İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

vah*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
142
isabet
134 cümle/beyitte
52,6
milyonda
tüm derleme göre
3
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
33 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi13856,4
Maitrisimit Nom Bitig (Hami)292,4
Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası252,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 142

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“vah*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
Mait Mai.Tek.001.51–56 … zta vişnu m(a)heşv(a)ri tört m(a)ha-raçlarda ulatı kamag şazın küzetdeçi kutlar vahşikler nivazıḳi teŋrilerke kamagka tüzü öŋ ülüg bolzun
Mait Mai.Tek.039.04–12 … et-özin tütrüm teriŋ dyan saḳınç yügerü kılur anı körüp kop yıŋaḳ--(taḳı) (kut) vahşikler ... (ėligin) kavşurup bodi--(svtka) inçe tėp tėyür--(ler) ... (e)tözke olurup . …
KuT Ku. T. 31/48b1 48 biz bütünlükin vahy ḳılındı bizke bütünlükin ḳın ol kişi üze kim yalġan tutsa hem yüz ewürse
KuT Ku. T. 33/61a3 … ġıl: eger ḳıssa men anıŋ üçün azġa men özüm üze eger köni yol tutsam anıŋ birle vahy ıḍur maŋa iḍim ol yaḳın ėşitgen turur
EÇS I 16b … etmişdi. İslâmbol halkının cemî‘i gûsfendleri çobansız sahrâlarda gezüp gûrk-i vahşî ile gûsfend-i yahşı berâber gezerlerdi.
EÇS I 32a–32b … riyyûn Şem‘ûn İslâmbol'a gelüp ol câ-yı ferah-fezâda ibâdete meşgûl olup cemî‘i vahşî hayvânâtlar ile hüsn-i ülfet edüp ol mahlûklara su vermek içün zemîni hafr edüp …
EÇS I 71b … giderken Kayseriyye'den kalkup Develi Karahisâr dağları'nda giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şerîflerinde olan nîze-i Kirmân …
EÇS I 99a Şeyh Abdürrahîm: Akşemseddîn'in halîfesidir. İlm-i tasavvufda Vahdetnâme nâm bir te’lîfi vardır. Gâyet mu‘teber nefîs kitâbdır. Ve,
EÇS I 109a Diğer târîh-i Vahdetî Bağdâdî:
EÇS I 110a Vahîdün kazâ nahbehu. / Sene 994.
EÇS I 111b Gülşen-i vahdetde dâ’im açılup cân bülbülü
EÇS I 123a–123b … tâ Nakkâş Ağa Rızâ rû-yı dîvâra siyâh kalem ile bir kaya eşkâli üzre bir kepk-i vahşî tasvîr etmiş, Bihzâd-ı Mânî kalemin çekmede âcizdir. Cümle erbâb-ı ma‘ârifin na …
EÇS I 139b … lde bir hadîka binâ olunup ismine Tokat bâğçesi desinler ve sayd [u] şikâr olan vahşî hayvânları hıfz içün etrâflarına bir tokat çiti-misâl çitler çekilsin" deyü fer …
EÇS I 169a … lî ibn Ebî Tâlib'dir. Cümle esedler gelüp hâk-i pâyine yüz sürüp cemî‘i yırtıcı vahşî hayvânlar kendülere mûnis olup zebân-ı hâl ile kelimât ederler. Kabr-i Alî, Bağ …
EÇS I 171b {Esnâf-ı zerdeciyân: Dükkân 15, neferât otuz, pîrleri kâtib-i vahy Hazret-i Mu‘âviye'dir. İbtidâ zerdeyi bunlar Hazret-i Hamza şehîd olduğu gün mâ …
EÇS I 172b … 3, ammâ acâyib kâr ederler. Zîrâ bunlar dâ’imâ ağda satup ağda yemeğile dağdaki vahşî hayvânları datlı dillerince râm ederler. Meselâ mahalle içlerinde tenhâca sokak …
EÇS I 182a … îcâd edüp iki tarafı delikli olup ağzı ile üfleyüp içinde toprak dâne ile muzır vahşî kuşlara atup sayd ederdi, ba‘dehu Cemşîd bârûdu te’lîf edüp bârûd ile atdı, dey …
EÇS I 188b … ra pîr olup kabri Yemen'de şehr-i Demûl'dedir. Ba‘dehu ol devâtı Hazret-i Resûl vahiy kâtibi olan Mu‘âviye hazretlerine hibe eyledi.
