… ü yesârda cisrin temeli berâberliğinde cisrin altında hânlar vardır kim âyende
vü revendegânlar
yemîn ü yesârdan geldiklerinde mihmân olurlar. Ve cisrin kemeri altında müte‘ad …
Bu kapulardan içeri yemîn ü yesârda cisrin temeli berâberliğinde cisrin altında hânlar vardır kim âyende vü revendegânlar yemîn ü yesârdan geldiklerinde mihmân olurlar. Ve cisrin kemeri altında müte‘addid hücreler vardır ve demir pençereli şâhnişînlerde müsâfirîn meks edüp kemerin karşu tarafındaki âdemler ile kimi musâhabet eder ve kimi şebeke ve olta ile balık avlarlar. Ve bu cisrin yemîn ü yesârında dahi niçe pencereli hücreler vardır. Üstâd-ı şîrînkâr kasd edüp "Cisrin kemerine bâr olmasın" deyü bu kantara-i ibret-nümânın için boş edüp kat-ender-kat revzenli ve kâ‘alı hücreler de eylemiş. Bu cisrin yemîn ü yesârında korkulukları cümle polad-ı Nahçevânî demirdendir, ammâ üstâd-ı haddâd dahi var makdûrun sarf edüp bir gûne musanna‘ şebeke korkuluklar etmiş kim hakkâ ki yed-i tûlâsın ayân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… yrâtlar bu aynü'l-hayâtın kenârında nişîmen soffalar etmişler kim cemî‘i âyende
vü revendegânlar
bu mahalle gelüp sayd [u] şikâr-ı mâhîler 135a edüp musallâ mihrâblarında ibâ …
Ve bu kal‘anın Rivne divin kazdığı mağârânın içinden bir âb-ı nâb-ı zülâl gıjgırup çıkar kim istimâ‘ eden benî Âdem'in kulakları esamm olur. Mâh-ı Temmuz'da buz pâresidir. Bunda olan alabalığ ve gayrı gûnâ-gûn mâhîlerin adedlerin Hallâk-ı âlem bilür. Sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtın kenârında nişîmen soffalar etmişler kim cemî‘i âyende vü revendegânlar bu mahalle gelüp sayd [u] şikâr-ı mâhîler 135a edüp musallâ mihrâblarında ibâdet edüp zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b–135a ·
metinde göster ·
… stân yokdur, ammâ halkı garîb-dost olmak [ile] müsâfirsiz olmayup cemî‘i âyende
vü revendegânlar
hânlar[a] muhtâc olmayup her hânedânlarda bî-tekellüf mihmân olurlar. Mısra‘:
Ammâ medrese ancak üçdür, lâkin dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve çeşmesâr ve selsebîl ve kârgîr bezzâzistân yokdur, ammâ halkı garîb-dost olmak [ile] müsâfirsiz olmayup cemî‘i âyende vü revendegânlar hânlar[a] muhtâc olmayup her hânedânlarda bî-tekellüf mihmân olurlar. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 158a ·
metinde göster ·
… cümle haşebdendir, kârgîr binâ değillerdir. Bu kasırlarda cümle ecnâd ve âyende
vü revendegânlar
gelüp mihmân olup zevk u şevk ederler.
