… Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada
usret ile
feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve …
{Hicretin sene 92 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ (---) fethidir. Andan sene 796 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada usret ile feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem ze‘âmetdir. Dizdârı ve serdârı ve kal‘a neferâtları ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Ekseriyyâ halkı tüccâr ve neccâr ve sevdâger-i berr u bihârdır. Bir fırkası avân ve bir zümresi ulemâ ve meşâyihândır. Halkı ekseriyyâ çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyerler. Ve erbâb-ı ma‘rifetler bu şehri 17 iklîm-i örfiyyede bulmuşlar. Kıble ve şark cânibi dağları serâpâ bâğlardır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i Kastamonu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Sinop'a mukâbil Keliğra Sultan kayaları vâkı‘ olmuşdur. Sinap ile ol Keliğra burnu mâbeyni gûyâ bir boğazdır. İslâmbol tarafı ve Tarabozan tarafı yine vâsi‘ deryâlardır. {Sinop İslâmbol'a beş yüz mildir}. Ve bu kal‘a-i Sinop, şehr-i Samsun'un garb tarafındadır. Sinop ile Samsun'un arası dört merhale yerdir. Ve kal‘ası bir püşte-i âlî üzre üç kat Şeddâdî rıhtım Kayser-ı Rûm oğlu Sinopa nâm kralın binâsıdır. Ammâ gâyet sedd-i metîn kal‘a-i sengîndir. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kulle ve altı bin altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu ve Tershâne kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. Ve Uğrunkapu ve aşağı kal‘ada Deniz kapusu. Bu merkûm kapuların cümlesi ikişer kanatlı demir kapulardır kim her biri birer bâb-ı Kahkaha'dır ve bu kal‘a bir düz yirde vâkı‘ olup iki cânibin deryâ döğer ve bu kal‘anın eşkâli şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki olmuşdur. Ammâ Bozdepe dağından nazar etsen gemi alboratası kesiminde üç kat bir gûne kal‘a-i metîndir. Dizdârı kal‘anın top menzilinden ba‘îd giderse şehirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerîfleri mûcebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakîr-İ dizdâr bir top menzilinden ba‘îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellah ve şecî‘ ve bahâdır neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde nerdübânlar ile serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a i‘lâm etmeyüp ketm etdiğiyçün katl olundu. Ba‘dehû bu kal‘ayı küffârdan halâs edüp elli kul dahi aşağı kal‘aya koyup bin kantar barud-ı siyâh ve sagîr ü kebîr bin pâre top koyup cümle âlât-ı cebehânesi ve gûnâ-gûn âlât-ı silâh-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdiler. Ol asrdan berü her şeb ikişer yüz âdem bölükbaşıları ve çavuşlarıyla tâ sabâha dek dîdebân ve nigehbân ve gafîrlik edüp ba‘de't-tabl ve nefîr nevbetciler feryâd ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a ·
metinde göster ·
… ardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı varoşuna
usret ile
nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile mestûr yüz …
Eşkâl-i kal‘a-i Hazzo: Kûh-ı Zov dâmeninde bir sarp kaya üzre bir küçük kal‘adır, dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz adımdır. Maşrık tarafı havâleli yalçın kayalı dağlardır. Kıblesi tarafı sahrâlardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı varoşuna usret ile nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile mestûr yüz elli aded hâneler vardır, ammâ kal‘anın nısfın hâkimi olan Murtezâ Beğ'in sarâyı dutmuşdur kim kat-ender-kat bir sarây-ı pür-hücurâtdır. Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın damâdı bir şehzâde-i âzâde-misâl Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb zât-ı mükrim, halûk u halîm ü selîm merd-i meydân Murtezâ hân-ı âlîşân idi. Sarâyında bir gice mihmân olup şeref-i sohbetleriyle müşerref {olduk}. Sarâyında su sarnıçları var ve derûn-ı kal‘ada (---)(---) câmi‘i var, mâ‘adâ imâret-i âbâdânları cümle aşağıdadır. 220b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a–220b ·
metinde göster ·
… nındaki top deliklerine mânend delikler delüp her bir gârda birer gûne san‘at-ı
usret ile
toplar çıkarmış kim âdem gördükde engüşt ber-dehen edüp dem-beste ve hayrân olu …
