeyüp boğazından Ayasofya çanlığına salb edüp İslâmbol'u yağmâ ve alan [u] tâlân edüp hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, mâl-ı ganâyim alup yine Koca Mustafâ Paşa mahallinde mukeddemâ binâ olunan kal‘aya on bin ibâd-ı müslimîn koyup Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a müteveccih olup Seyyid Battâl Gâzî ki ism-i şerîfleri Ca‘fer ibn Hüseyin Gâzî'dir, anlar Üsküdar'da leb-i deryâda Kızkullesine havâle bir püşte üzre hayme ve hargâhların kurup anda muhâfaza edüp yedi sene bâğ u bâğçe yetişdirüp sâkin olurlardı. İlâ yevminâ hâzâ ol bâğlara Battâl bâğları ve Âl-i Bahâdır 141b bâğları ve Şücâ‘ bâğları ve Gâzîköyü bâğları derler, galat-ı meşhûr olup Kadıköy bâğı derler. Bu takrîb ile yedi senede ibtidâ Üsküdar'ı ve Kadıköyün Battâl Gâzî amâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a–141b ·
metinde göster ·
Ve İslâmbol'dan firâr eden kul ve karavaşları kayd
[u] bend
edüp sâhibi çıkarsa müjdesin alup verirler. Eğer firâr eden kulda mâl [u] erzâk …
Ve İslâmbol'dan firâr eden kul ve karavaşları kayd [u] bend edüp sâhibi çıkarsa müjdesin alup verirler. Eğer firâr eden kulda mâl [u] erzâk var ise mâlın alup anı dahi âdem pasdırması edüp yere gömüp dil çıkarmazlar. Ve eğer mahbûb u mahbûbe ise dağlarda pinhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu dağlara herkes gidemeyüp bir hayli hayyâl atlılar gidüp teferrüc ederler. Ve bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı asesân-ı bî-amân: Nefer 202, bunlar dutma ve kapma ve urma ve kovma ve asma ve basma ve kayd [u] bend âdemleridir, biri birinden eşed mel‘ûn kavimdirler. {Bu haşerâtların zu‘m-ı bâtıllarınca pîrleri Amr-ı Ayyâr'dır ammâ hâşâ ve kellâ}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b ·
metinde göster ·
… eng oğlanların şikâr alup gerdânlarından bûs ederek ve sakallı keferelerin kayd
[u] bend
ederek cümle küffârın haçlı bayrakların baş aşağı edüp gülbâng-i Muhammedî çeke …
Dûd-ı siyâh hevâya münkalib oldukdan sonra cümle guzât-ı müslimîn kâfir gemilerine dökülüp ganîmetler alup mahbûb Freng oğlanların şikâr alup gerdânlarından bûs ederek ve sakallı keferelerin kayd [u] bend ederek cümle küffârın haçlı bayrakların baş aşağı edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek kâfir gemilerin yedeğe alup bir tarafda Âl-i Osmân tabılları bir tarafda esîrlerin tabl [u] erganûn luturyanî boruları çalınarak yine gemileri niçe bin levendât keşân-ber-keşân sadâ-yı "ya moli" ile çeküp ardları sıra cümle kapudanlar üç bin aded idi ve bin kalyon ve altı yüz barça ve iki bin şayka ve karamürsel ve gayrı keştîler idi ve neferâtları cümle yigirmi bin idi. Bu cem‘iyyet-i keştîbân bir pâdişâh-ı Cem-cenâb asrında olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… özleri nârenc ve turuncdan edüp her arslanı ve kaplanı demir zencîrler ile kayd
[u] bend
edüp zencîrin bir ucu yine pembeden eli deyenekli arslancı elinde olup tahtırev …
Ve tahtırevânlar üzre rengâmîz pembelerden siyâh gözlü âdemler ve hayvânâtlar ve arslan ve kaplanlar ve ejdehâ ve evrenler edüp gözleri nârenc ve turuncdan edüp her arslanı ve kaplanı demir zencîrler ile kayd [u] bend edüp zencîrin bir ucu yine pembeden eli deyenekli arslancı elinde olup tahtırevânlar üzre ubûr ederken alayköşkü dibinde hünkâr huzûrunda ba‘zı pembe hil‘at giyen âdemlere âteş verüp seyrâncılar üzre varup cümle halk bir hây-hûya varup bu şakalar ile ubûr ederler. Ba‘zı hallâc ârifleri.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre …
Ammâ ehl-i Rûm mâbeyninde tabbâğlara Ahiler derler, ya‘nî Kayseriyye'den zâhir olan Ahi Evran ile şöhret bulmuşlardır. Ol ise Âl-i Selçûkıyân asrında bir ulu sultân imiş firâvân menâkıbı vardır. Cümleden biri Kayseriyye'de sâkin iken pâdişâha gamz edüp Ahi Baba öşür vermez derler. Âdemler ve hâcibler ta‘yîn edüp Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… 9.000 dükkândır. Evvelâ kal‘a-misâl dörd demir kapulu ve demir zincîr ile kayd
[u] bend
olmuş kal‘a kapuları gibi bir bezzâzistân-ı azîmi var. Cümle (---) aded pâye-i …
