… tdi: "Yâ Alî, cemî‘i tarîk-ı meşâyihe seni pîşvâ eyledim. Sen de senin muhibbân
u dostânından
murâd idindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka v …
Ashâb-ı güzînin güzîdesi ve zindesi Selmân-ı Pâris'dir. Aslında hâk-i pâk-i Pâris-i Selmân-ı Pâk'dir. Hazret-i Resûl'e Hazret-i Hadîce-i Kübrâ'dan sonra îmân getirüp Hânedân-ı Resûl'de Hazret'in Âyişe'ye berdûş-ı halka-be-gûşu gibi huddâmı idi. Hazret-i Risâlet-penâh aleyhi's-selâm Hazret-i Alî'nin ser-i sa‘âdetine Zü's-sehâb nâm bir tâc-ı imâmî ser-i sa‘âdet-i Alî'ye giydirüp önüne ve ardına iki taylesân-ı Muhammedî sarkıddığiyçün bu tâca Zü's-sehâb dediler ve bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Hazret-i Alî'nin kemerine bir şeddi bend edüp dest-i Alî'ye bir asâ verüp tarîk-ı Halvetî pîşvâsı olmak üzre Hazret-i Resûl Hazret-i Alî'ye bir seccâde verüp eyitdi: "Yâ Alî, cemî‘i tarîk-ı meşâyihe seni pîşvâ eyledim. Sen de senin muhibbân u dostânından murâd idindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka ve ehl-i sanâyi‘ ve erbâb-ı hırefe pîr olsunlar." deyü Hazret-i Resûl izin verdikde hemân Hazret-i Alî yerinden turup Resûl-i Hudâ'nın önünde on yedi rek‘at namâz kılup ba‘dehû Ashâb-ı güzînden on yedi nefer kibâr-ı ashâbın kemerlerine du‘â vü senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile niçe bin Sahâbe-i kirâm huzûrunda on yedi âdemin kemerin bağladı. İbtidâ Hazret-i Alî eyitdi: "Destûr yâ Resûlullah." deyüp Hazret'in yanından Selmân-ı Pâk'i meydân-ı muhabbete çekdikde Hazret-i Resûl "Destûr yâ Alî, istihâl Selmân'dır." dediklerinde Hazret-i Alî ibtidâ du‘â-i hayr ile Selmân'ın kemerine şed bend edüp Selmân, Hazret'in ve Çâr-yâr-ı güzînin ve Aşere-i Mübeşşere ve sâ’ir Ashâb-ı güzînin destlerin bûs edüp huddâmlara ve berberlere Selmân-ı Pâk pîr oldu. Ol dahi üç yüz yigirmi yaşında pîr-i fânî idi, ammâ nazar-ı Resûl ile zinde idi ve ilm-i ledünde gâyet âlim idi. Ve Hazret-i Resûl Selmân-ı Pâk hakkında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b ·
metinde göster ·
demâğları mu‘attar olup cümle dervîşân semâ‘ u safâlar edüp çarh-ı felek gibi d …
Ve haftada iki kerre bu meydân-ı mahabbetde semâ‘ u safâ oldukda bâğ-ı İreminde hâsıl olan gûnâ-gûn gül ü sünbül ve reyhân u zanbak ve benefşe ve erguvânlar deste deste destiler içre semâ‘hâne etrâflarınna koyup Hudâ âlimdir bu şükûfe-i ezhâriyyâtların râyiha-i tayyibelerinden cemî‘-i uşşâkân yârân-ı sâdıkân ahbâb [u] dostânların demâğları mu‘attar olup cümle dervîşân semâ‘ u safâlar edüp çarh-ı felek gibi deverân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
… asan Paşa câmi‘ine muttasıl olmağile hemân evkât-ı hamseyi edâ eden cümle ahbâb
[u] dostân
bu tekyeye gelüp zevk u şevkler edüp mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî-i Şerîf kitâbın …
