… tâ olup hazîneleri deryâdan gitmek mümkün olmayup üç yüz kîse guruşu altun edüp
ulaklar
ile karadan Kırım'a, Kırım'dan Azağ'a göndermek içün mezkûr üç yüz kîseyi İslâm …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa: Azak kal‘asında kul gulû edüp ağaların ve ba‘zı çorbacıların pâreleyüp mevâcib içün Âsitâne'ye feryâdcılar gönderdiklerinde eyyâm-ı şitâ olup hazîneleri deryâdan gitmek mümkün olmayup üç yüz kîse guruşu altun edüp ulaklar ile karadan Kırım'a, Kırım'dan Azağ'a göndermek içün mezkûr üç yüz kîseyi İslâmbol esnâfına tevzî‘ edüp bu mâbeynde Defterdâr Emîr Paşa ve Kudde Kethudâ ve Gümrük Emîni Hasan Çelebiyek Beytü'l-mâl-ı müslimînden kalmış Diyârbekir bezi ve kırmızı ve sarı sahtiyân ve attâr şebi şekilli eşyâları dahi sîri'n-nâs ehl-i hırefe tevzî‘ etdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79b ·
metinde göster ·
… küffârlar kal‘ada olan fecerelere böyle haber verdiler. Hikmet-i Hudâ âsitâneye
ulaklar
gitdiği gice bir kuru sovuk oldu kim cümle asker-i İslâm ka‘r-ı zemîne gireyazd …
Anlar kal‘a içine girüp "Türk der kim bizim murâdımız kal‘a olaydı bir ayda alırdık. Ancak Moskov kralına haddin bildirüp bu kadar ilin vilâyetin nehb u gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle esîr almak murâdımız idi" deyü firâr eden küffârlar kal‘ada olan fecerelere böyle haber verdiler. Hikmet-i Hudâ âsitâneye ulaklar gitdiği gice bir kuru sovuk oldu kim cümle asker-i İslâm ka‘r-ı zemîne gireyazdılar. Andan müşâhade eylediler kim Deşt-i Kıpçak-ı bî-emân ve Karadeniz-i bî-îmânda emn [u] emân yokdur. Âhir cümle asker kal‘a fethinden me’yûs olup mâh-ı (---) günü cümle hâs u âvâmın re’yiyle kal‘adan ferâgat edüp meymene ve meysere cümle mühimmâtları keştîlere koyup ve cemî’î mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine yerleşdirüp nefîr-i irtihâller çalınup "Emr Hudâ'nındır; takdîr-i İlâh böyle imiş" deyü taht-ı kal‘adan bî-feth avdet edüp Balısıra nâm mahalde donanma-yı hümâyûna vâsıl olup cümle eyâlet askerlerine izn-i serdâr olup kimi berren ve kimi bahren ve kimi Deşt-i Kıpçak'dan altı gün ve altı gicede nehr-i Kuban'a, andan Vilâyet-i Çerkez'e, andan Cezîre-i {Taman'a, andan Cezîre-i} Kırım'a dâhil oldular. Kimisi Heyhât sahrâsının şimâl tarafından Çerkes vatanına revâne oldular. Donanma-yı hümâyûn dahi Âsitâne-i sa‘âdet tarafına revâne olmağa lengerlerin deryâdan alacak mahalde Serdâr Hüseyin Paşa'dan bu hakîr me‘zûn olup Kırım Hânıyla diyâr-ı Kırım'a müteveccih olup donanma-yı İslâm mütevekkilen-ala'llâh deyüp bâdbânlar açup Azak deryâsına gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
… paşaya azîm ziyâfetler edüp sürûr [u] şâdmânda iken Varvar Alî Paşa tarafından
ulaklar
gelüp,
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Erzincân: Lüğat-i Fârisî'de "câna erici" demekdir. Ya‘nî erzânî ma‘nâsına da gelir. Evvelâ bâğçeler içre Hazret-i Hızır Makâmı, âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve ziyâret-i Mevlevîhâne Şeyhi Hâlid Efendi ve ziyâretgâh-ı Vezîr Hemdem Paşa, Sultân Selîm vezîrlerindendir. Çıldır gazâsına giderken Selîm bu vezîri katl edüp bu şehr içre defn etmişdir. Niçe ziyâretler dahi vardır, ammâ ma‘lûmum olan bunlardır. Zîra bu şehrde üç gün paşa ile meks edüp Kemâh tuzla emîninden ve Kuruçay subaşısından tahsîl etdiğimiz malları verüp ahâlî-i vilâyet paşaya azîm ziyâfetler edüp sürûr [u] şâdmânda iken Varvar Alî Paşa tarafından ulaklar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