Cümle 9.000 dükkândır. Evvelâ kal‘a-misâl dörd demir kapulu ve demir zincîr ile kayd [u] bend olmuş kal‘a kapuları gibi bir bezzâzistân-ı azîmi var. Cümle (---) aded pâye-i kavî üzre (---) aded kubbe-i mînâlardır ve cümle 300 dollâbdır. Her birinde birer hazâ’in-ı Mısr'a mâlik hâcegîler vardır. Bunda ol kadar zîkıymet mücevher âvânî tuhaf yâdigârlar var kim bir diyârda yokdur. Ve bu bedâstenin cânib-i erba‘asında Kuyumcular çârsûsu başka bir ulu râhın tarafeynine vâkı‘ olmuş serâpâ kârgîr binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228a ·
metinde göster ·
… vârîler ve bî-had u bîvâye hâneler verüp Bitlîs deresi içinde ol hezârfeni kayd
[u] bend
edüp tek cemî‘i ma‘rifetin ihdâsı içün hân böyle Cemşîd-hüner olmuşdur. Ve düke …
Netîce-i merâm fünûnda tekmîl-i pâye edüp yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Paşa efendimizle sarâyında on gün tekâ‘üd edüp her gün ale't-tevâlî sabâhdan ta vakt-i gurûba varınca cemî‘i mutrıbân u kışmirân ve bâz-ı bâzân u serbâzân gelüp niçe bin arz-ı kâlâ edüp hândan ve paşadan ihsân alurlardı. Hânın cemî‘i erbâb-ı ma‘ârife ve cemî‘i ulemâya i‘tibâr etdüğinden cemî‘i diyârdan tekmîl-i fünûn etmiş âdemler Bitlîs hânına gelüp eğer her cânibi ma‘mûr kimesne ise ana bâğ u bâğçeli sarâylar ve cevârîler ve bî-had u bîvâye hâneler verüp Bitlîs deresi içinde ol hezârfeni kayd [u] bend edüp tek cemî‘i ma‘rifetin ihdâsı içün hân böyle Cemşîd-hüner olmuşdur. Ve dükeli zamân selîkası ma‘rifet tahsîli tarafına düşmüşdür. Anınçün hâlâ şehr-i Bitlîs erbâb-ı ma‘ârifle pür olmuşdur. Ve hânın mehterhânesinde olan üstâd-ı kâmil zurnazen ve boruzen ve kudümzen ve zilzen bir vüzerâda değil bizzât Âl-i Osmân kârhânesinde yokdur. Zîrâ kendüsü hüner sâhibi ve ilm-i mûsıkîde fünûn-ı asr olmağile küll-i külliyât sahibi ve zencîr yigirmi dörd usullü ve şükûfe-zâr ve sabâ-darb fethiyle çalar peşrev sâhibi üstâd-ı mehterleri var kim gûyâ her biri zurnayı te’lîf eyleyen Cemşîd'dir. Vakt-i ışâda vakt-i Şâfi‘îde âlem ağyârdan bî-haber oldukda fasl etdiklerinde âdem hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
… hid kimesne imiş. Nemrûd-ı la‘în bu şahsı âteşe göyündürmek içün bu kayaya kayd
[u] bend
edüp altına âteş yakdıkda Cenâb-ı Bârî bu merdin vücûdunun ba‘zı yerin kayaya d …
Ol yâr-ı muvâfıklar dahi be-ser [ü] çeşm deyüp hakîre vesîle olup bir sâ‘at dahi şimâle gidüp Muş sahrâsı yoluna gider bir râh-ı azîme gitmeyüp ol mahalde bir yalçın kaya üzre rubu‘ sâ‘at ubûr edüp vardık. Sun‘-ı Hudâ-yı azîm mezkûr yalçın minâre-misâl kad çekmiş kayaya bir âdemi zencîrler ile sarmışlar. Hâlâ ancak üstühânları kalmış. Ne uzvu ve ne zencîrler çürümemiş. Gûyâ henüz üstâd elinden çıkmış zencîrdir ve beyâz üstühânlardır, ammâ ol uzuvların incikleri ve kol kemikleri yedişer sekizer arşın gelir kalın ve tavîl kemiklerdir ve başı küçük hammâm halveti kubbesi kadar vardır. Gözlerinin deliklerine birer âdem girer ve çıkar. Hatta ayneyni deliklerinde miskî kartallar âşiyân etmişler. Meğer bu üstühân-ı pâk Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâma imân getirenlerden bir mü’min ü muvahhid kimesne imiş. Nemrûd-ı la‘în bu şahsı âteşe göyündürmek içün bu kayaya kayd [u] bend edüp altına âteş yakdıkda Cenâb-ı Bârî bu merdin vücûdunun ba‘zı yerin kayaya der-âğûş etdirüp niçe yerleri kaya ile yek pâre ve yek renk olup ancak incikleri ve kolunun biri ve başı {kayadan taşra nümâyândır kim ol Settâr Allah} sun‘un ızhâr içün ol Hayyu'l-ebed ol kemikleri taşra komuş. On âdem kaddi bâlâda kaya içre durur kemiklerdir kim yoldan hayli mesâfe-i ba‘îdededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
… önderüp mektûblar verdi. Ammâ beri tarafda mahpus olan Kürdistân beğlerini kayd
[u] bend
ile zabt [u] rabt edüp Hân-ı cedîd ricâsıyla Şirvân beğinin otuz kisesin alup " …
