… p gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe
urup bu
gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı azîm münhezim olup cümle kırk bir pâre …
Ammâ meydân-ı ma‘rekede Ereğli kapudanı kalyonu Ahmed Paşa ile ve Mağribli Alî Kapudan ve Kara Mavuna ve Vâlide Kalyonuyla cümle yedi aded kalyon bir gün bir gice ceng ede ede küffârdan kırk pâre kalyon ve kadırga ve mavuna helâk olup âhir Ahmed Paşa şehîd olunca Mustafâ Kapudan uluç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı azîm münhezim olup cümle kırk bir pâre gemi nâkıs olup mâ‘adâsı Sakız limanına sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduğun Adana Paşası Abdullah Paşa haber getirince efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın aklı başından gidüp gûyâ sar‘ dutup ol ân pâdişâha telhîs edüp ale'l-akîb kendüsi pâdişâha girüp 98a mührü ferâğat etmek murâd edindi. Pâdişâh aslâ rızâ vermeyüp "Eyle olur Lala! {Âyet, sûre-i Neşrah}Arapça "Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn"dir, "Rabbu'l-müslimîn" değildir. Hikmeti ve kudret-i ezeliyyesi böyle imiş" dedükde "İmdi, pâdişâhım! Var kuvveti bazuya getirüp böyle bir donanma-i azîm edüp bu dahi böyle olup ma‘lûm oldu kim küffâr ile deryâda muhâsamet ve mukâvmet müşkildir. Bu intikâmı küffâra komayalım. Ecdâd-ı ızâmlarının pâk rûhlariyçün ve Hazret-i Risâlet-penâhın rûh-ı şerîfiyçün olsun, mührile karadan deryâ-misâl asker ile tâ Arnavudluk içinde Kilimente ve Karadağ ve Pava ve Nikşik ve Daternak ve Durubrak ve Banyan âsîlerin kırarak Hersek sancağı hudûdunda Kutur kal‘asın ve Kilis kal‘asın ve İspilet kal‘asın ve Kamin ve Kaminkrad ve Ribniçe ve Mandaline ve Bodguriçse ve Tekeli Paşa döğdüğü Şibenik kal‘ası ve Zadra kal‘ası ve Kotar vilâyeti ve Dodonişka vilâyetleri bu zikr etdiğim kılâ‘ların cümlesi bizim Bosna eyâleti hudûdunda deryâ kenarında sağîr ü kebîr kal‘alardır, bunları karadan birer birer muhâsara edelim. Küffâr bunların tedârikinde iken başına vâveylâ düşüp cezîre-i Girid hâlî kalup serdârın Hüseyin Paşa lalan da defterhâne ile yüz bin asker vardır. Anlar da Kandiye kal‘asın muhâsara edeler. Bi-emrillahi Te‘âlâ her tarafdan küffâra göz açdırmayup bu donanmamızın intikâmın alırız" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh "Allah âsân getire, bir müşâvere edelüm" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b–98a ·
metinde göster ·
… fîr-i Mûsâ çobanîsine dest urup ibtidâ düvâzde imâm aşkına on iki dem ü zemzeme
urup bu
hakîr ve paşa anın dem-i sûrundan dem-beste ü hayrân kaldık. Garâbet bunda kim …
Anı gördük, kapudan içeri Telhîsî Hasan Ağa gelüp üç kişi olduk. Esnâ-yı kelâmda İpşir Paşa deryâ-misâl Cemâpur askeri gibi eşkıyâ ve zorbalar ile geliyor, denildi. Aya rikâb-ı hümâyûna bu kadar haşerât ile geldikde ne evzâ‘ [u] etvâr ide ve Kapudan Murâd Paşa ile ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ol iki fitne dağarcıklarıya ne mu‘âmele ide, denildikde paşa eyitdi "Hele bizim vezâretimizde İpşir Şâm valisiyken Dürzî Mustafâ Ağa ile emîrler gönderüp, bre Dürüzi üzre gitme, ırz-ı vezâreti