… lesin kılıç ile kırdılar. Meğer sabâh namâzı karîb imiş. Silihdâr Süleymân beni
uyarup
şimdi salât-ı fecri kılup sizler geldiniz. Ben dahi bism-i İlâh ile bu vâkı‘ayı …
Andan gördüm ki şu karşuki Porolok dağından berü boğazları zincirli yedi sekiz yüz mikdârı kara hınzîrlar ol dağlardan berü bu sahrâya inüp cum‘a namâzı kılan cemâ‘atleri bölük bölük bölerek cemâ‘at içine girüp minber dibinde yatan Seydî Ahmed Paşa'nın meyyitine ol hınzîrlar birkaç diş urdular, ammâ cemâ‘at aslâ safların bozmadılar ve bu hınzîrların içinde bir semiz sarı ayu seğirde seğirde boynunda zincirin sürüyüp hemân minbere çıkmağa başladı. Hemân Evliyâm, sen ayunun zincirinden yapışup minberden aşağı çeküp düşürdüğünde, "Bire Evliyâ'm öldür" deyü minberden feryâd ederim. Sen dahi dal kılıç olup ayıyı katl eyleyüp leşini Seydî Ahmed Paşa'nın meyyiti yanına kodun. Ben dahi hutbeyi tamâm edüp salât-ı cum‘ayı edâ etdikden sonra cemâ‘at içine gelen kara hınzîrları kırun deyü fermân etdiğimde cümlesin kılıç ile kırdılar. Meğer sabâh namâzı karîb imiş. Silihdâr Süleymân beni uyarup şimdi salât-ı fecri kılup sizler geldiniz. Ben dahi bism-i İlâh ile bu vâkı‘ayı sizlere takrîr eyledim" buyurduklarında, yeniçeri ağası ve Tekeli Mustafâ Paşa kethüdâsı, "Hayr ola sultânım" dedik lerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe n …
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
… safâ-yı hâtır ile istirâhat eylen. Eyle bir şey olursa, ben Selîm'im menâmında
uyarırım
, siz elem çekmen’ deyüp nerdübândan aşağı enüp gitdikde ardı sıra endik. Ne âde …
‘Ben Hazret-i Peygamberim, Selîm ile ahdimiz var. Ol bana hizmet eder. Ben dahi ana hizmet edüp kendüyi ve inkırâzu'd-devrân oğulları benim himâyemdedir. Siz huzûrunuzda olun, safâ-yı hâtır ile istirâhat eylen. Eyle bir şey olursa, ben Selîm'im menâmında uyarırım, siz elem çekmen’ deyüp nerdübândan aşağı enüp gitdikde ardı sıra endik. Ne âdem ne âdemîzâd var. Bu ne acâ’ib hikmetdir, deyü âlem-i hayretde kalup bu refîklerimiz ile meşveret ederken cümlemiz Ashâb-ı Kehf hâbına varmışız. Bir zamândan sonra gördük, pâdişâhım dal kılıc kapudan feryâd etdiler. Anı gördük, bir uryân Urbân kendüyi deryâya atup gâ’ib oldu. İşte mâ-vaka‘ budur. Fermân pâdişâhımındır" deyince derhâl Selîm Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54b ·
metinde göster ·
‘Ey gidersin, ben dahi Selîm'i uyarırım’ dedi. Âhir sevdâmı ve oğullarım firâkını yenemeyüp başımı torbaya koyup geldim. Bahıl gibi sen de uyandın. Cân başıma sıçrayup bilmem ne havf ile kendimi deryâya atdım. Yohsa benim ol gelişime elli âdemden dönmezdim ve kerrât ile atımla beş yüz âdeme at komuş yiğitdim. Ammâ bana ol gece ne hâl oldu. Yüze yüze karşu bir cezîreye geçdim. Andan bir köğe vardım, atlandım. Şimdi ahd-i mîsak ile da‘vet etmişsin, geldim. Emir Allâh'ındır" deyince Sultân Selîm hazz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55a ·
metinde göster ·
… ret [ü] şikâr kavimdir. Bir yere musallat olsa bu Benî Cüzâm cüzâm zahmeti gibi
uyar
ulaşır bir pür(?)-marîz-i arîzdir, ammâ gâyet dilâver fetâları vardır. Bunlar H …
Zîrâ hikmet-i Hudâ bu Mısır'ın fellâh Urbânı Hazret-i Âdem evlâdlarından Hâbil ü Kâbil zamânından berü iki fırkadır. Bir fırkasına Benî Harâm derler, şecî‘ âdemler olur, Kâbilîdir. Ve bir kavmine Benî Cüzâm derler, Hâbilîdir, gâyet mekkâr ve harâmî nâ-bekâr gâret [ü] şikâr kavimdir. Bir yere musallat olsa bu Benî Cüzâm cüzâm zahmeti gibi uyar ulaşır bir pür(?)-marîz-i arîzdir, ammâ gâyet dilâver fetâları vardır. Bunlar Hâbilîdir. Elbette bir köyde cümle Harâm kabîlesidir ve bir köyde cümle Benî Cüzâm kabîlesidir, birbirlerine hasm-ı kavî adû-yı cânîlerdir. Hattâ birbirleri üzre lümûm edüp ya‘nî asker cem‘ edüp karada cisirler sedleri üzre yâhûd kayasa gemiler ile köyleri basup döğüşe döğüşe elbette biri gâlib gelüp mağlûb olanların şeyh [ü] şâbların cümle cıda ve akve ve kılıcdan geçirüp avretlerinin karnın yarup ma‘sûmların çıkarup âteşe yakarlar. Ve avretlerin memelerin kesüp medfûn olan mâlların su’âl ederler, elbette cümle mâlların bulup ve cümle hayvânâtların sürüp beledi âteşe urup ihrâk-bi'n-nâr edüp harâb [u] yebâb, milkin türâb, ahâlîsin kebâb edüp bî-pâk [u] bî-pervâ bu kadar mâl-ı ganâyim ile mevâl türküleri çağırup bir hây hû ile şaka ederek beledlerine giderler. Beled sâhibi köyünün nehb [ü] gâret olup ihrâk olduğundan müflis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b ·
metinde göster ·