Ba‘dehû sene 1065 mâh-ı Ramazân-ı şerîfinin (---) gün şehr-i Bitlîs kurbünden kalkup deryâ-misâl asker ile avdet edüp yurd değişdirüp Rahova nâm mahalde menzil-i Hüsrev Paşa Hânı'nda meks olundu. Zîrâ ol mahalde âdem kanı râyihasından ve ordu kavminin muzahrafâtları müte‘affininden hareket olundu. Ve Ekrâd-ı haşerât şehirden ba‘îd olması ma‘kûl görülüp hicret olundu. Ve Ziyâeddîn Hân'ın devleti nizâm [u] intizâm bulmasiyçün bu mahalde bir gün tekâ‘üd fermân olunup Erzurûm eyâletinden imdâda gelen (---) aded sancak beğlerine birer hil‘at-i fâhireler ile izin verilüp serdârlarına bir hil‘at ve üç kise ve bir çeleng ve bir at-ı eşheb-i peleng ihsân olunup Erzurûm vâlîsine dahi bir mücevher hançer ve bir murassa‘ gaddâre gönderüp mektûblar verdi. Ammâ beri tarafda mahpus olan Kürdistân beğlerini kayd [u] bend ile zabt [u] rabt edüp Hân-ı cedîd ricâsıyla Şirvân beğinin otuz kisesin alup "Bir dahi Âl-i Osmân vüzerâlarının emrine inkıyâd eyle. Başın keserim ammâ hele hân oğlumun hâtırıyçün âzâd etdim" deyü hil‘at 280b giyüp dest bûs ederken Paşa, beğin kellesine eyle bir muşt-ı Âsafî urdu kim zemîni dahi iki kerre bûs edüp fakîr beğ başı yere düşdü zanneyleyüp iki kerre başın yoklayup perîşân-ı hâtır olduğundan otak kapusun gâ’ib edüp ağaları içine gitmek ister, andan taşra çıkup ol ân nefîrlerin çalmadan kalkup Şirvân'a doğru gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280a–280b ·
metinde göster ·
Evvelâ sene (---) mâh-ı Zilhiccesinde şehr-i Rûmiyye'den çıkınca fakîr hânın gerdeninde tavk-ı la‘net var iken atına bindirüp eşik karnı altından hânın pâylarına demir zencîrler ile bend edüp kırk nefer kimesneyi dahi cümle atlar üzre silsile-i belâ ile gerdenlerinden kayd u bend edüp ol yevm-i nahs-ı müstemirde Rûmiyye'den cânib-i şimâle çıkdığımız mahalde karşudan bir ulu gird-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olduğu nümâyân olup içinden bir asker zâhir olup anı gördük, bir azîm Acem askeri nefîr ü kerrenâyları ve köslerin ve dühüllerin döğerek bir azîmü'ş-şân hân-ı İrân gelüp eşik ağasıyla ve kayd ü bend olan Genç Alî Hân ile görüşüp ağlaşdılar. "El-hükmü lillah birâder, hemân güzelce şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye girdiklerinde Rûmiyye'nin toprak kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… âb çâh-ı kadîm vardır. Kâtil zann olunan kimesneyi hâkim ol çâhın kenârına kayd
[u] bend
ile korlar. Eğer mücrim herîf hakkâ ki kâtil ise kuyudan bir dûd-ı siyâh {çıkup …
Diğer şey-i acîbi: Bir bâğda bir bî-âb çâh-ı kadîm vardır. Kâtil zann olunan kimesneyi hâkim ol çâhın kenârına kayd [u] bend ile korlar. Eğer mücrim herîf hakkâ ki kâtil ise kuyudan bir dûd-ı siyâh {çıkup} bed râyiha-i mühlik şemm olunur. Ba‘dehû herîfi katl ederler. Eğer herîf mazlûm kâtil değilse kuyudan duman çıkmayup herîfi âzâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
… dâ âlimdir, cümle Kürdistân askeri sizden dilgîrlerdir. Hele cümle beğleri kayd
[u] bend
edüp bu kadar mâllarını aldığınızı ferâmûş etmeniz, yohsa at yerine atdan ve gö …
"Hay sultânım, bunlara eski hân yine at ve köle bağışlamağa hâzır-baş olmuşdur. Anıniçün Bitlis şehrine gitmek isterler, ammâ Hudâ âlimdir, cümle Kürdistân askeri sizden dilgîrlerdir. Hele cümle beğleri kayd [u] bend edüp bu kadar mâllarını aldığınızı ferâmûş etmeniz, yohsa at yerine atdan ve götden çıkarsız, zîrâ cümle Kürdistân ayağa kalkmışlardır. Hemân şimdi tuğu konakcıdan hân askerine aldırmayasız. Ana ilâc görün" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
esîr etdiler. Kara cânibine firâr eden kefereler {dahi} iskele başında olan buğ …
Hemân bizim gâzîler atlarıyla deryâya urup yüzerek kâfirleri saçlarından yapışup taşra çıkarup kayd [u] bend esîr etdiler. Kara cânibine firâr eden kefereler {dahi} iskele başında olan buğday mahzenlerine girüp kapuların sedd edüp tarfetü'l-ayn içre mahzenlere mazgal delikleri edüp cenge âhenk edüp bizden hayli âdem hâke düşüp şehîd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b ·
metinde göster ·
ile huzûr-ı pâdişâhîden boruları ve dankiyoların çalup ubûr etdiklerinde sa‘âde …
