" deyü paşa üzre hücûm edince İpşir'in cümle Abaza ve Çerkes iç ağaları paşayı h …
Vakt-i zuhr oldukda efendimiz Melek Ahmed Paşa bâzûların sığayup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe hücreden taşra çıkmak murâd edindikde bu kadar a‘yân-ı devlet huzûrunda hemân Cehennem Bölükbaşı nâm şâkî sa’îr-i benâm bir zişt-rûy-ı bed-likâ başında demir tuğulkasıyla ve eğninde Dâvûdî zırhıyla ve kemerinde altı aded tabancalı tüfengiyle ve zahrında Haleb kalkanıyla gûyâ bu bir ayaklı cebehâne âdem ejderhâsı idi. Hemân bu habîs u iblîs-i pür-teblîs kapunun önüne gerilüp "Koca Melek Paşa benim kağan arslanım İpşir Paşa hünkârdan sağ esen gelmeden sen kande gidersin" dedikde Paşa-yı halîm ü selîm eydür "Namâz vakti oldu. Bir âbdest alıp ibâdet edelim" dedikde "Benim İpşir'im hünkârınıza gitdi. O sağ gelmezse ben sana âbdestler vereyim ki secdeyi gûrhânede edesin" dedi. Paşa tebessüm edüp yine taşra çıkmağa murâd edinince "Bre paşa otur" deyince hemân paşa-yı gayyûra gayret ve hamiyyet-i vezâret el verüp var kuvveti bâzûya getirüp ol Cehennem Bölükbaşı'ya bir tabanca-i Melek urdu kim tabanca darbından belindeki tabancalı tüfenkleri yire dökülüp başından demir tuğulkası düşünce paşa dal-hançer olup bu kadar haşerât içre Bölükbaşı'nın başına (başına) hançer kabzasıyla beş altı yerde zahmdâr edüp Bölükbaşı'nın başından ve burnundan 179b kan tüfenklerinden atılır gibi hûn-feşân olup Cehennem Bölükbaşı yüzü üstüne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr sar‘a dutunca cümle sekbân haşerâtları "Hayy ser-çeşmemiz uruldu" deyü paşa üzre hücûm edince İpşir'in cümle Abaza ve Çerkes iç ağaları paşayı himâyeye alup paşayı güç ile zabt u rabt etdiler. Cehennem Bölükbaşı'yı cehennem zebânilerine teslîm edüp koltuğuna girüp taşra sürüdüler. Cümle huzzâr-ı meclisler Melek Paşa'nın ol sarıca haşerâtları izdihâmında böyle cür’et etdiğine engüşt-ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldılar. Yine Melek Paşa aslâ tetiğin bozmayup cemâ‘at-ı kesîre ile hakîr imâmet edüp salât-ı zuhru edâ etdik. Ba‘dehû anı gördük, Sarâyburnu'ndan bir kayık zâhir olup Yıldırım gibi Kurşumlu Mahzen tarafına revâne olup kayık içinden bir mızrak üzre bir beyâz bayrak âşikâre olup cümle İpşir'in iç ağaları ona nazar edüp "Hamd-i Hudâ efendimiz sağdır. İşte ak bayrak kaldırdılar ve kayık yukaruya gidüp buraya gelse gerek. Eğer Sarâyburnu'ndan aşağı kayık gidüp kırmızı bayrak açsalar paşayı pâdişâh öldürmesi alâmeti idi. Paşa buradan hünkâra giderken eyle müşâvere oldu idi, şükür paşa sağdır. Üsküdar âteşe yanmadan halâs oldu" deyü her bir içağaları birer vezîre ve birer a‘yâna bu alâmet-i müşâvereden haber verüp Şâmîzâde'nin ve bizim Kudde Kethüdâ'nın ve Moralı defterdârın reng-i rûyları la‘l-gûn olup akılları başlarına geldi. Ba‘dehû anı gördük. Sarâyburnu'ndan Bostâncıbaşı kayığı yalpa ribaçsa diyerek akındıya karşu fırışka kürek çekerek ra‘d gibi gelüp kimi dûrbînli ve kimi kuvvet-i basarlı kayığa nazar edüp "El-hamdülillah paşa sağ esendir" deyü şâdımân oldular. Anı gördük, kayık Salacak iskelesine gelüp yanaşup cümle halk istikbâline varup kimi koltuğuna girüp sarâya getirirlerdi. Melek Ahmed Paşa yerinde