Bu şehirde üç gün meks edüp safâ ederken Âsitâne tarafından
ulaklar
gelüp paşaya hakîr içün ammîlerimden ve Memekzâde efendimden ve Abdürrahîm efen …
Bu şehirde üç gün meks edüp safâ ederken Âsitâne tarafından ulaklar gelüp paşaya hakîr içün ammîlerimden ve Memekzâde efendimden ve Abdürrahîm efendimden mektûblar gelüp "Evliyâ kulunuzun pederi merhûm olup cemî‘î mülkü ve eşyâsı üğey vâlidesi elinde ve hemşîreleri ve kassam elinde memhûrlu kalmışdır. Lütfunuzdan ricâ ederiz kim Evliyâ Çelebi dâ‘îniz bu cânibe gönderüp birkaç zamândan sonra işlerin tamâm edüp yine huzûrunuza vara" deyü mektûblar göndermişler ve üç aded mekâtibler dahi akrabâlarımızdan gelüp "Siz sağ olun. Pederiniz merhûm oldu. İnnâ-lillah" deyü haber gelince cihân başıma teng ü dar oldu. Ve mektûbları paşaya gösterdim. Paşa dahi kendüye gelen mektûbları gösterüp bî-karâr oldum. Hemân ol mahalde yine gelmek şartıyla izin taleb edüp dest-bûs etdim. Nola deyüp kethüdâ ve hazinedârın çağırup beş yüz esedî harc-ı râh ve iki küheylân at ve iki köle ihsân edüp sâ’ir levâzımâtlarımı ve bir mükellef cerke ve merhûm Varvar Alî Paşa'nın ihsân etdüğü üç katıra üç katır dahi ihsân edüp kâmil bir katar katır olup yedi abd-i memlûk ve sekiz nefer yapışma huddâmımla Beğbâzârı şehrinden paşa efendimizle vedâlaşup ve cümle ehibbâ ve dûstânlar ile cümle vedâlaşup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
… âullahları ziyâret edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar ederken Âsitâne tarafından
ulaklar
gelüp paşa efendimiz yine müşevveşü'l-hâl iken buluşdular. Meğer müsellim bir s …
Bu mezkûr kibâr-ı evliyâullahları ziyâret edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar ederken Âsitâne tarafından ulaklar gelüp paşa efendimiz yine müşevveşü'l-hâl iken buluşdular. Meğer müsellim bir semmûr kürk giydirüp "İnşâallah bir haftadan sonra Âsitâne'ye müteveccih oluruz" deyü efendimiz Kaya Sultân'ın ve Sadrıa‘zâm Çerkes Dervîş Mehemmed Paşa'nın ve'l-hâsıl cemî‘i vükelâ-yı devletin mektûbların paşa tilâvet etdirüp "Âsitâne-i sa‘âdete gelüp ikinci kubbe vezîrisiz, gelüp tahsîl-i mizâc edesiz" deyü cümle mekâtibler tilâvet olunup paşa efendimiz ve cümle ağavâtlarımız tâze cân bulup herkes tedârik-i râh görmeğe âgâh oldular. Meğer bin altmış üç senesi mâh-ı Recebü'l-mücerrebinin üçüncü gün Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli'nden ma‘zûl olup eyâlet-i Rûmeli Silâhdâr Muslu Paşa'ya vezâret ile sadaka olundu. Paşa efendimiz kâmil bir hafta sarâyda oturup levâzımât-ı râh görülünce sarâydan kalkup aşağı şehirde Balı Efendi azîzin ırk-ı tâhirinden Seyyid Mustafâ Çelebi'nin sarâyına inüp anda mihmân olup cümle tedârikler görülüp cemî‘i ağavâtlara ve cümle karakollukçulara tarcıla nâmında yigirmi kise harc-ı râh verilüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146a ·
metinde göster ·
geldi ve Van yeniçerilerinden birkaç mecrûh yeniçeriler gelmişlerdir,." dedikde …