Ve cânib-i cenûbda Varoş kapusu iki kat ağaç kapudur, demir değildir. İki kapu arası mâl-â-mâl silâh-ı gûnâ-gûndur. Bu kapu üzre bir kasr-ı âlîsi üstünde on aded serâmed şâhî topları ve bu kapunun iki tarafında mazgal deliklerinde darbzen topları var. Bu kapu önünde handak üzre cisir başında bir lonca köşkü var. Handakı içinde nehr-i Tuna cereyân edüp karşu tarafda bir lonca köşkü dahi var, cümle haşebdendir, kârgîr binâ değillerdir. Bu kasırlarda cümle ecnâd ve âyende vü revendegânlar gelüp mihmân olup zevk u şevk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65a ·
metinde göster ·
Bu ziyâretgâhın üzerinde bir kasr-ı âlî var, haşebdendir ve cenbinde bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı var, cemî‘i âyende vü revendegânlar âb-ı nâbından nûş edüp def‘-i atşân edenler, şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ ve şehîdân-ı sahrâ-yı Mihaç'a rahmet derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66a ·
metinde göster ·
… n eşribeleri yapup aşağıda bu havzın fevvârelerinden pertâb edüp havzdan âyende
vü revendegânlar
nûş ederlermiş, ammâ yılda 82a bir kerre küffârın haçların suya bırakdıkları …
Hattâ kefere zamânında bu şazrevânın dîv kellelerinden her bâzâr günleri ve her bed-nâm rûzlarında ve îd-i Nasârâ'da mü[me]ssek eşribeler cârî olup cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Hâlâ şeker şerbeti mahzenleri durur. Bu mahzenlerde gûnâ-gûn eşribeleri yapup aşağıda bu havzın fevvârelerinden pertâb edüp havzdan âyende vü revendegânlar nûş ederlermiş, ammâ yılda 82a bir kerre küffârın haçların suya bırakdıkları günler İsvet Nikola rûhiyçün bu havz [u] şazrevânlarından la‘lgûn bâde-i nâb pertâb edüp nûş edenler mest-i medhûş [u] bî-tâb olurlarmış. Ammâ bu havzdan hâlâ cereyân eden âb-ı sâfîler bu Sarây meydânı altındaki su sa[r]nıçlarına gidüp leb-ber-leb oldukda mâh-ı Temmûz'da nûş eden hayât-ı câvidân bulur, ammâ isrâf üzre sarf etmezler, zîrâ "Hîn-i muhâsarada ahâlî-i kal‘aya su lâzımdır" deyü imsâk üzre sarf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b–82a ·
metinde göster ·
… nâfân ve hân-ı tüccârân-ı sevdâgerân ve imâret-i ıt‘âm-ı dâru'z-ziyâfe-i âyende
vü revendegânlar
ile bu rabtayı ihyâ edüp hâlâ bir şehr-i mu‘azzam-misâl olup cemî‘i tekâlîf-i ö …
Buhayre-i Beşik sâhili kurbunda bir düz çemenzâr lâle‘ızâr mahsûllü ve dağları korulu bir ma‘mûr ve müzeyyen kasaba-i şîrîndir, ammâ mukaddemâ bir küçük belîde imiş. Sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında Sokollu Koca Vezîr Mehemmed Paşa mâl-ı firâvân sarf edüp bir câmi‘-i pür-envâr-ı azîm ve mesâcid-i kadîm ve dâru't-tedrîs-i âlimân ve mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve tekye-i ehl-i tevhîd-i dervîşân ve hammâm-ı râhat-ı cân ve esvâk-ı muhtasar-ı ehl-i hıref-i esnâfân ve hân-ı tüccârân-ı sevdâgerân ve imâret-i ıt‘âm-ı dâru'z-ziyâfe-i âyende vü revendegânlar ile bu rabtayı ihyâ edüp hâlâ bir şehr-i mu‘azzam-misâl olup cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden ahâlîsi mu‘âf [u] müsellem olduklarından ilâ yevminâ hâzâ günden güne amâr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin zemîniyçün seyyâhân-ı berr-i bihârân-ı âyende
vü revendegânlar
eyle tahrîr ve tafsîl eylemişler kim bu şehre sağ kol yolu demişler. Ve Âsitâne …
Ve bu şehrin zemîniyçün seyyâhân-ı berr-i bihârân-ı âyende vü revendegânlar eyle tahrîr ve tafsîl eylemişler kim bu şehre sağ kol yolu demişler. Ve Âsitâne'den Budin yoluna sol kol yolu demişler. Ve yine Âsitâne'den bu zikr olunan iki yolun arasında olan yola tâ cânib-i cenûbda Mora vilâyetine varınca erkek yol demişler. Ve Sofya'dan tâ Bosna ve Hersek'e varınca dişi yol derler. Ve Edirne'den Arnavudistân'ın Elbasan ve Avlonya ve Delvine sancaklarına varınca oğul yolu ta‘bîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
bu meykedelere konup göçerler. Ve her biri niçe piyâle şarâb içüp giderler.
