Ba‘dehu su olan gümüşe bir gûne tîz-âb dahi koyup yine şîşede kaynadup ol dahi haşhâş dânesi gibi şîşenin dibinde hâlis gümüş kalır kim artık kal etmeğe ihtiyâc kalmayup su gümüşü derler, bu dahi elde ezilir, sırmadan hâlis gümüşdür. Bu 187b tîz-âbı Hazret-i Süleymân peydâ edüp uyuz olan dîvlere dürtüp gerlikden halâs olurlarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a–187b ·
metinde göster ·
… mertebedir kim bir âdem Banaz ve Honaz kasabası halkı gibi giciyik yâhud kızıl
uyuz
olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bil …
Der-sitâyiş-i kaplıca-i Kükürdlü : Bu dahi bir müfîd [u] muhtasar binâlı ılıcadır, ammâ gâyet ıssıdır ve gâyetü'l-gâye kükürdlüdür. Ammâ nef‘i ol mertebedir kim bir âdem Banaz ve Honaz kasabası halkı gibi giciyik yâhud kızıl uyuz olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bilüp uyuzlukdan haberdâr olmuşlardır. Anlar cereb olan âdemlere pâk kîseler sürüp kükürdlü halvetine girüp nîm sâ‘at tahammül edene aşk olsun. Taşra çıkup bir eski gömlek giyüp bir gün bir gicede tâ ki acâyibât görüp sun‘-ı Hudâ'yı müşâhede ede. Cümle vücûdunun derisi kara kara soğan zarı gibi soyulup, vücûdu dürr-i yekdâye dönüp sîm-ten sîmîn beden olup Kükürdlü kaplıcası bu mertebe nâfi‘dir. Suyun her bâr içse dahi nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i kaplıca-i Kükürdlü : Bu dahi bir müfîd [u] muhtasar binâlı ılıcadır, ammâ gâyet ıssıdır ve gâyetü'l-gâye kükürdlüdür. Ammâ nef‘i ol mertebedir kim bir âdem Banaz ve Honaz kasabası halkı gibi giciyik yâhud kızıl uyuz olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bilüp uyuzlukdan haberdâr olmuşlardır. Anlar cereb olan âdemlere pâk kîseler sürüp kükürdlü halvetine girüp nîm sâ‘at tahammül edene aşk olsun. Taşra çıkup bir eski gömlek giyüp bir gün bir gicede tâ ki acâyibât görüp sun‘-ı Hudâ'yı müşâhede ede. Cümle vücûdunun derisi kara kara soğan zarı gibi soyulup, vücûdu dürr-i yekdâye dönüp sîm-ten sîmîn beden olup Kükürdlü kaplıcası bu mertebe nâfi‘dir. Suyun her bâr içse dahi nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… sa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bilüp
uyuzlukdan
haberdâr olmuşlardır. Anlar cereb olan âdemlere pâk kîseler sürüp kükürdlü halv …
Der-sitâyiş-i kaplıca-i Kükürdlü : Bu dahi bir müfîd [u] muhtasar binâlı ılıcadır, ammâ gâyet ıssıdır ve gâyetü'l-gâye kükürdlüdür. Ammâ nef‘i ol mertebedir kim bir âdem Banaz ve Honaz kasabası halkı gibi giciyik yâhud kızıl uyuz olsa bu kükürdlü germ-âbında başka dellâklar vardır, uyuz ahvâlin katî a‘lâ bilüp uyuzlukdan haberdâr olmuşlardır. Anlar cereb olan âdemlere pâk kîseler sürüp kükürdlü halvetine girüp nîm sâ‘at tahammül edene aşk olsun. Taşra çıkup bir eski gömlek giyüp bir gün bir gicede tâ ki acâyibât görüp sun‘-ı Hudâ'yı müşâhede ede. Cümle vücûdunun derisi kara kara soğan zarı gibi soyulup, vücûdu dürr-i yekdâye dönüp sîm-ten sîmîn beden olup Kükürdlü kaplıcası bu mertebe nâfi‘dir. Suyun her bâr içse dahi nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… erin saçı ve sakalı dökülür. Ammâ nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘dir. Ve çamurundan
uyuz
olan âdem vücûduna sürse cerebden bi-emrillah halâs olur.