Bu gazâda paşa-yı sâhib-i kerem cümle guzât-ı müslimîne yetmiş kîse ve yüz altı hil‘at-i fâhire bezl-i in‘âm edüp bu feth-i meserreti Âsitâne-i sa‘âdet'de Boynueğri Mehemmed Paşa'ya arz edüp ardı sıra karadan cümle altı yüz esîr ve altı yüz kelle paça ve yigirmi dokuz aded hatmanları haçlı bayraklarıyla üç yüz aded arabalara tahmîl olunup Âsitâne-i sa‘âdet'e vardıkda paşanın kapu kethüdâsı Zühdî Efendi Sadrıa‘zam Boynueğri'ye arz edüp ol dahi sa‘âdetlü Sultân Mehemmed Hân'a telhîs edüp alay-ı azîm ile cümle kelle ve diller ve hatmanlar bayrakların arabalar üzre ser-nigûn edüp cümle esîrler hatmanlarıyla dest ber-kafâ kayd [u] bend ile huzûr-ı pâdişâhîden boruları ve dankiyoların çalup ubûr etdiklerinde sa‘âdetlü pâdişâh hazz edüp cümle küffârları Tershâne-i Âmire'ye gönderüp kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne dökerler. Sa‘âdetlü pâdişâh safâsından kapu kethüdâsı Zühdî Efendi'ye hil‘at-i fâhire geydirüp paşaya ibka ve mukarrer içün kılıç haftân ile Mîr Mehemmed Ağa hatt-ı şerîf ile Varna altında gelüp dîvân-ı pâdişâhîde hatt-ı hümâyûn kırâ’at olunup paşa hil‘at-i pâdişâhî geyüp ve sorguc-ı şâhîyi başına takup ve şimşîri kemerine bend edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a ·
metinde göster ·
… ı bu kadar mâl-ı ganâ’imle yetmiş sekiz aded küffârı pâ-beste ve dil-haste kayd
[u] bend
ile huzûr-ı Nûreddîn Sultân'a getirdikleri kimi kâfir sarhoş u evkâr kimisi dâr …
Ale's-sabâh anı gördük. Üç yüz kişiden yedisi gâ’ib olup mâ‘adâsı bu kadar mâl-ı ganâ’imle yetmiş sekiz aded küffârı pâ-beste ve dil-haste kayd [u] bend ile huzûr-ı Nûreddîn Sultân'a getirdikleri kimi kâfir sarhoş u evkâr kimisi dârû-yı hoşber ile pür-efkâr yatırlar. Niçesini tilmaşlar, ya‘nî tercümânlar söyledüp tabur içre iki kerre yüz bin küffâr ve seksen yedi bini yaya tüfengli olup zahîreleri kalmaduğu haberleri alınup cümlesinin kelleleri tenlerinden cüdâ olunup tekrâr taburun altına dahi yakın varılup ancak top yetişir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… dikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd
[u] bend
ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü …
Hân bu hâli görüp "Min indillâh hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn atbaşı berâber taburun top altına karîb varıldıkda yüz bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer üçer tabur okları gezleyüp şast ber-kabza çeküp tabura doğru şastlara küşâd verdiklerinde iki kerre yüz bin ok bârân-ı la‘net gibi tabur içre yağup niçe bin oklar üryân atlara güzer etdikde atlar âdemler[e] depme urup atlar rehâ bularak âdemleri depüp ısırarak kâfirlerin kellelerine oklar lâle gibi konarak derûn-ı taburda bir gırîv ü feryâd kopup Leh küffârı dahi yedi koldan tabur içine balyemez top-ı kûbları urarak bize imdâda gelen Kazak dahi tabur içre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067 Zilhicce'sinin yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup tarafeynden üç sâ‘at ceng-i azîm olup bârûd-ı siyâhın dumanından göz gözü seçemez olup taşradan sadâ-yı "Allâh Allâh" ile ceng-i harbî-i Efrâsiyâblar ve tabur içinden "Yajuj Yajuj" sadâsıyla nâkûs ve torompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü dirisine binüp 44a taburdan cümle balyemez toplarıyla "Yajuj Yajuj" diyerek Tatarın ardı sıra kovarak sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura koyulup ganîmete başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b–44a ·
metinde göster ·
… âh küffâr-ı mellâh bir karanlık yerde kalup anları da dipdiri silâhlarıyla kayd
[u] bend
edüp kal‘ayı halâs etdiler.
Ve ba‘zı küffâr "şinâverlik edem" deyü karşu geçüp Kılburun halkı kâfirlerin burunları kılından çeküp Kılburun kal‘asına götürürler ve mukaddem nerdübânlar ile su kullesin alup haçlı bayraklar diken küffârlardan yüz aded pür-silâh küffâr-ı mellâh bir karanlık yerde kalup anları da dipdiri silâhlarıyla kayd [u] bend edüp kal‘ayı halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a ·
metinde göster ·
… i sultânîsi adl-i Ömer üzre alınup anlar dahi altı yüz seksen aded esîrler kayd
[u] bend
olup arabalar üzre hâzır-baş olup sâ’ir mâl-ı ganâyimle guzât-ı müslimîn muğten …
Ve yigirmi altı pâre şâhâne toplar kim her biri münakkaş altun-misâl serâmed şâhî topları arabalarıyla âmâde etdiler. Ve sâ’ir guzât-ı müslimîn destinde olan altı bin dokuz yüz aded esîrlerinin pençâk ve öşr-i şer‘î-yi sultânîsi adl-i Ömer üzre alınup anlar dahi altı yüz seksen aded esîrler kayd [u] bend olup arabalar üzre hâzır-baş olup sâ’ir mâl-ı ganâyimle guzât-ı müslimîn muğtenim olup esîrler ile sîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
"Elbette lalam Erdel kralı ve Nemse çâsârlarını kayd
[u] bend
ile huzûruma getirirsen, makbûl-i hümâyûnum değildir. Anlar kâfir değiller. Hem …
