… k-bâd nâmeleri ile hedâyâlar geldi. İllâ Kara Koyunlu neslinden Âzerbâycân şâhı
Uzun Hasan
itâ‘at etmeyince Sultân Mehemmed'in ibtidâ gazâsı Uzun Hasan olup Tercân sahrâs …
"El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" deyüp cemî‘i umûrun Cenâb-ı Bâri'ye tevfîz eyleyüp yine ilme meşgûl oldu. Hikmet-i Hudâ pederi Murâd Hân merhûm olup tekrâr Sultân Mehemmed Hân sene 855 târîhinde müstakil pâdişâh olup cümle kullar kendüden bî‘at edüp etrâf pâdişâhlarına nâmeler gidüp cümle pâdişâhlardan elçiler ile mübârek-bâd nâmeleri ile hedâyâlar geldi. İllâ Kara Koyunlu neslinden Âzerbâycân şâhı Uzun Hasan itâ‘at etmeyince Sultân Mehemmed'in ibtidâ gazâsı Uzun Hasan olup Tercân sahrâsında iki deryâ-misâl asker birbirine mukâbele vü mukâtele olunca bir gün bir gece ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup Sultân Hasan münhezimen firâr etdüğine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24b ·
metinde göster ·
… en Âzerbâycân şâhı Uzun Hasan itâ‘at etmeyince Sultân Mehemmed'in ibtidâ gazâsı
Uzun Hasan
olup Tercân sahrâsında iki deryâ-misâl asker birbirine mukâbele vü mukâtele olu …
"El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" deyüp cemî‘i umûrun Cenâb-ı Bâri'ye tevfîz eyleyüp yine ilme meşgûl oldu. Hikmet-i Hudâ pederi Murâd Hân merhûm olup tekrâr Sultân Mehemmed Hân sene 855 târîhinde müstakil pâdişâh olup cümle kullar kendüden bî‘at edüp etrâf pâdişâhlarına nâmeler gidüp cümle pâdişâhlardan elçiler ile mübârek-bâd nâmeleri ile hedâyâlar geldi. İllâ Kara Koyunlu neslinden Âzerbâycân şâhı Uzun Hasan itâ‘at etmeyince Sultân Mehemmed'in ibtidâ gazâsı Uzun Hasan olup Tercân sahrâsında iki deryâ-misâl asker birbirine mukâbele vü mukâtele olunca bir gün bir gece ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup Sultân Hasan münhezimen firâr etdüğine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24b ·
metinde göster ·
destinden feth olunan Tokad ve Sivas ve Kemâh ve Erzurûm ve Canha ve Bayburd ve …
Mukeddemâ Uzun Hasan destinden feth olunan Tokad ve Sivas ve Kemâh ve Erzurûm ve Canha ve Bayburd ve Tarabefzûn cânibi askerleri dahi bahr-i İslâmbol'a gelüp berren cümle asker yine Karadeniz Boğazı'ndan ubûr edüp Okmeydânı nâm mahalde küffâra mukâbil ol asker-i bî-pâyân hayme-i çetr-i müllemmâ‘ları ile sahrâ-yı sehmi lâlezâr edüp meks etdiler. Cümle asâkir-i İslâm İslâmbol'un ancak kara cânibin muhâsaraya şurû‘ edüp metrisler ve lağım mühimmâtları ve top-ı kûp siperleri tedârüküne meşgûl olup kal‘anın ancak deryâ tarefeyni kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a ·
metinde göster ·
ammilerinden idi. Ayazmakapusu'ndan cümle askeriyle sarıldı ve tecdîd-i vuzû’ i …
Ve Ayazmand beği Alîyâr Beğ Karakoyunlu'dan Uzun Hasan ammilerinden idi. Ayazmakapusu'ndan cümle askeriyle sarıldı ve tecdîd-i vuzû’ içün bir ayazma kazdı. Anıniçün Ayazmakapusu derler, leb-i deryâda bir âb-ı nâb uyûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… ânî Paşa'dır kim Celâleddîn-i Rûmî zürriyetinden Karamanî Mehemmed Paşa derler.
Uzun Hasan
cenginde hayli şecâ‘ati zâhir olmuş bir vezîr-i dilîr idi. Topkapusu'ndan küffâ …
Topkapusu serdârı Nişânî Paşa'dır kim Celâleddîn-i Rûmî zürriyetinden Karamanî Mehemmed Paşa derler. Uzun Hasan cenginde hayli şecâ‘ati zâhir olmuş bir vezîr-i dilîr idi. Topkapusu'ndan küffâra bir top atdırmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27a ·
metinde göster ·
Nişânî: Celâleddîn Rûmî zürriyetindendir ki Karamanî Mehemmed Paşa'dır.
Uzun Hasan
Şâh'a Ebü'l-feth tarafından nâme-i dürer-bârı bunlar inşâ etmişdir. Bedîhe bu e …
Nişânî: Celâleddîn Rûmî zürriyetindendir ki Karamanî Mehemmed Paşa'dır. Uzun Hasan Şâh'a Ebü'l-feth tarafından nâme-i dürer-bârı bunlar inşâ etmişdir. Bedîhe bu ebyât anındır, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Vona : Ceneviz frengi binâsıdır. Sene (---) târîhinde
Uzun Hasan
Azerbaycân pâdişâhiyken Gümüşhâne ve Bayburd ve Canha kal‘aların feth edüp bu V …
Evsâf-ı kal‘a-i Vona : Ceneviz frengi binâsıdır. Sene (---) târîhinde Uzun Hasan Azerbaycân pâdişâhiyken Gümüşhâne ve Bayburd ve Canha kal‘aların feth edüp bu Vona kal‘asın dahi feth edüp sene (---) târîhinde Âl-i Selçûkıyân destine girdi, andan sene (---) târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed fethidir. Canik sancağı hükmünde subaşılıkdır. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i müdevver bir kal‘a-i köhnedir. Dizdârı ve neferâtları vardır. Ammâ cebehâne ve neferâtıyla ol kadar ma‘mûr değildir. Cânib-i (---) nâzır (---) kapusu vardır. Serdârı ve yüz elli akçe kadısı vardır. Ol kadar a‘yânı yokdur. Cümle (---) mahalle ve cümle (---) hânedir ve cümle (---) mihrâbdır. (---) câmi‘i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve hammâmı ve hânları ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Halkı ekseriyyâ Urum ve Vona. Etrâki meşhûrdur. Ammâ bir güzel demir dutar liman-ı azîmi var. Bir mürsel üzre gemiler demir bırakmadan yatmak mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247b ·
metinde göster ·
… Mehemmed {İbtidâ deryâdan Tarabefzûn'u feth etdi kim (...)(...) (6 sene sonra
Uzun Hasan)
(...)} Mehemmed {Hân İslâmbol'dan donanma-yı hümâyûn ile kal‘a-i Tarabefzûn'a g …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Azerbaycân sâhibi Sultân Hasan, dest-i Ceneviz'den feth edüp ismine Tarab-zen dediler. Zirâ içinde hâkimi, ehl-i zevk bir krala avret olmağıla Tarab-zen dediler. Ba‘dehu Timur hâdisesinde Sultân Hasan, Mâverâu‘n-nehr'e Timur Hân istikbâline müteveccih oldukda küffâr hâksâr-ı dûzah-karâr olıcak İslâmbol Tek[f]uru Rûm Kostantin fırsat bulup istîlâ etdiler. Ba‘dehu sene 878 târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed {İbtidâ deryâdan Tarabefzûn'u feth etdi kim (...)(...)(6 sene sonra Uzun Hasan)(...)