şehîd etdiler. Hattâ biri ol mertebe sabî imiş kim kestâne meyvesi tenâvül eder …
Ve Murâd Hân'ın hîn-i vefâtında kânûn-ı hünkârlık üzre on tokuz şehzâdeyi def‘a-i vâhidede şehîd etdiler. Hattâ biri ol mertebe sabî imiş kim kestâne meyvesi tenâvül ederken cellâd katline gelüp ol şehzâde-i mazlûm eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103b ·
metinde göster ·
bir top darbından emr-i ittifâkı cümlenin sol ayakları şikeste olduğu acâ’ib ü …
Hikmet bu kim bu on aded âdemin def‘a-i vâhidede bir top darbından emr-i ittifâkı cümlenin sol ayakları şikeste olduğu acâ’ib ü garâ’ibâtdandır. Belî bir top güllesi bin iki bin âdeme isâbet eder şeydir, cümlesinden güzer eder, ammâ hikmet ü garâbet bunda kim cümle on âdemin sol ayaklarına isâbet etdiğindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
çala düşer aceb irtibât buldurmuşlardır, ammâ Rûm'da bir âdemin iki sâ‘ati olsa …
Hemân kim vakt-i zuhur oldukda ibtidâ bu İstifan kenîsesinin büyük sâ‘ati bir kerre urunca dahi âhengi tamâm olmadan Beç kal‘ası içre cemî‘i sâ‘at kullelerinde çanları darb-ı vâhidede çala düşer aceb irtibât buldurmuşlardır, ammâ Rûm'da bir âdemin iki sâ‘ati olsa biri bir derîce ve iki dakîkada ileri yâhûd geri kalup yürür, ammâ Beç sâ‘atleri cümle yek darbdan çalar musanna‘ sâ‘at kulleleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61b ·
metinde göster ·
… yâ ve on iki bin askerî kefereler Varat re‘âyâlığından ayrılup gitdiler ve ân-ı
vâhidede
târumâr oldular. Mel‘ûn Nemse kralı aceb nezâketle azîm re‘âyâ sâhibi oldu, amm …
"Bu kal‘amız harâb oldukdan sonra şimden gerü biz Nemse kralına 88b tâbi‘iz, Varat kal‘asına tâbi‘ olmazız" deyüp ser-fürû etmeyüp on iki bin kılıç re‘âyâ ve on iki bin askerî kefereler Varat re‘âyâlığından ayrılup gitdiler ve ân-ı vâhidede târumâr oldular. Mel‘ûn Nemse kralı aceb nezâketle azîm re‘âyâ sâhibi oldu, ammâ çi fâ’ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a–88b ·
metinde göster ·
kellelerin tenlerinden cüdâ ve baş-ı nâ-tırâşları çevgân top misâl galtân edüp …
"Bu esrâr bu dere içinde kala" deyü ahd [ü] emân ve yemîn-i dîn [ü] îmân edüp her biri birer harâmî alup ve şühedâların akrabâları dahi birerin alup ve bizim refîklerimiz sekizin alup tüccârların şühedâları kanları üzre cümlesin çökerüp ân-ı vâhidede kellelerin tenlerinden cüdâ ve baş-ı nâ-tırâşları çevgân top misâl galtân edüp vücûd-ı şûmların sahîfe-i rûzgârdan seyf-i müczem ile hak edüp Alman Boğazı emn ü emân olup cümle âlet-i silâhların bahş-ı kalenderî edüp tüccârlar ancak dörd aded at alup gayri şeylerine vaz‘-ı yed etmeyüp cümle bizim refîklerimiz ile gulâmlarımız ve tüccâr huddâmları ale's-seviyye hissedâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67a ·
metinde göster ·
… hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde bâliğ oldukdan sonra masârîf sene-i kâmile-i
vâhidede
ibtidâ-i Tût'dan âhirine değin ümerâ-yı Mısrıyyenin senevî sâlyâneleri ve mevâc …
Ve Muhâsebe kaleminden tahrîr olunan emvâl-i müteferrikadan yüz kîse ile beş bin beş yüz kırk sekiz para ve beher sene vâlî-i Mısır tarafından ber-vech-i maktû‘ tekmîl-i hazîne içün mahlûlâtdan vâki‘ olan hulvân kurâ tahtında matlûb kırk kîse mâl, ve Şecerüddür Hâtûn'un kisve-i şerîf evkâfı kurâlarından yigirmi iki kîse ile on beş bin yetmiş para, ve dîvân-ı Mısır'da vâki‘ olan masârîf-i lâzimeden mu‘tâd-ı kadîm üzre kırk bir paradan bir para kat‘ olunup tefâvüt-i lâzıme denmekle ma‘rûf olan mevâtdan senevî elli beş kîse ile on iki bin beş yüz para ki cem‘an senevî bâlâda tafsîl ve icmâli zikr olunduğu üzre ibtidâ-i Tût'dan âhirine değin harâc-ı arâzî ve küşûfiyyeler ve hulvân kurâlar ve yedi aded bender iskelelerden ve sâyir mukâta‘ât ve emvâl-i müteferrika ve gayrı mezkûr aklâmlardan tahsîl olunan emvâlin mecmû‘u üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para eder, kim vezîr-i mükerrem müşârun-ileyh hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde bâliğ oldukdan sonra masârîf sene-i kâmile-i vâhidede ibtidâ-i Tût'dan âhirine değin ümerâ-yı Mısrıyyenin senevî sâlyâneleri ve mevâcib-i asâkir-i mansûreleri ve gayrıhâ iki bin yüz kırk iki kîse ve yedi yüz toksan dörd para mevâcibât ve Haremeynü'ş-şerîfeyn mâlı üç yüz kırk yedi kîse ile on yedi bin tokuz yüz yigirmi beş para eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71b ·
metinde göster ·
… aşağı yollayup dağlar gibi yığarlar. Ve dîvânhâne ferrâşları ve arrâfları ân-ı
vâhidede
tathîr ederler. Ve paşa yine summât-ı hâs başında herkesi ta‘zîm ederek summâta …
Andan iki yüz paşa çâşnigîrleri tarfetü'l-ayn içre cümle sahanları dîdebânları ile aşağı yollayup dağlar gibi yığarlar. Ve dîvânhâne ferrâşları ve arrâfları ân-ı vâhidede tathîr ederler. Ve paşa yine summât-ı hâs başında herkesi ta‘zîm ederek summâta da‘vet edüp bir remmâ dahi Çerâkese beğleri gelir, anlar kalkup yine yedi bölük ihtiyârlarından ve yetmiş yedi kalem dîvân hocaların da‘vet edüp anlara dahi paşa birer parça atup mücevvezesi başından düşer, ba‘zısı hicâbından şaşar. Paşa eğer müteferrikabaşı ve çavuşlar kethudâsı tercümâna otur derse oturup der-akab kalkup yine hizmetde olup summâta ihtiyârları da‘vet ederler. Ammâ paşanın on iki dîvân hil‘atli ağaları ve hasîl-harc ağası bunlar ayağ üzre hizmetdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181b ·
metinde göster ·