sâbit-kadem olup İpşir Paşa sarâyına kadem basınca Melek Paşa karşu çıkup İpşir bir gül-i pembe semmûr giyüp paşamız anın koltuğuna girüp "Hayr makdem bîrâder, elhamdülillah, evvel ve âhir olacağı bu idi, hoş geldin" deyüp içeri havzlı odaya İbşir girerken "Bu yatan âdem nedir" deyü su’âl etdikde "Sultânım Melek Ahmed Paşa karındaşın Cehennem Bölükbaşı kulunuzu urup mecrûh etti" deyince "Cehennemdir, cehenneme kaldırın, cân ber-cehennemest" deyüp bizim paşa ile muhabbet üzre görüşüp eydür "Vallahi birâder, eğer sen bana karşu istikbâle gelmesen zâlim İslâmbol halkı beni güc ile Celâlî ederlerdi. Hâşâ ben o fesâdı kabûl etmezdim, ammâ bed-nâm olurdum. Allah senden râzî ola. Senin bana va‘z u nasîhatinden ziyâde sa‘âdetlü pâdişâh bana ikrâm edüp yemîn billahlar edüp "Benden emîn ol!" deyü bu cevâhir hançeri ihsân eyledi. Ben dahi sana in‘âm edem, kabûl eyle birâder" deyü hançeri paşaya verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179a–179b ·
metinde göster ·
"Hânım, Acem tüccârın ve yeniçeri sevdâgerânın bâc içün rencîde-hâtır etdiği ecilden Van gümrüğü mu‘attal kaldı. Âhir paşa birkaç kerre tenbîh etdiğinden mütenebbih olmayup üstüne yetmiş bin asker ve bu kadar gemilerle Van deryâsından toplar çeküp hânın üzerine varup bin altmış beş Ramazân'ının yigirmi beşinci pazarertesi gün {Bitlîs} hânı askerine bir seyf-i Melek uruldu kim felekde melekler pesend eylediler. Âhir-ı kâr Bitlîs hânı firâr edüp nâbûd olup ciğer-kûşesin yerine hân etdi." dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302b ·
metinde göster ·
… -i Hudâ ân-ı vâhidde Yaş gölü kenârında küffâr-ı Boğdan'a bir sâtûr-ı Muhammedî
uruldu
kim nısf sâ‘atde on iki bin yedi yüz küffâr dendân-ı tîğdan geçüp beyâz kar üzr …
Hamd-i Hudâ ân-ı vâhidde Yaş gölü kenârında küffâr-ı Boğdan'a bir sâtûr-ı Muhammedî uruldu kim nısf sâ‘atde on iki bin yedi yüz küffâr dendân-ı tîğdan geçüp beyâz kar üzre beyâz cesed-i küffâr beyâz çakıl taşı gibi yatırdı ve beş binden ziyâde küffârı dahi ecel buz altına batırdı ve on bin aded küffâr dest-i İslâma esîr-i pâ-beste ve dil-haste 102b yatırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a–102b ·
metinde göster ·
… ayup Allâh Allâh ile içine Tatar askeri koyulup kâfire eyle sâtûr-ı İsfendiyârî
uruldu
kim ân-ı vâhidde kâfirin tüfenglerin kendi kanlarının seyli götürüp kelleleri k …
Hamd-i Hudâ bizim asker-i İslâma bu tabur dayanmayup Allâh Allâh ile içine Tatar askeri koyulup kâfire eyle sâtûr-ı İsfendiyârî uruldu kim ân-ı vâhidde kâfirin tüfenglerin kendi kanlarının seyli götürüp kelleleri kan içinde galtân olurdu. Hattâ mezkûr manastır içinde küffârlar kapanup anlar dahi dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçüp anların sebebiyle anların muharrikleri olan papaslar dahi kılıçdan geçüp deyr içinde kandan göl olmuşdu. Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar Tatar havfinden kendülerini manastırın çanlık kullesinden aşağı atup pâre pâre olmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… arından hücûm edüp küffâr iki askerin ortasında kalup eyle sâtûr-ı Muhammedîler
uruldu
kim Hudâ'ya ayândır ol serhadde böyle bir gazânın misli sebkat etmemişdir.
