Bu fetvâ-yı şerîfi pâdişâh-ı Cem-cenâb destine alup gûya bir habl-i metîne yapışdı. Ol gün Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine varup anda Şeyhülislâm (---)(---) Efendi kemerine iki yerden "niyyetü'l-gazâ" deyüp 269b Hazret-i Ömer kılıcın bend kılup Tershâne bâğçesine göç edüp iki yüz pâre kadırgayı cemî‘î levâzımâtıyla itmâm edüp asâkir-i İslâm ile leb-ber-leb etdi. Ve elli pâre kadırga Unkapanı'nın iskelesine yanaşup donanma ağası (---)(---) Ağa ve kul kethüdâsı ve başçavuş ve serdâr-ı mu‘azzam muhzırı ve cümle otuz altı oda yeniçeri ve cümle on bin mevcûd ism [ü] resmli yeniçeri ve on oda topçu ve on oda cebeci, bunlar dahi beş bin asker olup yeniçeriler kadırgalara ve topçu ve cebeciler mavnalara girüp âmâde oldular. Beri cânibden eyâlet-i Rûmeli eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, kapusu askeriyle ve eyâletinde olan yigirmi dörd sancak beği askerleriyle cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar yigirmi iki bin seksen asker cebelüleri ve beldârları ile cümle yigirmi yedi bin asker olup Boğazhisâra gitmeğe me’mûr oldular. Ve Mora ve Sirem ve Semendire ve Bosna ve Hersek sancakları Mora cezîresinde Benefşe kal‘asında gemilere girmeğe me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Anadolu'da olan vezîr (---) Paşa, on dörd sancağında olan cümle kılıç ve ze‘âmet 199 ve kılıç timar 5589'dur, bu erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleri ile ve beldâr [u] çerâhorlarıyla ve paşasının askeriyle cümle yigirmi bin askeri müsellah olup Boğazhisâr'a me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Kapudan Paşa ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Mar’aş ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Tarabefzûn, bu eyâletler cümle paşası askeriyle ve timar ve ze‘âmet sâhiblerinin kânûn üzre cebelüleri ile cümle yetmiş bin asker olup cümlesi Boğazhisâr'da gemilere girmeğe me‘mûr oldular. Ve cümle asker sürücü hasekiler ve kapucubaşılar cümle eyâlet askerlerin Boğazhisâr'da âmâde etdiklerinin haberi gelince Âsitâne-i sa‘âdetde dörd aşağı bölükler dahi keştîlere ağalarıyla girüp âmâde oldular. Bin elli (---) nevrûz-ı sultânîsinde Sarâyburnu'nda iki yüz pâre kadırga ve başdarde ve kalita ve on iki kara ejdehâ-misâl mavna ve yüz pâre firkate ve karaka ve karavana ve kalyon ve bürten ve binek ve potaç ve şıtıye ve şayka ve karamürsel ve darbuna nâm keştîlere dahi lağımcı ve beldâr [u] çerâhor ve mühimmât, levâzımat [u] cebehâneler koyup cümle yedi yüz pâre yelken Sarâyburnu'ndan lenger-endaht olup cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı kibâr gemilerinin filikalarına süvâr olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa köşkünde cümle ulemâ ve sulehâ [ve] vüzerâlar ile huzûr-ı İbrâhîm Hân'a varup cümle sefer-i hümâyûna me’mûr olan vüzerâ ve mîr-i mîrân kapudanlara ve ağalara ve çorbacılara bin yedi yüz aded hil‘at-ı fâhireler giydirilüp du‘â-yı hayr [u] senâ ile herkes gemilerine gidüp Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ve Şeyhülislâm kalup pâdişâh-ı Aristo-tedbîr, Yûsuf Paşa serdârın destin destine alup ikisi bir kûşeye varup İbrâhîm Hân eydür "Bak a Yûsuf, sen ne cânibe sefere gidersin" dedi. Yûsuf Paşa eyitdi "İnşâallahu Te‘âla Malta gazâsına giderim" dedi. İbrâhîm Hân eydür "İnşâallah bi-takdiri'l-Hayyi'l-Kayyûm cezîre-i Girid gazâsına seni me’mûr eyledim. Olmaya kim bu cevâbı bir âdeme ifşâ idesin. Aslâ bir ferd-i âferîdenin rûhunun haberi olmasın. Malta gazâsına me’mûruz, demeden gayrı ağzından bir cevâb sâdır olmasın. İbtidâ yolun üzerinde olan cezîre-i Girid önünden ubûr edüp Malta'ya doğru azîmet eyle. Ba‘dehû Mora cezîresinde bir iki gün mihmân olup andan bir gice kalkup gerü cezîre-i Girid'e avdet edüp vakt-i Şâfî‘îde cezîre-i Girid'e asker döküp ibtidâ Todori kal‘alarını feth edüp bir sığınup yatacak yer eyle, andan kal‘a-i Hanya'ya er döküp muhâsara edüp feth eyle. Sana nasîhat [ve] vasiyyetim budur. İnşâallah ba‘de'l-feth mansûr ve muzaffer geldikde sana ıvazın ederim ki huzûr-ı Hakka yüzü ak gidesin. Ammâ su‘âl edenlere Malta'ya giderim, deyü gidesin kim sâ’ir düşman haberdar olmaya. Zîrâ "Üstür zehebeke ve zihâbeke ve mezhebek' buyurmuşlardır" deyü İbrâhîm Hân Yûsuf Paşa'ya bu gûne tenbîh ü te’kîd edüp iki kat zer-ender-zer hil‘at-i fâhire giydirüp "Yürü Allahu Rabbi'l-âlemîn mu‘în ü zahîrin olsun" 270a deyü hayr-du‘â ile Yûsuf Paşa zemîn bûs edüp kayığıyla başdardaye gelüp Müneccimbaşı Çelebi Efendi ve Müneccim Hasan Kefrî ve Müneccimek Efendi ve Sadreddînzâde Efendi, bunlar fünûn-ı eflâkde her biri tekmîl-i fünûn etmiş kimesnelerdir, bunlar ilm-i usturlâb üzre gördüler kim sa‘d sâ‘at dâhil olunca serdâr-ı mu‘azzama eyitdiler: "Sultânım, bu ân eyyâm-ı sa‘ddir, hareket buyurun!" Dedikleri gibi hemân Kapudan Paşa-yı Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa "salpa demir" deyüp beş yüz yerden çeng-i harbîler çalınup ibtidâ başdardaden gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ba‘dehû bir yaylım tüfenk ve bir yaylım toplar sadâları evc-i âsumâna peyveste olup rûy-ı deryâ barud-ı siyâh dûdından Bahr-i siyâh dibelik siyâh oldu. Ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsından zemîn u âsumân pür olup bu minvâl üzre üç yaylım tüfenk ü top ve gülbâng-i şâdmânî olup başdarda-i hümâyûn ibtidâ avanta edüp çalıcı mehterbaşısı segâh faslı ederek Sinân Paşa Köşkü önüne geldikde Musâhib Yûsuf Paşa pâdişâhı ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'yı selâmlayup ubûr edince cümle keştîler alay alay turna katarı Sarâyburnu'ndan taşra çıkınca cemî‘î keştîler bâdbânların küşâde kılup bir yaylım top dahi şâdmânları edüp cümle keştîler murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup eyyâm-ı muvâfık ile Akdeniz'e doğru müteveccih oldular. Cümle ahâlî-i İslâmbol bu eyyâm-ı mübârekde eyyâm-ı muvâfık oldu. "İnşâallah mansûr ve muzaffer olurlar" deyü elsine-i nâsda güft u gû olup cümle ibâdullah hayr du‘â etdiler. Bu hakîr dahi Yûsuf Paşa efendimizin mü’ezzinbaşısı olup başdarda-i hümâyûnda Hazîne Kâtibi İbrâhîm Çelebi ile mankadaş olup şîr-hor-ı mâ ve katr-i nebât yiyerek mu‘azzez ve mükerrem zevk u safâ ile bir gün bir gicede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a–270a ·
metinde göster ·
… kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti Bahr-i Muhît sâhilidir. Bu dahi ilm-i
