… n'dan yigirmi pâre gemiyle üç bin pür-silâh yiğit ve yigirmi bin kile buğday ve
un ve
nohud ve sâ’ir zehâyirler geldi, ammâ ne çâre {gelen zahîreyi Özü kal‘asına kom …
"Bizden taşra şimdiki hâlde çıkar yokdur. Siz dahi varın Hasan Paşa {kal‘ası} altında mütehassın olun" dedikde, anlar {dahi} bu kadar mâl-ı ganâ’im üsârâları ve kelle ve paçalarıyla kal‘a-i Hasan Paşa'ya sâlimîn ü gânimîn varup bir yaylım top u tüfeng şâdumânları edüp Allâh Allâh sadâsıyla zemîni velvelenâk etdiler. Hikmet-i Hudâ ol mahalde Akkirmân'dan yigirmi pâre gemiyle üç bin pür-silâh yiğit ve yigirmi bin kile buğday ve un ve nohud ve sâ’ir zehâyirler geldi, ammâ ne çâre {gelen zahîreyi Özü kal‘asına komak muhâl.} Hemân Nigebolı Beği Yûsuf Kethüdâ'ya bir yarar atlı şahbâz yiğit gönderüp kâfirlerin meterisleri kurbuna gelüp kal‘a içine üç kerre ucu kâğızlı oklar atup yine kal‘a-i Hasan Paşa'ya ol yiğit firâr ederken küffâr bu yiğide belki üç bin kurşum atup hamd-i Hudâ birisi de isâbet etmeyüp ol yiğit yine Hasan Paşa kal‘asına vâsıl {oldukda beri Özü} kal‘asında {oklara bağlı} üç kıt‘a mektûblar bulunup biri Paşa'nın cümle gâzîlere selâmdan sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59a ·
metinde göster ·
… irmi pâre gemiyle üç bin serdengeçdi yiğit ile yigirmi bin kile buğday 59b ve
un ve
sâ’ir zahîre göndermişim. Eğer mümkün ise bir ceng arasında kâfire bir velvele …
"Feryâdnâmeniz bir gecede vâsıl olup Bozcaadası donanmasının altıncı gecesi sabâhında mahsûr olmuşsuz. Hudâ kerîmdir. Dîn-i mübîn gayretin elden koman. İnşâ’allâh üç günde ve dörd günde kırk bin Bucak Tatarıyla ve altı bin benim askerimle ve toplar ile sizlere imdâd yetişmek üzereyüz. İşte yigirmi pâre gemiyle üç bin serdengeçdi yiğit ile yigirmi bin kile buğday 59b ve un ve sâ’ir zahîre göndermişim. Eğer mümkün ise bir ceng arasında kâfire bir velvele gösterüp bir tarafdan varan imdâd zahîreleri kal‘aya alasız ve illâ sâbit kadem olup durasız".
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59a–59b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i şehr-i Aydıncık: Evvelâ leb-i deryâda mükellef ü mükemmel
un ve
buğday ve gayrı metâ‘ mahzenleri var, ammâ şehri ve kal‘ası leb-i deryâdan nîm …
Eşkâl-i kal‘a-i şehr-i Aydıncık: Evvelâ leb-i deryâda mükellef ü mükemmel un ve buğday ve gayrı metâ‘ mahzenleri var, ammâ şehri ve kal‘ası leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir mürtefi‘ yerde deryâya nâzır bir bayırlı yerde şekl-i muhammes şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ ol kadar vâsi‘ değildir. Lâkin Bursa kal‘ası taşı kadar esâs-ı binâsı taşları birer oda kadar ve hammâm kubbesi kadar taşlardır kim acâ’ib ü garâ’ib köhne binâ bir sûr-ı bâlâ vâcibü's-seyr seng-i hârâlardır kim görenin aklı geder. Hakkâ ki divler binâsı olup Belkıs'ın tahtgâh-ı kadîmi olduğuna alâmetdir. 88a Gûyâ şâm eyâletinde Buka‘ ovasında Ba‘albek kal‘ası ola yâhûd Ayasuluğ kal‘ası binâsı ola. Tâ ol mertebe vâcibü'l-iber sûr-ı üstüvârdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) ve derûn-ı hisârda (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b–88a ·
metinde göster ·
… ar ol kadar zehâyir makûlesi gösterüp dağlar gibi arpa ve buğday ve beksumat ve
un ve
firik ve bakla ve nohud ve mâş ve bal ve yağ bulundu kim asâkir-i İslâm me’kûlâ …
Hikmet-i Hudâ firâr eden kapudanın sarâyında niçe zîr-i zemînlerin içlerinde birkaç amel-mânde kâfirler bulunup anlar ol kadar zehâyir makûlesi gösterüp dağlar gibi arpa ve buğday ve beksumat ve un ve firik ve bakla ve nohud ve mâş ve bal ve yağ bulundu kim asâkir-i İslâm me’kûlât [u] meşrûbâtlar ile muğtenim olup zahîre taşımadan müstağnî oldular. Hudâ zikrin hayr eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… aralar ve niçe kerre yüz bin elvân cebehâneler ve niçe kerre yüz bin aded çuval
un ve