El-hâsıl bu Van kayası içre altı yüz aded gârın birisi dahi tehî değildir. Cümle cebehâne ve âlât-ı mühimmât ve levâzımât ile pür olmuş kehflerdir. Hatta Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân çok feth [ü] fütûhâtda bulunup kal‘alar feth etmeğile vukûf tahsîl eyleyüp taşradan kal‘aya ve kal‘adan taşra düşman üzre top atılup niçe kal‘a döğüleceğin ve kal‘adan atılan toplar düşmana ne yüzden zarar isâbet ideceğin bilüp Van kal‘asının ta zirve-i a‘lâsına yigirmişer karış ve otuzar kırkar karış balyemez toplar komuş kim ta dörd sâ‘at mesâfe-i ba‘îdede Erdemit bâğlarında düşman görünce mezkûr toplar Van sahrâsında âdem ve kırk mil deryâsında gemi gezdirmez. Bu kerre düşman bir lu‘bla kal‘a altına girse bu bâlâdaki uzun topların gülleleri mesâfe-i ba‘îdeye gidüp zîr-i kal‘ada olan düşmana zarar etmez mülâhazasıyla koca Süleymân Hân mezkûr mağaraların niçesi kalyon karnındaki top deliklerine mânend delikler delüp her bir gârda birer gûne san‘at-ı usret ile toplar çıkarmış kim âdem gördükde engüşt ber-dehen edüp dem-beste ve hayrân olur. Bir sıra böyle balyemez topları kürsi gibi düşman ve cümle gûne mühimmâtların her top-ı kûb yanına cebehâneleriyle güllelerin hâzır etmiş. Bu toplardan aşağı bir kat dahi olan kehfleri yine delüp birer kat âdem sığar ve taş gülle atar şayka toplar dizmiş. Anların dahi mühimmâtların imâr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… (---) binâsıdır. Sene 814 târîhinde Sultân Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Bâyezîd Hân
usret ile
feth etdiğiyçün kal‘asın münhedim etmişdir. Cümle (---) aded kiremitli ma‘mûr h …
Anadolu'da Bartın ve Sinab ve Ereğli ve Amasra nâm bender şehirlerden gelen gemiler cümle bu Burgaz iskelesine yanaşup andan Edirne'ye ve Selânik'e ve Filibe'ye gidüp gelirler. Gâyet işlek iskeledir. Kal‘ası (---) binâsıdır. Sene 814 târîhinde Sultân Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Bâyezîd Hân usret ile feth etdiğiyçün kal‘asın münhedim etmişdir. Cümle (---) aded kiremitli ma‘mûr hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28a ·
metinde göster ·
… orta hisârda Tophâne kapusu, bu dahi cânib-i şimâle mekşûfdur. Bu dervezeden at
usret ile
girir çıkar, ammâ araba ve at yüküyle girüp çıkamaz, zîrâ bir tarafı on ayak ta …
Andan yine bu orta hisârda Tophâne kapusu, bu dahi cânib-i şimâle mekşûfdur. Bu dervezeden at usret ile girir çıkar, ammâ araba ve at yüküyle girüp çıkamaz, zîrâ bir tarafı on ayak taş nerdübândır kim aşağı varoşa bundan dahi enilir. Tuna'ya nâzır ve Peşte ve Keçkemet sahrâları nümâyân bir mesîregâh-ı bâb-ı eşrâf [u] a‘yândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b ·
metinde göster ·
feth olup bî-fâ’ide olduğiyçün ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etdiler, …
Bânîsi Bundukanî Venedikidir. Lisân-ı Rûmca Larinçe (---)(---)(---)(---) derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Ammâ sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî Hân fethidir. Usret ile feth olup bî-fâ’ide olduğiyçün ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etdiler, zîrâ Balıbadra ve Holumiç kal‘aları gâyet yakın olduğundan kal‘asın berbâd etdiler, ammâ amâr iken Mora adasında anın gibi ma‘mûr u metîn kal‘a yok imiş. Hâlâ cümle der-i dîvârından çok yerde âsâr-ı binâları vardır. Sehel bahâne ile ta‘mîr olup leb-i deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât suları ve iki aded limanları olup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan bî-bâk ü bî-pervâ yatılır limanları var. Ve hâlâ Cezâyir korsanları deryâda şinâverlik edüp şikâr ararlarken bu Holumiç kal‘ası dağın seçüp bu Larinçe limanlarında lenger-endâht olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
… ar imiş, zîrâ Mısır'dan tâ Hicâz'a varır. Bu dağlar sedd olmuşdur, gayri yerden
usret ile
güzer olunur. Ve bu kayalar eyle mücellâdır kim bir tuyûr ve bir zenbûr tırnak …
Bu kayaların mâbeyne-hümâsı kâmil elli adım bir enli yoldur. Zamân-ı kadîmde bu kayalar mâbeyninde kapu var imiş, zîrâ Mısır'dan tâ Hicâz'a varır. Bu dağlar sedd olmuşdur, gayri yerden usret ile güzer olunur. Ve bu kayalar eyle mücellâdır kim bir tuyûr ve bir zenbûr tırnak ilişdirecek yer yokdur. Ancak Hazret-i Cibrîl-i Emîn taraf-ı Hak'dan nâzil olup Medîne tarafına ol kayadan giderken yolun sol tarafındaki kayaya bir kanat urup iki şakk edüp "Yâ cibâle ıhfız hâzihi nâkatullâh" deyince kaya iki pâre olup devenin köçeği içeri mağârada kalup hâlâ mübârek kanadıyla kayayı şakk etdüği zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·