Sitâyiş-i germâb-ı cebel-i Sübhân: Bu kûh-ı Sübhân'ın şimâliyle şarkîsi mâbeyninde dağlar içre bir azîm ılıca vardır. Cümle yaylaya gidüp gelenler girüp gasl ederler ammâ gâyet ıssıdır. Lâkin sâ’ir hummeler gibi kıbâblar ile mebnî değil bir küşâde kaplıcadır, ammâ havzı gâyet vâsi‘dir ve suyu zırnîhlıdır. Her bâr giren âdemlerin saçı ve sakalı dökülür. Ammâ nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘dir. Ve çamurundan uyuz olan âdem vücûduna sürse cerebden bi-emrillah halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
… k olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng
uyuzu
âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyund …
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… ırları bu açık germâ suyuyla yaykayup ol kadar lahm u şahmlı hayvânlar olur kim
uyuzları
gidüp tüğler[i] semmûr gibi berk urup ol devâblar mahbûb ve benî âdem bu germâl …
İki aded ılıcalar dahi vardır. Anların üzerleri açıkdır, ammâ yine havzları aşren fe-aşrendir. Bunlara kefereler girir ve eğer kadîd olmuş at ve katır ve sığırları bu açık germâ suyuyla yaykayup ol kadar lahm u şahmlı hayvânlar olur kim uyuzları gidüp tüğler[i] semmûr gibi berk urup ol devâblar mahbûb ve benî âdem bu germâların suyundan içseler yedi günde cereb ve harâretleri ve behak ve beras marazları gidüp ten-dürüst olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
dedikleri bu Fiyameng diyârına mahsûsdur. Gerçi cümle fireng uyuzlardır, ammâ b …
Hikmet-i Hudâ fireng uyuzu dedikleri bu Fiyameng diyârına mahsûsdur. Gerçi cümle fireng uyuzlardır, ammâ bunların bu derdlerine devâ olmağiçün Cenâb-ı Hak bu nilva ağacın halk edüp meyvesinin yağın sürünürler ve yaprağının suyun yüzlerine ve gözlerine dürtünürler. Hattâ hakîr teberrüken berk-i bârından getirüp esvâblar içine kodum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
, ammâ bunların bu derdlerine devâ olmağiçün Cenâb-ı Hak bu nilva ağacın halk ed …
Hikmet-i Hudâ fireng uyuzu dedikleri bu Fiyameng diyârına mahsûsdur. Gerçi cümle fireng uyuzlardır, ammâ bunların bu derdlerine devâ olmağiçün Cenâb-ı Hak bu nilva ağacın halk edüp meyvesinin yağın sürünürler ve yaprağının suyun yüzlerine ve gözlerine dürtünürler. Hattâ hakîr teberrüken berk-i bârından getirüp esvâblar içine kodum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… zin dahi va‘desi yetmiş güne dek yetmiş. Siz kimin içün bu kal‘a-i Kanije'de aç
uyuz
ve kan kuduz olup ceng edersiz. Hemân bir gün evvel amân ile kal‘adan çıkup gid …
"Vallâhi devletli vezîr, kefere-i hîlekârın kâğız-ı dür[û]ğunda(?) eyle 178b tahrîr etmiş kim ‘Bire hey Türk sizin pâdişâhınız atdan tekerlenüp ölmüş, vezîria‘zamınız Edirne'ye gitmiş, vezîrinizin dahi va‘desi yetmiş güne dek yetmiş. Siz kimin içün bu kal‘a-i Kanije'de aç uyuz ve kan kuduz olup ceng edersiz. Hemân bir gün evvel amân ile kal‘adan çıkup gidin. Yohsa İsvet Nikola sultânımız hakkı yarın bir gün bu Kanije'ye yürüyüş edüp sizin cümlenizi dîn-i kadîmimiz sâhibi Hazret-i Îsâ ve Meryem Ana aşkına sizi kırmadan dipdiri kebâb edüp sağ kalanlarınıza kebâblarınız yediririz’ deyü hîle ile şeytanatlı kâğızların guzât bulup kırâ’at olundukda kizb-i mahz olup hîle ile tahrîr olduğuna haml edüp yine cenge ma‘a'z-ziyâde âheng edüp devletli vezîr her gün her gece kâfire göz açdırmayup top u kumbara ve kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırırlar, ammâ hemân devletli vezîr derdimiz açlıkdandır. İşte cümle kal‘a ağalarının arz [u] mahzarları ve paşamızın feryâdnâmeleri" deyüp bu ebü'l-kelâm yiğit arzları Sadrıa‘zamın dest-i şerîfine verüp Âsaf-ı münşî-i dilîr feza‘nâmeyi kırâ’at etdikde mefhûmu ma‘lûm-ı şerîfleri olup bir âh edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a–178b ·