Ammâ hikmet-i Hudâ elbette olacak olur, bu cem‘iyyet-i kübrâ ile hânın müşâveresinde iken kapucular kethudâsı içeri girüp eydür, "Sultânım Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa oğlunuzdan ulaklar geldi ve Van yeniçerilerinden birkaç mecrûh yeniçeriler gelmişlerdir,." dedikde paşa-yı halîm, "Tîz gelsinler!", deyüp ulaklar içeri girüp zemîn-bûs etdikden sonra paşanın destine vâlî-i Erzurûm'un mektûbun verüp paşa kırâ’at etdikde mefhûm-ı kelâm oldur kim "Benim efendim, Habîb-i Hudâ aşkına olsun taht-ı hükûmetlerde olan Bitlîs hânı nâm şakî bu hakîrin eyâletinde olan Malazcird Beği Mehemmed Beğ'in ülkesine on bin âdem ile ale'l-gafle şebhûn edüp bir sancak yerimiz nehb ü gâret edüp üç yüz aded ümmet-i Muhammed'i bilâ cürm katl edüp ve bî-hisâb âdem mecrûh edüp ve ma‘dûd kırk bin Şakakî koyunu sürüp ekl-i bel‘ etdi. Benim efendim, kendi eyâletindedir. Elbette hakkından gelürsünüz, bu iş ber-taraf olur. Ve illâ cümle gâret olan kimesneler ve şühedâların akrabâ vü ta‘allukâtları der-i devlet tarafına kanlı gömlekleriyle gidüp sonra sultânıma müşkil olur. Eğer fermân-ı şerîfiniz olursa ol âsî rehzen üzre bir sefer idin. Bu hakîr dahi yigirmi bin asker ile ol cânibe varup, "Hâk-i pây-ı şerîfinize rûmâlîde kılmağa nîm işâretinize muntazırdır." deyü bir tazallum-âmîz feryâd u figânlı mektûb tahrîr eylemiş kim istimâ‘ eden hân düşmanları zühre-misâl raks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
Ammâ hikmet-i Hudâ elbette olacak olur, bu cem‘iyyet-i kübrâ ile hânın müşâveresinde iken kapucular kethudâsı içeri girüp eydür, "Sultânım Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa oğlunuzdan ulaklar geldi ve Van yeniçerilerinden birkaç mecrûh yeniçeriler gelmişlerdir,." dedikde paşa-yı halîm, "Tîz gelsinler!", deyüp ulaklar içeri girüp zemîn-bûs etdikden sonra paşanın destine vâlî-i Erzurûm'un mektûbun verüp paşa kırâ’at etdikde mefhûm-ı kelâm oldur kim "Benim efendim, Habîb-i Hudâ aşkına olsun taht-ı hükûmetlerde olan Bitlîs hânı nâm şakî bu hakîrin eyâletinde olan Malazcird Beği Mehemmed Beğ'in ülkesine on bin âdem ile ale'l-gafle şebhûn edüp bir sancak yerimiz nehb ü gâret edüp üç yüz aded ümmet-i Muhammed'i bilâ cürm katl edüp ve bî-hisâb âdem mecrûh edüp ve ma‘dûd kırk bin Şakakî koyunu sürüp ekl-i bel‘ etdi. Benim efendim, kendi eyâletindedir. Elbette hakkından gelürsünüz, bu iş ber-taraf olur. Ve illâ cümle gâret olan kimesneler ve şühedâların akrabâ vü ta‘allukâtları der-i devlet tarafına kanlı gömlekleriyle gidüp sonra sultânıma müşkil olur. Eğer fermân-ı şerîfiniz olursa ol âsî rehzen üzre bir sefer idin. Bu hakîr dahi yigirmi bin asker ile ol cânibe varup, "Hâk-i pây-ı şerîfinize rûmâlîde kılmağa nîm işâretinize muntazırdır." deyü bir tazallum-âmîz feryâd u figânlı mektûb tahrîr eylemiş kim istimâ‘ eden hân düşmanları zühre-misâl raks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
… avâ’id-i fevâ’idleri cem‘ olup Paşa sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp yigirmi aded
ulaklar
ile iki yüz kiselik altunları Der-i devlete gönderüp anlar Âsitâne-i sa‘âdet ta …
