İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

vâhid

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
18
isabet
17 cümle/beyitte
6,7
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
28 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi187,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–18 / 18

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“vâhid” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 148a … da yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm …
EÇS II 265b–266a … hândan me’yûs iken ol deryâ-yı bî-emânda yine dörd esîr ihsân etdi kim her biri vâhid ke-elf mümtaz u mahbûb u mahbûbe bintân u gılmânlar idi. Bu gulâmlar ile sâhil- …
EÇS III 29a vâhid
EÇS III 37b–38a … ile ta‘bîr olunmaz san‘at-ı acîbdir. Bu kal‘a imâr olup benî Âdem ile pür olsa vâhid ke-elf bir kal‘a-i üstüvâr olurdu. Bu kal‘ayı temâşâ ederken ba‘zılar Zeydâniyy …
EÇS IV 205b … hr-i Hirmas nehr-i Habur'a mahlût olup nehr-i Sarsar fırkasıyla üç nehr-i cesîm vâhid olup nehr-i Karkaya kurbünde nehr-i azîm Furât'a dâhil olurlar.
EÇS IV 213b … kaya'ya mahlût olmazdan evvel nehr-i Hirmas nehr-i Habur'a karışup ikisi cism-i vâhid gibi olup nehr-i Karkaya kurbünde nehr-i Furât'a munsabb olur, ammâ kal‘a-i Sin …
EÇS IV 233a … ar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dî …
EÇS VIII 288a … nâ mel‘ûn küffâr tobrasında yılan bulmuş hekîme dönüp tâ vakt-i sabâha dak ân-ı vâhid ve derîce ve dakîka durmayup ale'l-ittisâl niçe kerre yüz bin tüfeng ve niçe bi …
EÇS IX Y11b Ve Rüstem Paşa medresesi ve Monlâ Vâhid Paşa medresesi ve İshâk Fakîh medresesi ve Karagöz Paşa medresesi ve Şeyh Paşa …
EÇS IX Y13b Ve Monlâ Vâhid Paşa hazretleri, medresesinde medfûndur.
EÇS IX Y250a "Beyyi‘nâ hâze'l-gâfile'l-âsî, vâhid cedîd beyyi‘nâ vâhid cedîd" diye diye hakîri mezâd edüp rüsvâ-yı âlem edüp hacâ …
EÇS IX Y250a "Beyyi‘nâ hâze'l-gâfile'l-âsî, vâhid cedîd beyyi‘nâ vâhid cedîd" diye diye hakîri mezâd edüp rüsvâ-yı âlem edüp hacâletimden vücûdum pul …
EÇS IX Y256a … r "Sümmün ve bükmün" idi, bu ma‘nâzâdesi anın aksi ol kadar pür-gûydur kim ân-ı vâhid hâlî durmayup âyende vü revendeye güft ü gû edüp niçe keşf [ü] kerâmet izhâr et …
EÇS X Y43a ‘Yâ Vâhid , el-Ferd, el-Ahad, el-Kâdir, el-Mu’ahhar, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın …
EÇS X Y73b Vahhed Vâhid Vahud Allâh / ya‘nî bir Allâh.
EÇS X Y146b … llâh ve sellemeke'llâh, câ’e'n-Nîlü'l-mübârek hâze'l-leyle bi-emrillâhi ta‘âlâ, vâhid parmak ve isneyn parmak (---) bir arşındır, ba‘dehu bir arşın bir parmak" deyü …
EÇS X Y370a … gâr-ı azîmdir, ammâ bilâ-had velâ-gâye murglar lâşeleri râyihasından âdem ân-ı vâhid duramaz, sermest olur.
EÇS X Y442b … emezler, ancak âbâ ve ecdâdımızdan böyle gördük, derler. Garâbet bunda kim ân-ı vâhid cenâbet gezmezler, hemân sâ‘at gusl ederler. Ve ta‘âm yeseler ve def‘-i takâzâ- …