… nî Âdem kadlerinin üçü kadar vardır. Üstâd-ı nakkâş sâhib-i suver buna bir tîşe
urup eyle
bir mermer-bürlük san‘atın icrâ etmiş kim gûyâ haça mıhladıkları zahminden bir …
Ve cemî‘i sokakları şatranc nakşı tarh olunmuş serâpâ kaldırım döşelidir. Ve her köşede gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe vü acîbe tasvîr olunmuş tılsımâtlar. Hattâ bir tılsımât cin kapusunın yanına karîb bir küçük kal‘a kapusu dahi var, bu kapudan taşra bir adım ba‘îd bir serâmed küçük kubbe altında bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ'yı bir haça gerüp ellerinden ve ayaklarından gümüş eğseriler ile haça mıhlamışlar. Bir garâ’ib ü acâ’ib taşdan oyup vücûd-ı Îsâ ceseden tasvîr etmişler, ya‘nî kâğızda tasvîr olunmuş gibi değildir, hemân kalıb-ı benî Âdem gibi bir timsâldir kim kaddi hâlâ benî Âdem kadlerinin üçü kadar vardır. Üstâd-ı nakkâş sâhib-i suver buna bir tîşe urup eyle bir mermer-bürlük san‘atın icrâ etmiş kim gûyâ haça mıhladıkları zahminden bir bükâ-âlûd çehresi göstermiş kim gûyâ bir sihr-i füsûndur. Ve bir kec-gerdân ve bir kec-nigâh gösterüp gûyâ dîde-i nergislerinden çekîde çekîde katarât-ı nem katre-i yem akar gibi göstermiş. San‘at-ı mutalsam budur kim bu sûret-i Îsâ evâil-i a‘sâr kelimât edüp herkese nice olup olacağın ve âhir demde nice öleceğin söyleyüp gözünden yaşlar cereyân edüp ellerinden ve ayaklarından eğseri zahmı yerlerinden kanlar cereyân edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
… e ile üstâd bennâ-yı selef bunların 80a seng-i hârâlarına eyle tîşe-i Ferhâdî
urup eyle
musaykal ve mücellâ dîvârlar inşâ etmişler kim zamânımız üstâdları ana mu‘âdil …
Ve her biri birer gûne ilm-i hendese ile üstâd bennâ-yı selef bunların 80a seng-i hârâlarına eyle tîşe-i Ferhâdî urup eyle musaykal ve mücellâ dîvârlar inşâ etmişler kim zamânımız üstâdları ana mu‘âdil bir tîşe urmağa kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b–80a ·
metinde göster ·
… ile "Ez-zıddân lâ-yectemi‘ân" mazmûnu üzre Leh kralı tahrîkiyle şimdi bu diyârı
urup eyle
harâb u yebâb edüp ol kadar mâl-ı ganâ’im ve esîr alındı kim hadden efzûn ve ka …
Hâkimi Varşalka bandır, ammâ nâmdâr bir kâfir-i bî-amândır. Hamd-i Hudâ bu vilâyete dahi Bahâdır Giray Hân asrında sene (---) târîhinde gelmiş idik. Ol zamân bu Varşalka Kral bir kişkene nâ-bâliğ şura idi. Babası Yoranda nâm kral-ı benâm idi. Bu vilâyet-i ma‘mûrenin nihâyeti şimâl tarafında Bahr-i Muhît sâhilidir. Şark tarafı Leh diyârıdır, garb tarafı Çeh vilâyetidir. Ve bu Korol dâ’imâ Leh'e tâbi‘ idi, ammâ bu sene Leh ile mâbeynleri zıd olmağile "Ez-zıddân lâ-yectemi‘ân" mazmûnu üzre Leh kralı tahrîkiyle şimdi bu diyârı urup eyle harâb u yebâb edüp ol kadar mâl-ı ganâ’im ve esîr alındı kim hadden efzûn ve kalemden bîrûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
nakb etmiş kim tâ ka‘r-ı zemîne enüp su çıkınca kaddi kâmil yüz kulaçdır. Sığır …
Ve bu kal‘a-i Novigrad'ın tâ vasatında bir çâh-ı mâsı var kim çâh-ı gayyâdan nişân verir yalçın kesme kanara kayadandır. Üstâd Ferhâd-ı Novigrad bu kuyuya eyle Ferhâdî tîşeler urup eyle nakb etmiş kim tâ ka‘r-ı zemîne enüp su çıkınca kaddi kâmil yüz kulaçdır. Sığır derilerinden örme iştırank ipleri dollâblara bağlayup suyunu sığırlar çeker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
… lar hareket edüp birer kerre eşinüp birbirlerine tâ yolun orta yerinde kelleler
urup eyle
tokuşurlar kim sademât-ı kellelerinden zemîn dir dir ditreyüp öyle zamânı on ik …
Dîğer ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr: Siyâset Meydânı nâm mahalde yolun iki tarafında kemerler altında iki dâne tuçdan koçlar var, ammâ üzerlerine koyun derisi geçirmişler. Kaçan ki öyle zamânı bu koçlar hareket edüp birer kerre eşinüp birbirlerine tâ yolun orta yerinde kelleler urup eyle tokuşurlar kim sademât-ı kellelerinden zemîn dir dir ditreyüp öyle zamânı on iki başı birbirlerine urup kellelerindeki sâ‘at çanları sadâ verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b ·
metinde göster ·
… i bir perîzâd; bu dörd aded âdemîzâd zerdûz eteklikler ile huzûr-ı melikde çerh
urup eyle
cevelân raks etdiler kim gûyâ çerh-i felek gibi deverân edüp gûnâ-gûn lu‘bedebâ …
Anı gördük: İbtidâ on aded hânende ve sâzendeler gûnâ-gûn sâzları ile melik serâperdesi önünde lehce-i mahsûsaları ile rehâvî fasılları edüp hengâme dâyirelerine velvele verüp altı aded rakkâs gulâmân-ı mâh-ı tâbân, biri esmerü'l-levn Hindî-pîçe, biri kâkülleri perîşân Freng-pîçe, biri ahmerü'l-vech Sûdânî-pîçe, biri bir perîzâd; bu dörd aded âdemîzâd zerdûz eteklikler ile huzûr-ı melikde çerh urup eyle cevelân raks etdiler kim gûyâ çerh-i felek gibi deverân edüp gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar ve dilnüvâzlıklar eylediler. Ammâ ellerinde Arab u Acem ve Rûm tarzı çalpâreleri yok idi; fîl dişinden kâğız gibi ince ince biçmişler, beş on dânesi bir yerde kınnâb ile bağlı çalpâre yerine anlar ile ellerinde şıkırdadup raks ederler kim Y 419b makdûr-ı beşer değildir. Hâsıl-ı kelâm cümle evza‘ların bir bir tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419a–Y419b ·
metinde göster ·