"Elbette lalam Erdel kralı ve Nemse çâsârlarını kayd [u] bend ile huzûruma getirirsen, makbûl-i hümâyûnum değildir. Anlar kâfir değiller. Hemân der-i devletime gelüp müselmân şeklinde Kara Hasan Abaza kâfirlerinden intikâm alasın" deyü hatt-ı şerîf ile Zenceflioğlu Köpürlü Mehemmed Paşa vezîre vardıkda hatt-ı şerîfi verüp Köpürlü vezîr hatt-ı şerîfi okuyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… ve Erzurûm'a serdâr olup Üsküdar'a geçdi. Ol hafta yedi yüz Hasan Paşalıyı kayd
[u] bend
ile Der-i Devlet'e gönderüp cümlesi kelle perrân paça oldu, ammâ cemî‘i umûr-dî …
Hemân ol gün cemî‘i Memâlik-i Mahrûsa-i Âl-i Osmân'a nefîr-i âm emrleri Dergâh-ı 75b âlî kapucubaşıları ve sadrıa‘zam ağalarıyla evâmir-i şerîfler pârekende ve perîşân oldu. Ve yine ol gün Anadolu eyâletine İsmâ‘îl Paşa Hasan Paşalı katline ve Yanova gazâsında bulunmayup esâmesi Kâğızhâne ulûfesinde "Mim" işâreti olan sipâhîleri cümle kethüdâyerlerinden taleb etmeğe hatt-ı şerîf ile İsmâ‘îl Paşa serdâr olup Üsküdar'a çıkdı. Yine ol gün Kıbleli Mustafâ Paşa Karaman ve Mar‘ayş ve Sivas ve Erzurûm'a serdâr olup Üsküdar'a geçdi. Ol hafta yedi yüz Hasan Paşalıyı kayd [u] bend ile Der-i Devlet'e gönderüp cümlesi kelle perrân paça oldu, ammâ cemî‘i umûr-dîde âdemler bu Hasan Paşa'nın katl olmasın muhâldir derlerdi. Cümle paşalar Der-i Devlet'e gelüp Bâb-ı Hümâyûn önünde galtân olunca "Yâ baht [u] tâli‘-i meymûn Köpürlü" deyüp engüşt ber-dehen etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75a–75b ·
metinde göster ·
… bir fenâ bârgîre bindirüp at karnı altından ayaklarıma bukağı urup hakîri kayd
[u] bend
ile Köpürlü huzûruna getirüp hazînedârı dahi tezkire ile getirdiler. Hemân hakî …
"Yine Evliyâm, birkaç aydan mı, günden mi Bosna diyârına gelesin" deyü Paşa'nın hayır du‘âsıyla vedâ[‘]laşup gitdikde, hemân mübâşir ağa bu hakîri Çekmece'den taşra atımdan indirdüp bir fenâ bârgîre bindirüp at karnı altından ayaklarıma bukağı urup hakîri kayd [u] bend ile Köpürlü huzûruna getirüp hazînedârı dahi tezkire ile getirdiler. Hemân hakîr Melek'in hüccetleri ve mektûbların verüp kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79b ·
metinde göster ·
… ler ile celâlîliği sâbit olmuş kimesneleri her vilâyetden müfettiş paşalar kayd
[u] bend
ile huzûr-ı pâdişâhîye gönderdiklerinde kösler önünde ba‘de'd-dîvân niçe yüz âd …
Ale's-sabâh dîvân-ı pâdişâhî olup serâperde önünde kös-i hâkânîlere turralar urulup eyâlet-be-eyâlet hüccet-i şer‘iyyeler ile celâlîliği sâbit olmuş kimesneleri her vilâyetden müfettiş paşalar kayd [u] bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gönderdiklerinde kösler önünde ba‘de'd-dîvân niçe yüz âdemleri sürü sürü getirüp ale't-tertîb cellâd-ı felekler bu kadar binâ’illâhı dizüp, hünkâr-ı hücec gazab bir eline tîğın ve bir eline mezâhib-i erba‘a fetvâlarıyla sûre (---) nass-ı kâtı‘-ı burhânîden âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
… asrda Kıbleli Paşa cânibinden iki yüz aded mazlûm ve gayrı mazlûm âdemler kayd
[u] bend
ile gelüp otağ-ı âlî ve sâyebân-ı vâlî serâperdeleri ref‘ olunup sa‘âdetlü pâdi …
Bu menzilde fermân-ı şehriyârî sâdır olup "Serâperde-i hümâyûn önünde her dîvânda dîn-i mübîn âsîlerinin kelleleri eksik olmasın" denildi. Hikmet-i Hudâ ol gün dîvân-ı asrda Kıbleli Paşa cânibinden iki yüz aded mazlûm ve gayrı mazlûm âdemler kayd [u] bend ile gelüp otağ-ı âlî ve sâyebân-ı vâlî serâperdeleri ref‘ olunup sa‘âdetlü pâdişâh-ı cem-cenâb devlet ve sa‘âdet birle kasr-ı adâlet üzre câlis ve nedîmler ile hem-enîs serîr-i devlet-masîr olup mezkûr mücrimleri kanûn üzre kösler önünde cümle tertîb üzre dizüp cellâdlar iki başından kılıç ururlarken hemân bî-günâhın biri dest beste iken huzûr-ı pâdişâhîde yerinden pertâb kılup cellâdın birine eyle bir püşt-i pâ urdu kim cellâdın bağırsakları pâybend-misâl ayağına dolaşup gûyâ cellâd bî-dâd bî-feryâd bıldırdan ölmüşe dönüp cellâdın cânı dârü'l-bevâra firâr edüp yollandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80b ·
metinde göster ·