pâymâl edersin" deyü nasîhatnâmeler ile emr-i şerîf dönderüp emr-i pâdişâhîye amel etmeyüp sû-ı tedbîr ile Dürüzî üzre gidüp Bukâ‘ Boğazı'nda boğazı ele verüp bu kadar askerin Dürzî'ye kırdırup ve bu kadar mâl-ı hazâ’inden ayrılup kendüsü uyluğundan akra hançer ile Dürüzî elinde mecrûh olup kendüsü 175a ancak bir atıyla ve altı huddâmıyla halâs olup Şâm'a bî-cân düşüp ol nasîhat-âmîz mektûblarımızdan berü "Bizim adüvvi cânımızdır. Hele gelsin, görelim!" deyüp evhâm-ı garibeler ile müşevveşü'l-hâl olup bu gûne ahvâlât-ı âlâyiş-i dünyâ ile müşâvere ederken anı gördük, hemân kapudan içeri demin "Allah Hak!" diyen fukarâ-yı Bektâşî yine "Allah Hak dost illallah!" deyüp ol cân-ı bî-bâk ü bî-pervâ içeri girüp "Aşk ola ey âşıkân-ı sâdıkân-ı zarîfân!" deyüp nefîr-i Mûsâ çobanîsine dest urup ibtidâ düvâzde imâm aşkına on iki dem ü zemzeme urup bu hakîr ve paşa anın dem-i sûrundan dem-beste ü hayrân kaldık. Garâbet bunda kim "Kapuda bu kadar bevvâblar var. Bu sarây kâ’im-i makâm sarâyı olduğundan izdihâm-ı benî Âdem olmağıla bevvâblar kapulardan kuş değil zerre uçurmazlar. Bu dervîş ü dilrîş ne takrîb ile dâhil-i savma‘a oldu?" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb etdik. Ammâ hakîr bu dervîşe im‘an-ı nazar ile nazar etdim. (Selâ) pây-bürehne ve ser-bürehne bir mülevves-şekil ammâ yüzünde gözünde nûr lem‘a urur. Sözünde letâfet u zarâfet u nezâfet olup dürr-i şehvâr-vâr tekellüm eder. Gâyetü'l-gâye fesâhat u belâgât sâhibi cân-ı cânân bir sâhib-i iz‘ân ve serinde âfitâbe-i bozdoğan kisbeti üzre âfitâbesi var. Tâcın kec kılup serinde muhibb-i hânedân alâmetlerinden on iki imâm aşkına on iki tarîk-i Bektâşiyân pîrleri alâmeti olmak içün on iki aded la‘l-gûn dâğları gül-i mutabbak-misâl serinde zeyn kılmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174b–175a ·
metinde göster ·
… ün çöreğin yedim. Hemân bir gün görürsün Melek Ahmed Paşa tuğra-yı garrâya dest
urup bu
mâdde içün eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Erzurûm'u ve eyâlet-i Ahıska ve eyâl …
Hakîr eyitdim: "Vallahi hânım, buna tedârik oldur kim bu sulha muğâyir iş, Âl-i Osmân pâdişâhının mesmû‘-ı hümâyûnları olup dâmâdı Melek Ahmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzamlığ ile bu mevâdd içün eyâlet-i Van'a gönderdi ve Van'a dâhil olunca işitmişsiz kim {Melek Ahmed Paşa başına kırk bin asker-i kerrâr cem‘ edüp} Bitlîs Hânıyla ne ceng edüp elin memleketin harâb u yebâb ve üç bin âdemin kebâb edüp şimdi bu işi karışdırmağa başladı. İmdi hânım azîz başın içün incinme. Biz senün çöreğin yedim. Hemân bir gün görürsün Melek Ahmed Paşa tuğra-yı garrâya dest urup bu mâdde içün eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Erzurûm'u ve eyâlet-i Ahıska ve eyâlet-i Van'ı cümle seksen {bin} asker ile bu diyârlara çeküp harâb u yebâb eder. Bâ-husûs sa‘âdetlü pâdişâh dâ’imâ Acem üzre sefer itsem. Ammim Murâd Hân'ın aldığı Revân kal‘asın feth itsem ve Acem sulhu bozup Mekü kal‘asına ve Kotur kal‘asına asker koyup ahid-şikenlik eyledi ve şimdi benim Pinyanişî vilâyetimi urdu, deyü pâdişâh zabt