} Mehemmed {Hân İslâmbol'dan donanma-yı hümâyûn ile kal‘a-i Tarabefzûn'a gelüp andan deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile Canha yollarından} Uzun Hasan ile Tercan sahrâsında ceng-i azîm edüp Sultân Hasan'ın kırk bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp Sultân Hasan münhezimen kal‘a-i Azerbaycân'a firâr edüp ol feth-i fütûha "Butlânu keydü'l-hâyinîn" târîh olmuşdur sene 878. Diğer târîh Arapça{âyet-i şerîfi târîhdir} sene 878. Sultân Murâd-ı Evvel'in Kosova cenginden sonra Ebü'l-Feth'in bu gazâsı gibi Âl-i Osmân'da bir gazâ-yı ekber olmamışdır. Bu gazâdan on üç {sene mukaddem Sultan} Ebü'l-Feth Mehemmed Hân deryâ-misâl asker ile berren ve bahren Tarabzen üzre çöküp hâh [u] nâ-hâh yetmiş günde Rûm keferesi destinden sene 865 târîhinde feth edüp âb [u] hevâsının letâfetinden hazz edüp bu şehrin ismine Tarabefzûn dediler. Hakkâ ki ayş u ışret yeridir. Bir ismi dahı şehr-i Bâtum'dur ve bir ismi şehr-i Lezgi'dir ve bir ismi Tarabzen'dir. Galat-ı meşhûru Tırabzen'dir. Ba‘zılar Tarab-efsûn derler ve niçeler Tarabozan derler ammâ lüğat-i sahîhi Tarabefzûn'dur. Ba‘de'l-feth Mehemmed Hân taht edinüp sikke kesüp hutbe tilâvet edüp üç sene bu şehrde sâkin olup cânib-i şimâlinde olan Gürcîstân Mikrilistân ve Abazistân'ı bi'l-cümle mutî‘ [ve] münkâd edüp Şehzâde Bâyezîd Hân'ı hâkim edüp bi'z-zât kendüleri taht-ı sâlisi olan İslâmbol'a gitdiler. Ba‘dehu Bâyezîd-i Velî müstakil pâdişâh olup oğlu Selîm'i bu Tarabefzûn'a hâkim edüp Selîm Hân iki kerre bu şehirden karşu Kırım'a geçüp Tatar askeriyle babası üzre hurûc edüp bir kerre Varna altında ceng edüp münhezim oldu. Bir kerre yine Edirne kurbunda cidâl edüp münhezim olup Varna'dan gemiyle Tarabefzûn'a geçüp oğlu Süleymânı kâ’im-makâm edüp kendüsi tebdîl-i câme diyâr-ı Acem'e varup Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup andan me’zun olup Bağdâd'a, andan İmâm-ı Alî'ye, andan huccâc-ı Acem ile Mekke'ye, andan Medîne'ye, andan Mısır'a gelüp Ebu's-su‘ûd Cârihî ve Hazret-i Merzûk Kifâfî ile müşerref olup "Yâ Selîm, rûh 249a ile'r-Rûm, ile'l-Acem tecî ale'l-Mısr" buyurduklarında du‘â-yı hayrlarıyla şeref-yâb olup tebdîl-i câme Mısır'ın cümle ahvâlinin Gavri ile gavrine irüp andan yine üçüncü senede Tarabefzûn'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdet yeniçerisiyle yek-dil [ve] yek-cihet olup yine Tarab-efzûn'dan deryâ-misâl Tatar askeriyle Menkli Girây Hân bile gelüp Çorlu sahrâsında pederi Bâyezîd Hân ile ceng edüp hâh u hâh cümle asker bî‘at edüp babasını Dimedoka'ya nefy edüp Havsa nâm kasabada babası Bâyezîd Hân merhûm olup Selîm-i Evvel müstakil pâdişâh olup ibtidâ Acem'de Şâh İsmâ‘îl ile gazâ-yı Çaldır meşhûr-ı âfâkdır. Andan gazâ-yı Mısır fethi başka tevârîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248b–249a ·
metinde göster ·
ile Tercan sahrâsında ceng-i azîm edüp Sultân Hasan'ın kırk bin askerin dendân- …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Azerbaycân sâhibi Sultân Hasan, dest-i Ceneviz'den feth edüp ismine Tarab-zen dediler. Zirâ içinde hâkimi, ehl-i zevk bir krala avret olmağıla Tarab-zen dediler. Ba‘dehu Timur hâdisesinde Sultân Hasan, Mâverâu‘n-nehr'e Timur Hân istikbâline müteveccih oldukda küffâr hâksâr-ı dûzah-karâr olıcak İslâmbol Tek[f]uru Rûm Kostantin fırsat bulup istîlâ etdiler. Ba‘dehu sene 878 târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed {İbtidâ deryâdan Tarabefzûn'u feth etdi kim (...)(...)(6 sene sonra Uzun Hasan)(...)} Mehemmed {Hân İslâmbol'dan donanma-yı hümâyûn ile kal‘a-i Tarabefzûn'a gelüp andan deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile Canha yollarından} Uzun Hasan ile Tercan sahrâsında ceng-i azîm edüp Sultân Hasan'ın kırk bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp Sultân Hasan münhezimen kal‘a-i Azerbaycân'a firâr edüp ol feth-i fütûha "Butlânu keydü'l-hâyinîn" târîh olmuşdur sene 878. Diğer târîh Arapça{âyet-i şerîfi târîhdir} sene 878. Sultân Murâd-ı Evvel'in Kosova cenginden sonra Ebü'l-Feth'in bu gazâsı gibi Âl-i Osmân'da bir gazâ-yı ekber olmamışdır. Bu gazâdan on üç {sene mukaddem Sultan} Ebü'l-Feth Mehemmed Hân deryâ-misâl asker ile berren ve bahren Tarabzen üzre çöküp hâh [u] nâ-hâh yetmiş günde Rûm keferesi destinden sene 865 târîhinde feth edüp âb [u] hevâsının letâfetinden hazz edüp bu şehrin ismine Tarabefzûn dediler. Hakkâ ki ayş u ışret yeridir. Bir ismi dahı şehr-i Bâtum'dur ve bir ismi şehr-i Lezgi'dir ve bir ismi Tarabzen'dir. Galat-ı meşhûru Tırabzen'dir. Ba‘zılar Tarab-efsûn derler ve niçeler Tarabozan derler ammâ lüğat-i sahîhi Tarabefzûn'dur. Ba‘de'l-feth Mehemmed Hân taht edinüp sikke kesüp hutbe tilâvet edüp üç sene bu şehrde sâkin olup cânib-i şimâlinde olan Gürcîstân Mikrilistân ve Abazistân'ı bi'l-cümle mutî‘ [ve] münkâd edüp Şehzâde Bâyezîd Hân'ı hâkim edüp bi'z-zât kendüleri taht-ı sâlisi olan İslâmbol'a gitdiler. Ba‘dehu Bâyezîd-i Velî müstakil pâdişâh olup oğlu Selîm'i bu Tarabefzûn'a hâkim edüp Selîm Hân iki kerre bu şehirden karşu Kırım'a geçüp Tatar askeriyle babası üzre hurûc edüp bir kerre Varna altında ceng edüp münhezim oldu. Bir kerre yine Edirne kurbunda cidâl edüp münhezim olup Varna'dan gemiyle Tarabefzûn'a geçüp oğlu Süleymânı kâ’im-makâm edüp kendüsi tebdîl-i câme diyâr-ı Acem'e varup Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup andan me’zun olup Bağdâd'a, andan İmâm-ı Alî'ye, andan huccâc-ı Acem ile Mekke'ye, andan Medîne'ye, andan Mısır'a gelüp Ebu's-su‘ûd Cârihî ve Hazret-i Merzûk Kifâfî ile müşerref olup "Yâ Selîm, rûh 249a ile'r-Rûm, ile'l-Acem tecî ale'l-Mısr" buyurduklarında du‘â-yı hayrlarıyla şeref-yâb olup tebdîl-i câme Mısır'ın cümle ahvâlinin Gavri ile gavrine irüp andan yine üçüncü senede Tarabefzûn'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdet yeniçerisiyle yek-dil [ve] yek-cihet olup yine Tarab-efzûn'dan deryâ-misâl Tatar askeriyle Menkli Girây Hân bile gelüp Çorlu sahrâsında pederi Bâyezîd Hân ile ceng edüp hâh u hâh cümle asker bî‘at edüp babasını Dimedoka'ya nefy edüp Havsa nâm kasabada babası Bâyezîd Hân merhûm olup Selîm-i Evvel müstakil pâdişâh olup ibtidâ Acem'de Şâh İsmâ‘îl ile gazâ-yı Çaldır meşhûr-ı âfâkdır. Andan gazâ-yı Mısır fethi başka tevârîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248b–249a ·
metinde göster ·
… Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı
Uzun Hasan
eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
binâ etmişdir. Hikmet-i Hudâ yine sene (---) târîhinde Ebü'l-feth feth etmişdir …
Evsâf-ı kal‘a-i Koylıhisâr: Ebü'l-feth havfinden Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Hikmet-i Hudâ yine sene (---) târîhinde Ebü'l-feth feth etmişdir. Erzurûm eyâletinde Şebin Karahisâr sancağı hâkinde nâhiye ve yüz elli akçe kazâdır. Kal‘ası eflâke ser çekmiş bir yalçın kaya üzre sengîn binâ çâr-kûşe kal‘a-i ra‘nâdır. Dâiren-mâdâr cirmi bin üç yüz adım küçük kal‘adır. İçinde yüz hânesi ve anbarları ve cebehânesi ve su sarnıçları ve cânib-i garba 284a bir demir kaplu kapusu var. Dizdârı ve yetmiş neferâtları ve taşrasında yüz hâneli varoşu ve bir câmi‘i ve bir kaç dükkânlarından mâ‘adâ âsâr-ı binâları yokdur. Kal‘adan on yedi pâre top atılup şâdmânlar oldu ve ahâlî-i kal‘a hedâyâlarıyla gelüp paşa-yı kâmkâra buluşdular. Ve huzûr-ı vezîrde on koyun kurbân edüp on altun ihsân alup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b–284a ·
metinde göster ·
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân
Uzun Hasan
Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden …
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn-i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke meydânı sahrâ-yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
Câmi‘in 287a bir tarafında Revân zahîresiçün mahfûz beksamâtı var. Ve bu câmi‘in cânib-i şarkîsine muttasıl dîvâr dîvâra Câmi‘-i Eski Medrese {ve Çifte Minâre derler} Ba‘zılar Akçakoyunlu pâdişâhları binâsıdır, derler, ba‘zılar Sultân Uzun Hasan Şâh binâsıdır, diler. El-hâsıl ma‘bedhâne-i kadîm imiş. Niçe kerre Erzurûm muhâsara olup top-ı kûb zarbından câmi‘in ekser yerleri münhedim olup evkâfı olmamak ile harâb olmuşdur. Tebrîz kapusunın iç yüzünde bir bâb-ı bî-bedeli ve iki minâre-i ser-âmedî var kim Kâşî çînine hurşid-i dırahşân pertev urdukda şa‘şa‘asından çeşm-i benî Âdem bir dem nazar etmek mümkün değildir. Tâ bu mertebe sıhr-i mübîn minâre-i mübînlerdir ve eflâke ser çekmiş minâreler olmağıla seyyâhân-ı resen-bâz-ı üstâdân anda iplerin bend edüp cânbâzlık eder. Bu câmi‘ harâbe olmağıla Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ta‘mîr u termîm etmeyüp içinde balyemez toplar dökmek için tophâne kârhânesi etdiler. Hâlâ cümle âlât-ı bisatları bu câmi‘ içre mahfû[z]dır. Hudâ ta‘mîrin müyesser eyleye. Meremmât olunsa bir dârü't-tedrîs olurdu kim edîm-i arzda misli olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286b–287a ·
metinde göster ·
Ebü'l-feth havfinden müceddeden binâ etmişdir. Anınçün Hasankal‘ası nâmıyla meş …
Sene (---) târihinde Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Ebü'l-feth havfinden müceddeden binâ etmişdir. Anınçün Hasankal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir hüsündâr kal‘a-i gevher-nigûndur kim Pasin sahrâsına göğüs verüp eflâke ser çekmiş kal‘a-i âlîdir. Sene (---) târîhinde cebren ve kahren muhâsara ile Kara Yûsuf evlâdı Ekrâdları destinden (---) Hân Gâzî feth edüp eyâlet-i Erzurûm'da Pasin sancağı beğinin tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden kânûn-ı Süleymân Hân üzre 12.400 akçedir. Erbâb-ı zü‘amâsı altıdır ve erbâb-ı timarı 325, alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i gazada cümle cebelüleri ile bin beş yüz asker olup ve nısf kal‘a neferâtlarıyla paşa fermânıyla imdâda geldiler. El-azametullah kaçan paşa-yı zevi'l-ihtirâm bu kal‘a zîrinde meks etdikde kal‘ada bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top-ı pür-renk [ve] alay-ı ceng eyledi kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp Kal‘a-i Hasan mürg-i semender-vâr âteş-i nemrûd içinde kaldı. Acem elçisi bu hâli görüp dem-beste kaldı. Bu mahalde Paşa-yı Aristo-tedbîr buyurdı-ı şerîf ile kal‘a dizdârına bir iç mehteri gönderüp "Tiz kal‘ayı donadup bedenler üzre cümle askerleri pür-silâh olup biz kal‘a temâşâsına vardıkda 290b cümle cebehâneyi müzeyyen edüp bir dem gülbâng-i Muhammedî getirüp bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top atsınlar" deyü fermân-ı vezîr varup ba‘de'l-‘asr Paşa, pasin beği ziyâfetine Acem elçisiyle kal‘aya giderken sadâ-yı Allah Allah gülbâng evce peyveste olup top u tüfenk velvelesinden sît u sadâ-yı top ayyûka çıkup elçi engüşt-i ber-dehen olup "Hey kayser-zemîn şahı! Aceb kal‘a-i Hasan-âbâd'a mâliksin" dedi. Ba‘dehû kal‘aya dâhil olunca Ilıca kapusunun iç yüzünde iki kapu mâbeynin tuğulka ve serpenâh zırh u zereh külâh [u] gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile iki kapu mâbeynin müzeyyen edüp bu Ilıca kapusundan cümle pür-silâh kullar şâhrâhın yemîn ü yesârına kat-ender-kat kal‘a neferâtları ta iç kal‘aya varınca selâma durup derûn-ı kal‘ada salât-ı Cum‘a edâ olunup taşra çıkınca azamet-i Hudâ kal‘anın cümle burc [u] bârûların filândıra ve gûnâ-gûn bayrak [ve] sancaklar ile tezyîn etmişler. Andan Paşa iç kal‘aya çıkup kırk dörd karış Sultân Süleymân topların atdırup gülleleri tâ Çoban cisrine vardı. Bunda ziyâfet tenâvül olunup beğine ve dizdârına birer hil‘ât-i fâhire ihsân olunup ondan paşa yine alay ile serâperdesine geldi. Ba‘dehû yüz elli akçe kadısı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve müftî ve nakîbü'l-eşrâfı ve sâ’ir a‘yânı paşaya gelüp zemîn-bûs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 290a–290b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Azerbaycân pâdişâhlarından Uzun Hasan ammîsi Şâh Şapur binâsıdır. Andan sene (---) târihinde cümle krâdı itâ‘at edüp kal‘anın miftâhın Süleymân Şâh'a teslîm etdiler. Hâlâ Erzurûm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden hâssı 484.000 akçedir. Livâsında ze‘âmeti ikidir ve erbâb-ı timar 425 vardır. Kânûn üzre cebelüleri ile iki bin asker olup beğiyle cümle bin mikdârı müsellâh asker gelüp ordu-yı İslâm'da hayme ve hârgahlarıyla meks etdiler. Cümle Mahmûdî Ekrâdıdır. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Dizdârı ve kal‘a neferâtları vardır ammâ serdârı ve kethüdâyeri ve müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı dahi yokdur. Ammâ levendât sipâhîsi gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291a ·