usturlâb
üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker ka …
Bu arâzî-i ma‘mûrenin cânib-i şarkîsi vilâyet-i Leh'de Korol vilâyeti hâkiyle müşâdır. Cenûbî tarafında Filimenk ile müşâdır ve kıble tarafında Nemse ile hem-çetdir ve semt-i garbîde İsfaç kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti Bahr-i Muhît sâhilidir. Bu dahi ilm-i usturlâb üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker kamışı ve limon ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve pembesi olur, başka bir kraldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… âd üzre muhâsara etmek gerek, zîrâ bu kal‘a-i Beç iklîm-i sâdisde bulunup ilm-i
usturlâb
üzre be-kavl-i Batlîmûs-ı hakîm bu beldenin arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı n …
Ve bu Beç kal‘ası Alaman dağı eteğindedir. Kışı gâyet katı olup sâ’ir diyârlardan üç ay evvel kışı gelir. Bu kal‘ayı muhâsara eden bir yıl mukaddem Budin'de meştâ edüp hemân nevrûzdan mukaddem kar alaca olmağa başlayınca asker-i İslâm ile Beç altında kar üzre meks edüp sâ’ir tedârikler görülünce evvelbahârda gelüp deryâ-misâl Tatar askerin Âl-i Osmân ordusu etrâfında kondurup kâfiristânın her tarafların vurdurup Beç'e imdâda gelen leşker-i küffârı kırdırup kal‘ayı murâd üzre muhâsara etmek gerek, zîrâ bu kal‘a-i Beç iklîm-i sâdisde bulunup ilm-i usturlâb üzre be-kavl-i Batlîmûs-ı hakîm bu beldenin arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) olup (---) derîce (---) ve dakîkadır. Anıniçün kışı şedîd olur. Ve biz bu Beç'de iken atvel-i nehârı mahallî idi, on sekiz buçuk sâ‘at ve bir dakîka idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
… ilm-i ferâ’iz yokdur, ammâ ilm-i hisâb ve ilm-i hendese ve ilm-i nücûm-ı ilm-i
usturlâb
bunlardadır, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ ilm-i cıfır dahi bu kâfiristânda yokdur, …
Ve ol kadar ilm-i felsefiyyât ve ilm-i riyâzât ve ilm-i tıbb u ilm-i cerâhât ve gayri üç yüz yetmiş dörd gûne ulûm-ı garîbeler ve ulûm-ı acîbelere mâliklerdir. Hemân ilm-i ferâ’iz yokdur, ammâ ilm-i hisâb ve ilm-i hendese ve ilm-i nücûm-ı ilm-i usturlâb bunlardadır, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ ilm-i cıfır dahi bu kâfiristânda yokdur, ammâ cemî‘i kâfiristânın veled-i zinâları ve üstâd-ı kâmil nâ-âlimleri cümle bu manastır çanlığında cem‘ olup mubâhase-i ilm-i nâ-nâfi‘ görürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61b ·
metinde göster ·
… bu kal‘a itmâm bulur. Ben dahi ahd-i mîsâkım üzre Alman diyârlarıma varup ilm-i
usturlâb
ve ilm-i hendese ile Tuna suyun senin Makedonya şehri içre akıdayım" dedikde Ya …
"Birâder, Allâh mübârek eyleye. Yigirmi yılda bu kal‘a itmâm bulur. Ben dahi ahd-i mîsâkım üzre Alman diyârlarıma varup ilm-i usturlâb ve ilm-i hendese ile Tuna suyun senin Makedonya şehri içre akıdayım" dedikde Yanko hicâbından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
olan Alî Kuşçı ve Mengli Geray Hân kavilleri üzre bu şehr-i Bâğçesarây'ın binâ- …
