… -ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir
ucundan bir
tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir m …
Cümleden şehr içinde Alâüddevle câmi‘i haremindeki değirman gâyet serî‘ âsiyâbdır. Cümle cemâ‘at-ı kesîre bunun mîzâbından tecdîd-i vuzû‘ ederler. Bu şehrin cânib-i (---) bir yaylağ-ı kûh-ı bülend vardır. İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır. Ol cebel-i müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasında yetmiş bin sürü koyunu ve keçisi ve câmûsı ve sığırı var imiş. Cümle çobânlar bu hayvânâtları sağup süd-i sûdını bu havza döküp andan şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘atlik yer altından beyâz mermer kâriz Cimcime sarâyında havzlara dökülüp andan cümle halka leben-i hâlis bezl olunurmuş. Mâ-bâkîsi matbah-ı Keykâvûs'unda harc olunup âyende vü revendeye südli aş bezl olunurmuş. Bu kayser Cimcime eyle dârâta mâlik imiş kim rûz-merre matbahına ve gayri levâzımâtına ve cümle koyunlarına beher yevm yetmiş katır yükü tuz harc olunur imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Bu şehrin cânib-i şarkîsi dağları ardı Elbistân sahrâsıdır. Anda bir nehr cârîdir kim (---) dağlarından gelir Aksu derler, Mar‘aş ve Ayntâb'ın cümle pembe ve pirinci anda hâsıl olur. Ol nehrin beri cânibi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i Arafât'a müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâkinlerdir kim lisân-ı kadîm kelimât ederler. İbtidâ lisânları Tatar-ı Buhârâ'dan (---)(---)(---) kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
… ı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir
ucundan bir
ucuna iki sâ‘atde varılırdı. Hemân üç bin ehl-i sûk haymesi ve aşbâzları var id …
Hamd-i Hudâ kal‘a-i Van'ın bu kadar seyr ü temâşâların edüp niçe yüz sulehâ-yı ümmetlerin hayr du‘âlarıyla behremend olup niçe ziyâretler etdik. Ammâ ez-în-cânib efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘a-i Van'a dâhil oldukda Timur-ı bî-nûrun Van kal‘asına yığdığı türâbı deryâya dökmeğe ihtimâm-ı tâm edüp eyâlet-i Van'da olan (---) aded beğlere ve dörd aded serbes hâkimlere evâmir-i şerîfler göndermiş idi. Cümle sem‘an ve tâ‘aten deyüp gün-be-gün deryâ-misâl Kürdistân askeri me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhlarıyla ve paşaya bî-kıyâs hedâyâlarıyla cümle gelüp sahrâ-yı Van'da meks edüp fezâ-yı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir ucundan bir ucuna iki sâ‘atde varılırdı. Hemân üç bin ehl-i sûk haymesi ve aşbâzları var idi. Paşa bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp hamd edüp cümle hizmet-i pâdişâhîyi edâ etmeğe gelen beğlere dilnüvâzlıklar ve çâre-sâzlıklar edüp ihsân [u] in‘âmlardan mâ‘adâ beher yevm ikişer kerre cemî‘i ümerâlara ve mîr-i aşâ’irlere ziyâfet-i azîmler edüp hayr-ı hâtır ederdi. Ve matbah-ı Keykâvûs'dan cemî‘i kavm-i Ekrâd ni‘met-i firâvân Taht-ı Van'da bezl edüp kavm-i Ekrâd def‘-i cî‘ân ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
… ir. Ammâ bu şehr-i Kûfe Hazret-i Nûh Tûfânı'ndan mukaddem eyle imâr idi kim bir
ucundan bir
ucuna üç menzil yol idi. Tûfân-ı Nûh'da harâb olup yine ba‘de't-Tûfân Nûh Nebî …
Andan Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet Âdem'e ibâdetgâh içün Cennet-i Me’vâ'dan beyâz incü ile halk olmuş bir kasır gönderüp ana Beyt-i Ma‘mûr derlerdi. Emr-i Hakk ile bu Beyt-i Ma‘mûr hâlâ Mekke-i Mükerreme yerine vaz‘ olunup Hazret-i Âdem fermân-ı Hakk ile Kûfe'den Mekke zemîninde olan Beyt-i Ma‘mûr kasrına hicret edüp rûy-ı zemînde imâret-i Âdem Serendil'dir ve ikincisi {Beyt-i Cebel-i Arafât ve} şehr-i Kûfe ve üçüncü şehr-i Mekke ve Bekke ve'r-râd-ı(?) Beyt-i Ka‘be'dir. Ammâ bu şehr-i Kûfe Hazret-i Nûh Tûfânı'ndan mukaddem eyle imâr idi kim bir ucundan bir ucuna üç menzil yol idi. Tûfân-ı Nûh'da harâb olup yine ba‘de't-Tûfân Nûh Nebî imâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
Deşt-i Kıpçağ'ın nihâyetinde Bahr-i Harez'e nehr-i Edil'in on sekiz [yer]de mahlût olduğunun bir fırkası kenârında zamân-ı kadîmde kavm-i Tatar'ın 168a ecdâdı olan Cingiz Hân'ın imâret etdiği tahtgâhı idi. Ba‘dehu Kaytak Hân'a, andan Hulâgû Hân'a andan Tohtamış Hân'a değüp ol kadar ma‘mûr olur kim bir ucundan bir ucuna Tatar'ın çapar atlısı eremezmiş. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Mâverâü'n-nehir'den Timur Hân hurûc edüp bu şehri Tohtamış Hân'a rağmen yere berâber eder. Andan sonra Maskov kralı destine girüp amâr ederler. Hâlâ Maskov kral-ı dâlli hükmünde nehr-i azîm Etil kenârında şekl-i müselles iç hisâr ve şekl-i müseddes taşra kirmân bir hısn-ı hasîn Ejderhân'dır kim üç kat Şeddâdî binâ bir taş kirmen-i ra‘nâdır. Hattâ bu diyârlarda kal‘alara kirmen derler. Dâ’iren-mâdâr cirmi ön dörd bin adımdır. İç kal‘ası başka handaklı ve Şeddâdî ve şekl-i müselles iki bin hatve cirimli ve iki kapulu kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b–168a ·
metinde göster ·
Hakîr alâ-tarîkı's-seyir piyâde reviş ile ordunun bir
ucundan bir
ucuna kâmil sekiz bin adım idi. Omuz omuzu sökmez âdem deryâsı idi. Ve cân otun …
Hakîr alâ-tarîkı's-seyir piyâde reviş ile ordunun bir ucundan bir ucuna kâmil sekiz bin adım idi. Omuz omuzu sökmez âdem deryâsı idi. Ve cân otundan mâ‘adâ bu bâzârda dîbâ ve şîb ü zerbâf atlas ve kâmhâ ve dârâyî ve hârâ ve gûnâ-gûn kalâ-yı vâlây dârâyî füruht olunur. Zîrâ kırk elli bin şâm huccâcının bu bâzâra beş altı Mısır hazînesi mâlları bu bâzârda sarf olunup kırk elli bin deve içün kabâyil-i Urbâna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre bu bâzârda ehl [ü] iyâlleri içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem deryâsı olur. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a ·
metinde göster ·