olmayup kahrından gice ve gündüz sayd [u] şikârda gezer, nev-heves bir pâdişâh-ı Cem-cenâbdır. İmdi hânım bu işin âkıbet kârı müştedd olup cümle asker bu diyârı urmadan hemân koyunları tahsîl edüp paşaya teslîm edüp tecdîd-i sulh idesiz ve illâ bu iş ayrıksı olursa Osmânlı topal gibidir. Beş on yıl bu diyârlardan {asker-i İslâm} çıkmayacak. Şâh tarafından size bir ıtâb-ı hitâb olmaya. Âkıbet-endîş bî-garaz kimesneler ile müşâvere edin." dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291b ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Iskıntı: Ol ân üç yüz aded hânesin âteşe
urup bu
kadar mâl-ı ganâ’im ve üsârâlar alındı. Andan yine cânib-i garba ılgar-ı çapul …
Menzil-i kasaba-i Iskıntı: Ol ân üç yüz aded hânesin âteşe urup bu kadar mâl-ı ganâ’im ve üsârâlar alındı. Andan yine cânib-i garba ılgar-ı çapul edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… n} gösterdiler, ammâ hakîkatü'l-hâl esîrlerden su’âl etdik. Venedik cezîrelerin
urup bu
ümmet-i Muhammed'i halâs eylemişler. Paşa bunlara dahi hayli i‘zâz [u] ikrâm et …
Andan Kilis kal‘ası civârında vilâyet-i Pirmorya kâfirlerinden müselmân kapu kethüdâları ve üç aded kefere kapudanları on kîse ve üzüm, incir ve kahve ve yigirmi aded müselmân esîrleri getirüp, "Fireng elinden halâs etdik" deyü tâbi‘lik {yüzün} gösterdiler, ammâ hakîkatü'l-hâl esîrlerden su’âl etdik. Venedik cezîrelerin urup bu ümmet-i Muhammed'i halâs eylemişler. Paşa bunlara dahi hayli i‘zâz [u] ikrâm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
… yn içre cümle kıssîs [ve] bıtrîk ve ruhbân ve patirgâh-ı günâhkârlara bir kılıç
urup bu
câmi‘i feth edüp Memi Paşa bu deyrün mihrâbın velî edüp Fethiyye nâmında bir câ …
Memi Paşa câmi‘i: Tâ Eflâtûn-ı İlâhî halîfeleri binâ edüp bir deyr-i azîme imiş. Hattâ bunun bir köşesinde Eflâtûn'un savma‘ası var, niçe kefereler girüp ziyâret ederler. Ba‘dehu Memi Paşa fermân-ı pâdişâhîyle bir gün cümle askeriyle pür-silâh olup bu deyri ale'l-gafle basup zîr-i zemînlerinde kırk elli kadar evlâd-ı ümmet-i Muhammed bulunup kimi dil bilür ve kimi bilmez. Bu evlâd-ı püserân-ı ciğer-kûşe-i müslimîni guzât-ı müslimîn bu hâlde görüp "Bire urun gâzîler" deyince tarfetü'l-ayn içre cümle kıssîs [ve] bıtrîk ve ruhbân ve patirgâh-ı günâhkârlara bir kılıç urup bu câmi‘i feth edüp Memi Paşa bu deyrün mihrâbın velî edüp Fethiyye nâmında bir câmi‘-i zîbâ-yı pür-nûr etmişdir kim âdem derûn-ı câmi‘den çıkası gelmez. Serâpâ kurşumlu ve haremli ve bir serâmed minâreli eynegâh-ı kadîmdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… ifet içün etmiş, mahalliyle tavsîf oluna, bu bacadan âfitâb-ı âlem-tâbın ziyâsı
urup bu
kârhâne içi bir münevver meydândır ve bu baca altında beş kulaç aşağı nehr-i Tu …