Bu minvâl üzre yeni hândan sa‘âdetlü pâdişâh içün yüz kise kalemiyye-i tecdîd-i hükûmet ve yüz kise dahi vezîria‘zama vesâ’ir erbâb-ı hizmet avâ’id-i fevâ’idleri cem‘ olup Paşa sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp yigirmi aded ulaklar ile iki yüz kiselik altunları Der-i devlete gönderüp anlar Âsitâne-i sa‘âdet tarafına gitmede. Ertesi gün paşa alây-ı azîm ile şehr-i Bitlîs içre Şeref Hân Câmi‘inde salât-ı cum‘ayı edâ edüp ba‘de's-salât cümle kibâr [u] sığâr ile vedâlaşup ahâlî-i Bitlîs'e Arapça nassı üzre sadakât-ı bî-pâyân verüp hamd ü senâ-yı firâvân ederek esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup şehr içre selâma muntazır olanlara selâm verüp iki tarafına mataracıbaşı ve şâtırbaşı altun bezl ederek alây-ı azîm ile otağına geldi. Ertesi ale's-sabâh Arapça hadîs-i şerîfi mazmûnu üzre tuğlar gidüp ale'l-akîb kendüleri de sa‘âdetle sene 1065 Ramazânının yigirmi dokuzuncu gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280b ·
metinde göster ·
… hir-ı kâr bir gün Melek Ahmed Paşa efendimizden Murtezâ Paşa'ya diyâr-ı Van'dan
ulaklar
ile mektûb-ı muhabbet-uslûblar gelüp Melek Ahmed Paşa'nın Bağdâd'da olan arkı m …
Âhir-ı kâr bir gün Melek Ahmed Paşa efendimizden Murtezâ Paşa'ya diyâr-ı Van'dan ulaklar ile mektûb-ı muhabbet-uslûblar gelüp Melek Ahmed Paşa'nın Bağdâd'da olan arkı mahsûlün Murtezâ Paşa'ya i‘lâm edüp "Elbette mahsûlümüzü Evliyâ ile bu cânibe gönderesüz" deyü haber geldikde hakîr bu haber-i mûhişden müte’ellim olur şeklin gösterüp Murtezâ Paşa'ya eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 408b ·
metinde göster ·
… ilciden beygirler alup cehenneme dek gidin" deyü çekişmeğe başladı. Meğer gelen
ulaklar
Bostâncı aznavurları idi.
Haydar Ağazâde eydir: "Ya kahpe oğulları, ben menzilci miyim? Varın Silivri şehrinde menzilciden beygirler alup cehenneme dek gidin" deyü çekişmeğe başladı. Meğer gelen ulaklar Bostâncı aznavurları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27a ·
metinde göster ·
… yâ bunlar kimdir?" cümle paşalı güft [u] gûyâ başladılar. Hemân dörd dâne gelen
ulaklar
ta‘âmı bırağup tarfetü'l-ayn içre bellerine silâhların bend edüp yine beygir is …
"Ayâ bunlar kimdir?" cümle paşalı güft [u] gûyâ başladılar. Hemân dörd dâne gelen ulaklar ta‘âmı bırağup tarfetü'l-ayn içre bellerine silâhların bend edüp yine beygir istemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27a ·
metinde göster ·
… sin" derken, hemân kapudan Bostâncıbaşı İdrîs Ağa gelince evvel gelen dörd aded
ulaklar
dal kılıç olup,
"Katlan Evliyâm, şunları savabilir miyiz, görelim. 27b Andan sonra gidesin" derken, hemân kapudan Bostâncıbaşı İdrîs Ağa gelince evvel gelen dörd aded ulaklar dal kılıç olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27a–27b ·
metinde göster ·
"Benim pâdişâhım efendim, Allâh sana ve Âl-i Osmân pâdişâhına ömürler versin kim beni Rakofçi gibi düşmandan halâs edüp memleketim bana ihsân eylediniz, ammâ el-ihsânu illâ bi't-tamâm ricâm oldur kim benim vilâyetimde olan âsî kal‘aları Tatar ile urup nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imlerin alup esîrler çıkarup haklarından gelesiniz kim ol bana âsî olan kılâ‘lar bunlardır" deyü iki yüz yetmiş pâre gâret olacak kılâ‘ları defter edüp ve gâret etmeğe kendü vüzerâlarından İlvov hâkimin yetmiş bin