metinde göster ·
… Sene (---) târihinde Şâhrûh b. Timur Hân binâsıdır. Ba‘dehû Azerbaycân Sultânı
Uzun Hasan
hükmüne girdi. Hâlâ Revân hâkinde Azerbaycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşt …
Menzil-i kal‘a-i Karış, ibtidâ-i vilâyet-i diyâr-ı Acem: Sene (---) târihinde Şâhrûh b. Timur Hân binâsıdır. Ba‘dehû Azerbaycân Sultânı Uzun Hasan hükmüne girdi. Hâlâ Revân hâkinde Azerbaycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşte üzre evce ser çekmiş şahin ve zağanos yuvası misâl kal‘a-i Azerbaycân-ı pür-cândır ve şekl-i murabba‘ sengîn bünyâd bir kal‘a-i Ferâh-âbâd-misâl kal‘a-i üstüvârdır. Cümle taş binâ bir metîn ve müstahkem binâ-yı ra‘nâ kal‘a-i zîbâdır. İçinde bin dizçöken tülüngi dizçökenleri vardır. Ser-neferleri bizimle olan elçilere hedâyâlar getirdikde bize rağmen kal‘adan yetmiş seksen pâre toplar atup şâdmânlar etdi, ammâ hûrde topları var. Sadâ-yı top-ı kûpden cânib-i erba‘asındaki dere ve depeler ra‘d-vâr gür gür gürleyüp velvele verdi. Kal‘anın zîrinde haymelerimizle meks edüp âheste reviş aşağı rıbâtı seyr [ü] temâşâ etdik, ammâ ol kadar ma’mûr değildir. Mâ-tekaddem şehr-i azîm ve kal‘a-i kadîm imiş. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘, Revân seferi üzre müteveccih oldukda Erzurûm, Ahıçka ve Kars ve Van kulları bir yire cem‘ olup bu Karış şehrin nehb [ü] gâret edüp karış karış edüp hânelerin harâb u yebâb ve halkın esîr [u] kebâb idelden berü ilâ yevminâ hâzâ aşağı şehri dahi ol kadar imâr değildir. Ancak yedi minâreli câmi‘leri ve üç hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur. Şehri nehr-i Karış kenarına vâki‘ olmuş, âb [u] hevâsı sehîl ve latîf, pirinç hâsıl olur mahsûldâr sahrâsı vardır. Bu nehrin tulû‘ı kûh-ı Sükûn'dan sökün edüp nehr-i Araz'a munsab olur. Kal‘a ağası elçi ile hakîri ziyâfete da‘vet edüp atlarımızla güç ile kal‘aya nîm sâ‘atde urûc edüp aşağıda cümle zemîn nakş-ı bukalemûn-nümâyân idi. Hemân şâhın dizçöken ağası serinde zûrzuvileli tâcı üzre alaca serbend üzre gûnâ-gûn otâğalar zeyn edüp ve ablak çığçığa telleri başına bend kılup yanımıza geldikde temennâ edüp "Hey kurbân, tû hayr-mukdem, yüz basa, göz basa gelüp safâ geldiniz" deyü hâne-i cihân-nümâsına da‘vet edüp yahşi 293b mihmândârlık edüp meydân-ı muhabbete sofra yerine kalemkârî çit destehân gelüp on bir gûne pilâvdan avşıla pilav, göğü pilav, muza‘fer pilâv, od pilâv, şille pilâv, hoş pilâv, çalav pilâv, mu‘ammer pilâv, sarmısak pilâv, köse pilâv, düvezde pilâv ve düvezde püryân ve sebzevât ve nemekdân ve mastaba çorbası ve latîf herîseleri tenâvül olunup cân sohbetleri etdik. Ba‘de'z-ziyâfe elçilere ve hakîre ve Alacaatlı Hasan Ağa'ya latîf vaşak postları hedâyâ verüp andan aşağı haymelerimize geldikde ardımız sıra elli koyun ve bin kadar beyâz ekmek ve yedi sekiz katır yükü meyve-i gûnâ-gûn ve avşıla şerbetleri kal‘a hâkimi sultândan gelüp ol gîce ıyd-ı ekber edüp iki gün meks edüp nehr-i Karış kenarında iki cânibde kasr-ı âlîleri temâşâ ederek hıyâbân [u] gülistân-ı İrem Kelenter bâğına varup anda dahi bir ziyâfet-i âli-i kal‘a-i sultânî edüp elçiye ve hakîre hedâyâ pârçeler verdi. Bâğdan gelirken Sultân Evhadullah Câmi‘in taşradan temâşâ etdik. Ammâ hakkâ kim bir minâre-i mevzûnlu câmi‘-i bî-bedeldir. Ve âna karîb Tâceddîn-i Münşî hammâmı ve yedi mihmân-sarâyı var. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin kudretden mükehhal karalı ve gazâlî gözleri var kim her biri uşşâka bir nigâh etdükde bin nikâh ihsân etmiş kadar câna safâ verir. Ertesi ale's-sabâh bu Karış şehrinden üç yüz baş kızılbaş-ı evbâş [u] kallâş-i Mâzenderânî esb-süvâr ile cânib-i şarka 12 sâ‘at kûh-ı bî-pâyânlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293a–293b ·
metinde göster ·
binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… rcân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak
Uzun Hasan
Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde m …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… rtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan
Uzun Hasan
câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… r metîn değil, sâde dîvâr bir kal‘a-i üstüvârdır. İbtidâ bânîsi Azerbaycân Şâhı
Uzun Hasan
binâsıdır. Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz münhedim etmiş. Hâlâ rahnedâr olan dîvâr …
Evsâf-ı kal‘a-i Çûres: Nakşivân hudûdunda Çûres başka hânlıkdır. İki bin askere mâlikdir. Kadısı ve on iki imâm aşkına on iki zâbiti var. Kal‘ası bir püşte üzre şekl-i muhammes, ol kadar metîn değil, sâde dîvâr bir kal‘a-i üstüvârdır. İbtidâ bânîsi Azerbaycân Şâhı Uzun Hasan binâsıdır. Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz münhedim etmiş. Hâlâ rahnedâr olan dîvârları dolma kirec binâ palanka-misâl yerleri vardır. Gerçi başka bir püşte üzredir ammâ yine bir kûh-ı bâlânın dâmenine vâkı‘ olmuşdur. Kıbleye nâzır bir kapusu var. Derûn-ı kal‘ada Rus Hasan Paşa câmi‘inden gayrı imâret yokdur. Ammâ taşra şehri yedi bin hâne-i nev-binâlardır. On bir câmi‘i var. Cümleden Özdemirzâde Osmân Paşa câmi‘i ve Ferruhzâd Şâh ibn Timur Hân câmi‘i mükellefdir. Üç hammâm ve yedi hân ve iki yüz dükkân-ı âbâdândır. Âb [u] hevâsının letâfetinden perî-rû, melek-manzar, afifetü'l-hâl, hûb-hısâl mahbûbesi var. Ve mahsûlâtının memdûhâtından gûnâ-gûn galle ve hubûbâtı ve müsmirrâtı memdûh-ı Azerbaycân'dır. Ve gâyet ma‘mûr kasr-ı havernaklı nev-binâ sarây-ı âlîleri ve kâh-ı münakkaş mürevakkları var. Ve pençe-i âfitâb gılmân mahbûbları maralî ve gazâlî mükehhal Hoten âhûsu gözlü ve şîrîn sözlü ve Merâğa yüzlü serâmed ve dilârâ mahbûbları kaçan kim börk-i Isfahânîlerin ve Acem-pîşli kalemkârî ve halkârî sürh-renk kabâların giyüp tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi reftâr etdükleri zamân uşşakân-ı dilfikârın aklı perîşân olur. Ve kâhîce uşşâk-ı müştâka bir hande-künân nigâh etseler nâgâh âşık-ı dil-i zâr, zâr-ı nizâr-ı pür-zâr-ı Mecnûn-ı bî-karâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307b ·
metinde göster ·
Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i.
