… im üç menzil ba‘îd Şâm-ı Şerîf'de bu Nakura kayaları gârlarına temevvüc-i deryâ
urduğunun
gürüldüsü istimâ‘ olunup "Nakura dağları gürler" derler. Tâ bu mertebe gâr-ı az …
Elbette bârçe galyonlar girse direklerinin serenlerinin cıvandıraları kayalara dokunmaz. Böyle mağaralı kayalar var kim içine yigirmişer bin atlı âdem girse "Yerimiz dardır" diyemezler. Eyle vâsi‘ ibret-nümâ gâr-ı yetîmânlardır. Kaçan kim lodos rüzgârı şiddet üzre esdikde talattum-ı deryâ cûş [u] hurûşa gelüp yedişerleme ta‘bîr etdikleri deryâ kumu dağlar gibi gelüp bu Nakura kayaları mağaralarına urdukda ol dağların sâ‘ikasından benî Âdem Nakura'dan geçmeğe cür’et edemeyüp zehresi çâk olur. Tâ bu merteb sıyt u sadâ verir kim üç menzil ba‘îd Şâm-ı Şerîf'de bu Nakura kayaları gârlarına temevvüc-i deryâ urduğunun gürüldüsü istimâ‘ olunup "Nakura dağları gürler" derler. Tâ bu mertebe gâr-ı azîmler, hattâ cemî‘i müfessirîn "Kur‘ân-ı Azîm'de zikr olunan Nakura Boğazı budur" derler. Cemî‘i mellâhân-ı bihârda ve cümle seyyâhân-ı berde meşhûr-ı âfâk bir Nakura Boğazı'dır. Râh-ı tenginin iki cânibleri eyle yalçın kayalardır kim bebr ü peleng ve külüng-i nâhunların ilişdirecek yer bulamaz. Bu kayalarda bir tüfenkli, bin aded âdemi geçirmek ihtimâli yokdur. Tüfenk atmayup taş yuvarlasa kifâyet edüp kuş uçamaz. El-ıyâzen-billâh sarp ve muhavvif ve muhâtara yerlerdir. Hamd-i Hudâ böyle bir sa‘bu'l-mürûr mahalde Murtezâ Paşa efendimize Dürüzî mel‘ûnlarının fethi müyesser olup hakîr-i pür-taksîr dahi böyle gazâda bulunduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
… den handaka atup pâre pâre oldular. Ve Sadrıa‘zam niçe yüz esîrlerin boyunların
urduğun
guzât-ı müslimîn görüp herkes kayd-bendinde olan esîrlerin hıfz etdi.
Cümle yedi bin yedi yüz kelle ve bin aded esîr-i bend-i zencîr olup on bir aded kapudan ve niçe yüz aded iş erleri kayd-bend ile cemî‘i erganon ve nâkûs ve haçlı peykerleriyle cümle küffârları zencîrler ile alay alay keşân ber-keşân sürüp kal‘a altından ser-nigûn bayrakların açarak ve tabl torompetelerin çalarak cümle guzât alay ile geçüp cümle ganâ’im olan küffârın atların yedeğe alup huzûr-ı vezîria‘zamdan güzer etdiklerinde küffâr kal‘adan bu hâl-i perîşân-ı pür-melâli görüp niçe küffâr dâğ-ı derûnlarından kendülerin kal‘a dîvârların üstlerinden handaka atup pâre pâre oldular. Ve Sadrıa‘zam niçe yüz esîrlerin boyunların urduğun guzât-ı müslimîn görüp herkes kayd-bendinde olan esîrlerin hıfz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·