Der-hükm-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân: İlm-i nücûmda kâmyâb ve dânende-i rümûz-ı usturlâb olan Alî Kuşçı ve Mengli Geray Hân kavilleri üzre bu şehr-i Bâğçesarây'ın binâ-yı tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh mâ’î olduğundan askerî tâ’ifeleri kattâl ve bî-rahm ve hûnî gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
Ve vech-i arzda bundan âlî kûh-ı bâlâ görmedim, zîrâ ilm-i
usturlâb
hükmü üzre bu kûh-ı bülendin aslında zemîninde mürtakîdir, zîrâ arz-ı beledi (- …
Ve vech-i arzda bundan âlî kûh-ı bâlâ görmedim, zîrâ ilm-i usturlâb hükmü üzre bu kûh-ı bülendin aslında zemîninde mürtakîdir, zîrâ arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) derîce ve dakîkadır. (---)(---) Her cânibinde onar günlük yoldan nümâyândır. Ve bunda olan ecnâs-ı mahlûkâtın hisâbın yine Perverdigâr-ı Hâlık-ı Bîçûn bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
muktezâsınca be-kavl-i müneccimîn bu şehr-i Sidirkapsi iklîm-i örfiyyenin 28'si …
İlm-i usturlâb muktezâsınca be-kavl-i müneccimîn bu şehr-i Sidirkapsi iklîm-i örfiyyenin 28'sindedir, zîrâ şehr-i Selânik dahi eyle olup bu şehir Selânik'in cânib-i şarkîsi ve cenûbî tarafına meyyâlcedir. Bu şehrin Selânik ile mâbeyni iki konakdan eksikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i kehene-i kudemâ b …
Be-kavl-i müneccimîn ilm-i usturlâ[b] üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i kamer-i mâ’îdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı ma‘rifet-i kübrâ: Bu çadır kubbesinin taşrasında olan sekiz rûzgâra mu‘âdil üstâd-ı hakîmin birisi ilm-i nücûm ve ilm-i usturlâb üzre rub‘ dâ’iresiyle mîl-i bu‘d-nazarıyla(?) hayâl-pesend bir mîkât tarh edüp yine mermer üzre çizmiş kim bu felek-i kec-revde eyle bir mîkât-ı ibret-nümâyı Batlîmûsların biri ve Hâkim-i bi-emrillâh ve Alî Kuşçu Ebü'l-feth asrında bile eyle musanna‘ mîkât etmemişlerdir. El-hâsıl ibret-nümâ-yı kubbe-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… ezîre-i Girid'i tahrîr etdikleri kavl-i sahîhleri üzre ve ilm-i hey’et ve ilm-i
usturlâb
ilm-i felek üzre bu cezîre-i Girid şarkdan garba tûlu iki yüz yigirmi mîldir ve …
Evvelâ bi-nefsihi Girid cezîresi dâ’iren-mâdâr be-kavl-i Papamonta ve be-kavli Atlas ve Minor ve Coğraf ve gayri hey’et kitâbları tahrîrleri üzre bu cezîre-i Girid altı yüz altmış ve ba‘zılar yedi yüz yetmiş mîl ihâta eder bir cezîredir derler. Ammâ "Fütihetâ" lafzı târîhinde Yenidünyâ'yı bulan Padre ve Kolon nâmân hukemâ-yı kudemâ-yı zû-fünûnlar ki Papamonta kitâbından istihrâc edüp kendüleri de seyâhat edüp bu cezîre-i Girid'i tahrîr etdikleri kavl-i sahîhleri üzre ve ilm-i hey’et ve ilm-i usturlâb ilm-i felek üzre bu cezîre-i Girid şarkdan garba tûlu iki yüz yigirmi mîldir ve arzı altmış mîldir. Ba‘zı yeri şimâl cânibinden cenûb tarafına yerleri ki Arabistân tarafına nâzır Akdeniz'in leb-i deryâsı taraflarına üç sâ‘atde bir denizden bir denize varılır yerleri vardır, ya‘nî tâ bu mertebede ensiz yerleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
bu şehir dördüncü iklîmin vasatında bulunup arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı n …
Der-hisâb-ı ekâlîmât: Be-kavl-i ilm-i nücûm-ı ilm-i usturlâb bu şehir dördüncü iklîmin vasatında bulunup arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) bir şehr-i şîrîndir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… r ve ilm-i Da‘vet ve ilm-i Felsefiyyât ve ilm-i Edvâr ve ilm-i Zâyirce ve ilm-i