Uzun Hasan
Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd c …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân'a firâr edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Ahıçka'ya Sultân
Uzun Hasan
mâlik oldu. Ba‘dehû Timur Uzun Hasan Şâh üzre geldikde Hasan Şâh âkılâne hareke …
Galat-ı meşhûr üzre elsine-i nâsda Ahıska, Ahkıska ve Ahçıska ve Akıska ve Akhısha {ve Akısha} derler. Zîrâ cânib-i erba‘asında elsîne-i muhtelife tekellüm eder benî Âdem çok olmağıla her biri bir lehce ile nâm komuşlardır ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde "Eyâlet-i Çıldır'a mutasarrıf vezîrim fülân paşa" deyü tahrîr olunur. İbtidâ bu kal‘a-i metînin bânîsi sâhib-i eyvân, tâk-i kisrâ Enûşirvân-ı Gürcîstân'dır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ sa‘âdetle rahm-i mâderden müştakk olup bu edîm-i arza kadem basdıkda bu Enûşirvân üstâd-ı kâmil kâhin idi. "Hây! Âhir zamân Muhammedi sâhib-i hurûc bu gice zuhûr etdi" deyü bu kal‘a esâsına mübâşeret etdüğü İskender târîhinden Vilâdet-i Resûlullah'a gelince 882 sene olmuşdu kim bu kal‘a binâ olunup ol kadar imâristân oldu kim Enûşirvân her sene Bağdâd-ı behişt-âbâddan gelüp bu Ahıçka'da altı ay yaylağ faslı ederdi. Zîrâ hâlâ âb [u] hevâsı latîfdir. Andan sonra bu kal‘a üzre niçe bin mülûk tama‘a düşüp mâlik-i Ahıçka 321a oldukların biz mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olur. Ancak be-kavl-i târîh-i Şerefnâme, hicret-i Nebeviyye'nin sene (---) târîhinde Âl-i Emevîden Hişâm b. Abdülmelik hazretleri Şâm'dan deryâ-misâl asker ile Haleb ve Ayntâb ve Mar‘aş ve Malatıyye ve Diyârbekir ve Erzurûm kılâ‘ların feth ederek gelüp bu kal‘a-i Ahıçka'yı feth edüp ibtidâ dârü'l-mülk-i İslâm sedd-i Gürcîstân olan bu kal‘a-i Ahıçka'dır, andan asâkir-i bî-pâyân gönderüp Tiflis [u] Tomanis ve Gence ve Şirvân ve Bâbü'l-ebvâb'ı ve vilâyet-i Dağıstân'ı cümle feth edüp İslâm ile müşerref eden Emîrü'l-mü’minîn Halîfe Hişâm'dır. Andan yine dârü'l-mülkü olan Şâm-ı cennet-meşâma müteveccih oldular. Andan yine tâ’ife-i Gürcîstân istilâ etdi. Andan Azerbaycân şâhlarından Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh, mâlik oldu. Timur Hân sâhib-i hurûc olup Kara Yûsuf üzre geldikde Kara Yûsuf, salâbet-i Timur'a tâkat getiremeyüp Kara Yûsuf Âl-i Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân'a firâr edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Ahıçka'ya Sultân Uzun Hasan mâlik oldu. Ba‘dehû Timur Uzun Hasan Şâh üzre geldikde Hasan Şâh âkılâne hareket edüp Timur-ı bî-nûrun pây-i semendine yüz sürüp rikâbında piyâde yürüyen on bir pâdişâh ile berâber Hasan Şâh dahi yürüyüp Hasan Şâh'a yine vilâyet-i Azerbaycân'ı ihsân edüp nehb [u] gâret etmedi. Andan sonra devlet-i Azerbaycân Şeyh Safî evlâdlarından şâh-ı İrân-zemîn olan Şâh İsmâ‘îl destine girüp bu Ahıska'yı yaylağ edüp cemî‘î Gürcîstân tümenin kendüye mutî‘ [u] münkâd edüp asr-ı Bâyezîd Hân'da vilâyet-i Âl-i Osmân'ın dâr [u] diyârların harâb u yebâb ederek tâ Arpa Çukuru nâmıyla ma‘rûf olan Sivas'a gelince yedi eyâlet yeri kabza-i tasarrufa aldı. Ol asrda Şehzâde Selîm Hân-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimi idi. Kağan arslan gibi şâh-ı bed-fi‘âl askerinin kâhîce ardın alup tîğ-i Selîm'den geçirirdi. Cenâb-ı Bârî yârî kılup taht-ı Âl-i Osmân, Selîm Hân'a erzânî oldukda ibtidâ Niyyetü'l-gazâ! deyüp Şâh İsmâ‘îl üzre deryâ-misâl asker ile gelüp bu Çıldır sahrâsında bir ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp yüz bin kızılbaş-ı evbâş, sürhserânların serleri seyf-i Muhammedî ile tırâş olup ancak Şâh kuş cânıyla cân atup cânib-i Azerbaycân'a cân düşürüp halâs olduğu cemî‘î tevârîh-i Âl-i Osmân'da mestûrdur kim tahrîri lâzım değildir. Andan Selîm Hân bu kal‘a-i Ahıska'yı feth eyleyüp cümle Gürcîstân'ı mutî‘ [u] münkâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320b–321a ·
metinde göster ·
… r edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Ahıçka'ya Sultân Uzun Hasan mâlik oldu. Ba‘dehû Timur
Uzun Hasan
Şâh üzre geldikde Hasan Şâh âkılâne hareket edüp Timur-ı bî-nûrun pây-i semendi …
Galat-ı meşhûr üzre elsine-i nâsda Ahıska, Ahkıska ve Ahçıska ve Akıska ve Akhısha {ve Akısha} derler. Zîrâ cânib-i erba‘asında elsîne-i muhtelife tekellüm eder benî Âdem çok olmağıla her biri bir lehce ile nâm komuşlardır ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde "Eyâlet-i Çıldır'a mutasarrıf vezîrim fülân paşa" deyü tahrîr olunur. İbtidâ bu kal‘a-i metînin bânîsi sâhib-i eyvân, tâk-i kisrâ Enûşirvân-ı Gürcîstân'dır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ sa‘âdetle rahm-i mâderden müştakk olup bu edîm-i arza kadem basdıkda bu Enûşirvân üstâd-ı kâmil kâhin idi. "Hây! Âhir zamân Muhammedi sâhib-i hurûc bu gice zuhûr etdi" deyü bu kal‘a esâsına mübâşeret etdüğü İskender târîhinden Vilâdet-i Resûlullah'a gelince 882 sene olmuşdu kim bu kal‘a binâ olunup ol kadar imâristân oldu kim Enûşirvân