buğday ve pirinç ve sâ’ir hubûbât ve koyun ve kuzu [ve] keçiler ve niçe bin çuv …
Hikmet-i Hudâ sene 1077 mâh-ı Cemâziye'l-âhir'inde bir gece Kapudan Kaplan Paşa Çanak limanına seksen pâre kalyon ve seksen pâre kadırgalar ile gelüp on iki bin aded gûnâ-gûn güzîde asker ve lağımcılar ve beldâr[â]nlar ve niçe kerre yüz bin kantâr bârûd-ı siyâh ve niçe yüz bin top güllesi ve kazgan kumbaralar ve niçe kerre yüz bin elvân cebehâneler ve niçe kerre yüz bin aded çuval un ve buğday ve pirinç ve sâ’ir hubûbât ve koyun ve kuzu [ve] keçiler ve niçe bin çuval pasdırmalar ve niçe kerre yüz bin elvân mühimmât [u] levâzımâtlar getirüp ol gece fi'l-hâl sabâha dek cümle eşyâ-yı bâr-ı sakîlleri karaya döküp Sadrıa‘zama defterleriyle mektûblar gönderüp hemân ol ân eyyâm-ı müsâ‘id elde iken kâfir gemileri gelmeden salpa demir edüp bir yaylım top ve tüfeng şâdımânları edüp bâdbân-ı murâdların açup deryânın bir tarafına teveccüh edüp gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a ·
metinde göster ·
… ded tâze asker imdâd getirüp ve yine niçe kerre yüz bin kantâr bârûd-ı siyâh ve
un ve
buğday ve beksumât ve pasdırma ve bilâ-hisâb cebehâneler ve sâ’ir mühimmât u le …
Ve sene 1079 Muharremi gurresinde Hanya kal‘asına yine Kapudan Kaplan Paşa yüz elli pâre şayka ve kalyon ve kadırgalar ile yigirmi bin aded tâze asker imdâd getirüp ve yine niçe kerre yüz bin kantâr bârûd-ı siyâh ve un ve buğday ve beksumât ve pasdırma ve bilâ-hisâb cebehâneler ve sâ’ir mühimmât u levâzımâtlar ol kadar geldi kim hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293b ·
metinde göster ·
… âd-ı bennâ eyle hendese üzre binâ etmiş kim evc-i âsımâna ser çeküp içinde olan
un ve
buğday ve sâ’ir hubûbâtlar kesb-i hevâ etsün deyü bu binâ-yı ibret-nümânın câni …
Bu anbârları üstâd-ı bennâ eyle hendese üzre binâ etmiş kim evc-i âsımâna ser çeküp içinde olan un ve buğday ve sâ’ir hubûbâtlar kesb-i hevâ etsün deyü bu binâ-yı ibret-nümânın cânib-i erba‘asında üç yüz altmış altı aded pençereler binâ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a ·
metinde göster ·
… ğup sebükbâr oldular. Ve a‘yân-ı şehir paşaya iki bin erdeb şa‘îr ve elli çuval
un ve
elli çuval beksumât imdâd eylediler. Ve mâ-tekaddem Müzeyrib'de çamur içinde ka …
Ve paşa otağın birisin bu kal‘ada bırağup sâ’ir bî-ma‘nâ eşyâları dahi huccâc-ı müslimîn defter ile bırağup sebükbâr oldular. Ve a‘yân-ı şehir paşaya iki bin erdeb şa‘îr ve elli çuval un ve elli çuval beksumât imdâd eylediler. Ve mâ-tekaddem Müzeyrib'de çamur içinde kalan iki bin yük şa‘îr ve fûl içün meşâyihler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b ·
metinde göster ·
… emesi mukarrerdir. Zîrâ tüccâr iki üç bin deve yükü bakla ve şa‘îr ve pirinc ve
un ve
bal ve yağ ve beksumât ve'l-hâsıl kuş südü, yumurta, anı dahi götürürler. Ve ni …
Bu asker huccâca varmasa huccâc selâmetle Mısır'a gelmemesi mukarrerdir. Zîrâ tüccâr iki üç bin deve yükü bakla ve şa‘îr ve pirinc ve un ve bal ve yağ ve beksumât ve'l-hâsıl kuş südü, yumurta, anı dahi götürürler. Ve niçe yüz deve Nîl suyu hedâyâ götürürler. Ve herkes dostlarına niçe bin kutu şeker-i nebât ve hulviyyât u zülbiyyât ve yoğurd gönderirler. Huccâc âcizmânde iken ve zâr zebûn fürûmânde iken ve cümle hasta ve yorgun argın ve develeri durgun ve huddâmları dargın Ezlem'e geldikleri gibi tâze cân bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
Buğday ve arpa ve darı ve yağ ve bal ve balmûmu ve
un ve
zebât ve kakule ve âbinûş ağacı ve gayrı eşyâlar ve koyun ve kuzu ve deve ve sı …
Buğday ve arpa ve darı ve yağ ve bal ve balmûmu ve un ve zebât ve kakule ve âbinûş ağacı ve gayrı eşyâlar ve koyun ve kuzu ve deve ve sığır ve sığın ve ceyrân ve keçi ve'l-hâsıl cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbât bu Dumbiye vilâyetinden gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439a ·
metinde göster ·