Usturlâb
ve ilm-i Harf (---)(---) ve ilm-i Hurûf ve ilm-i Nârencât ve ilm-i Tayy-i Mekâ …
mazmûnunca evvel ilm-i Tıb ve ilm-i Ferâyiz ve ilm-i Tefsîr ve ilm-i Fıkıh ve ilm-i Hadîs ve ilm-i Tecvîd (---)(---) ve ilm-i Hıfz (---)(---) ve ilm-i Tevhîd ve ilm-i Ledün ve ilm-i Beyân ve ilm-i Kelâm ve ilm-i Kemâl ve ilm-i Âdâb ve ilm-i Sarf ve ilm-i Nahv ve ilm-i Mantık ve ilm-i Ma‘ânî ve ilm-i Lugat ve ilm-i Arûz ve ilm-i Hat ve ilm-i Nücûm ve ilm-i Cifir ve ilm-i Kâf ve ilm-i Kef ve ilm-i Kâf ve ilm-i Sîn ve ilm-i Simyâ ve ilm-i Kimyâ (---)(---)(---)(---) ve ilm-i Hey’et ve ilm-i Hikmet ve ilm-i Zîc ve ilm-i Dânyâl ve ilm-i Fûl ve ilm-i Fâl ve ilm-i Cerr-i Eskâl ve ilm-i Remil ve ilm-i (---) ve ilm-i (---) ve ilm-i Vefk ve ilm-i Esmâ ve ilm-i Teshîr ve ilm-i Da‘vet ve ilm-i Felsefiyyât ve ilm-i Edvâr ve ilm-i Zâyirce ve ilm-i Usturlâb ve ilm-i Harf (---)(---) ve ilm-i Hurûf ve ilm-i Nârencât ve ilm-i Tayy-i Mekân ve ilm-i İhfâ ve ilm-i Ta‘bîr ve ilm-i Sihir ve ilm-i Ferâset. Ammâ ilm-i edeb yokdur. Q 185aP 183a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a ·
metinde göster ·
el-Faslu's-sânî ve sittîn / Mısır'ın ilm-i nücûm ve ilm-i hey’et ve ilm-i
usturlâb
üzre ekâlîmin ve arz-ı beledin ve tûl-i nehârın ve tâli‘-i nücûmun ve beyne's-s …
el-Faslu's-sânî ve sittînMısır'ın ilm-i nücûm ve ilm-i hey’et ve ilm-i usturlâb üzre ekâlîmin ve arz-ı beledin ve tûl-i nehârın ve tâli‘-i nücûmun ve beyne's-semâ’i ve'l-arz ne kadar mîldir ve rûy-ı dünyâ ne kadar mîldir anı beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y251b ·
metinde göster ·
… tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i
usturlâb
ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan …
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan şehrin cümlesi bir arzda ve tûl-i nehârda vâki‘ olmuşdur. İklîm-i evvelin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik yer dahi Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî derler. İkinci iklîmin nihâyetine hatt-ı istivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki derîce ve kırk dakîka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b–Y253a ·
metinde göster ·
Derhâl Hâce Şemmâs Amr ibnü'l-Âs'ı hânesine götürüp ilm-i
usturlâb
ile Amr'ın tâli‘in yoklayup gördü kim bu Amr Mısır sultânı oluyor. Tekrâr bî-ni …
Derhâl Hâce Şemmâs Amr ibnü'l-Âs'ı hânesine götürüp ilm-i usturlâb ile Amr'ın tâli‘in yoklayup gördü kim bu Amr Mısır sultânı oluyor. Tekrâr bî-nihâye mâl-ı firâvân ile on katar deve metâ‘ ile Mısır'a andan Hicâz'a gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y315b ·
metinde göster ·
ile irtifâ‘ alarak âlâ’ullâha vâkıf olup Atlas ve Minor ve Coğrafiyye ve Pa[d]r …
Bu mezkûr memâlikleri hukemâ-yı kudemâ tûl-ı dırâz-ı ömürleri ile geşt [ü] güzâr edüp ilm-i usturlâb ile irtifâ‘ alarak âlâ’ullâha vâkıf olup Atlas ve Minor ve Coğrafiyye ve Pa[d]riyye ve Koloniyye kitâblarına tahrîr edüp eşkâl-i dünyâyı tahrîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y392a ·
metinde göster ·