EÇS I 200a … tasvîr etmeden rumûz oldur kim kâr [u] kesb dedükleri ber-hevâ tayerân eder bir vahşî kuşdur. Eğer kuşı bir nezâketle sayd edebilirsen bu bezâstende kâr edebilirsin …
EÇS I 216a Vahdetî Efendi, penç-beytde bî-bedeldir.
EÇS II 223b–224a … lan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre …
EÇS II 225a … tmeyince taşra kadem basmadım. Ulu âsitânedir kim ol kitâb-ı mu‘teber ol künc-i vahdetde te’lîf olmuşdur.
EÇS II 237b … Yesevî'den olup Azerbaycân şehirlerinden Hoy-ı hüsn-hûydandır. Kûh-ı azîmlerde vahşî sığınlara süvâr olup Orhân Gâzî ile sefer eşüp at tavlası gibi bir tavla sığınl …
EÇS II 237b … âzî ile sefer eşüp at tavlası gibi bir tavla sığınları var idi, barhanasın bile vahşî gazâllara yükledirdi. Bursa'da iç kal‘a içre Hünkâr Sarâyı kurbunda bir dıraht- …
EÇS II 237b … ur kim "Sen âteşle pembeyi imtizâc etdirdinse ben dahi leben-i hâlis hâsıl olan vahşî gazâlları teshîr edüp at gibi binüp ve südün yiyüp kullanırım" rumûzun etdi. Ha …
EÇS II 239a Andan meczûb-ı vahdet , meslûb-ı izzet eş-Şeyh Hazret-i Abdâl Mehemmed: Şâh-râh üzre güzel âsitânesi v …
EÇS II 255b–256a … et-i İdrîs'dir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî ibtidâ ana niçe bin ilm ihsân edüp kâtib idi. Vahy ile nâzil olan suhufları tahrîr edüp mücelled ederdi. Kable't-tûfân cemi‘î kütü …
EÇS II 337a … ı menâzilde âb-ı revânlar sâhilinde meks edüp sayd [u] şikâr olunan mâhîleri ve vahşî âhûları ve keklik ve turrâc ve süğlün ve çili ve gayrı şikâr olunan eşyaları bi …
EÇS II 368b … Abdürrahîm: Akşemseddîn'in kırk sene sonra hulefâlarındandır. İlm-i tasavvufda Vahdetnâme nâm kitâb anın te’lîfidir. Cenb-i azîzde medfûndur. Rahmetullahi aleyhim ecma‘î …
EÇS II 369a … manistândır kim ehl-i beled olmayan garîbü'd-diyâr âdemlerin niçesi gâ’ib olmuş vahşî canavarlara ve kuttâ‘u't-tarîk harâmîlere harem olmuş bir bî-amân dağıstân yerd …
EÇS III 4b … kîn, ebde‘a'l-ervâha'l-latîfeti min âlemi'l-gaybi bi-gayri sırrıhi ve lâ mu‘în, vahteri'l-ecsâme'l-keyfiyyeti min âlemi'n-nakli min sülâletin min mâ’in mâ’in.