her sene Bağdâd-ı behişt-âbâddan gelüp bu Ahıçka'da altı ay yaylağ faslı ederdi. Zîrâ hâlâ âb [u] hevâsı latîfdir. Andan sonra bu kal‘a üzre niçe bin mülûk tama‘a düşüp mâlik-i Ahıçka 321a oldukların biz mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olur. Ancak be-kavl-i târîh-i Şerefnâme, hicret-i Nebeviyye'nin sene (---) târîhinde Âl-i Emevîden Hişâm b. Abdülmelik hazretleri Şâm'dan deryâ-misâl asker ile Haleb ve Ayntâb ve Mar‘aş ve Malatıyye ve Diyârbekir ve Erzurûm kılâ‘ların feth ederek gelüp bu kal‘a-i Ahıçka'yı feth edüp ibtidâ dârü'l-mülk-i İslâm sedd-i Gürcîstân olan bu kal‘a-i Ahıçka'dır, andan asâkir-i bî-pâyân gönderüp Tiflis [u] Tomanis ve Gence ve Şirvân ve Bâbü'l-ebvâb'ı ve vilâyet-i Dağıstân'ı cümle feth edüp İslâm ile müşerref eden Emîrü'l-mü’minîn Halîfe Hişâm'dır. Andan yine dârü'l-mülkü olan Şâm-ı cennet-meşâma müteveccih oldular. Andan yine tâ’ife-i Gürcîstân istilâ etdi. Andan Azerbaycân şâhlarından Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh, mâlik oldu. Timur Hân sâhib-i hurûc olup Kara Yûsuf üzre geldikde Kara Yûsuf, salâbet-i Timur'a tâkat getiremeyüp Kara Yûsuf Âl-i Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân'a firâr edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Ahıçka'ya Sultân Uzun Hasan mâlik oldu. Ba‘dehû Timur Uzun Hasan Şâh üzre geldikde Hasan Şâh âkılâne hareket edüp Timur-ı bî-nûrun pây-i semendine yüz sürüp rikâbında piyâde yürüyen on bir pâdişâh ile berâber Hasan Şâh dahi yürüyüp Hasan Şâh'a yine vilâyet-i Azerbaycân'ı ihsân edüp nehb [u] gâret etmedi. Andan sonra devlet-i Azerbaycân Şeyh Safî evlâdlarından şâh-ı İrân-zemîn olan Şâh İsmâ‘îl destine girüp bu Ahıska'yı yaylağ edüp cemî‘î Gürcîstân tümenin kendüye mutî‘ [u] münkâd edüp asr-ı Bâyezîd Hân'da vilâyet-i Âl-i Osmân'ın dâr [u] diyârların harâb u yebâb ederek tâ Arpa Çukuru nâmıyla ma‘rûf olan Sivas'a gelince yedi eyâlet yeri kabza-i tasarrufa aldı. Ol asrda Şehzâde Selîm Hân-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimi idi. Kağan arslan gibi şâh-ı bed-fi‘âl askerinin kâhîce ardın alup tîğ-i Selîm'den geçirirdi. Cenâb-ı Bârî yârî kılup taht-ı Âl-i Osmân, Selîm Hân'a erzânî oldukda ibtidâ Niyyetü'l-gazâ! deyüp Şâh İsmâ‘îl üzre deryâ-misâl asker ile gelüp bu Çıldır sahrâsında bir ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp yüz bin kızılbaş-ı evbâş, sürhserânların serleri seyf-i Muhammedî ile tırâş olup ancak Şâh kuş cânıyla cân atup cânib-i Azerbaycân'a cân düşürüp halâs olduğu cemî‘î tevârîh-i Âl-i Osmân'da mestûrdur kim tahrîri lâzım değildir. Andan Selîm Hân bu kal‘a-i Ahıska'yı feth eyleyüp cümle Gürcîstân'ı mutî‘ [u] münkâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320b–321a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Kağızmân hâk-i Azerbaycân: Nehr-i Araz'ın cânib-i kıblesi umûmen kılâ‘ [u] büldânları Azerbaycân hudûdu add olunur. Zîrâ bu mahalle nehr-i Araz cânib-i garbda Bingöl yaylağından tulû‘ edüp niçe kılâ‘ [u] büleydelere râst gelüp cânib-i şarka cereyân ederek Arpa çayıyla Ağrı dağı mahallinde nehr-i Zengî'ye mahlût olur. Bu kal‘a-i Kağızmân dahi Araz'ın karşu kıble tarafında olmağıla Azerbaycân hudûdundadır, ammâ Âl-i Osmân'ın Kars eyâletidir. Enûşirvân'ın kızlarından bir duhter-i pâkize ahterinin binâsı olmağıla anın ismiyle müsemmâ bir kal‘adır. Niçe mülûk destine girüp âhir Uzun Hasan Şâh destine, andan Şâh İsmâ‘îl destinden sene (---) târîhinde Süleymân'a itâ‘at edüp Kars eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâsı kânûn üzre 200.000 akçedir. Ze‘âmet 9 ve timar 178, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Cümle tokuz yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyeneleri tuzlalarından hâsıl olur. Kal‘anın cânib-i garbîsinde tuzla-yı azîm ve me‘âdin-i kavîdir ve değirman taşı ma‘deni vardır. Acem'e ve Erzurûm'a ve sâ’ir diyârlara seng-i âsiyâb bu Kağızmân dağlarından gider. Ve yara taşı, cerrâhlar merhem-i Süleymânî edüp yaraya ve bereye korlar, mücerrebdir. Ve kuyumcular böresi ve berber bileğisi ve sümüger taşı, ya‘nî kayağan taşı ma‘deni bu Kağızmân dağlarında hâsıl olup kal‘a neferâtlarına mahsûlü kânûn üzre aklâm kayd olunmuşdur. İki yerde altun ve gümüş ma‘denleri vardır. Ammâ hâsılı harcına kifâyet etmediğinden hâlâ mu‘attaldır. Ve'l-hâsıl cümle on bir me‘âdin vardır. Kal‘ası, sâhil-i Araz'da bir bayır yüzünde Şeddâdî binâ-yı metîn ve şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i var. Ve cümle zîr ü bâlâsında yedi yüz hâne-i muhtasarı vardır. Câmi‘leri ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Bender şehir değildir, ancak serhaddir. Revânın cânib-i garbîsinde nümâyân olan Ağrı dağı bu Kağızmân'a karîbdir kim memdûh-ı âfâk kûhların birisi dahi bu cebel-i Ağrı'dır. Terekeme Türkmânlarına yaylakdır. Ve bu Kağızmân Araz kenarında olmağıla âb [u] hevâsı sehl-i sevâhile karîb olup câ-be-câ bâğ u bâğçeleri vardır. Ve halûk ve halîm ve selîm ahâlîsi ve câ-be-câ mahbûbeleri vardır. Ekseriyyâ levendâtları Acem mânîsi teğannî ederler, hoş-âvâz ve hoş-tab‘ kimesneleri vardır. Bu şehre Kars a‘yânlarıyla {Kağızmân'a} dâhil oldukda beğinin dîvânına cümlemiz hâzır olup 325a Kars kullarıyla Kağızmân kullarımız azîm mücâdeleleri geçüp Kağızmân ağaları yemîn billah edüp "Biz Acem kârbânına dest-dırâzlık etmedik. Ancak kânûnumuz üzre bâcımız alırız" deyü inkâr ile cevâp verüp hakîr destimizde olan buyurdı-yı şerîfler ile Kağızmân ağalarından Hasan Ağa'yı ve Çalık Safer Ağa'yı ve yedi ağa dahi alup "inkâr etdiklerine göre isbât-ı vücûd etsinler" deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b–325a ·