Bizim gâzîler dahi susuzlukdan bî-tâb u bî-mecâl kalmışlar, ammâ anlar dahi bizleri görünce susuzlukları def‘ olup hayât-ı cân buldular ammâ bir yalçın kayaya arka verüp ceng ederlerken hemân bizler dahi kemîngâhlardan çıkup bayraklarımız küşâde edüp iki bin askerin beş yüzün sular ve beksümâtlar ile gerüde kemîngâhlarda pusuya kazandibi alıkoyup hemân bin beş yüz asker bir ağızdan sadâ-yı Allâh Allâh ile gülbâng-ı Muhammedîler getirüp kâfire göz açdırmayup bir yaylım kurşum urunca küffâr-ı dûzah-karâr gördü kim imdâd geldi. Hemân kudurmuş yılan gibi üzerimize döndüler. Evvelki asker dahi bu hâli görüp tâze cân bulup kamandıkları yerden anlar dahi "Allâh Allâh"a rehâ buldurup anlar dahi kâfirin ardlarından hücûm edüp küffâr iki askerin ortasında kalup eyle sâtûr-ı Muhammedîler uruldu kim Hudâ'ya ayândır ol serhadde böyle bir gazânın misli sebkat etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
Seykel yaylağı dibinde bâğlı ve bâğçeli köy idi, âteşe
uruldu
, ammâ Seykel yaylasından akan uyûnlar üzre bu köy etrâfında gûnâ-gûn musanna‘ M …
Seykel yaylağı dibinde bâğlı ve bâğçeli köy idi, âteşe uruldu, ammâ Seykel yaylasından akan uyûnlar üzre bu köy etrâfında gûnâ-gûn musanna‘ Macar şeytanatlı un değirmenleri var idi kim görmeğe muhtâc idi. Ve niçe yüz aded ibret-nümâ tahta biçecek değirmenler var kim gûnâ-gûn tahta biçilir. Ve bu dağlarda fısdık lezzetinde üç köşeli bir gûne lezîz meyve biter, böğrülce kadar ancak vardır, evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlarda biter aceb lezîz ve yağlı meyvedir. Bu mahalde cemî‘i asker-i İslâm'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bu cengde küffâra eyle bir sâtûr-ı Muhammedî
uruldu
kim kimse urmuş değildir. Meğer Hazret-i Şeyh Kassâb-ı Cömerd böyle kan dökmüş …
Hamd-i Hudâ bu cengde küffâra eyle bir sâtûr-ı Muhammedî uruldu kim kimse urmuş değildir. Meğer Hazret-i Şeyh Kassâb-ı Cömerd böyle kan dökmüş ola. Tâ şol mertebe oldu kim bu tabur mahallinde olan dıraht-ı müntehâların sâyelerinde cesed-i küffâr lâşe-i murdâr ile zeyn olup şecer-i Vakvâk dibi gibi küffâr leşi zeyn olmuşdu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
… su‘bân-ı gırrende gibi kudurdu. Küffâr bu cânibe meşgûl iken aşağı varoşa âteş
uruldu
.
İsmâ‘îl Paşa bu kal‘a altında meks edince Budin ağalarından Hüsâm Çavuş nâm bir ağayı kal‘a kapudanına elçi irsâl eyleyüp başı yarılup gözü çıkmış Hüsâm Ağa serdâra gelince hemân dellâllar nidâ edüp cümle guzât cebe vü cevşene ân-ı vâhidde müstağrak olup cümle guzât-ı müslimîn bu kal‘a varoşuyla ortaya alup azharun mine'ş-şems her tarafdan bu sûr-ı üstüvâra guzât-ı muvahhidîn mûr mâra nice üşerse üşüp ibtidâ kal‘anın havâlesinden derûn-ı hisâra beş on top-ı kal‘a-kûp urup kal‘a dahi kırk elli pâre toplar atup su‘bân-ı gırrende gibi kudurdu. Küffâr bu cânibe meşgûl iken aşağı varoşa âteş uruldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… kal‘aya dahi amân vermeyüp feth olup girildi ve el kaldıran kâfirlere kılıçlar
uruldu
ve kâmil üç bin yedi yüz aded güzîde esîrler alındı ve mâl-ı ganâ’imleri cümle …
Ve'l-hâsıl iki sâ‘at-i nücûmîye varmadan kal‘aya dahi amân vermeyüp feth olup girildi ve el kaldıran kâfirlere kılıçlar uruldu ve kâmil üç bin yedi yüz aded güzîde esîrler alındı ve mâl-ı ganâ’imleri cümle guzât-ı muvahhidîne nasîb olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… döğmeğe başlayup ol gün tokuz koldan kal‘aya bin altmış aded balyemez gülleleri
uruldu
. Ve cümle rûy-ı dîvârı eniş yokuş oldu ve küffârın niçe tabya topları 111a ba …
Bu üslûb üzre mülâhaza-i dûrbîn-fikir edüp her {tarafa} asker gönderüp kendüler bî-bâk ü bî-pervâ kal‘ayı henüz murâd [u] merâmı üzre döğmeğe başlayup ol gün tokuz koldan kal‘aya bin altmış aded balyemez gülleleri uruldu. Ve cümle rûy-ı dîvârı eniş yokuş oldu ve küffârın niçe tabya topları 111a battâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110b–111a ·