EÇS III 34b … zret-i Nûh'un ömr-i azîzleri dörd yüz seneye vardıkda Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet'den vahiy gelüp yüz yigirmi sene halkı dîne da‘vet eyledi. Ancak cümle sekiz nefer kimesn …
EÇS III 38b … lerdir ammâ aslâ lisân-ı Rûmî bilmeyüp Arabî tekellüm ederler ve yemîn etseler " Vahad Allah, bi-sırrı Hazret-i Şem‘ûn" derler. Ve bu kal‘a bir kumsal yerde vâki‘ olm …
EÇS III 67b Ve eş-Şeyh Hazret-i Hâmid ibn Mûsâ el-Kayserî: Sâhib-kerâmet-i azîz ehl-i vahdetdir . Hazret-i Hızır ile niçe kerre müşerref olmuşlardır. Efzâ nâm bir mesîregâh [u] …
EÇS III 128a … şeyhülislâma gönderelim" deyü Bâyezîd {Hân} ve Şemseddîn {Sultân} birer künc-i vahdetde gördükleri {vâkı‘aları} tahrîr edüp memhûrlu şeyhülislâma gönderirler. Hikmet-i …
EÇS III 145a–145b … ve Veysî kadar münşî ve mustalah ve kânûn-şinâs bir serî‘u'l-kalem gûyâ kâtib-i vahy idi. Rahmetullah.
EÇS III 160b–161a … r mişezâr-ı gül‘ızârdır. Bu hıyâbân içre ecnâs-ı mahlûkâtdan niçe hûş u tuyûr-ı vahşî cânavarlar mâl-â-mâldir. Ve bu bâğın cânib-i cenûbu bir çemenzâr-ı azîm 161a …
EÇS III 174b … turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile Melek Ahmed Paşa efendimiz hâne-i vahdetinde âlem-i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile …
EÇS III 175b Ve ruhsâr-ı arak-nâkin nedir dediniz tevhîd-i vahdet ile yanaklarımız la‘l-gûn olmuşdur.
EÇS IV 227b–228a … ti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yu …
EÇS IV 296a–296b … hr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl …
EÇS IV 349b … yin dahi "Ben târik-i dünyâyım, bana hilâfet ü bî‘at lâzım değildir. Bir köşe-i vahdetde şehr-i Kûfe içre halkdan fâriğ bir merdim." deyü Yezîd'e nâme gönderdi.
EÇS IV 350b … ye'nin kabrinden vücûdun çıkarup âteşe göyürdürmeğe murâd edindikde, "Hazret'in vahiy kâtibidir ve Hazret'in halası oğlu akrabâsıdır incitmen." deyü ricâ etdiler. Ka …
EÇS IV 351a–351b Hatta 351b Hazret-i Mu‘âviye Hazret'in vahiy kâtibi olmağile Cibril-i Emîn'in bu haberi Hazret'e getirdiğinden haberdâr olup …
EÇS IV 377b–378a … ır kim cânib-i etrâfında olan seng-i hârâlarında niçe kerre yüz bin gûne murg-ı vahşî âşiyân dutmuş İmâdeddîn kal‘asıdır. Cânib-i (---) urûc olunur. Ancak bir yolu v …
EÇS IV 394b Üçüncü sûret-i nefs-i mülheme, akl u hikmet ve dâniş u vahy ve ilhâm u ilim ve hilm ü kemâl ve fazl u zekâ ve ihsân u hüsn-i hulk.
EÇS IV 405a … ende nice ceyran u erneb ve gâv-ı beyâbânî ve hımâr-ı berrî ve niçe bin gurâb-ı vahşî gark olduğundan Kargaçamı derler. Ma‘mûr [u] âbâdândan pür-nişândır ammâ hâlâ h …
EÇS V 9a … edüp halka gülünç olman. Bana da bir nânpâre verin. Vâliden ehlimle bir kûşe-i vahdetde sizlere hayır du‘âda olam. Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, a …
EÇS V 9b … nda hücremden çıkup hânın dîvânhânesinde hazîne odasında ale's-sabâh bir künc-i vahdetde âlem ağyârdan bî-haber iken evrâd-ı ezkârım tilâvet edüp âsûde-hâl dururken anı …
EÇS V 17b Ve Defterdâr Mustafâ Paşa'yı dahi pinhân olduğu künc-i vahdetde bir hidmetkâr ta‘rifi sebebiyle bulunup Atmeydânı'nda anı dahi fermân-ı pâdişâh …