metinde göster ·
Şâh'ın duhter-i pâkîze-ahteri kendi olduğundan ile'l-ân kend-i Begim derler. Hâ …
Menzil-i kend-i Begim: Zamân-ı kadîmde Uzun Hasan Şâh'ın duhter-i pâkîze-ahteri kendi olduğundan ile'l-ân kend-i Begim derler. Hâlâ Şâh kızlarına diyâr-ı Acem'de begim derler. A‘yân [u] eşrâfa aka der[ler],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
Şâh binâsı bir cisr-i azîmdir. Abaza Paşa Erzurûm'da âsî iken bu cisr kurbunda …
Menzil-i Gürcîboğazı cisri: Nehr-i Furât üzre Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı bir cisr-i azîmdir. Abaza Paşa Erzurûm'da âsî iken bu cisr kurbunda kırk oda yeniçeriler der-i devletden gelüp meks etdiklerinde Abaza Paşa haber alup yigirmi bin ceng-âver ve servere Kör Hazînedârı ve İpşir Beği serdâr edüp bu mahalde cümle yeniçerileri dendân-ı tîğden geçirüp bir cân halâs olmamışdır. Hâlâ üstühânları cisr kurbunda püşte püşte yığılmışdır. Andan 6 sâ‘atde Gürcîstân boğazın geçüp ol mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326b ·
metinde göster ·
Evvelâ bu şehr-i kadîm ibtidâ İskender-i Zülkarneyn hakîmlerinden Filkôs-ı Yunanî hakîmlerinden ma‘âdin-i sîmin hikmetle bulup İskender, âbâdân etmişdir. Andan dest-i Gürcî'ye girmişdir. Andan Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan destine girmişdir. Andan sene (---) târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed, fâtîh-i Kostantıniyye'dir, kim Sultân Hasan'ı Tercân sahrâsında yüz bin askeriyle kırup Hasan Şâh başlı başına cânın Azerbaycân'a atup anda cân verdiği mahalde Ebü'l-feth bu kal‘ayı ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ile feth etmişdir. Zîrâ mâl cândandır ve Canha'dandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a ·
metinde göster ·
Şâh hükmünde iken sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân fethidir. Be-des …
Sene (---) târîhinde Akçakoyunlu pâdişâhları kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmlarıdır. Kaçan kim Mâhân diyârından Âl-i Dânişmendiyân ile Rûm'a geldiklerinde bu memlekete ibtidâ kadem basup bu zemînde meks edüp tavattun ederler. Ve yaylaya çıkup konup göçerken bu mahalde bir kenz-i azîm ve gümüşhane ma‘denin bulup bây olduklarından bu zemîne "Bây-yurd"dan galat Bâyburd derler. Hâlâ galat-ı meşhûr evlâdır. Erzurûm hâkinde Uzun Hasan Şâh hükmünde iken sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân fethidir. Be-dest-i Mahmûd Paşa-yı atîk. Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Erzurûm vezîrinin hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunan subaşılığıdır. Ve yüz elli akçe kazâdır ve cümle taht-ı kazâsında (---) aded âbâdân kurâ-yı büldândır. Kadısına senevî altı kîse 327b hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve (---) aded neferâtları ve şeyhülislâmı ve nakibü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a–327b ·
metinde göster ·
Şâh tasarrufunda idi. Andan Ebü'l-feth feth edüp yine Gürcîstân keferesi istilâ …
Zamân-ı kadîmde Gürcîstân meliklerinden Mamrol Melîk binâsıdır. Ba‘dehû sene 871 târîhinde Uzun Hasan Şâh tasarrufunda idi. Andan Ebü'l-feth feth edüp yine Gürcîstân keferesi istilâ etdi. Andan Selîm Hân-ı Evvel, şehzâdeliği âleminde Tarabefzûn hâkimiyken feth edüp Süleymân Hân asrında yine Gürcîstân keferesinin ısyân [u] tuğyânı zâhir olup niçe kılâ‘ları ve bu Tortum kal‘asına istîlâ etdüğü mesmû‘-ı Süleymân Hân olunca vezîr-i sânî Ahmed Paşa'ya seksen bin asker verüp sene (---) târîhinde serdâr-ı mu‘azzam olup kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Tortum üzre gelüp rûz-ı rûşende emân vermeyüp meterise girerler. Bi-inâyetillahi Te‘âla yedi günde ve yedi sâ‘atde ceng-i azîm ile yürüyüş edüp içinde mütehassın olan Gürcî Aznavuru küffârın dendân-ı tîğdan geçirüp feth olundukda ta‘mîr [u] termîm edüp içine kifâyet mikdârı asâkir-i İslâm müstahfızân ve cebehâne ve top-ı kal‘a-i kûpân ve müstevfâ zahâ’ir ve gayrı ma‘ûnet-i firâvân 328b koyup yine asker-i deryâ-misâl ile Gürcîstân vilâyeti içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328a–328b ·
metinde göster ·
… --) gelüp anda bir 332b sahrâ-yı Dadanlı içre kal‘a-i (---) Mikril binâsıdır.
Uzun Hasan
Şâh harâb etmiş, hâlâ Mikril hudûdunda Batum sancağına müşâdır.
