… lar yalan yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el
urmayup
serîka etdüğü şey’i i‘tirâf edüp alduğu eşyayı verüp halâs olur.
Menâkıb-ı gayr: Bu karye ahâlîsinin kapuları şeb [u] rûz küşâdedir ve gâyet mün‘im Dürüzîleri vardır. Cümle metâ‘ları meydân-ı muhabbetdedir. Aslâ bir kimesne bir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed edemezler. Bir kimesnenin bir şey’i zâyi‘ olsa zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" deyü bu Şem‘ûn-ı Safâ türbesine götürüp müdde‘î eydür: "Ihken yâ Şem‘ûn!" deyü selâm verüp zannı olduğu olan âdem gelüp Şem‘ûn'ın kapusuna el urup yemîn eder. Eğer bî-haber ise aslâ zarar isâbet etmez. Eğer sârık ise Şem‘ûn'un kapusuna el urunca tepesi üzre gelüp mürd olur. Bu âsitâne kapusu önünde yatan cümle mevtâlar yalan yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el urmayup serîka etdüğü şey’i i‘tirâf edüp alduğu eşyayı verüp halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… gerekdir, biemrillah şifâ bulur. Ammâ bu vezîr-i âlîşân olmağıla bad pâbûcıyla
urmayup
bir eski mestiyle üç kerre mesh etdim.
deyü bu azîmeti üç kerre tilâvet edüp sol elimle kec dehânına ve cümle endâmına sürerdim. Ammâ bu azîmetin şartı üç kerre okuyup sol eliyle tilâvet eden kimesne meflûcun pâbûcuyla eğilmiş çehresi tarafına vurmak gerekdir, biemrillah şifâ bulur. Ammâ bu vezîr-i âlîşân olmağıla bad pâbûcıyla urmayup bir eski mestiyle üç kerre mesh etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
… edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im alınmışdır kim cümlemiz bay olduk, ammâ şehri âteşe
urmayup
andan ılgar ile ol gece,
Menzil-i kasaba-i Geregiçse: Vakt-i şâfi‘îde bu şehri çevirüp bir kefere dahi hânesinden çıkmadan şebhûn edüp yedi bin aded pâk u pâkîze mahbûb u mahbûbeleri esîr-i giriftâr edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im alınmışdır kim cümlemiz bay olduk, ammâ şehri âteşe urmayup andan ılgar ile ol gece,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bizim atlar top sadâsın seferlerde işide işide alışup bizleri yere
urmayup
aslâ alay tertîbimiz bozmayup ol top dumanında ber-hevâ çıkdıkda derhâl beyâz k …
Hamd-i Hudâ bizim atlar top sadâsın seferlerde işide işide alışup bizleri yere urmayup aslâ alay tertîbimiz bozmayup ol top dumanında ber-hevâ çıkdıkda derhâl beyâz kuğu gibi kal‘ayı kırmızı parankona çukaya geydirüp biz bu temâşâları ve bizim alaya karşu çıkan kara şapkalı deryâ-misâl küffârı seyr ederek kal‘anın bir kapusundan girüp Varoş kapusundan çıkup Tuna kenârında meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst
urmayup
gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yerinden sıç …
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yerinden sıçrayup "irmi, irmi el-hayye" deyü feryâd eder. Ya‘nî "at yılanı, at yılanı" deyü Y 122b feryâd etdükde der ân yılanın başıyla gevdesin sâ’ir yılanların bağırsakları ve yumurtaları içine atmayup başka bir yere bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122a–Y122b ·
metinde göster ·