metinde göster ·
kim bir ânda sahrâ-yı Uyvar hâmûn-ı Tîh'e döndü. Ve meterislerde defn olunan ev …
Ertesi gün rûz-ı pençşenbe idi, her vüzerâ ve her ocak halkı kazdıkları meterisleri ve sıçan yolların leb-ber-leb edüp düzletmek fermân olunup cemî‘i asâkir-i bî-pâyân ve niçe bin leşker-i Erdel ve Eflak ve Boğdan bu sahrâ-yı Uyvar'a kazma ve kürekler ile zemîn-i meydân-ı neberdi çapalayup çapalanup eyle Ferhâdî külüngler uruldu kim bir ânda sahrâ-yı Uyvar hâmûn-ı Tîh'e döndü. Ve meterislerde defn olunan evvelki şehîdleri çıkarup kilimlerle büyük meşhedliğe taşırken niçe şühedâlarımız kırk günden berü ter ü tâze bulundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
… kim götürmeğe Tatar'ın iktidârı olmayup niçe bin milyonlık mâl [u] menâl âteşe
uruldu
, ammâ bu diyârın sa‘b hisârları olmağile bî-hisâb küffâr-ı hâksâr kal‘alara fir …
Vakt-i seherde cümle Tatar-ı adû-şikâr hakkâ ki cümle kârları şikâr olup bu şehr-i Holandiye'yi âteşe vurup cümle küffâr uryânen hâbdan bîdâr olup cümle esîr oldular. Ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alındı kim götürmeğe Tatar'ın iktidârı olmayup niçe bin milyonlık mâl [u] menâl âteşe uruldu, ammâ bu diyârın sa‘b hisârları olmağile bî-hisâb küffâr-ı hâksâr kal‘alara firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
… ı top-ı kûp ile câ-be-câ rahnedâr ede ede handak zabt olup kal‘anın vücûduna el
uruldu
, ammâ kal‘adan küffâr guzât-ı müslimîn üzre el kumbaraların bârân-ı la‘net gibi …
El-hâsıl bu tertîb üzre kal‘ayı darabât-ı top-ı kûp ile câ-be-câ rahnedâr ede ede handak zabt olup kal‘anın vücûduna el uruldu, ammâ kal‘adan küffâr guzât-ı müslimîn üzre el kumbaraların bârân-ı la‘net gibi yağdırır ve ol gün küffâr taşra çıkup meterisleri basmak murâd etdikde bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ küffârdan üç yüz kelle ve üç yüz yedi aded esîr alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
. Benim yerime gulâmımın biri kalsın. Karşu geçüp bir gayri ata binüp inşâallâh …
"Efendi ben karşu geçerim, göre atım uruldu. Benim yerime gulâmımın biri kalsın. Karşu geçüp bir gayri ata binüp inşâallâh yine gelirim" dedikde Hacızâde eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… ma‘rekede olan küffârlara ihtimâm-ı tâm edüp küffâra bir sâtûr-ı Mehemmed Hânî
uruldu
kim vakt-i zuhurdan gurûba dek ceng mütemâdî olup vakt-i şâm mâni‘-i savaş oldu …
Hemân bu ceng içre Tatar'ın gerüde kalan nısfı taburu kabza-i tasarrufa almağa at sürüp gitdiler. Meğer dahi tabur içinde küffâr mâl-â-mâl imiş. Ve niçe bin gûne hıyel-i şeytanatlar ile tabur memlû imiş. Varan Noğay askerin âteş-feşânlıklar ile ihrâk bi'n-nâr edüp Arslan Beğelinden ve Çobaneli'nden ve Nevrûzelinden ve Devey elinden bî-hisâb zor-âver batır yiğitler ol ma‘rekede hâke helâk düşüp bakıyyetü'n-nâr olan asâkir-i Tatar yine büyük askerimiz içine girüp meydân-ı ma‘rekede olan küffârlara ihtimâm-ı tâm edüp küffâra bir sâtûr-ı Mehemmed Hânî uruldu kim vakt-i zuhurdan gurûba dek ceng mütemâdî olup vakt-i şâm mâni‘-i savaş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·
… şehrin halkı gâyet âsîlerdir. Beş âdemden ahâlî-i vilâyet şikâyet edüp zencîre
uruldu
. Ve bir âdem bir huccâcın devesin serîka edüp bir hânda saman içinde deveyi pin …
Ve bu şehrin halkı gâyet âsîlerdir. Beş âdemden ahâlî-i vilâyet şikâyet edüp zencîre uruldu. Ve bir âdem bir huccâcın devesin serîka edüp bir hânda saman içinde deveyi pinhân etmiş. Bulunup ba‘de's-sübût paşa anın boynun urdu. Cümle ehl-i beled havf u haşyete düşüp dağlardan develerin getirüp iki bin deve mikdârı huccâca ucuz kirâları ile tâ Ulâ'ya Y 266b on konak yer götürmek şartıyla develerin verüp huccâca hidmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a–Y266b ·
metinde göster ·