metinde göster ·
… mişler, atlar da ve kendüleri de dermânları kalmamışlar, atları ve kendüleri aç
uyuz
ve kan kuduz dedikleri gibi cümle asker aç ve askerin çoğu otda ve otlukda ve b …
Ammâ beri bizim asker-i İslâm tarafında kanıkmış asker, ammâ evvelki cengde şikârların almışlar ve bî-tâb u bî-mecâl kalmışlar ve yigirmi günden berü kesret-i matar çekmişler, atlar da ve kendüleri de dermânları kalmamışlar, atları ve kendüleri aç uyuz ve kan kuduz dedikleri gibi cümle asker aç ve askerin çoğu otda ve otlukda ve birer konak yerde çete ve zahîrede, ammâ ne çâre karşu tarafda küffâr askeri kara bulutlar gibi kara şapkalı küffâr dünyâyı dutmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19b ·
metinde göster ·
… mâ-tekaddem Uşşâk kazâsından ifrâz bir kazâdır. Ve halkı ekseriyyâ gerdir ya‘nî
uyuzdur
. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz uyuz mu oldun …
Menzil-i kasaba-i Banaz: Kütâhiyye hâkinde yüz elli akçe kazâ-yı sipâhdır, zîrâ cümle ahâlîsi kavm-i sipâhdır. Senevî üç yüz yâ beş yüz guruş hâsıl olur. Nâhiyesi kırk pâre kurâlardır. Ve bir bâğlı ve bâğçeli öz içinde yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmsız ve çârsûsuz bir kasabacıkdır. Ve mâ-tekaddem Uşşâk kazâsından ifrâz bir kazâdır. Ve halkı ekseriyyâ gerdir ya‘nî uyuzdur. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz uyuz mu oldun, derler. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet Y 19a sakîldir. (---)(---) dağı bu kasabanın şimâl cânibine vâki‘ olmuş Q 10bP 10b bir azîm karlı kûh-ı bâlâ yaylakdır. Bu kasabaya iki sâ‘at karîbdir. Andan cereyân eden enhârın birisi bu Banaz kasabası içinden güzer edüp ahâlî-i Banaz bu âb-ı nâbdan nûş edüp uyuzdan halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı uyuzdan helâk olurlardı. Böyle bir sakîl yerdir. Bi'z-zarûrî bir gece anda mihmân olup ertesi cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18b–Y19a ·
metinde göster ·
… ya‘nî uyuzdur. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz
uyuz
mu oldun, derler. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet Y 19a sakîldir. (---)(---) dağı b …
Menzil-i kasaba-i Banaz: Kütâhiyye hâkinde yüz elli akçe kazâ-yı sipâhdır, zîrâ cümle ahâlîsi kavm-i sipâhdır. Senevî üç yüz yâ beş yüz guruş hâsıl olur. Nâhiyesi kırk pâre kurâlardır. Ve bir bâğlı ve bâğçeli öz içinde yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmsız ve çârsûsuz bir kasabacıkdır. Ve mâ-tekaddem Uşşâk kazâsından ifrâz bir kazâdır. Ve halkı ekseriyyâ gerdir ya‘nî uyuzdur. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz uyuz mu oldun, derler. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet Y 19a sakîldir. (---)(---) dağı bu kasabanın şimâl cânibine vâki‘ olmuş Q 10bP 10b bir azîm karlı kûh-ı bâlâ yaylakdır. Bu kasabaya iki sâ‘at karîbdir. Andan cereyân eden enhârın birisi bu Banaz kasabası içinden güzer edüp ahâlî-i Banaz bu âb-ı nâbdan nûş edüp uyuzdan halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı uyuzdan helâk olurlardı. Böyle bir sakîl yerdir. Bi'z-zarûrî bir gece anda mihmân olup ertesi cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18b–Y19a ·