Hünkâr eydir: "Hamd-i Hudâ, otak önü Hasan Paşalı kanından eyi kan ile âlûde olup serâperdem önü kansız kalmadı" buyurduklarında, hikmet bu kim ol ân Adana Paşasından altmış aded Hasan Paşalı pây-beste ve dil-haste kayd [u] bend silsile-i selâsil-i ağlâl ile huzûr-ı pâdişâhîye geldikde hemân hünkâr-ı hûnhâr eline hüccet-i şer‘iyyelerin alup kendi dîvânında amân u zamân vermeyüp kelleleri top gülleleri gibi yuvarlanup demleri rîzân oldu, ammâ hakkâ ki sa‘âdetlü pâdişâh-ı âdil cemî‘i katl etdiği kimesnelerin hüccet-i şer‘iyyelerini kırâ’at etdirüp eline aldıkdan sonra mücrimleri katl edüp amân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
… halâs etmek içün benden bin guruş isteyüp, bir nukre vermediğim içün beni kayd
[u] bend
ile bu mahalle gönderirken anam dedi kim,
Herîf-i zarîf eydir: "Vallâhi pâdişâhım, ben Anadolu eyâletinde Uşak şehrinde tarîk-i Uşşakîden bir âşık-ı sâdık garîb ü hasîb ü nesîb sâdât-ı kirâmım, ammâ levendât ile ıhtılât etdiğimden ey çöğür çalup savt-ı hazînli eyi türküler çağırdığımdan Hasan Paşa beni huzûruna Bursa'ya gelirken getirdüp bile idim. Gördüm ki isyân ediyor. Âhir iki kerre firâr edüp yine halâs olamayup beni dutdular. Üçüncü def‘a anlar Konakçı Alî Paşa ve Çavuşoğlu Mehemmed Paşa ile döğüşmek sadedinde iken ben yine firâr edüp Uşak şehrinde yüz beş yaşında bir şerîfe anacığım vardır, anın yanında sekiz aydır saklı iken beni, Karahisâr beği dutup, beni halâs etmek içün benden bin guruş isteyüp, bir nukre vermediğim içün beni kayd [u] bend ile bu mahalle gönderirken anam dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83a ·
metinde göster ·
Evvelâ ol gün bism-i İlâh ile ılgar edüp sahrâ ve dağ u bâğ ve çengelistânda üç bin aded kâfir bulup niçe yüzü tu‘me-i şemşîr-i bürrân olup bakıyyetü's-seyfi esîr-i kayd [u] bend olup ol gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… îm olup niçe bin küffârı tîğ-i Dahhâk'dan geçürüp bakıyyetü's-seyfi esîr-i kayd
[u] bend
oldular.
Hulâsa-i kelâm kal‘a-i Tımışvâr tamâm otuz beş günde "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" ile feth oldu, sene 959, be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa. Derûn-ı hisâra asker-i İslâm çıt-a-çıt girüp herkes şikâr olmak sadedinde iken iç kal‘aya tekrâr küffâr-ı murdâr kapanup sulhu bozup yine tekrâr cenge âheng etdiklerinde bir ceng-i azîm olup niçe bin küffârı tîğ-i Dahhâk'dan geçürüp bakıyyetü's-seyfi esîr-i kayd [u] bend oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
ile benim huzûruma getirirsen makbûl-i hümâyûnum değildir. Hemân Der-i devletim …
"Elbette lalacığım, Erdel kralın kayd [u] bend ile benim huzûruma getirirsen makbûl-i hümâyûnum değildir. Hemân Der-i devletime gelüp bu Celâlî Hasan Paşa hakkından gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
… a on bin aded durgun ve dargın ve mecrûh nâ-mecrûh kâfirleri dest ber-kafâ kayd
[u] bend
ile huzûr-ı Fazlî Paşa'ya getirüp bunlara hil‘at-i fâhireler ve serlerine çelen …
Fazlî Paşa Kethüdâsı Gürcî Mehemmed Kethüdâ dahi Banyaluka'da bu haber-i mûhiş mesmû‘ı olduğu gibi ol dahi beş bin aded güzîde asker ile bilâ-tevakkuf guzât-ı İslâm ile ta‘kîb edüp İzmiyan dağların ve Varçal vakfı bellerin aşup Kinin altında Paşa'ya yetişirler. Hemân bilâ-tevakkuf "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişirler. Bi-inâyetillâhi Te‘âlâ küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim ân-ı vâhidde kırk yedi bin kâfir dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyf olanlar dağlara firâr etdiklerinde Bosna Alaybeğisi İsmâ‘îl Beğ ve bürâderi Mîr-i alem Beğ ve Hersek Beği Çengîzâde Beğ bunların her biri bezm [u] rezmin birer kağan arslanı, merdânelik cibâlinin bebr ü pelenk ve kaplanı idi. Bunlar bir yere cem‘ olup re’y [ü] tedbîr ve ittifâk ü ittihâd ile elbir edüp cümle guzât ile emîrân-ı mûmâ-ileyhler firâr eden kâfirlerin akîblerine düşüp kova kıra on bin aded durgun ve dargın ve mecrûh nâ-mecrûh kâfirleri dest ber-kafâ kayd [u] bend ile huzûr-ı Fazlî Paşa'ya getirüp bunlara hil‘at-i fâhireler ve serlerine çelenkler takılup ihsânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… mirleri ve yelkenlerin cümle guzât alup firkatelerin cümlesin birbirlerine kayd
[u] bend
edüp cümlesin âteşe urdular, ammâ niçe firkatede çok mecrûh kâfirler var idi. C …