Bir âsitâne-i Âl-i Abâ'dır. Cümle imârâtı serâpâ kurşum örtülü kârgîr binâ-yı azîmdir. Ve bu hânkâh Hasan Paşa câmi‘ine muttasıl olmağile hemân evkât-ı hamseyi edâ eden cümle ahbâb [u] dostân bu tekyeye gelüp zevk u şevkler edüp mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî-i Şerîf kitâbın tilâvet ederler, zîrâ bu şehrin cümle halkı abdâl-meşreb Fârisî-hân pîr ü cüvânân âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
… derek pişüp tenâvül olunur. Ve her köşesinde niçe bin âşıkân-ı sâdıkân muhibbân
[u] dostânlarıyla
âğâze-i dâstân ederek ve hoş-elhânlar ile âğâze-i ilm-i mûsikârî ederek subh u …
Ve niçe bin murgân-ı hoş-âvâz tuyûrun asvât-ı hazînleri ehl-i teferrücün rûhlarına cân bağışlar. Ve niçe yerde uyûn-ı câriyeler üzre kebâb dollâbları deverân ederek âdem yapışmadan kebâblar Mevlevî-vâr semâ‘ ederek pişüp tenâvül olunur. Ve her köşesinde niçe bin âşıkân-ı sâdıkân muhibbân [u] dostânlarıyla âğâze-i dâstân ederek ve hoş-elhânlar ile âğâze-i ilm-i mûsikârî ederek subh u mesâ taraf taraf Hüseyn Baykara meclisleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145b ·
metinde göster ·
… dâ bu abd-i kemter bu sene-i mübârekede Girid gazâsına giderken bu şehrin ahbâb
[u] dostânlarıyla
bu yaylağa çıkup on yedi gün zevk [u] safâlar edüp sene 1078 Ramazânu'l-mübârek …
Hikmet-i Hudâ bu abd-i kemter bu sene-i mübârekede Girid gazâsına giderken bu şehrin ahbâb [u] dostânlarıyla bu yaylağa çıkup on yedi gün zevk [u] safâlar edüp sene 1078 Ramazânu'l-mübârekinin ıyd-ı şerîfin bu yaylakda edüp Hüseyin Baykara cem‘iyyetleri etdik. Hakkâ ki bir cây-ı dilküşâ-yı behişt-i irem-âsâ bir hûb-hevâ dâr-ı ferahfezâ yaylağ-ı Merâm'dır kim mâ-fevkında eyle bir irem-âbâd yokdur kim cümle üç yüz yetmiş aded aynân-ı tecriyânları vardır kim her biri birer gûne âb-ı hayâtdan nişân verir âb-ı nazîfi hıffetde her hafîfden ahaf ve nezâfetde nazîf bî-mânend şarâb-ı kevser nazîf eltaf mâ-i zülâldir. Cümlesi gâyetü'l-gâye hâzımu'l-ifrât âb-ı hayâtlar olduğundan bir âdem bir gûsfend-i semîn yeyüp bu mâ-i cân-perverlerden bir kâse nûş edicek derhâl aç olur. Tâ bu mertebe serî‘u'l-hazm şarâbları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
… ve Mustafâ Beğ ve Emîn Ağa ve Serdâr Fazlı Q 37aP 37a Beşe ve gayri ahbâb
[u] dostânlar
ile vedâlaşup ve yigirmi aded bahâdır tüfeng-endâz refîkler alup Kuşadası'ndan …
Bu temâşâları edüp a‘yân-ı vilâyetden Bostâncızâdeler Mehemmed Çelebi ve Mustafâ Çelebi ve Dizdâr Ağa ve Mütevellî İbrâhîm Çavuş ve Çanakçızâde ve Boşnak Hasan Beşe ve Mustafâ Beğ ve Emîn Ağa ve Serdâr Fazlı Q 37aP 37a Beşe ve gayri ahbâb [u] dostânlar ile vedâlaşup ve yigirmi aded bahâdır tüfeng-endâz refîkler alup Kuşadası'ndan kıble cânibine sengistân yollar içre âbâdân kurâlar temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72a ·
metinde göster ·