metinde göster ·
… risi bu Banaz kasabası içinden güzer edüp ahâlî-i Banaz bu âb-ı nâbdan nûş edüp
uyuzdan
halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı uyuzdan helâk olu …
Menzil-i kasaba-i Banaz: Kütâhiyye hâkinde yüz elli akçe kazâ-yı sipâhdır, zîrâ cümle ahâlîsi kavm-i sipâhdır. Senevî üç yüz yâ beş yüz guruş hâsıl olur. Nâhiyesi kırk pâre kurâlardır. Ve bir bâğlı ve bâğçeli öz içinde yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmsız ve çârsûsuz bir kasabacıkdır. Ve mâ-tekaddem Uşşâk kazâsından ifrâz bir kazâdır. Ve halkı ekseriyyâ gerdir ya‘nî uyuzdur. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz uyuz mu oldun, derler. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet Y 19a sakîldir. (---)(---) dağı bu kasabanın şimâl cânibine vâki‘ olmuş Q 10bP 10b bir azîm karlı kûh-ı bâlâ yaylakdır. Bu kasabaya iki sâ‘at karîbdir. Andan cereyân eden enhârın birisi bu Banaz kasabası içinden güzer edüp ahâlî-i Banaz bu âb-ı nâbdan nûş edüp uyuzdan halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı uyuzdan helâk olurlardı. Böyle bir sakîl yerdir. Bi'z-zarûrî bir gece anda mihmân olup ertesi cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18b–Y19a ·
metinde göster ·
… nûş edüp uyuzdan halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı
uyuzdan
helâk olurlardı. Böyle bir sakîl yerdir. Bi'z-zarûrî bir gece anda mihmân olup …
Menzil-i kasaba-i Banaz: Kütâhiyye hâkinde yüz elli akçe kazâ-yı sipâhdır, zîrâ cümle ahâlîsi kavm-i sipâhdır. Senevî üç yüz yâ beş yüz guruş hâsıl olur. Nâhiyesi kırk pâre kurâlardır. Ve bir bâğlı ve bâğçeli öz içinde yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmsız ve çârsûsuz bir kasabacıkdır. Ve mâ-tekaddem Uşşâk kazâsından ifrâz bir kazâdır. Ve halkı ekseriyyâ gerdir ya‘nî uyuzdur. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz uyuz mu oldun, derler. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet Y 19a sakîldir. (---)(---) dağı bu kasabanın şimâl cânibine vâki‘ olmuş Q 10bP 10b bir azîm karlı kûh-ı bâlâ yaylakdır. Bu kasabaya iki sâ‘at karîbdir. Andan cereyân eden enhârın birisi bu Banaz kasabası içinden güzer edüp ahâlî-i Banaz bu âb-ı nâbdan nûş edüp uyuzdan halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı uyuzdan helâk olurlardı. Böyle bir sakîl yerdir. Bi'z-zarûrî bir gece anda mihmân olup ertesi cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18b–Y19a ·
metinde göster ·
… îkler aldık, zîrâ levendât-ı haşarât kânı ve hâne-berdûş nehb ü gâret görmüş aç
uyuz
kan kuduz âdemleri rehzenlik ederlerdi, ol refîkler ile kıble tarafına düz sahr …
Ve bu kal‘adan yigirmi tüfeng-endâz refîkler aldık, zîrâ levendât-ı haşarât kânı ve hâne-berdûş nehb ü gâret görmüş aç uyuz kan kuduz âdemleri rehzenlik ederlerdi, ol refîkler ile kıble tarafına düz sahrâlar içre ılgın ağaçları Y 41a ormanların temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40b–Y41a ·
metinde göster ·
… tlerine niçe kerre yüz bin yük tuz gider ve Frengistân'a dahi gider. Zîrâ Frenk
uyuzuna
ve tuzlu balgama sürüp yetse gâyet nâfi‘dir.