Andan yigirmi dokuz aded firkatelerin top u tüfenglerin ve gayrı âlât-ı mühimmât levâzımâtları ve demirleri ve yelkenlerin cümle guzât alup firkatelerin cümlesin birbirlerine kayd [u] bend edüp cümlesin âteşe urdular, ammâ niçe firkatede çok mecrûh kâfirler var idi. Cümlesi nâr-ı cahîme girmezden mukaddem dâr-ı fânînin âteşinde biryân u giryân oldular. Niçeleri cân havliyle kendülerin deryâya atup gark olduklarına bu âyet-i şerîf sûre (---) delîldir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
… lara zeyn edüp derilerin alefler ile doldurup cümle esîrleri dest ber-kafâ kayd
[u] bend
edüp âsûde hâl yatdık, ammâ ol gece kal‘a-i şibenik binden mütecâviz balyemez t …
Danil nâmında bir kefere ismiyle müsemmâ bir sahrâ-yı ra‘nâdır kim gûyâ sahrâ-yı Kosova'dır, ammâ lisân-ı Boşnak'da, ya‘nî Latin lisânınca Danil (---) derler. Bu gece bunda yatup cümle guzâta "gâfil mebâş" denilüp 146b cânib-i erba‘aya ve tâ kal‘a-i şibenik altlarına varınca ince karavullar konup gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp meks oldu ve cümle kafâ kelleleri yine kâfir esîrlerimize soydurup kafâların birer ağaç kazıklara zeyn edüp derilerin alefler ile doldurup cümle esîrleri dest ber-kafâ kayd [u] bend edüp âsûde hâl yatdık, ammâ ol gece kal‘a-i şibenik binden mütecâviz balyemez toplar atdı ve beş binden mütecâviz meş‘aller yakdı ve gûnâ-gûn çırâğânlar etdi ve niçe bin aded havâyî fişekler atdı. Meğer bu gazâ-yı meserretde kırdığımız kâfirlerin rûh-ı menhûsların âteş-i şâdumânıyla yâd ve akrabâ-yı akreblerin şâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a–146b ·
metinde göster ·
… artık garîb Seydî serâsime olup cümle haşerâtlar başına üşüp dest ber-kafâ kayd
[u] bend
ile serâsime otak içre götürüp derhâl asker içinde fetret ü tuğyân olmasın içün …
Bu hâl ile köpek cengi ederek otak dâ’iresinden taşra çıkdı, ammâ kafâdâr askeri yok ve her tarafda düşmanı çok. Bir sarıca kâfiri matbahda ucu yanmış bir odun ile Seydî'nin koluna bir odun nice urdu ise Seydî'nin destinden hançeri fırlayup bir şâtırı ol ân paşaya bir gaddâre yetişdirince dal gaddâre olup hayli âdem yıkup bir âdemi iki pâre etdi. Ve şâtırı dahi şehîd etdiler. Ve yedi âdemi dahi zahm-âlûd olup silihdârı dahi Küçük şahin ve Gürcî Beğzâdeler mecrûh olup yan verdiler, ammâ Seydî fakîr de bî-tâb u bî-mecâl meydân-ı ma‘rekede bî-dermân hareket etmeğe başladıkda ol ân sarrâcbaşı Seydî'ye bir esb-i menhûs yetişdirüp eğer hânesine el uram derken bir kâfir-i bî-dîn fakîr atı kılıç ile sinirleyüp at dahi cân havliyle Seydî'nin sîne-i bî-kînesine dû-pây-ı edbâr-ı zahmdâr urdu kim garîb Seydî iki aded perende-i mu‘allâk kılınca ol mahalde kereke bid‘atin gaytânları Seydî'nin boğazına geçüp anın halâsına ve yakasının dem-bestesine halâsda iken yine ol Seydî hüddâmlarından bir nânkör (---)(---) nâm deli mel‘ûn Seydî ile yaka yakaya ceng edüp kereke gaytânı mâr-ı ecel-vâr boğazına sarılup çadırlar tınâbları dahi ayağına dolaşup elindeki gaddâre de gaddârlık edüp yâverlik etmeyüp eyle dilâverin serine mezkûr (---)(---) deli bir odun ile nice urduysa artık garîb Seydî serâsime olup cümle haşerâtlar başına üşüp dest ber-kafâ kayd [u] bend ile serâsime otak içre götürüp derhâl asker içinde fetret ü tuğyân olmasın içün ol ân Gâzî Seydî Ahmed Paşa'nın kellesin teninden cüdâ edüp şehîd etdiklerinde azamet-i Hudâ ordu-ı İslâm içinde bir gırîv [ü] feryâd kopdu kim gûyâ (gûyâ) rûz-ı mahşerden nişân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185b ·
metinde göster ·
… çenlerin lâşe-i murdârları dağda kaldı. Ve kırk adedi esîr-i dest ber-kafâ kayd
[u] bend
oldu.
âyeti hâtırıma hutûr edüp hamd-i Hudâ mâl [u] mâmelekimiz halâs edüp mansûr [u] muzaffer olup başımız kurtardığımızdan mâ‘adâ yetmiş beş aded baş aldık ve baş haydud ile altısın hemân dağ başında mezkûr kâfir başları yanında kazığa urduk. On yedisi peykân-ı okdan sehm-i kazâya uğrayup mürd oldu ve dendân-ı kılıçdan geçenlerin lâşe-i murdârları dağda kaldı. Ve kırk adedi esîr-i dest ber-kafâ kayd [u] bend oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… şdikler[i] yerlerde kırılandan üç bin kelle ve iki bin kırk aded kâfirleri kayd
[u] bend
ile huzûr-ı vezîre getirdiler.
