: Dükkân 400, neferât 600, ekseriyyâ dükkânları Unkapanı'nın iç yüzünde vâkı‘ ol …
Esnâf-ı uncuyân: Dükkân 400, neferât 600, ekseriyyâ dükkânları Unkapanı'nın iç yüzünde vâkı‘ olup uncu kefereleri bir gûne manlifke şapka geyerler kim gûyâ hayâl-i zıl Karagöz'ü şapkasıdır. Ammâ müstakîm keferelerdir. Bunlar dahi arabalar üzre hâs beyâz un satarak ve halk üzre un serperek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… ükkân 400, neferât 600, ekseriyyâ dükkânları Unkapanı'nın iç yüzünde vâkı‘ olup
uncu
kefereleri bir gûne manlifke şapka geyerler kim gûyâ hayâl-i zıl Karagöz'ü şapk …
Esnâf-ı uncuyân: Dükkân 400, neferât 600, ekseriyyâ dükkânları Unkapanı'nın iç yüzünde vâkı‘ olup uncu kefereleri bir gûne manlifke şapka geyerler kim gûyâ hayâl-i zıl Karagöz'ü şapkasıdır. Ammâ müstakîm keferelerdir. Bunlar dahi arabalar üzre hâs beyâz un satarak ve halk üzre un serperek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… n'ın dîvânhânesinde cemî‘i Karadeniz re’îslerin ve cemî‘i habbâzânları ve cümle
uncuları
ve cemî‘i mühtekir navluncuları cem‘ edüp Karadeniz sâhilinde Varna ve Palçığ v …
Andan cümle erbâb-ı dîvâna beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete meserret beşâşet-i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u] handân oldular kim zühre-i felek raksa girüp paşa efendimiz serîr-i sa‘âdetde ve dîvân-ı adâletde revnak ve nev tarâvet bulup Ramazânın 14 erba‘a gün kânûn-ı sadrıa‘zam üzre kola binüp İslâmbol mollası öni sıra dahi talî‘a ayak nâ’ibi dahi muKuddem muhtesib ağası bu tertîb üzre alay-ı azîm ile Unkapanı mahzeni cenbinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân'ın dîvânhânesinde cemî‘i Karadeniz re’îslerin ve cemî‘i habbâzânları ve cümle uncuları ve cemî‘i mühtekir navluncuları cem‘ edüp Karadeniz sâhilinde Varna ve Palçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya ve Karahırmen ve Köstence ve Toluca ve Beşdepe ve İsmâ‘îl ve Kili ve Akkirmân nâm kal‘a ve iskelelerde gılâl niçeye alındığın su‘âl edüp ana göre çaşni dutup fi'l-hâl ekmek pişirüp ba'de‘l-harc ve'l-masârıf üç yüz dirhem beyâz nân-pâre bir akçeye el verüp eyle narh verüp lahm-ı semîne yedi akçe narh verüp andan Yemiş İskelesi'nde Ebü'l-feth'in sebzehâne dîvânına gelüp cümle me’kûlât [u] meşrûbat [u] müsmirrâta narh verüp andan Ebü'l-feth'in yeniçeri ve muhtesib dîvânı çârdağına gelüp anda hubûbâtdan pirinç ve bakla ve nohud ve mercimek ve kettân ve hınnâ ve şeker ve kahveye ve gayri eşyâlara narh-ı sultânî vererek gelüp sarâyında karâr edüp gicelerimiz kadar rûzlarımız rûz-ı ıyd olup şeb [ü] rûz umûr-ı mu‘azzamayı seyr [u] temâşâsın ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
Ve ilm-i usturlâba mâlik olan Monlâ Hudâdâd-ı Kirmânî kavli üzre bu şehr-i Cerbân Kan 19'uncu iklîm-i örfiyyede bulunup arz-ı beledi (---)(---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân üzre i‘tidâlâne hareket ederler kim burc-ı mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i zühre olduğundan cümle halkı rakkâs u hânende vü sâzende ve cümle sağîr ü kebîri hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… slimîndir. Bir mahalle Urûm keferesi ve üç mahalle Ermeni kefereleri çokdur kim
unculuk
ticâreti ederler.
Sitâyiş-i şehr-i Aydıncık: (---)(---)(---) tarafında bâğ u bâğçeli cümle (---) aded mahalle-i müslimîndir. Bir mahalle Urûm keferesi ve üç mahalle Ermeni kefereleri çokdur kim unculuk ticâreti ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88a ·
metinde göster ·
… aded çârsû-yı bâzârı var kim yine her esnâfdan bulunur, ammâ dükkânlarının çoğu
uncu
dükkânlarıdır, lâkin bezzâzistânı yokdur.
Ve cümle iki aded hammâmı var. Biri (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve cümle (---) aded çârsû-yı bâzârı var kim yine her esnâfdan bulunur, ammâ dükkânlarının çoğu uncu dükkânlarıdır, lâkin bezzâzistânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88a ·
metinde göster ·
… ammâ Türkistân olmağile mahbûbânları ibtizâldedir. Ya kayıkcı veya gemici veya
uncu
veya değirmenci veya bâğbân olurlar, ammâ halkı gâyet garîb-dost âdemlerdir.
Ve âb [u] havâsı ol kadar latîfdir kim gûyâ binâda ve havâda Halebü'ş-şehbâ ve havâda gûyâ Ma‘arratü'n-nu‘mân'dır. Anıniçün mahbûb u mahbûbeleri meşhûr-ı âfâkdır, ammâ Türkistân olmağile mahbûbânları ibtizâldedir. Ya kayıkcı veya gemici veya uncu veya değirmenci veya bâğbân olurlar, ammâ halkı gâyet garîb-dost âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88a ·
metinde göster ·