Varvul tuzlası Leb-i deryâda yedi yük akçe emânetdir, gâyet lezîz tuzu olur. Aydın ve Sarhan ve Menteşe vilâyetlerine niçe kerre yüz bin yük tuz gider ve Frengistân'a dahi gider. Zîrâ Frenk uyuzuna ve tuzlu balgama sürüp yetse gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102b ·
metinde göster ·
olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem …
Ve cümle Urbân koyunların bu Mîne bâzârına getirmeseler bi-emrillâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, otuz, kırk, elli ve yüz kurbân eder a‘yân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324b ·
metinde göster ·
… e şehirleri şehirlerimizle müşâ‘dır. Her kaçan sulha mugâyir bir iş oluna Freng
uyuzu
gibi ulaşır, yigirmi yigirmi beş yıl dolaşır, gücile sulh kabûl ederler. Tâ‘ûn- …
Krallarına "Pencpirim" derler. Kırk beği vardır. Kırkdan yol ile yedi beğ olur. Yediden biri pencpirim olup hükûmet eder. Tahtları Venedik'dir. Cümle şehirleri şehirlerimizle müşâ‘dır. Her kaçan sulha mugâyir bir iş oluna Freng uyuzu gibi ulaşır, yigirmi yigirmi beş yıl dolaşır, gücile sulh kabûl ederler. Tâ‘ûn-ı ekber bir müdebbir mel‘ûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35b ·
metinde göster ·
… evesin ve bârgirin hasîl-harc ağa ile bu küplere su taşımağa göndermese cümlesi
uyuz
olup sâhibi hayrın görmez.}
{Ammâ aceb hikmetdir, Mısır a‘yânının niçe bin su develeri ve sakkâ bârgiri vardır. Bugünkü gün her kim devesin ve bârgirin hasîl-harc ağa ile bu küplere su taşımağa göndermese cümlesi uyuz olup sâhibi hayrın görmez.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208b ·
metinde göster ·
… mler ol derde mübtelâlardır. Rûm'da ol maraza Freng zahmeti derler, ya‘nî Freng
uyuzunun
hüsn-i ta‘bîridir. Y 242b Mısır'da gâyet çokdur ve ayıb değildir. Q 249a ⟦P …
Ve fukarâsının çoğunun ve gayrı âdemlerin yüzünde ve gözünde ve gevdesinde safrâ zahmeti derler bir marîzdir. Çok âdemler ol derde mübtelâlardır. Rûm'da ol maraza Freng zahmeti derler, ya‘nî Freng uyuzunun hüsn-i ta‘bîridir. Y 242b Mısır'da gâyet çokdur ve ayıb değildir. Q 249aP 246a "Hâzâ safrâ" deyü eli ayağı dökülmüş âdemler ile Mısır fellâhları ihtilât edüp bile ta‘âm yerler. Bu emrâz-ı muhtelife sârîdir, deyü aslâ havf etmezler. Zîrâ Mısır'ın miskînhâneleri yokdur. Ammâ sâ’ir diyârlarda başka miskînhâneler vardır, şehir içine komazlar, ahâlî-i vilâyet her sene mâllarının zekâtlarından âyet-i şerîfe emri üzre:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y242a–Y242b ·
metinde göster ·
… leri Nîl'den su taşıyup leb-ber-leb ederler. Eğer su taşımasalar cümle develeri
uyuz
olur, aceb hikmetdir. Hulâsa-i kelâm ziyâretgâh-ı hâs [u] âm ulu sultân-ı benâm …
Âsitâne-i Şeyh Şatâ: Çâr-gûşe kal‘a-misâl bir binâdır. Cirmi üç yüz adımdır. İçinde imâm ve mü’ezzin ve kayyım ve türbedârları sâkindir. Kabr-i şerîfi zâviyesi cenbinde bir kubbe-i pür-envârdır. Hareminin altında su sarnıcı var, her sene bu sarnıca Dimyât a‘yânının develeri Nîl'den su taşıyup leb-ber-leb ederler. Eğer su taşımasalar cümle develeri uyuz olur, aceb hikmetdir. Hulâsa-i kelâm ziyâretgâh-ı hâs [u] âm ulu sultân-ı benâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349b ·
metinde göster ·