Çünkim Sadrıa‘zam Kanije kal‘ası buheyresinin sâhilinde küffârın tabur-ı azîmi içine girüp bir tabahâne(?) haymecikde meks edüp cümle bu tabur içre kâfirden kalan cebehâne ve bârhâne ve mâl-ı hazâ’ini Defterdâr Paşa ve cebecibaşı cemî‘i mâl-ı firâvânı mu‘temedün aleyh âdemlerin defterleriyle kabz olunup asker-i İslâm'dan 179a kırk bin aded "Benem, dîğer nîst!" deyen gâzîlerden kâfiri kovmağa me’mûr olup revâne oldular. Bu ânda Kanije gâzîleri küffârın firâr etdiklerin görüp ölüsü dirisine binüp kal‘adan taşra çıkup tabur içinde kalan küffârdan ve dağlarda yetişdikler[i] yerlerde kırılandan üç bin kelle ve iki bin kırk aded kâfirleri kayd [u] bend ile huzûr-ı vezîre getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178b–179a ·
metinde göster ·
… şikârlardan sonra âzâd etmeğe kavl-i karâr edüp yine anları da atlar üzre kayd
[u] bend
etdik. Ba‘dehu,
Hulâsa-i kelâm yüz yetmiş araba mâl-ı zî-kıymet ve üç bin esîr-i bî-minnet zî-cemâl mahbûb u mahbûbe müşterî-tal‘at bikr-i nâ-şüküfte Alman kızları ele girdi kim geysûlarının her târları bin bâr müşk-i Tatar değer. Üç binden mütecâviz atları arabalara koşup bu şehr-i Purunduk Alman dağının dâmenindedir ve Kâsım Voyvada şühedâları rûhlarıyçün Fâtiha-i şerîfe okuyup yedi aded şühedâlarımız bu mahalle defn edüp cümle şühedâların rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp ba‘dehu şehri ihrâk bi'n-nâr edüp ahd [ü] mîsâkımız üzre mukaddemâ esîr olup kulağızlık eden kâfirlerin ikisin âzâd edüp otuz sekizin dahi niçe şikârlardan sonra âzâd etmeğe kavl-i karâr edüp yine anları da atlar üzre kayd [u] bend etdik. Ba‘dehu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
… rabalarımız başımıza belâ olup hakkâ ki ayağımıza bağ olup ba‘zı kâfirleri kayd
[u] bend
ile taşıma kaydına düşdük, ammâ ormandan ormana gücile bir çamursuz yerde meks …
Hâlâ Nemse çâsârı hükmünde bir ma‘mûr şehr-i azîmdir. Bunda dahi azîm vezni üzre manastırları olup nâkûshâne kullelerinde papaslar çanları çalup niçe gûne feza‘ u çeza‘lar etdiler. Lâkin bu kal‘a altında meks etdiğimizde bir azîm yağmurlar yağdı kim arabalarımız başımıza belâ olup hakkâ ki ayağımıza bağ olup ba‘zı kâfirleri kayd [u] bend ile taşıma kaydına düşdük, ammâ ormandan ormana gücile bir çamursuz yerde meks edüp bu şehri ve kal‘ayı alarkadan seyr-i temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
… usu ve atlarıdır" deyü haber verdikde gûyâ Hızır'a râst gelüp cümle atları kayd
[u] bend
edüp arabalar içre olan esbâbları ve sekiz yüz yetmiş kadar esîrleri cümle atla …
"Vallâhi bu dağlar çârnâsâr kralımızın korusu ve atlarıdır" deyü haber verdikde gûyâ Hızır'a râst gelüp cümle atları kayd [u] bend edüp arabalar içre olan esbâbları ve sekiz yüz yetmiş kadar esîrleri cümle atlara bindirüp ve cümle arabaları ihrâk edüp bir hayli sebükbâr olup ol gün yine cânib-i şimâle kâh orman ve kâh câdde-i râh ile giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
edüp ve mürd olan keferelerin leşlerin soyup ve bellerinde cümle kemerleri ve s …
Biz dahi cümle küffârı kayd [u] bend edüp ve mürd olan keferelerin leşlerin soyup ve bellerinde cümle kemerleri ve silâhların alup ve şühedâlarımız anda defn edüp cümle mâl-ı ganâ’imle terkilerimiz bırakdığımız refîklerimiz yanına gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
… esine hakîr bir balta dahi urup kâfir serâsîme olıcak dest ber-kafâ kâfiri kayd
[u] bend
edüp ikisin de âteş kenârına getirdik.
Hemân bu abd-i fakîr yap yap elim kılıç kabzasında varup ibtidâ kâfirlerin çalıda asılan silâhların alup bizim gulâmlar yanında bir çalıya salb edüp andan her kâfire ikişer gulâmlarımla ale'l-gafle üstlerine düşüp sarılup ol ân küffârın biri cân havliyle yerinden pertâb edüp meğer belinde bir küçük tüfengi var imiş, belinden çıkarup âteş edem zann edüp hakîr bunun koluna nice bir balta tügdüsü urdum ise tüfeng kolundan fırlayup hemân Rüstem nâm benâm kölem hakkâ ki Rüstemâne küffâra sarılup ol mahalde kâfirin kellesine hakîr bir balta dahi urup kâfir serâsîme olıcak dest ber-kafâ kâfiri kayd [u] bend edüp ikisin de âteş kenârına getirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·