âdem ile ta‘yîn etdikde Tatar-ı adû-şikâr dünyâlar kadar hazz edüp cümle taburdan aldıkları 45a mâl-ı ganâ’imlerin herkes Or beği Karaş Ağa ile Kırım'a {gider} on bin asker olup şühedâları ve mâlların Kırım'a gönderüp cümle asâkir-i Tatar yine birer sadak ve birer şiydak ile sebük-bâr kaldılar. Ol gün Hân-ı âlîşân feth [ü] fütûh haberleriyle cümle cebehâne ve topları sa‘âdetlü pâdişâha ve vezîria‘zama ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya i‘lâm içün ulaklar gönderüp "Kırılan kâfir kellelerin göndermek ayıbdır" deyüp göndermedi. Ba‘dehû (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44b–45a ·
metinde göster ·
… girmi altı pâre kal‘alarına varınca sa‘âdetlü pâdişâh kal‘a-be-kal‘a emrler ile
ulaklar
gönderüp,
Lâkin bu Rûmeli Hâkâniyye kal‘ası tarafındaki ve kal‘a-i Bolayır'a ve dahi kal‘a-i Ekşimil'e, ya‘nî lisân-ı Rûmca altıncı kal‘aya ve kasaba-i Kavak'a ve dahi kal‘a-i Enez'e ve dahi kal‘a-i Misine'ye ve dahi kal‘a-i Mekri'ye ve kal‘a-i Fere'ye ve kal‘a-i Kavala-i azîme ve Sidirkapsi ve Aynaroz ve dahi kal‘a-i Selânik ve kal‘a-i Kesendire ve kal‘a-i Koloz ve kal‘a-i Ezdin ve kal‘a-i Kızılhisâr ve ana karîb kal‘a-i Eğriboz ve dahi kal‘a-i Atina ve'l-hâsıl bu Rûmeli Hâkâniyye kal‘ası tarafındaki Rûmeli kıyılarında tâ Mora'nın yigirmi altı pâre kal‘alarına varınca sa‘âdetlü pâdişâh kal‘a-be-kal‘a emrler ile ulaklar gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93b ·
metinde göster ·
… bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere
ulaklar
gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl ed …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… erdâr Ali-i Kerrâr gazab-âlûd olup dîvândan elçiyi redd edüp getirdiği nâmeleri
ulaklar
ile ol ân der-i devlete gönderüp nâmeler vâsıl olunca aliyye dîvânı olup nâme-i …
"Biz de sizin vilâyetlerinize sizin gibi belki dahi artık gûşmâller etdik" deyü elçi-i la‘în bî-bâk bu gûne cevâb edince hemân Serdâr Ali-i Kerrâr gazab-âlûd olup dîvândan elçiyi redd edüp getirdiği nâmeleri ulaklar ile ol ân der-i devlete gönderüp nâmeler vâsıl olunca aliyye dîvânı olup nâme-i kral-ı dâll kırâ’at olundukda müşâvere olup cümle ale'l-ittifâk Nemse çâsârından intikâm almak içün Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup ol ân Gâzî Sultân Mehemmed Hân "Niyyetü'l-gazâ" deyüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de kemerine iki yerden gayret kılıcın kuşanup ertesi alay-ı azîm ile sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda cenâb-ı izzet-me’âbları sa‘âdetle mahmiyye-i Kostantiniyye'den âyîn-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîmeleri üzre deryâ-misâl asâkir-i kerrâr ile Dâvûdpaşa fezâsında serâperde-i hümâyûnunda ber-karâr olup cemî‘i ocak halkına ihsân u in‘âmlar edüp sekizinci günde mahmiyye-i taht-ı sânî Edirne'ye dâhil olup bir müşâvere-i azîm dahi oldukda diyâr-ı Alaman'a sefer kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Uyvar üzre olması mukarrer olduğunun sebebi bu tahrîr olunan gibi ibtidâ sulha mugâyir iş Nemse çâsârından olmuşdur kim sebeb-i gazâ-yı Yanık ve Uyvar ale't-tahkîk böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52b ·
metinde göster ·