Andan yine bu mahallerde guzât-ı müslimîn deşt [u] dâğ ve râğ u bâğ ve ırâğ u yakıni şeb [u] rûz nehb u gâret ederken Mikrilistân Hâkimi (---) Beğ'in ammîzâdesi (---) Beğ Malâzgird Beği ekrâdının altında giriftâr-ı bend-i esîr olup yüz baş esîr ve bin baş hayvânât ve niçe yük zerdeva ve niçe yük pârçe verüp halâs oldu. Hamd-i Hudâ bu sefer-i zafer-me‘serde bir esîr on guruşa ve bir sığır nîm guruşa ve bir gûsfend beş akçeye bey‘ [u] şirâ olundu. Ve bu mahalde Başaçık beğinden Serdâr Seydî Paşa'ya beş gulâm ve beş mahbûbe kız hedâyâ gelüp bu hakîre bir kız ve bir gulâm ihsân eyledi. Andan yine cânib-i garba asâkir-i İslâm ile mansûr ve muzaffer gidüp etrâf [u] eknâfı nehb u gâret ederek on bir sa‘atde nâhiye-i (---) gelüp anda bir 332b sahrâ-yı Dadanlı içre kal‘a-i (---) Mikril binâsıdır. Uzun Hasan Şâh harâb etmiş, hâlâ Mikril hudûdunda Batum sancağına müşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a–332b ·
metinde göster ·
… üşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân
Uzun Hasan
mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâ …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… estinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a
Uzun Hasan
müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İ …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına de …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… emâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek
Uzun Hasan
mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtl …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… derler. Ya‘nî şeb-in bu gice feth olur kal‘ası derler. Ba‘dehû Azerbaycân Şâhı
Uzun Hasan
hükmünde iken be-dest-i Ebü'l-feth Gâzî, Uzun Hasan'ın ömrü küteh olup münhedim …
Ve Şebin Karahisâr dahi derler. Devlet-i Âl-i Osmân'da (---) aded Karahisâr vardır. Meşhûr-ı âfâkı bu Erzurûm hâkinde Karahisâr-ı Şarkî'dir ve Anadolu hâkinde Afyon Karahisârı'na, Karahisâr-ı Sahib derler ve Develi Karahisârı ve Adalya Karahisârı ve Van Karahisârı (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr-ı âfâk hisârlardır ammâ Afyon Karahisârı'yla bu Şebin Karahisârı'nın edîm-i arzda nazîri yok bî-bedel kal‘ateyndir. Amma bu Karahisâr'ın dağlarında şeb [şap] ma‘adini olmağıla Şebin Karahisârı derler. Ve cânib-i şarkda olmağıla Karahisâr-ı Şarkî derler. Ve vech-i tesmiyesinin bir aslı dahi kal‘anın ekseriyyâ taşları siyâh gûndur. Ve ibtidâ bânîsi Ermen pâdişâhlarından kayasıralar binâsıdır. Ba‘dehû Tarabefzûn'dan Rûm kefereleri istîlâ etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Erzincân pâdişâhı Sultân Zâhireddîn hîle ile şeb-i muzlimde şebhûn edüp feth etdiğiyçün şeb-in kal‘asından galat Şebîn Karahisâr derler. Ya‘nî şeb-in bu gice feth olur kal‘ası derler. Ba‘dehû Azerbaycân Şâhı Uzun Hasan hükmünde iken be-dest-i Ebü'l-feth Gâzî, Uzun Hasan'ın ömrü küteh olup münhedim oldukdan sonra bu kal‘a-i Karahisârı Ebü'l-feth muhâsara edüp ceng-i azîm ile sene (---) târîhinde feth olup ba‘dehû Selîm Hân tahrîrinde Erzurûm eyâleti hâkinde başka sancak beği tahtı olmuşdur. Hâlâ beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu, kânûn-ı Süleymân üzre 130.000 akçe eder. Livâsında ze‘âmet 32, timar 940, hîn-i gazâda paşasının askeriyle cümle iki bin güzîde, yarar ve nâmdâr asker-i kerrâr olur. Paşasına senevî kırk kîse olur. Niçe kerre üç tuğlu vüzerâlara ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdu. Sancağ-ı azîmdir. Hattâ Ahıska Vezîri Gâzî Sefer Paşa'ya Ahıska ilhâkıyla ihsân olunup müsellimi Dervîş Ağa Gürcî âdemîsi bir zâbıt u râbıt, hâkim-i şedîd idi, bu sancakdan elli bin guruş tahsîl etdi, derler. Bir sahiyyü'l-vücûd hakkâ ki dervîş desek dervîş-i dilrîş idi. Ammâ bir mücrim âdemin girîbânı anın destine girince ol âdemi dilim dilim dilrîş edüp ana bir iş ederdi kim ol âdemin âhir işi tamâm olurdu. Hakîr bir kerre bir hizmetle Mandoval deresine ve Kur deresine vardıkda ol hizmetden yedi yü[z] riyâl ve bir at ve bir kılıç ve iki kızıl katır alıverüp kendisi dahi hakîre bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Aceb hâkim-i muhassıl idi. Bir hâkimi dahi 343a yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ-yı latîfdir. Cümle (---) nâhiyesi (---) vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342b–343a ·
metinde göster ·
Sultân vüzerâlarından Hacı Murâd Hân nâm bir vezîr-i âsaf-tedbîri binâ edüp Ebü …
Evsâf-ı kal‘a-i Hacı Murâd:: Sene (---) târîhinde Uzun Hasan Sultân vüzerâlarından Hacı Murâd Hân nâm bir vezîr-i âsaf-tedbîri binâ edüp Ebü'l-feth, Uzun Hasan'ı münhezim etdikden sonra küçük kal‘a olmağıla bilâ-ceng Ebü'l-feth vezîri Koca Mahmûd Paşa'ya miftâhları teslîm etdiler. Ammâ bu dahi Koylıhisâr gibi evce ser çekmiş sa‘b u metîn kal‘adır. Dâiren-mâdâr cirmi bin adımdır. Cânib-i cenûba bir demir kapusu var. Bir püşte üzre vâkı‘ olmağıla aslâ bir tarafında handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
; Ebü'l-feth Sultân, Uzun Hasan'ı münhedim edüp bu oğlu Sultân Ya‘kûb'u Edirne'y …
Ve Âzerbâycân şâhı Sultân Ya‘kûb b. Sultân Uzun Hasan; Ebü'l-feth Sultân, Uzun Hasan'ı münhedim edüp bu oğlu Sultân Ya‘kûb'u Edirne'ye getürüp merhûm oldukda bu Hıdırlık'da medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168a ·
metinde göster ·
Şâh yaylası idi. Bu mahalde dağlar içre taş direkler ve amûd çamlar dikmişler k …
Yaylağ-ı Sultân Hasan: Âzerbaycân şâhlarından Uzun Hasan Şâh yaylası idi. Bu mahalde dağlar içre taş direkler ve amûd çamlar dikmişler kim âyende vü revendeler ol çam amûdları gözedüp ubûr ederler. Eğer ol sütunları gözetmeyüp giderlerse minâre boyu kar içinde gark olup helâk olurlar. Anınçün Türkman ağaları ol sütunları reh-i râst üzre diküp alâmet etmişlerdir. Bu mahalli yüz bin anâ ile ubûr edüp 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
… n Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında
Uzun Hasan
Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdem …
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
Uzun Hasan firâr etdüğinden Türkman ana badrak derler. Lisân-ı Türkman-ı Moğolîde lûgat-i kadîmdir. Anınçün Kırım halkına Nogay Tatarları cümle badrak derler. Zîrâ Tohtamış Hân ile Timur Kırım cezîresinde ceng-i azîm edüp Kırım halkı yan verüp firâr etdikleriyçün Kırım halkına da badrak derler. Ammâ bu Hasan Badrak Uzun Hasan Şâh asrında gâyet imâr imiş. Andaki câmi‘ hâlâ müzeyyen ve ma‘mûr câmi‘-i pür-nûrdur. Ammâ cemâ‘atden garîb bir minâreli ve bir kubbe-i mînâlı câmi‘-i pür-enverdir. Bu hakîr kıble kapusu yesârında celî hat ile Arapça deyü tahrir etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
… verüp firâr etdikleriyçün Kırım halkına da badrak derler. Ammâ bu Hasan Badrak
Uzun Hasan
Şâh asrında gâyet imâr imiş. Andaki câmi‘ hâlâ müzeyyen ve ma‘mûr câmi‘-i pür-n …
Uzun Hasan firâr etdüğinden Türkman ana badrak derler. Lisân-ı Türkman-ı Moğolîde lûgat-i kadîmdir. Anınçün Kırım halkına Nogay Tatarları cümle badrak derler. Zîrâ Tohtamış Hân ile Timur Kırım cezîresinde ceng-i azîm edüp Kırım halkı yan verüp firâr etdikleriyçün Kırım halkına da badrak derler. Ammâ bu Hasan Badrak Uzun Hasan Şâh asrında gâyet imâr imiş. Andaki câmi‘ hâlâ müzeyyen ve ma‘mûr câmi‘-i pür-nûrdur. Ammâ cemâ‘atden garîb bir minâreli ve bir kubbe-i mînâlı câmi‘-i pür-enverdir. Bu hakîr kıble kapusu yesârında celî hat ile Arapça deyü tahrir etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·