Evvelâ bu kal‘a-i Üstürgon'un 96b aşağı büyük varoşunun cânib-i garbîsi nihâyetindeki küçük kapunun iç yüzünde bir kârhâne-i mâ vardır. Üstü şindire tahta örtülü kubbesi var ve kubbe tahtadan mebnî olmak ile küşâde olmak içün ol tahta kubbede bir baca deliği var. Üstâd-ı zû-fünûn bu bacayı bir arz-ı ma‘rifet içün etmiş, mahalliyle tavsîf oluna, bu bacadan âfitâb-ı âlem-tâbın ziyâsı urup bu kârhâne içi bir münevver meydândır ve bu baca altında beş kulaç aşağı nehr-i Tuna'dan gelme bir âb-ı hayât havz-ı müdevveri var ve bu havz içre gûnâ-gûn dollâblar var, cümle âletleri ile çarhları kalın meşe ve pelîd ve santa ağaçlarından olup cümle Tuna içinde durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a–96b ·
metinde göster ·
"Vallâhi sultânım, biz Kırım'da iken iki kerre Kalmak Kırım'ı
urup bu
kadar mâl ve tavar sürüp ve bu kadar ibâdullâh esîr olup bî-bâk ü bî-pervâ Kırı …
"Vallâhi sultânım, biz Kırım'da iken iki kerre Kalmak Kırım'ı urup bu kadar mâl ve tavar sürüp ve bu kadar ibâdullâh esîr olup bî-bâk ü bî-pervâ Kırım'dan çıkup gitdiler" deyü çavuşbaşı şehâdet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113b ·
metinde göster ·
… Drin-i azîm zor ile İzvornik'den berü gelüp nehr-i Sava gibi kuvvetli suya Drin
urup bu
kal‘a-i Raça'yı nehr-i Drin ve nehr-i Sava bir olup ittifâk üzre bu kal‘ayı har …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Raça: Nehr-i Sava kenârında bir alçak topraklı düz çemenzâr yerde bir köşeye buruna vâkı‘ olmuş şekl-i müselles bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i zîbâ imiş. Bu kal‘a vaz‘ olunduğu burunun mukâbelesinde nehr-i Drin-i azîm zor ile İzvornik'den berü gelüp nehr-i Sava gibi kuvvetli suya Drin urup bu kal‘a-i Raça'yı nehr-i Drin ve nehr-i Sava bir olup ittifâk üzre bu kal‘ayı harâb edüp ancak nehr-i Sava kenârında bir kullesi kalmış. Anıniçün bu kal‘anın dizdârı ve merdüm-i hisârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… yetine çapula gitdiğimizde yedi gün yedi gece çapup seğirdüp bu Sarayişkirmân'ı
urup bu
kadar mâl-ı ganâ’im alup bay olmuşduk.
Der-manzara-i Sarayişkirmân: Hikmet-i Hudâ bu kal‘aya sene 105 ⟨…⟩ târîhinde Sultân (---)(---) asrında Maskov küffârı Azak kal‘amıza istîlâ etdikde Azak kal‘amız halâsına Deli Hüseyin Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup donanma-i hümâyûn ile gelüp berren ve bahren Azak kal‘asın muhâsara edüp kal‘a-kûb toplar ile kal‘a-i Azağ'ı döğerken Selâmet Geray Şâh'ımın Tatarlarıyla Maskov vilâyetine çapula gitdiğimizde yedi gün yedi gece çapup seğirdüp bu Sarayişkirmân'ı urup bu kadar mâl-ı ganâ’im alup bay olmuşduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182b ·
metinde göster ·
… Ten'in karşu tarafında horosları istimâ‘ olunan Maskov'un Kazakları kal‘aların
urup bu
kadar mâl-ı ganâ’im ve esîrler alup yâ baht ve yâ taht olup yine Azağ'a gelüp c …
Ammâ bu tâ’ife müflis ve mendebûr olduklarında Ten nehri firkatelerine süvâr olup nehr-i Ten'in karşu tarafında horosları istimâ‘ olunan Maskov'un Kazakları kal‘aların urup bu kadar mâl-ı ganâ’im ve esîrler alup yâ baht ve yâ taht olup yine Azağ'a gelüp cemî‘i ganâ’imleri fürûht edüp geçinirler. Ve her üç ayda bir Âl-i Osmân'dan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alup bu derbend-i calender-i bî-amânı beklerler. Anıniçün bu kadar bin âdemlere hâkimler ruhsatlar vermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·