Garîb temâşâdır kim bir diyârda böyle mihmânsarây-misâl 228a meyhâneler yokdur kim meyfürûş kefereler evlâd [u] ıyâlleriyle müsâfirîn-i meyhorlara hidmet ederler. Yine böyle iken bir âdem mest olup meyhânecilerin evlâd [u] ıyâllerine dest-dırâz ve zebân-dırâzlık etmezler. Gâyetü'l-gâye mazbût şehr-i merbûtdur. Cemî‘i kurâ vü kasabâtdan gelüp metâ‘ getirü[p] metâ‘ götürenler ve gayri âyende vü revendegânlar bu meykedelere konup göçerler. Ve her biri niçe piyâle şarâb içüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b–228a ·
metinde göster ·
… kerler. Allâhümme âfinâ bir âdem düşse pâre pâre olur. Ol ecilden cemî‘i âyende
vü revendegânlar
bu kayalarda piyâde yürürler, ne‘ûzü billâh.
Bu şehir içre cereyân eden ayn-ı ilimboz yine ilimboz dağlarından gelüp bu şehrin tâ ortasından cereyân edüp andan aşağı gidüp bir günlük yolda (---) nâm mahalde Akdeniz'e mahlût olur bir âb-ı hayât sudur. Ammâ şehrin Serfice yolu tarafındaki mezkûrûn su değirmenleri tarafında bu nehir gâyet uçurum ve muhâlif kayalı yollardan cereyân eder. Hattâ cemî‘i yolcular bu kayalardan ubûr ederlerken hayli havf ü haşyet çekerler. Allâhümme âfinâ bir âdem düşse pâre pâre olur. Ol ecilden cemî‘i âyende vü revendegânlar bu kayalarda piyâde yürürler, ne‘ûzü billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
Ve bu cisr-i ibret-nümânın karşusunda Rûmeli tarafında istife hâkinde hemân cisrin başında otuz ocaklı bir hân-ı mu‘azzam var, leb-i deryâdadır. Cemî‘i âyende vü revendegânlar bu hân-ı mihmânsarâyda konup sabâh cisr kurulup kal‘a kapusu açıldıkda erbâb-ı hâcât kal‘aya duhûl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… üzre şeb [ü] rûz her tarafdan sadaka ve nezerât kurbânları gelüp cemî‘i âyende
vü revendegânlar
ile yeyüp içüp tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir alay pâ-bürehne ve ser-bürehne fuka …
nassı üzre şeb [ü] rûz her tarafdan sadaka ve nezerât kurbânları gelüp cemî‘i âyende vü revendegânlar ile yeyüp içüp tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir alay pâ-bürehne ve ser-bürehne fukarâ-yı sâbirîn ü şâkirîn ü zâkirînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315b ·
metinde göster ·
… üzre ok ve kurşum darbları urulmuş alâmetleri zencîr ile asmışlar. Cümle âyende
vü revendegânlar
temâşâ ederler. Ve bu kapu üzre bir fevkânî Hunkâr câmi‘i var, kiremitli bir kâ …
Ve bu kapu üzre üç aded çâr-kûşe beyâz mermer-i hâs üzre ok ve kurşum darbları urulmuş alâmetleri zencîr ile asmışlar. Cümle âyende vü revendegânlar temâşâ ederler. Ve bu kapu üzre bir fevkânî Hunkâr câmi‘i var, kiremitli bir kâr-ı kadîm câmi‘-i kerîmdir. Bu câmi‘e karîb bir serâmed sâ‘at kullesi var. Gâyet musanna‘ ve dürüst sâ‘ati var kim aslâ dakîka ve derîce fevt etmez. Cümle cevâmi‘lerin mü’ezzinân-ı Bilâlîleri ana nâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
… ndır. Bedesten-misâl cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Bundan mâ‘adâ âyende
vü revendegânlar
için kârbânsarâylardır.
Ve cümle tokuz hândır, ammâ Yıldırım Hân hânı kal‘a-misâl kurşumlu bir hândır. Bedesten-misâl cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Bundan mâ‘adâ âyende vü revendegânlar için kârbânsarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26b ·
metinde göster ·