Beri tarafda Serdâr-ı mükerrem kal‘a fethi müjdesin ol ân Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmeğe ulaklar gönderüp deryâ-misâl asâkir-i İslâmı kal‘aya üşürüp ta‘mîr ü termîm edüp hamd-i Hudâ yine kal‘a-i Üstürgon sene 1014 târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında be-dest-i Lala Mehemmed Paşa feth oldu fî yevmi'l-isneyn 20 fî şehri Cemâzilûlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… lûs etdikde Tuna'nın morina balığın yeyüp Diyârbekir'in içindeki Hamrevât suyun
ulaklar
getirmişlerdi, İbrâhîm Hân'a müyesser olup balık yeyüp Hamrevât içmişdir. Hâlâ …
Hâlâ Çekmece göller aslı nehr-i Tuna'dır kim sene (---) târîhinde cülûs-ı İbrâhîm Hân gününde Büyükçekmece gölünde Tuna balıklarından bir morina balığı çıkup Topkapulu Mustafa Ağa ol balığı Kara Mustafa Paşa'ya ol dahi Sultân İbrâhîm'e getürür. İbtidâ İbrâhîm Hâ[n] tahta cülûs etdikde Tuna'nın morina balığın yeyüp Diyârbekir'in içindeki Hamrevât suyun ulaklar getirmişlerdi, İbrâhîm Hân'a müyesser olup balık yeyüp Hamrevât içmişdir. Hâlâ yine Çekmece göllerinde Tuna'nın çıka ve uştuka ve som balıkları çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97b ·
metinde göster ·
ve yolcular bu mahalle geldiklerinde âteşler yakdıklarıyçün Otyarık derler. Neh …
Menzil-i Otyarık: Nâm mahal ki cemî‘i ulaklar ve yolcular bu mahalle geldiklerinde âteşler yakdıklarıyçün Otyarık derler. Nehr-i Turla kenârında olduğu ve bâlâda geçen konakların eşkâl-i zemînleri sâ‘at be-sâ‘at birkaç kerre Özü'ye ve Doğangeçidi kal‘asına ve Kırım vilâyetine niçe kerre gidüp gelirken bu menâziller kerrât ile tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Otyarık nâm mahal nehr-i Turla kenârında bir bayır üzre Kazak kâfirlerinin tasvîrleri olduğu muhâlif yerdir. Mâ-tekaddem bu mahalde bir kal‘a var imiş. Karşu tarafı kal‘a-i Akkirmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… ezîrine elzem-i levâzımından olan oldur kim şehir havâlesine biribiri ardı sıra
ulaklar
gönderüp,
Evvelâ bu alaya Mısırlı alay-ı istikbâl derler. Paşa Mısır'a gelirken bir ay mukaddem asâkir-i Mısır dârât [u] azamet ü şevket unvânların ve deryâ-misâl cüyûşların göstermek içün cânib-i erba‘adan asker cem‘ etmek içün vilâyetden vilâyete çavuşlar gidüp birden bine ve binden yüz bine varınca asker cem‘ edüp Mısır içinde deryâ-misâl asker olur. Ammâ beri tarafda paşa Mısır'a geç gelirse müsellimliğe gelen şehir havâlesinin kâr [u] kisbine çok ihtilâl verir. Evvelâ Mısır vezîrine elzem-i levâzımından olan oldur kim şehir havâlesine biribiri ardı sıra ulaklar gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y184a ·
metinde göster ·
Niçe bin gûn[e] re’y-i tedbîrleri vardır, ammâ biz ben muhtasar kıldık kıldım. Âhirü'l-emr sene 1091 (---) Tût'unda ma‘zûl olup Mısır('ı) Anatolu eyâletinden ma‘zûl Evvel Osmân Paşa'ya sadaka olunup, şehir havâlesi İbrâhîm Ağa şehr-i Şa‘bânın altısında Mısır'a dâhil olup, kâyimmakâm Kaytâs Beğ olup, P 351b Tût gurresinde Abdurrahmân Paşa alay-ı azîm ile aşağı Mısır'da Kal‘atü'l-Kepşî dibinde Mehemmed Beğ sarâyında meks edüp hîn-i azilde ağavâtlarına ikişer kat ta‘[y]înât vermeğe başlayup Âsitâne tarafına ulaklar gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·